Geri Dön

Nüks inguinal herni cerrahisinde anterior ve posterior yaklaşımın etkinliği

Efficacy of anterior and posterior approaches in recurrent inguinal hernia surgery

  1. Tez No: 1012529
  2. Yazar: MURAT YILDIRIM
  3. Danışmanlar: PROF. DR. AHMET OĞUZ HASDEMİR
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Genel Cerrahi, General Surgery
  6. Anahtar Kelimeler: Nüks inguinal herni, açık cerrahi, laparoskopik cerrahi, Charlson Komorbidite İndeksi, ASA skoru, postoperatif komplikasyon, rekürrens, kronik ağrı, Recurrent inguinal hernia, open repair, laparoscopic repair, Charlson Comorbidity Index, ASA score, postoperative complications, recurrence, chronic pain
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Ankara Etlik Şehir Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Bu çalışmada kliniğimizde nüks inguinal herni nedeniyle ameliyat olan hastaların demografik özellikleri, vücut kitle indeksi (VKİ), Amerikan Anestezistler Derneği (ASA) skoru, primer ameliyat tekniği ve ek hastalıkları gibi faktörlerin nüks nedeniyle yapılacak ameliyatın teknik seçimine etkisi araştırıldı. Uygulanan ameliyatın erken ve geç dönem komplikasyonlarına bakılarak tedavide en uygun cerrahi yaklaşımın belirlenmesi için literatüre veri kazandırmak amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Ankara Etlik Şehir Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği'nde 15.12.2022- 15.04.2025 tarihleri arasında nüks inguinal herni tanısı ile ameliyat edilen yetişkin hastalar çalışma kapsamına alındı. Tek merkezli bu çalışmada veriler tıbbi ve cerrahi kayıtların retrospektif olarak incelenmesiyle toplandı. Bu çalışma Helsinki Bildirgesi'ne uygun olarak yürütüldü. Çalışmaya Dahil etme kriterleri;  Hastanın 18 yaşından büyük olması.  Nüks inguinal herni nedeniyle elektif şartlarda ameliyat edilmesidir. Çalışmanın dışlama kriterleri;  18 yaşından küçük olan hastalar,  Acil cerrahi girişim gerektiren strangüle nüks inguinal herni hastaları,  Başka merkezde ameliyat edilen hastalar,  Nüks inguinal herni tanısı olup ameliyat edilmemiş hastalardır. Bulgular: Çalışmaya toplam 106 hasta dahil edildi, 106 hasta analiz edildi. Hastaların 74'ü (%69,8) açık, 32'si (%30,2) laparoskopik teknikle ameliyat edildi. Olguların %91,5'i erkekti. Gruplar arasında cinsiyet dağılımı, yaş (55,11 ± 13,89 vs. 55,84 ± 15,32 yıl; p = 0,809) ve VKİ (26,08 ± 3,34 vs. 26,59 ± 2,65 kg/m²; p = 0,526) açısından anlamlı fark saptanmadı. Komorbidite açısından gruplar arasında anlamlı farklılık izlendi; laparoskopik cerrahi grubunda ASA skorları anlamlı derecede daha düşük bulundu (p = 0,006). Charlson Komorbidite İndeksi (Tablo 6.) de laparoskopik grupta anlamlı olarak daha