Geri Dön

Hava kirliliğinin, kronik obstrüktif akciğer hastalarında eozinofil düzeylerine göre hastalık kontrolü ve anemi üzerine etkisi

The effect of air pollution on disease control and anemia in patients with chronic obstructive pulmonary disease according to eosinophil levels

  1. Tez No: 1009476
  2. Yazar: SÜREYYA HAKAN DEMİRASLAN
  3. Danışmanlar: PROF. DR. AYŞE FÜSUN KALPAKLIOĞLU
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Göğüs Hastalıkları, Chest Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Kronik obstrüktif akciğer hastalığı, Hava kirliliği, Solunum Fonksiyon Testleri, Chronic Obstructive Pulmonary Disease, Air Pollution, Pulmonary Function Tests
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Kırıkkale Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş ve Amaç: Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) seyrinde genetik ve çevresel faktörlerin rolü olduğu bilinmektedir. Bu çalışmanın amacı KOAH hastalarında meteorolojik faktörlerin hastalık üzerindeki etkilerini değerlendirmektir. Yöntem: Bu retrospektif çalışma Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Kliniği'nde yürütülmüştür. Olgular 3 gözlem noktasında (2023 yılı yaz, 2023-2024 yılları kış, 2024 yılı yaz) incelendi. Olguların demografik özellikleri, hemogram ve solunum fonksiyon testleri, tetkik yapıldığı güne ait hava parametreleri (sıcaklık; PM2,5; PM10; NO2; SO2; O3; CO) incelendi. Bulgular: 59'u eozinofilik (kan eozinofil sayısı≥300/μl), 63'ü non-eozinofilik (kan eozinofil sayısı<300/μl) toplam 122'si stabil 38'i atak döneminde 160 KOAH olgusu incelendi. Stabil KOAH olgularında kış döneminde eozinofil, hemoglobin, nötrofil, CRP, lökosit düzeylerinde artış; lenfosit, FEV1, FVC düzeylerinde düşüş izlendi (p=<0,05). FEV1/FVC düzeylerinde değişim yoktu (p=>0,05). Üç gözlem döneminde de çalışmaya katılmış olanlarda kötüleşme (kış döneminde ilk yaz dönemine kıyasla düşüş), iyileşme (ikinci yaz döneminde kış dönemine kıyasla artış) ve geri kazanım (iyileşme/kötüleşme oranı) parametreleri tanımlandı. Kışın FEV1'de kötüleşme non-eozinofilik olgularda %13,03±8,64; eozinofilik olgularda %20,22±6,93 olarak izlendi (p=<0,001). Takip eden yaz döneminde iyileşme sırasıyla %12,85±10,94; %17,63±9,40 olarak gözlemlendi (p=0,095). Geri kazanım non-eozinofilik grupta %85,99±63,18; eozinofilik grupta %68,92±28,70 olarak izlendi (p=0,516). Non-eozinofilik olgularda kışın FVC skorlarında kötüleşme eozinofilik olgulardan daha düşük (%10,59±11,92; %19,93±10,34) olarak izlendi (p=0,019). Yaz döneminde iyileşme sırasıyla %14,51±14,30; %15,76±9,62 olarak gözlemlendi (p=0,507). Geri kazanım non-eozinofilik grupta %29,62±166,55; eozinofilik grupta %73,74±43,32 olarak izlendi (p=0,767). Non-eozinofilik olgularda kışın FEV1/FVC düzeylerinde kötüleşme %1,25±12,49; eozinofilik olgularda %0,19±11,21 olarak izlendi (p=0,921). Yaz döneminde iyileşme sırasıyla %0,16±12,57; %3,37±9,63 olarak gözlemlendi (p=0,471). Geri kazanım non eozinofilik grupta %31,99±203,03; stabil eozinofilik grupta %77,07±428,03 olarak izlendi (p=0,343). Gözlem sürecinde incelenen hava kirliliği parametrelerinde kış döneminde anlamlı kötüleşme ve takip eden yaz gözleminde iyileşme eşlik etti (p=<0,05). Non-eozinofilik KOAH olgularında lineer regresyon modeli PM10, SO2 ve CO düzeylerindeki değişimin, FEV1 kötüleşme yüzdesi üzerinde etkili olduğunu gösterdi (düzeltilmiş R2=0,363, p=<0,001). Eozinofilik KOAH olgularında ise hava sıcaklığı ve PM2.5 düzeylerindeki değişimin, SO2 ve CO düzeylerindeki değişime ek olarak FEV1 kötüleşme yüzdesi üzerinde etkili olduğu görüldü (düzeltilmiş R2=0,422, p=<0,001). Sonuç: Eozinofilik olgularda kışın daha fazla kötüleşme olduğu için yazın istatistiki anlamsız olmakla beraber daha iyi skorla iyileşme görülse de bu grup eski performansına yaklaşamazken, non-eozinofilik grup hemen hemen eski performansına yaklaşabildi. Bu durum eozinofiklerde her kış daha fazla kayıp, her yaz daha az remisyon ile ilişkiliydi. KOAH olgularında çevresel faktörlerin kontrol altına alınmasıyla kısmi klinik yanıt alınabileceği görülmektedir. Eozinofilik KOAH olgularında non-eozinofilik olgulara kıyasla çevresel faktörler çok daha fazla kötü prognoz ile ilişkili görülmektedir.

