Ontolojik güvenlik bağlamında Türk-Yunan ilişkileri: Kardak Krizi örneği
Turkish-Greek relations in the context of ontological security: The case of Kardak Crisis
- Tez No: 1010066
- Danışmanlar: DOÇ. DR. ÇAĞLA DERYA TAĞMAT
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Uluslararası İlişkiler, Tarih, International Relations, History
- Anahtar Kelimeler: Ben/öteki ikiliği, Siyasi kriz, Türk dış politikası, Self/other dichotomy, Political crisis, Turkish foreign policy
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Ankara Üniversitesi
- Enstitü: Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Balkan Çalışmaları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Ege Denizi'ne ilişkin konular, Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkilerin çok büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. Her iki kıyı devleti, Ege Denizi'nin paylaşımına dair farklı tezler geliştirmektedir. Geliştirilen tezlere dayandırılarak aynı bölgeler üzerinde hak iddia edilebilmekte, gerginlikler yaşanabilmektedir. Söz konusu gerginliklerin içerisinde, statüsü belirlenmemiş ada, adacık ve kayalıkların egemenliklerinin kime ait olduğuna dair bir tartışma da yer almaktadır. Bu kayalıklardan adı en çok duyulmuş olanı ise kuşkusuz Kardak'tır. Kardak Kayalıkları, sadece 1990'lı yıllara damga vurmakla kalmamış, iki devletin ilişkilerinin ne kadar gerilebileceğini gösteren bir simge hâlini de almıştır. Krizin yaşandığı 1996 yılının üzerinden tam otuz yıl geçtikten sonra dahi, geriye dönüp bakıldığında çözüme dair hiçbir ilerleme kaydedilemediği görülmektedir. Öte yandan, Ontolojik Güvenlik Teorisi'nin bakış açısıyla okunduğunda asıl hedefin sorunların çözülmesi olmadığı düşünülmektedir. Aksine çatışmaların varlıklarının devam etmesi; fiziksel güvenlikleri riske atabilmesine karşın, rutinlerin bozulmasını engellediği için, aktörün kendini“var”hissedebilmesinin önünü açmaktadır. Kardak Krizi'nin de gerek basit bir kazadan krize evrilme aşamaları gerekse kriz sırasında ve sonrasında üzerine yapılan yorumları ile sadece aşılması gereken bir uyuşmazlık olarak okunmadığı anlaşılmaktadır. Kardak vb. gerilimlerin çatışma rutini malzemesi biçimde, Türk-Yunan ilişkilerinde yer alması adeta bir gerekliliktir. Çünkü; birbirini düşman-Öteki sayan iki aktöre getirdiği Ontolojik Güvenlik faydası, çözülmesi hâlinde getirebileceği siyasi/ekonomik veya hukuki kazanımlardan daha çok önem arz etmektedir. Üstelik; Ben ve Öteki algıları etrafında şekillenmiş olan kalıp yargılar ve uyuşmazlıkların aleyhe çözümlenme ihtimalinin tetiklediği kaygılar, müzakere masalarının kurulmasını dahi engelleyebilmektedir.
Özet (Çeviri)
Issues concerning the Aegean Sea constitute a very large part of the relations between Turkey and Greece. Both coastal states develop different theses regarding the sharing of the Aegean Sea. Based on these theses, claims can be made over the same areas, leading to tensions. Among these tensions, there is also the dispute over the sovereignty of islands, islets, and rocks whose status has not yet been determined. The most well-known of these rocks is undoubtedly Kardak. The Kardak Rocks not only left their mark on the 1990s but also became a symbol demonstrating how far relations between the two states could deteriorate. Even thirty years after the crisis in 1996, looking back, no progress towards a solution is evident. On the other hand, from the perspective of Ontological Security Theory, it is thought that the main goal is not to solve the problems. On the contrary, the continuation of conflicts is considered; Although it may risk physical security, it allows the actor to feel“presence”because it prevents the disruption of routines. It is clear that the Kardak Crisis, both in its stages of evolution from a simple accident to a crisis and in the interpretations made during and after the crisis, was not merely a dispute to be overcome. The presence of tensions like Kardak, as material for the routine conflict in Turkish-Greek relations, is almost a necessity. Because the ontological security benefit it provides to two actors who consider each other enemies/the Other is more important than any political/economic or legal gains that might be achieved if it is resolved. Moreover, stereotypes shaped around the perceptions of“Self”and“Other,”and anxieties triggered by the possibility of unfavorable resolutions, can even prevent the establishment of negotiation tables.
Benzer Tezler
- Ontological insecurity on the European Union's periphery: The case of Greece-Turkey bilateral relations
Avrupa Birliği'nin çevresinde ontolojik güvensizlik: Yunanistan-Türkiye ikili ilişkileri vakası
NASUH SOFUOĞLU
Doktora
İngilizce
2022
Uluslararası İlişkilerKadir Has ÜniversitesiUluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı
PROF. DR. DİMİTRİOS TRİANTAFYLLOU
- Ege güvenlik ikilemi bağlamında Türk ve Yunan hava kuvvetlerinin mukayeseli analizi (1990-2022)
Comparative analysis of Turkish and Hellenic air forces in the context of the Aegean security dilemma (1990-2022)
ŞÜKRÜ DOĞAN
Yüksek Lisans
Türkçe
2024
Uluslararası İlişkilerAnkara ÜniversitesiBalkan Çalışmaları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. TEMUÇİN FAİK ERTAN
- Suriyeli sığınmacılar ve Türk olmak ontolojik güvenlik güvensizlik ikileminde göç ve vatandaşlık
Syrian refugees and being Turkish migration and citizenship in the ontological security insecurity dilemma
HÜSEYİN ARİF KINACI
Doktora
Türkçe
2026
Siyasal BilimlerYıldız Teknik ÜniversitesiSiyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MEHMET AKİF OKUR
- Somali'ye ilişkin Türkiye'nin insaniyetçilik anlatısı: Ontolojik güvenlik merkezli bir analiz
Türkiye's humanitarism narrative toward Somalia: An ontological security-centered analysis
NECMETTİN IŞIK
Doktora
Türkçe
2026
Uluslararası İlişkilerSakarya ÜniversitesiUluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. HATİCE RUMEYSA DURSUN
- Türkiye'de güvenlik kültürünün inşası ve güvenlikleştirme: Kemalistler
Constructing the security culture in Türkiye and securitization: The Kemalists
CANAN KATILMIŞ
Doktora
Türkçe
2025
Siyasal Bilimlerİnönü ÜniversitesiSiyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SELAHADDİN BAKAN