Yoğun bakım hastalarında üriner sistem enfeksiyonlarının erken tanı ve tedavisi için idrar numunelerinin direkt olarak çeşitli yöntemlerle çalışılması ve rutin laboratuvar sonuçlarıyla karşılaştırılması
Evaluation of direct urine specimen testing by various methods for the early diagnosis and treatment of urinary tract infections in intensive care unit patients: A comparison with routine laboratory findings
- Tez No: 1014728
- Danışmanlar: PROF. DR. YASEMİN ÜSTÜNDAĞ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji, Mikrobiyoloji, Infectious Diseases and Clinical Microbiology, Microbiology
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Fırat Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Tıbbi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Tıbbi Mikrobiyoloji Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Yoğun bakımda yatan hastalarda gelişen üriner sistem enfeksiyonları, invaziv girişimlerin sıklığı, komorbid hastalıkların varlığı ve bağışıklık sisteminin baskılanması gibi nedenlerle önemli bir morbidite ve mortalite nedeni olarak öne çıkmaktadır. Bu hasta grubunda enfeksiyonların erken tanınması ve uygun tedaviye hızla başlanması, klinik prognozun iyileştirilmesi açısından kritik öneme sahiptir. Ancak konvansiyonel idrar kültürü yöntemlerinin zaman alıcı olması ve kontaminasyon oranlarının yüksekliği, tanı sürecinde önemli kısıtlılıklara yol açmaktadır. Bu bağlamda, bu çalışmada yoğun bakım hastalarında üriner sistem enfeksiyonu tanısının hızlandırılmasına yönelik olarak idrar örneklerinin direkt yöntemlerle değerlendirilmesi ve elde edilen verilerin rutin laboratuvar sonuçları ile karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışmaya toplam 184 hasta dahil edilmiş olup, bunların 79'u vaka, 105'i kontrol grubu hastalardan oluşmaktadır. Hastalara ait demografik, klinik ve laboratuvar verileri kapsamlı biçimde analiz edilmiş; özellikle tam idrar tetkiki lökosit sayısı, kan ve idrar prokalsitonin düzeyleri, C-reaktif protein değerleri ve mikrobiyolojik kültür sonuçları karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Mikroorganizma dağılımı incelendiğinde, yoğun bakım hastalarında üriner sistem enfeksiyonu etyolojisinde Gram negatif bakterilerin baskın olduğu; özellikle Klebsiella pneumoniae, Escherichia coli ve Pseudomonas aeruginosa'nın öne çıktığı saptanmıştır. Bununla birlikte maya enfeksiyonlarında en sık etkenin Candida albicans olduğu belirlenmiş ve özellikle kateter varlığı ile ilişkili kolonizasyon ve enfeksiyon ayrımının klinik açıdan güçlük oluşturduğu gözlenmiştir. Dikkat çekici bir diğer bulgu ise kontaminasyon oranlarının özellikle Gram negatif örneklerde yüksek olmasıdır; bu durum yoğun bakım koşullarında örnek alma süreçlerinin ve preanalitik faktörlerin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Biyobelirteçlerin tanısal performansı değerlendirildiğinde, tam idrar tetkiki lökosit sayısının diğer parametrelere kıyasla anlamlı derecede daha yüksek ayırt edici güce sahip olduğu ve üriner sistem enfeksiyonu tanısında klinik olarak kullanılabilir bir belirteç olduğu gösterilmiştir. Buna karşın kan prokalsitonin, idrar prokalsitonin ve C-reaktif protein düzeylerinin tek başına tanısal ayrımda yetersiz kaldığı, ROC analizlerinde referans çizgisine yakın seyretmeleri nedeniyle sınırlı performans sergiledikleri belirlenmiştir. Korelasyon analizlerinde kan prokalsitonin ile C-reaktif protein arasında pozitif ilişki saptanması, bu parametrelerin sistemik inflamatuvar yanıtı yansıttığını desteklerken; idrar prokalsitonin düzeylerinin yoğun bakım yatış süresi ile korelasyon göstermesi, bu biyobelirtecin enfeksiyon tanısından ziyade hastalık şiddeti ve inflamasyon yükü ile daha ilişkili olabileceğini düşündürmektedir. Ayrıca glomerüler filtrasyon hızındaki azalma ile kan prokalsitonin düzeyleri arasında saptanan orta düzeyde negatif korelasyon, böbrek fonksiyonlarının prokalsitonin düzeyleri üzerindeki belirleyici etkisini ortaya koymakta ve bu parametrenin klinik yorumunda renal fonksiyonların mutlaka dikkate alınması gerektiğini göstermektedir. Antibiyotik duyarlılık testleri açısından değerlendirildiğinde, E-test yöntemi ile elde edilen erken antibiyogram sonuçlarının rutin otomatize sistem sonuçları ile yüksek oranda uyumlu olduğu belirlenmiş; bu durumun özellikle yoğun bakım hastalarında erken ve hedefe yönelik tedavi başlanmasını destekleyebilecek önemli bir avantaj sunduğu gösterilmiştir. Bununla birlikte, kontaminasyon ile gerçek enfeksiyon ayrımında yalnızca biyobelirteçler ve laboratuvar parametrelerinin yeterli olmadığı; bu ayrımın klinik bulgular, hasta özellikleri ve mikrobiyolojik sonuçların birlikte değerlendirilmesini gerektirdiği