Geri Dön

Evli bireylerde çocukluk çağı travmaları ve birikimli travma ile dissosiyatif yaşantılar, kendini sabotaj, aile işlevselliği, depresyon ve saldırganlık düzeyleri arasındaki ilişkinin modern psikotravmatoloji perspektifinden incelenmesi

Examination of the relationship between childhood trauma and cumulative trauma with dissociative experiences, selfsabotage, family functioning, depression and aggression levels in married individuals from a modern psychotraumatology perspective

  1. Tez No: 1009097
  2. Yazar: MUSTAFA YILMAZ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. ERDİNÇ ÖZTÜRK
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Adli Tıp, Psikoloji, Forensic Medicine, Psychology
  6. Anahtar Kelimeler: Çocukluk çağı travmaları, Childhood traumas
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa
  10. Enstitü: Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Sosyal Bilimler Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Çocukluğu çağı travmaları ve kümülatif örseleyici yaşantılar üzerine kurulu olan dünya tarihi, insan kökenli kronik örselenmelerin hem öznelerde hem de kitlelerde doğurduğu psikopatolojilerin yıkıcı sonuçları eşliğinde varlanışını sürdürmektedir. Bireyler ve toplumlar, travmalar aracılığı ile kontrol altında tutularak dissosiye edilmekte; nötralize edilmeyen olumsuz yaşantılar ailedeki ebeveyn çocuk iletişiminde ve eşler arası ilişkilerde kişilerin kendisine ve diğerlerine zarar verdiği şiddete ulaşan bir durum oluşturmaktadır. Aile psikopatolojisi bağlamında otoriter yapılar özneleri travmaları ile mücadele etmek yerine baskı karşısında itaate zorlamaktadır. Modern psikotravmatolojinin en güncel kuramı dissoanalize göre; çocuklar primitif, şımartma ve şiddet odaklı“yanlış çocuk yetiştirme stilleri”ile ebeveynleri tarafından travmatize edilmekte, nötralize edilmeyen olumsuz yaşantılar bireylerin kişisel yaşamlarını ve evliliklerini negatif yönde etkileyerek disfonksiyonel aileler meydana getirmekte, aynı zamanda kişileri reviktimizasyon döngüsü içerisine alabilmektedir. Disfonksiyonel ailelerin maladaptif iletişim ve ilişki kalıpları üzerinden gelecek nesillere aktarılabilen travmalar, dissosiyatif, depresif ve kendine zarar veren, yıkım odaklı bireyler, hatta nesiller yaratmaktadır. Modern psikotravmatoloji, bireylerin ve toplumların ruhsal entegrasyonuna odaklanmakta; barışçıl, insan odaklı, nesiller arası gelişimi destekleyen, adaletli ve zihinsel olarak sağlıklı bir toplum inşasını amaçlamaktadır. Öztürk'ün modern psikotravmatoloji kuramı temel alınarak gerçekleştirilen bu araştırmanın, aile ve evlilik dinamikleri çerçevesinde incelenen değişkenlerle çalışılması ile“aile psikolojisi”alanına katkı sağlaması, belirlenen hedefler doğrultusunda“fonskiyonel çocuk yetiştirme stilleri”,“aile işlevselliği”ve“aile içi pozitif iletişim”ile ilgili konularda oluşturulan toplumsal modellere bilimsel destek sunması önem arz etmektedir. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü Sosyal Bilimler Ana Bilim Dalı, Psikotravmatoloji ve Psikotarih Araştırmaları Birimi'nde hazırlanan doktora tez çalışmamızın temel amacı; evli bireylerde çocukluk çağı travmaları ve birikimli travma ile dissosiyatif yaşantılar, kendini sabotaj, aile işlevselliği, depresyon ve saldırganlık düzeyleri arasındaki ilişkinin modern psikotravmatoloji perspektifinden değerlendirilmesidir. Araştırmamızın örneklem grubu İstanbul'da yaşayan 18 yaş ve üzeri 153 evli çiftten (306 birey) oluşmaktadır. Veri toplama süreci Mayıs 2024-Nisan 2025 tarihleri arasında yüz yüze (182 kişi) ve çevrimiçi (124 kişi) olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmamızdaki veriler, tez danışmanı ve araştırmacı tarafından hazırlanan Demografik ve Modern Psikotravmatoloji Temelli Görüşme Formu ile Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği, Birikimli Travma Ölçeği Kısa Formu, Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği, DSM-5 Depresyon Ölçeği, Buss-Perry Saldırganlık Ölçeği, Aile İşlevselliği Ölçeği ve Kendini Sabotaj Ölçeği'nden elde edilmiştir. Araştırmamızın ana bulgularına göre; Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği (CTQ) puanı 35'in altında olan kadınların, Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği (p < .001), Birikimli Travma Ölçeği (negatif) (p < .001), DSM-5 Depresyon Ölçeği (p = .005), Buss-Perry Saldırganlık Ölçeği(p = .005) ve Kendini Sabotaj Ölçeği puanları (p < .001) CTQ 35'in üzerinde olanlara göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde düşük bulunmuş; CTQ 35'in altındaki kadın ve erkeklerin Aile İşlevselliği Ölçeği (p < .001) puanlarının CTQ 35'in üzerinde olanlara göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek olduğu görülmüştür. CTQ puanı 35'in altında olan erkeklerin, Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği (p < .001), Birikimli Travma Ölçeği (negatif) (p < .001), DSM-5 Depresyon Ölçeği (p < .001), Buss-Perry Saldırganlık Ölçeği (p < .001) ve Kendini Sabotaj Ölçeği (p < .001) puanları CTQ 35'in üzerinde olanlara göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde düşük bulunmuş; CTQ 35'in altında olanların Aile İşlevselliği Ölçeği (p < .001) puanlarının CTQ 35'in üzerinde olanlara göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek olduğu görülmüştür. Tüm örneklemde çocukluk çağı travmaları ile dissosiyatif yaşantılar (r = .675, p < .01), saldırganlık (r = .319, p < .01) ve depresyon (r = .370, p < .01) pozitif yönde anlamlı ilişki vardır. Aile işlevselliği ile çocukluk çağı travmaları (r = -.505, p < .01), dissosiyatif yaşantılar (r = -.368, p < .01), saldırganlık (r = -.323, p < .01) ve depresyon (r = -.368, p < .01) arasında ise negatif yönde anlamlı ilişki bulunmaktadır. Çocukluk çağı travmaları ve birikimli travma, kadınlarda (R = .610, R2 = .372) ve erkeklerde (R = .822, R2 = .676) dissosiyatif yaşantıları; kadınlarda (R = .453, R2 = .205) ve erkeklerde (R = .517, R2 = .268) depresyonu; kadınlarda (R = .437, R2 = .191) ve erkeklerde (R = .457, R2 = .208) saldırganlığı; kadınlarda (R = .533, R2 = .284) ve erkeklerde (R = .544, R2 = .296) aile işlevselliğini; kadınlarda (R = .425, R2 = .181) ve erkeklerde (R = .376, R2 = .142) kendini sabotajı yordamaktadır. Birikimli travma (negatif) ile depresyon arasında aile işlevselliğinin aracılık rolü olduğu görülmüştür (B = .48, SE = .12, %95 GI [.23, .73], p < .001). Çocukluk çağı travmaları ile depresyon arasında aile işlevselliğinin aracılık rolü olduğu saptanmıştır. Duygusal ihmal (B = .07, SE = .02, %95 GI [.02, .12], p = .003) ve cinsel istismarın (B = .13, SE = .04, %95 GI [.04, .23], p = .005) depresyon üzerindeki dolaylı etkisi aile işlevselliği üzerinden anlamlı bulunmuştur. Bulgularımız özellikle çocukluk çağı travmalarının ve aile işlevselliğinin evli bireylerin psikopatolojileri (dissosiyatif bozukluklar ve depresyon) ile doğrudan ilişkili olduğunu göstermektedir.

