Geri Dön

Paratiroid cerrahisi ile eşzamanlı uygulanan tiroidektomi vakalarında tiroid kanseri görülme sıklığı ve öngörücü faktörler

Incidence of thyroid cancer and predictive factors in cases of thyroidectomy performed simultaneously with parathyroid surgery

  1. Tez No: 1013198
  2. Yazar: ALİ ELÇİ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. AKIN ÖZDEN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Genel Cerrahi, General Surgery
  6. Anahtar Kelimeler: Genel cerrahi, Hiperparatiroidizm, Paratiroidektomi, General surgery, Hyperparathyroidism, Parathyroidectomy
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Pamukkale Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Primer hiperparatiroidizm (PHPT) cerrahisi sırasında eşlik eden tiroid nodülleri nedeniyle eşzamanlı tiroidektomi uygulanabilmekte ve bu süreçte insidental tiroid malignitesi saptanabilmektedir. Bu çalışma, PHPT nedeniyle paratiroidektomi ile eşzamanlı tiroidektomi yapılan hastalarda tiroid malignitesi sıklığını ve malignite ile ilişkili klinik, ultrasonografik, sitolojik ve biyokimyasal belirteçleri değerlendirmeyi amaçladı. Tek merkezli retrospektif çalışmada 01.01.2015–31.12.2024 tarihleri arasında PHPT nedeniyle opere edilip aynı seansta tiroidektomi uygulanan ≥18 yaş 219 hasta incelendi. Definitif patolojiye göre hastalar“TM (+)”(n=45) ve“TM (−)”(n=174) gruplarına ayrıldı. Demografi ve komorbiditeler ile klinik semptomlar, tiroid USG bulguları (nodül varlığı/sayısı, kalsifikasyon, sınır düzensizliği vb.), İİAB-Bethesda sınıflaması, DEXA bulguları ve laboratuvar parametreleri (Ca, Mg, eGFR, kreatinin, 24s idrar Ca, ALT, FT3, FT4, TSH, TG, anti-TG, anti-TPO, PTH) karşılaştırıldı. Definitif patolojide tiroid malignitesi oranı %20,5 (45/219) idi. Klinik semptomların çoğunda gruplar arasında anlamlı fark izlenmedi; ancak hiperkalsemi TM (+) grubunda daha sık (%15,6 vs %5,2; p=0,026) ve ses kısılması daha yüksek bulundu (%22,2 vs %10,3; p=0,035); dispne TM (+) grubunda daha düşük olup sınırda kaldı (%4,4 vs %14,4; p=0,052). USG'de nodül varlığı her iki grupta da %100 olduğundan ayırt ettirici değildi; buna karşın çoklu nodül TM (+) grubunda daha sık (%85,7 vs. %61,1; p=0,002) ve nodül sayısı daha yüksekti (2,52±1,35 vs 1,60±1,20; p=0,021); nodül ekojenitesi dağılımı da gruplar arasında farklıydı (p=0,044). Kalsifikasyon (p=0,485) ve sınır düzensizliği (p=0,874) açısından anlamlı fark saptanmadı. Sitoloji açısından İİAB yapılmayan olgu oranı %60,7 idi; İİAB yapılan olgularda sitoloji risk düzeyi ile malignite arasında anlamlı ilişki saptandı (p=0,001). Biyokimyasal olarak Ca, Mg, eGFR, kreatinin, 24s idrar Ca, ALT, FT3/FT4, anti-TG, anti-TPO ve PTH açısından anlamlı fark izlenmezken; TSH TM (+) grubunda daha yüksek (2,41±2,26 vs. 2,20±1,92; p=0,015) ve TG daha yüksek bulundu (47,73±98,94 vs. 33,48±71,49; p<0,001). Sonuç olarak, eşzamanlı tiroidektomi uygulanan PHPT olgularında tiroid malignitesi %20,5 oranında saptandı. Malignite ile en belirgin ilişkiler USG'de multinodüler patern/nodül sayısı ve biyokimyasal olarak TSH ile TG düzeylerinde izlendi. PHPT biyokimyasal şiddet göstergeleri çoğunlukla ayırt ettirmediğinden, bu hasta grubunda standardize USG temelli risk değerlendirmesi ve uygun olgularda sitolojiye dayalı yaklaşımı dikkate almak gerektiği düşünüldü.