düşüktü (U = 883,5; p = 0,018). Komorbidite varlığı açık cerrahi grubunda daha yüksek oranda saptandı (%47,3 vs. %25,0; p = 0,032). Genel anestezi laparoskopik grupta anlamlı derecede daha sık tercih edildi (%96,9 vs. %58,1; p<0,001). Fıtık tipi dağılımı açısından anlamlı farklılık bulundu (p<0,001); laparoskopik grupta indirekt fıtıklar baskınken, açık grupta direkt, femoral ve kombine fıtıklar daha sık görüldü. Anatomik zorluk açık cerrahi grubunda anlamlı olarak daha fazlaydı (%43,2 vs. %15,6; p = 0,006). Çoklu nüks açısından gruplar arasında fark saptanmadı (p = 0,772). Postoperatif hematom, enfeksiyon, seroma gelişimi ve çoklu analjezik kullanımı açısından gruplar arasında anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). Clavien–Dindo Sınıflaması'na (Tablo 7.) göre komplikasyon dağılımı benzer olup olguların büyük çoğunluğu evre I düzeyindeydi (p>0,05). Toplam komplikasyon oranları açık ve laparoskopik gruplarda sırasıyla %29,7 ve %25,0 olup anlamlı fark saptanmadı (p = 0,620). Birinci ve altıncı ay takiplerinde rekürrens oranları ile birinci ay ağrı ve altıncı ay kronik ağrı oranları açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). Kılavuzların önerdiği“karşı plan”yaklaşımlı cerrahi teknikler ile diğer cerrahi tekniklerin erken ve geç dönem komplikasyon oranları, rekürrens oranları, ağrı durumu ve komplikasyon şiddeti arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmadı. Ancak anatomik zorluk varlığı ile cerrahi teknik seçimi arasında anlamlı ilişki bulundu (p<0,001). Aynı anatomik plandan onarım (AAPO) tercih edilen hastalarda daha çok anatomik diseksiyon güçlüğü görüldüğü ortaya çıktı. Sonuç: Laparoskopik cerrahi uygulanan hastalarda komorbidite yükü ve ASA skorlarının daha düşük olduğu görüldü. Buna karşın postoperatif komplikasyon oranları, ağrı ve kısa–orta dönem rekürrens sonuçları açısından açık ve laparoskopik cerrahi yöntemleri arasında anlamlı fark saptanmadı. Uygun hasta seçimi yapıldığında her iki cerrahi yaklaşımın da benzer güvenlik ve etkinlik profiline sahip olabileceği düşünüldü. Kılavuzların önerdiği“karşı plan”yaklaşımı (çalışmamızdaki“karşı anatomik plandan onarım (KAPO)”tanımı) uluslararası önerilerle uyumlu olmakla birlikte, çalışmamızda erken komplikasyonlar, ağrı, rekürrens ve Clavien–Dindo Sınıflaması'na göre komplikasyon şiddeti açısından alternatif tekniklere belirgin üstünlük göstermediği görüldü. Buna karşın anatomik zorluk açısından KAPO yaklaşımı uygulandığında diğer yaklaşımlara üstün olduğu görüldü. Bu durum, nüks inguinal herni cerrahisinde kılavuz temelli yaklaşımın, hastaya özgü anatomik/cerrahi faktörler doğrultusunda bireyselleştirilmesi gerektiğini desteklemektedir.