Özet (Çeviri)

History of world, which is based on childhood traumas and cumulative traumatic experiences, continues to exist with the devastating consequences of psychopathologies caused by chronic and human-origin traumas in both subjects and masses. Individuals and societies are being dissociated through trauma; unresolved negative experiences lead to situations where individuals harm themselves and others, resulting in violence within parent child communication in families and in spousal relationships. In the context of family psychopathology, authoritarian structures force individuals into obedience in the face of oppression, rather than confronting their traumas. According to the dissoanalysis, the most current theory in modern psychotraumatology, children are traumatized by their parents through primitive, pampering- and, violence- focused“negative child-rearing styles”. Unneutralized abusive experiences negatively impact individuals' personal lives and marriages, creating dysfunctional families and can also entraining individuals in a cycle of revictimization. Traumas, passed down to future generations through maladaptive communication and relationship patterns in dysfunctional families, create dissociative, depressive, self-destructive, and destructive individuals and even generations. Modern psychotraumatology focuses on the psychological integration of individuals and societies; aiming to build a peaceful, human-centered, just, and psychologically healthy society that supports intergenerational progress and development. It is important that this research, evaluated and grounded in terms of Öztürk's modern psychotraumatology theory, contributes to the field of“family psychology”by working with variables examined within the framework of family and marriage dynamics, and thus provides scientific support to social models created on issues related to“functional child-rearing styles”,“family functionality”and“positive communication within the family”. In this regard, the main purpose of our doctoral dissertation prepared at Istanbul University-Cerrahpaşa Institute of Forensic Sciences and Legal Medicine, Department of Social Sciences, Psychotraumatology and Psychohistory Research Unit is to evaluate the relationship between childhood traumas and cumulative trauma and dissociative experiences, self-sabotage, family functionality, depression and aggression levels in married individuals from the perspective of modern psychotraumatology. The sample group of our study consists of 153 married couples (306 individuals) aged 18 and over living in Istanbul. Data collection was conducted face-to-face (182 individuals) and online (124 individuals) between May 2024 and April 2025. The data in our study were obtained using the Demographic and Modern Psychotraumatology-Based Interview Form, which was developed by the thesis advisor and the researcher, as well as the Childhood Trauma Questionnaire (CTQ), Cumulative Trauma Scale-Short Form (CTS-SF), Dissociative Experiences Scale (DES), DSM-5 Depression Scale, Buss-Perry Aggression Scale (BPAS), Family Functioning Scale (FFS), and Self-Handicapping Scale (SHS). According to the main findings of our research; women with a CTQ score below 35 had statistically significantly lower DES (p < .001), CTS (negative) (p < .001), DSM-5 Depression Scale (p = .005), BPAS (p = .005), and SHS (p < .001) scores than those with a CTQ score above 35. In the entire sample, CTQ score below 35 had statistically significantly higher FFS (p < .001) scores than those with a CTQ score above 35. Males with a CTQ score below 35 had statistically significantly lower scores on the DES (p < .001), CTS (negative) (p < .001), DSM-5 Depression Scale (p < .001), BPAS (p < .001), and SHS (p < .001) than those with a CTQ score above 35; and males with a CTQ score below 35 had statistically significantly higher scores on the FFS (p < .001) than those with a CTQ score above 35. In the entire sample, childhood traumas and dissociative experiences (r = .675, p < .001), aggression (r = .319, p < .001), and depression (r = .370, p < .001) were found to be positively correlated with each other. A negative significant correlation was found between family functioning and childhood traumas (r = -0.505, p < .001), dissociative experiences (r = -0.368, p < .001), aggression (r = -0.323, p < .001) and depression (r = -0.368, p < .001). Childhood traumas and cumulative trauma were found to be associated with dissociative experiences in females (R = .610, R2 = .372) and males (R = .822, R2 = .676); It predicted depression in women (R = .453, R2 = .205) and men (R = .517, R2 = .268); aggression in women (R = .437, R2 = .191) and men (R = .457, R2 = .208); family functioning in women (R = .533, R2 = .284) and men (R = .544, R2 = .296); and self-sabotage in women (R = .425, R2 = .181) and men (R = .376, R2 = .142). Family functioning had a mediating role between cumulative trauma (negative) and depression (B = .48, SE = .12, 95% GI [.23, .73], p < .001). Family functioning has been found to mediate between childhood trauma and depression. The indirect effects of emotional neglect (B = .07, SE = .02, 95% GI [.02, .12], p = .003) and sexual abuse (B = .13, SE = .04, 95% GI [.04, .23], p = .005) on depression were significant through family functioning. Our findings demonstrate that childhood trauma, in particular, and family functioning, are directly related to the psychopathologies (dissociative disorders and depression) of married individuals.

Benzer Tezler

  1. Evli bireylerde çocukluk çağı travmaları ile evlilik hoşnutsuzluğu arasındaki ilişkide çift uyumunun ve ikili ilişkilerde güvenin aracı rolü

    The mediating role of dyadic adjustment and dyadic trust in the relationship between childhood traumas and marital disaffection in married individuals

    MELİS SENA ÖMÜR

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Psikolojiİstanbul Beykent Üniversitesi

    Psikoloji Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ FURKAN ONUR EKEN

  2. Evli bireylerde çocukluk çağı ruhsal travmalarının algılanan partner duyarlılığı ve bilinçli farkındalık ile ilişkisi

    The relationship between perceived partner sensitivity andconscious awareness of childhood mental traumas inmarried individuals

    NURSERDA YILDIZ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    PsikolojiOndokuz Mayıs Üniversitesi

    Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MELEK DEMİR

  3. Bipolar bozukluk hastalarında içselleştirilmiş damgalanma, yaşantısal kaçınma ve çocukluk çağı travmaları

    Internalized stigma, experiental avoidance and childhood trauma in bipolar disorder patients

    SELİN ÖZKIZILVİRANLIO

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    HemşirelikErciyes Üniversitesi

    Hemşirelik Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MAHMUT EVLİ

  4. Yetişkin bireylerde algılanan ebeveyn tutumu ile çocukluk çağı travmalarının duygusal yeme üzerine etkisinin incelemesi

    Investigation of perceived parental attitude in adult individuals and the effects to childhood traumas on emotional eati

    İPEK SOYUMTÜRK

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    Psikolojiİstanbul Gelişim Üniversitesi

    Psikoloji Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ FATİH BAL

  5. Çocukluk çağı travmaları ile evlilik doyumu ilişkisinde duygu düzenleme güçlüğünün ve stresle çift olarak baş etmenin aracı rolü

    The mediator role of emotion regulation difficulties and dyadic coping in the relationship between childhood traumas and marriage satisfaction

    SİMAY YILMAZ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    PsikolojiIşık Üniversitesi

    Psikoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. FERYAL ÇAM ÇELİKEL