Özet (Çeviri)

Introduction and Objective: Genetic and environmental factors are known to play a role in the progression of chronic obstructive pulmonary disease (COPD). This study aimed to evaluate the impact of meteorological factors on the course of COPD. Methods: This retrospective study was conducted at the Department of Pulmonology, Kırıkkale University Faculty of Medicine. Patients were evaluated at three observation points (summer 2023, winter 2023–2024, summer 2024). Demographic characteristics, complete blood count, pulmonary function tests, and meteorological parameters on the day of testing (temperature, PM2.5, PM10, NO₂, SO₂, O₃, CO) were analyzed. Results: A total of 160 COPD patients were included, 122 in the stable phase and 38 during exacerbation; 59 were eosinophilic (blood eosinophil count ≥300/µl) and 63 non-eosinophilic (blood eosinophil count <300/µl). In stable COPD patients, the winter period was associated with increases in eosinophils, hemoglobin, neutrophils, CRP, and leukocytes, and decreases in lymphocytes, FEV₁, and FVC (p = <0.05). FEV₁/FVC ratios showed no significant change (p = >0.05). For patients who participated in all three observation periods, the parameters of worsening (decline in winter compared to the first summer), improvement (increase in the second summer compared to winter), and recovery (improvement/worsening ratio) were defined. In winter, FEV₁ worsening was 13.03 ± 8.64% in non-eosinophilic patients and 20.22 ± 6.93% in eosinophilic patients (p = <0.001). Subsequent summer improvement was 12.85 ± 10.94% and 17.63 ± 9.40%, respectively (p=0.095). Recovery rates were 85.99 ± 63.18% in the non-eosinophilic group and 68.92 ± 28.70% in the eosinophilic group (p = 0.516). Winter FVC worsening was significantly lower in non-eosinophilic patients compared with eosinophilic patients (10.59 ± 11.92% vs. 19.93 ± 10.34%, p = 0.019). Summer improvement was 14.51 ± 14.30% and 15.76 ± 9.62%, respectively (p = 0.507). Recovery was 29.62 ± 166.55% in non-eosinophilic patients and 73.74 ± 43.32% in eosinophilic patients (p = 0.767). Winter FEV₁/FVC worsening was 1.25 ± 12.49% in non-eosinophilic patients and 0.19 ± 11.21% in eosinophilic patients (p =0.921). Summer improvement was 0.16 ± 12.57% and 3.37 ± 9.63%, respectively (p = 0.471). Recovery was 31.99 ± 203.03% in non-eosinophilic patients and 77.07 ± 428.03% in eosinophilic patients (p = 0.343). Air pollution parameters worsened significantly in winter and partially improved in the subsequent summer (p = < 0.05). Linear regression analysis showed that changes in PM10, SO₂, and CO significantly contributed to FEV₁ decline in non-eosinophilic patients (adjusted R² = 0.363, p = < 0.001). In eosinophilic patients, in addition to SO₂ and CO, changes in temperature and PM2.5 were also significantly associated with FEV₁ decline (adjusted R² = 0.422, p = < 0.001). Conclusion: Eosinophilic patients experienced greater winter deterioration; although summer recovery scores appeared higher, they could not regain their baseline performance, unlike non-eosinophilic patients who nearly returned to baseline. This indicates that eosinophilic COPD is associated with greater annual loss in winter and less remission in summer. Controlling environmental factors may provide partial clinical improvement in COPD, but environmental exposure appears to be more strongly associated with poor prognosis in eosinophilic COPD compared to non eosinophilic COPD.

Benzer Tezler

  1. KOAH alevlenme ile acil servise başvuran hastalarda meteorolojik faktörler ve hava kirliliğinin alevlenme alt gruplarına etkisinin incelenmesi

    Başlık çevirisi yok

    ERDAL KARATAŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Acil TıpKocaeli Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NURETTİN ÖZGÜR DOĞAN

  2. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı akut atakları nedeniyle acil servise başvuran hastaların; hastaneye yatış oranı, hava kirliliği ve meteorolojik faktörler arasındaki ilişki düzeylerinin saptanması

    Determination of relationship between hospitalization rate, air pollution and meteorological factors with the chronic obstructive pulmonary disease patients who apply for an emergency service

    HÜSEYİN YÜZER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2017

    İlk ve Acil YardımSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    UZMAN MUSTAFA KEŞAPLI

  3. Akciğer kanserli hastalar ve kontrol gruplarinda Chlamydophila pneumoniae enfeksiyonlarinin insidansinin PCR ve serolojik testlerle araştirilmasi

    Investigation of the incidence of Chlamydophila pneumoniae infections in lung cancer patients and control groups by PCR and serological tests

    EYLEM TEMEL

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    BiyoteknolojiÇukurova Üniversitesi

    Biyoteknoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. FATİH KÖKSAL

  4. Analysis of the effects of air pollution on respiratorysystem diseases in İtanbul

    İstanbul'da hava kirliliğinin solunum sistemi hastalıklarıüzerindeki etkilerinin analizi

    ÖZKAN ÇAPRAZ

    Doktora

    İngilizce

    İngilizce

    2021

    Meteorolojiİstanbul Teknik Üniversitesi

    Meteoroloji Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ALİ DENİZ

  5. Effects of air pollutant parameters on respiratory diseases in Edirne

    Edirne'de hava kirletici parametrelerinin solunum yolu hastalıklarına olan etkisi

    KUTLAY ÖZDEMİR

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2025

    Çevre Mühendisliğiİstanbul Teknik Üniversitesi

    Çevre Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. BURÇAK KAYNAK TEZEL

    DR. ÖZKAN ÇAPRAZ