Geri Dön

Endolarengeal cerrahide oksijen rezerv indeksinin erken desaturasyonu tanımadaki rolü: Randomize klinik çalışma

The role of oxygen reserve index in recognizing early desaturation in endolaryngeal surgery: A randomized clinical trial

  1. Tez No: 1009112
  2. Yazar: ECE NAZ DEMİR
  3. Danışmanlar: PROF. DR. DEMET ALTUN BİNGÖL
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Anestezi ve Reanimasyon, Anesthesiology and Reanimation
  6. Anahtar Kelimeler: Oksijen rezerv indeksi, apneik intermitan ventilasyon, endolarengeal cerrahi, Oxygen reserve index, apneic intermittent ventilation, endolaryngeal surgery
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Apneik intermitan ventilasyon, endolarengeal cerrahilerde cerrahi görüş avantajı sağlamakla birlikte hipoksi ve hiperkarbi riski nedeniyle dikkatli oksijenizasyon takibi gerektirir. Bu çalışmanın amacı, apneik intermitan ventilasyon uygulanan endolarengeal cerrahilerde oksijen rezerv indeksinin (ORİ), standart monitörizasyon yöntemi olan periferik oksijen satürasyonuna (SpO₂) kıyasla hipoksinin erken tanınmasındaki etkinliğini değerlendirmektir. Sekonder amaçlar arasında ORİ kullanımının gaz değişimi, akciğer ultrasonografisi bulguları ve erken postoperatif pulmoner çıktılar üzerindeki etkilerinin incelenmesi yer almaktadır. Gereç ve Yöntem: Bu tek merkezli, prospektif, randomize klinik çalışmaya genel anestezi altında elektif endolarengeal cerrahi planlanan, ASA I–III sınıfında, 18 yaş ve üzeri hastalar dahil edildi. Hastalar ORİ monitörizasyonu ile takip edilen grup ve standart SpO₂ monitörizasyonu ile takip edilen kontrol grubu olarak randomize edildi. Tüm hastalarda apneik intermitan ventilasyon uygulandı. ORİ grubunda yeniden ventilasyon kararı ORİ'nin sıfıra ulaşmasıyla, kontrol grubunda ise SpO₂'nin %90'a düşmesiyle alındı. Primer sonlanım noktası apne başlangıcından yeniden ventilasyon kararına kadar geçen süre olarak belirlendi. Sekonder sonlanım noktaları arteriyel kan gazı parametreleri, end-tidal karbondioksit değerleri, akciğer ultrasonografisi bulguları ve derlenme odası sonuçlarını içermektedir. Bulgular: 70 hasta çalışmaya dahil edildi. Gruplar arasında demografik ve klinik özellikler açısından anlamlı fark saptanmadı. ORİ grubunda oksijen rezervindeki azalma, SpO₂ düşüşü gelişmeden önce saptanarak daha erken yeniden ventilasyon kararı alınmasını sağladı. Yeniden ventilasyon eşiğinde ORİ grubunda PaO₂ değerleri daha yüksek, PaCO₂ değerleri daha düşük bulundu. Postoperatif akciğer ultrasonografisi değerlendirmelerinde her iki grupta havalanma kaybı bulguları izlenmekle birlikte, ORİ grubunda bulguların daha sınırlı olduğu saptandı. Sonuç: Endolarengeal cerrahilerde apneik intermitan ventilasyon uygulanan hastalarda ORİ monitörizasyonu, oksijen rezervindeki azalmayı periferik desatürasyon gelişmeden önce saptayarak hipoksinin erken tanınmasına olanak sağlamaktadır. ORİ rehberli yaklaşımın, gaz değişimini daha fizyolojik sınırlar içinde tutarak postoperatif pulmoner çıktılarının iyileştirilmesine katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.

Özet (Çeviri)

Objective: Apneic intermittent ventilation provides excellent surgical exposure during endolaryngeal surgery but requires meticulous oxygenation monitoring due to the risks of hypoxemia and hypercapnia. The primary aim of this study was to evaluate the effectiveness of the oxygen reserve index (ORI) in the early detection of hypoxemia compared with standard peripheral oxygen saturation (SpO₂) monitoring in patients undergoing endolaryngeal surgery with apneic intermittent ventilation. Secondary objectives included the assessment of the effects of ORI-guided monitoring on gas exchange, lung ultrasound findings, and postoperative pulmonary outcomes. Methods: This single-center, prospective, randomized clinical study included adult patients (≥18 years) with ASA physical status I–III scheduled for elective endolaryngeal surgery under general anesthesia. Patients were randomly assigned to either the ORI monitoring group or the standard SpO₂ monitoring group. Apneic intermittent ventilation was applied in all patients. In the ORI group, ventilation was resumed when the ORI reached zero, in the control group ventilation was resumed when SpO₂ decreased to 90%. The primary outcome was the time from the onset of apnea to the decision to resume ventilation. Secondary outcomes included arterial blood gas parameters, end-tidal carbon dioxide values, lung ultrasound findings, and post-anesthesia care unit outcomes. Results: A total of 70 patients were included. Demographic and clinical characteristics were similar between groups. In the ORI group, depletion of the oxygen reserve was detected before a decrease in SpO₂, allowing earlier resumption of ventilation. At the ventilation threshold, PaO₂ values were higher and PaCO₂ values were lower in the ORI group. Postoperative lung ultrasound assessments demonstrated signs of reduced aeration in both groups; however, these findings were less pronounced in the ORI group. Conclusion: In patients undergoing endolaryngeal surgery with apneic intermittent ventilation, ORI monitoring enables earlier detection of declining oxygen reserves compared with standard SpO₂ monitoring. By maintaining gas exchange within more physiological limits, an ORI-guided approach may contribute to improved preservation of postoperative lung aeration and better pulmonary outcomes.

Benzer Tezler

  1. Endolarengeal cerrahide yüksek akımlı nazal kanül oksijen ve jet ventilasyon tekniklerinin oksijenizasyon üzerine etkilerinin karşılaştırılması: randomize kontrollü çalışma

    Comparison of the effects of high-flow nasal cannula oxygen and jet ventilation techniques on oxygenation in endolaryngeal surgery: A randomized controlled study

    SEDA ÖZDAĞLI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Anestezi ve Reanimasyonİstanbul Üniversitesi

    Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. DEMET ALTUN BİNGÖL

  2. Vokal kord poliplerinde cerrahi sonrası ses kalitesinin araştırılması

    Investigation of postoperative voice quality in vocal kord polyps

    METİN ERDİNÇ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2009

    Kulak Burun ve BoğazEskişehir Osmangazi Üniversitesi

    Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ERKAN ÖZÜDOĞRU

  3. Ses teli nodülü, ses teli polibi ve ses teli kisti olan yetişkinlerde ses cerrahisi ile ses terapisi yöntemlerinin etkililiğinin karşılaştırılması

    The comparison of the effectiveness of the methods of voice surgery and voice therapy for the adults with vocal cord nodules, vocal cord polyps, and vocal cord cysts

    İBRAHİM ERENSOY

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Kulak Burun ve BoğazAnadolu Üniversitesi

    Dil ve Konuşma Terapisi Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ELÇİN TADIHAN ÖZKAN

  4. İntrakordal yağ enjeksiyonu sonrası vokal kordların durumu ve ses kalitesi değerlendirilmesi

    Evaluation of the vocal quality and the status of the vocal cords after intracordal fat injection

    AYDIN CEYHAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2011

    Kulak Burun ve BoğazUludağ Üniversitesi

    Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. H. HAKAN COŞKUN