Özet (Çeviri)

During surgery for primary hyperparathyroidism (PHPT), concomitant thyroidectomy may be performed due to accompanying thyroid nodules, and incidental thyroid malignancy may be detected during this process. This study aimed to evaluate the frequency of thyroid malignancy and the clinical, ultrasonographic, cytological, and biochemical markers associated with malignancy in patients who underwent thyroidectomy concomitantly with parathyroidectomy due to PHPT. In this single-center retrospective study, 219 patients aged ≥18 years who were operated on for PHPT and underwent thyroidectomy in the same session between 01.01.2015 and 31.12.2024 were examined. According to definitive pathology, patients were divided into“TM (+)”(n=45) and“TM (−)”(n=174) groups. Demographics and comorbidities, clinical symptoms, thyroid ultrasonography (USG) findings (presence/number of nodules, calcification, irregular margins, etc.), FNAB–Bethesda classification, DEXA findings, and laboratory parameters (Ca, Mg, eGFR, creatinine, 24-hour urine Ca, ALT, FT3, FT4, TSH, TG, anti-TG, anti-TPO, PTH) were compared. The rate of thyroid malignancy in definitive pathology was 20.5% (45/219). No significant difference was observed between the groups in most clinical symptoms; however, hypercalcemia was more frequent in the TM (+) group (15.6% vs 5.2%; p=0.026) and hoarseness was higher (22.2% vs 10.3%; p=0.035); dyspnea was lower in the TM (+) group and remained borderline (4.4% vs 14.4%; p=0.052). Since the presence of nodules on USG was 100% in both groups, it was not discriminatory; however, multiple nodules were more frequent in the TM (+) group (85.7% vs 61.1%; p=0.002) and the number of nodules was higher (2.52±1.35 vs 1.60±1.20; p=0.021); the distribution of nodule echogenicity also differed between the groups (p=0.044). No significant difference was detected in terms of calcification (p=0.485) and irregular margins (p=0.874). Regarding cytology, the proportion of cases in which FNAB was not performed was 60.7%; among cases in which FNAB was performed, a significant association was found between cytology risk level and malignancy (p=0.001). Biochemically, no significant difference was observed in terms of Ca, Mg, eGFR, creatinine, 24-hour urine Ca, ALT, FT3/FT4, anti-TG, anti-TPO, and PTH; however, TSH was higher in the TM (+) group (2.41±2.26 vs 2.20±1.92; p=0.015) and TG was higher (47.73±98.94 vs 33.48±71.49; p<0.001). In conclusion, thyroid malignancy was detected at a rate of 20.5% in PHPT cases in which concomitant thyroidectomy was performed. The most prominent associations with malignancy were observed in the multinodular pattern/number of nodules on USG and biochemically in TSH and TG levels. Since PHPT biochemical severity indicators were mostly not discriminatory, it was considered necessary to take into account a standardized USG-based risk assessment and, in appropriate cases, a cytology-based approach in this patient group.

Benzer Tezler

  1. Sekonder hiperparatiroidili olgularda paratiroid bezlerinin anatomik varyasyonları

    Anatomic variations of parathyroid glands in secondary hyperparathyroidism patients

    GÖKALP OKUT

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    Genel CerrahiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ADAM USLU

  2. Paratiroid cerrahisi ile eş zamanlı yapılan tiroidektomi ameliyatlarında tiroid kanseri saptanma insidansı

    .

    SELMAN EMİRİKCİ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2013

    Genel Cerrahiİstanbul Üniversitesi

    Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. YEŞİM ERBİL

  3. Opere primer hiperparatiroidi hastalarında Pasieka yaşam kalitesianketinin sonuçlarının değerlendirilmesi

    Evaluation of the Pasieka quality of life questionnaire results in operated primary hyperparathyroidism patients

    KAMİL ÖZTÜRK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Genel CerrahiAkdeniz Üniversitesi

    Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. CUMHUR ARICI

  4. İnsidental paratiroidektomi sıklığı ve risk faktörlerinin belirlenmesi; tek merkez verilerinin analizi

    Determination of incidental parathyroidectomy incidence and risk factors; analysis of single center data

    MUSTAFA ANIL TURHAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    Genel CerrahiAnkara Üniversitesi

    Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. VOLKAN GENÇ

  5. Paratiroid patolojilerine cerrahi yaklaşımda 99mTc MIBI sintigrafisi ve intraoperatif gama prob kullanımı

    The use of 99mTc-MIBI scintigraphy and intraoperative gamma probe for the surgical management of parathyroid pathologies

    MURAT FANİ BOZKURT

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2003

    Radyoloji ve Nükleer TıpHacettepe Üniversitesi

    Nükleer Tıp Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ÖMER UĞUR