Özet (Çeviri)

Aim: This study aimed to investigate the impact of demographic characteristics, body mass index (BMI), American Society of Anesthesiologists (ASA) score, primary surgical technique, and comorbidities on the selection of surgical approach for recurrent inguinal hernia. Additionally, early and late postoperative outcomes were evaluated to contribute to the identification of the most appropriate surgical strategy. Materials and Methods: This single-center retrospective study included adult patients who underwent elective surgery for recurrent inguinal hernia at the General Surgery Department of Ankara Etlik City Hospital between December 15, 2022 and April 15, 2025. Data were obtained through retrospective review of medical and surgical records. Inclusion criteria were age ≥18 years and elective surgery for recurrent inguinal hernia. Exclusion criteria included patients younger than 18 years, those requiring emergency surgery due to strangulated recurrence, patients operated on in another center, and patients diagnosed with recurrence but not surgically treated. The study was conducted in accordance with the principles of the Declaration of Helsinki. Results: A total of 106 patients were included in the study and all were analyzed. Of these, 74 patients (69.8%) underwent open surgery and 32 patients (30.2%) underwent laparoscopic repair. The majority of the patients were male (91.5%). No significant differences were observed between the groups in terms of sex distribution, age (55.11 ± 13.89 vs. 55.84 ± 15.32 years; p = 0.809), or BMI (26.08 ± 3.34 vs. 26.59 ± 2.65 kg/m²; p = 0.526). However, significant differences were identified regarding comorbidity status. The laparoscopic surgery group had significantly lower ASA scores (p = 0.006). Similarly, the Charlson Comorbidity Index (Table 6) was significantly lower in the laparoscopic group (U = 883.5; p = 0.018). The presence of comorbidity was more frequent in the open surgery group (47.3% vs. 25.0%; p = 0.032). General anesthesia was also significantly more frequently preferred in the laparoscopic group (96.9% vs. 58.1%; p<0.001). A significant difference was observed in the distribution of hernia types (p<0.001). Indirect hernias were predominant in the laparoscopic group, whereas direct, femoral, and combined hernias were more frequently observed in the open surgery group. Anatomical difficulty was significantly more common in the open surgery group (43.2% vs. 15.6%; p = 0.006). No significant difference was found between the groups in terms of multiple recurrences (p = 0.772). There were no significant differences between the groups regarding postoperative hematoma, infection, seroma development, or the need for multiple analgesics (p>0.05). According to the Clavien–Dindo classification (Table 7), the distribution of complications was similar between the groups, and the majority of cases were classified as grade I (p>0.05). The overall complication rates were 29.7% in the open surgery group and 25.0% in the laparoscopic group, with no statistically significant difference (p = 0.620). At the first- and sixth-month follow-ups, no statistically significant differences were found between the groups in terms of recurrence rates, pain at the first month, or chronic pain at the sixth month (p>0.05). No statistically significant relationship was observed between the guideline-recommended“opposite plane”surgical approach and early or late complication rates, recurrence rates, pain status, or complication severity. However, a significant association was found between the presence of anatomical difficulty and the choice of surgical technique (p<0.001). Patients in whom the repair in the same anatomical plane (AAPO) technique was preferred were found to have more frequent anatomical dissection difficulties. Conclusion: Patients who underwent laparoscopic surgery were found to have lower comorbidity burden and lower ASA scores. However, no significant differences were observed between open and laparoscopic surgical approaches in terms of postoperative complication rates, pain outcomes, or short- to mid-term recurrence rates. These findings suggest that, with appropriate patient selection, both surgical approaches may provide similar safety and efficacy profiles. Although the“opposite plane”approach recommended by current guidelines (defined in our study as repair from the contralateral anatomical plane [KAPO]) is consistent with international recommendations, it did not demonstrate a clear superiority over alternative techniques in terms of early complications, pain, recurrence, or Clavien–Dindo complication severity in our study. However, the KAPO approach showed superiority over other techniques in cases with anatomical difficulty. This finding supports the concept that guideline-based strategies in recurrent inguinal hernia surgery should be individualized according to patient-specific anatomical and surgical factors.

Benzer Tezler

  1. Inguinal herni tamirinde kullanılan klasik yöntemler ile lichtenstein ve kugel yama onarımlarından sonra görülebilen ağrı, testiküler volüm değişiklikleri ve seksüel disfonksiyonların karşılaştırılması

    The comparison of pain, testiculer artery volume changings and sexual dysfunctions after shouldice classical repair, lichtenstein repair and kugel repair

    MUSTAFA GİRGİN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2005

    Genel CerrahiFırat Üniversitesi

    Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı

    PROF.DR. OSMAN DOĞRU

  2. İnguinal herni tamirinde kullanılan klasik yöntemler ile Lichtenstein ve Kugel yama onarımlarından sonra görülebilen ağrı, testiküler volüm değişiklikleri ve seksüel disfonksiyonların karşılaştırılması

    The comparison of pain, testiculer artery volume changings, and sexual dysfunctions after shouldice classical repair, Lichtenstein repair and Kugel repair

    MUSTAFA GİRGİN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2005

    Genel CerrahiFırat Üniversitesi

    Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı

    PROF.DR. OSMAN DOĞRU

  3. Kasık fıtıklarında lichtenstein ve desarda onarımlarının postoperatif kronik ağrı yönünden karşılaştırılması

    Comparison of lichtenstein and desarda repairs in inguinal hernias in terms of postoperative chronic pain

    ERSİN TURAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    Genel CerrahiSağlık Bakanlığı

    Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. OSMAN DOĞRU

  4. Laparoskopik inguinal herni onarımında karın duvarı anatomik ölçülerinin cerrahi teknik üzerine etkisi

    The effect of anatomic dimensions of the abdominal wall on surgical technique in laparoscopic inguinal hernia repair

    NADİ NAZIM ÖZTÜRK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Genel CerrahiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. EMİN KÖSE

  5. İnguinal herni cerrahisinde kendiliğinden yapışkan yama ile polipropilen yama kullanımının sonuçlarının karşılaştırılması: Randomize prospektif çalışma

    Comparison of the results of using adhesive mesh and polypropylene mesh in inguinal hernia surgery: Randomized prospective study

    AHMET CİHANGİR EMRAL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Genel CerrahiGazi Üniversitesi

    Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AHMET ZİYA ANADOL