anlaşılmıştır. Sonuç olarak, bu çalışma yoğun bakım hastalarında üriner sistem enfeksiyonu tanısının tek bir parametreye dayandırılamayacak kadar kompleks ve çok faktörlü bir süreç olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle tam idrar tetkiki lökosit sayısı güçlü bir tanısal belirteç olarak öne çıkarken, prokalsitonin ve C-reaktif protein düzeylerinin klinik değerlendirmede tek başına yeterli olmayıp, klinik bağlam çerçevesinde yorumlanması gerektiği anlaşılmaktadır. Direkt yöntemlerin ve hızlı antibiyotik duyarlılık testlerinin kullanımı erken tanı ve tedavi sürecine önemli katkılar sağlayabilmekle birlikte, kontaminasyon ayrımı ve enfeksiyon doğruluğunun belirlenmesi açısından daha ileri, geniş örneklemli ve çok merkezli çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır. Bu doğrultuda, yoğun bakım hastalarında üriner sistem enfeksiyonu yönetiminin, klinik ve laboratuvar verilerin entegre edildiği bütüncül bir yaklaşım ile ele alınması gerekliliği bir kez daha vurgulanmaktadır.
Özet (Çeviri)
Urinary tract infections developing in patients hospitalized in intensive care units represent a significant cause of morbidity and mortality due to the high frequency of invasive procedures, the presence of comorbid conditions, and the immunosuppressed status of this patient population. Early recognition of infection and prompt initiation of appropriate treatment are critical for improving clinical outcomes. However, conventional urine culture methods are time-consuming and associated with high contamination rates, which constitute important limitations in the diagnostic process. In this context, the present study aimed to accelerate the diagnosis of urinary tract infections in intensive care patients by evaluating urine samples using direct methods and comparing the findings with routine laboratory results. A total of 184 patients were included in the study, comprising 79 patients in the case group and 105 patients in the control group. Demographic, clinical, and laboratory data were comprehensively analyzed. In particular, leukocyte counts obtained from complete urinalysis, serum and urine procalcitonin levels, C-reactive protein levels, and microbiological culture results were comparatively evaluated. Analysis of microbial distribution revealed that Gram-negative bacteria predominated in the etiology of urinary tract infections in intensive care patients, with Klebsiella pneumoniae, Escherichia coli, and Pseudomonas aeruginosa being the most frequently identified pathogens. In fungal infections, Candida albicans was the most common organism, and distinguishing colonization from true infection, particularly in the presence of urinary catheters, was found to be clinically challenging. Another notable finding was the higher contamination rates observed particularly in Gram-negative samples, emphasizing the importance of specimen collection processes and preanalytical factors in intensive care settings. Evaluation of the diagnostic performance of biomarkers demonstrated that leukocyte count obtained from complete urinalysis had a significantly higher discriminative ability compared to other parameters and could be considered a clinically useful marker for the diagnosis of urinary tract infections. In contrast, serum procalcitonin, urine procalcitonin, and C-reactive protein levels showed limited diagnostic performance when used alone, as reflected by receiver operating characteristic curves approximating the reference line. Correlation analyses revealed a positive association between serum procalcitonin and C-reactive protein levels, supporting their role as indicators of systemic inflammatory response. Meanwhile, urine procalcitonin levels were found to correlate with the length of stay in the intensive care unit, suggesting that this biomarker may be more closely related to disease severity and overall inflammatory burden rather than infection diagnosis itself. Furthermore, a moderate negative correlation between decreased glomerular filtration rate and serum procalcitonin levels indicated that renal function plays a significant role in determining procalcitonin levels, highlighting the necessity of considering kidney function in clinical interpretation. In terms of antimicrobial susceptibility testing, early antibiogram results obtained using the E-test method demonstrated a high degree of concordance with those generated by automated systems. This finding suggests that early results obtained using the E-test method may provide a valuable advantage in guiding prompt and targeted antimicrobial therapy, particularly in critically ill patients. Nevertheless, biomarkers and laboratory parameters alone were insufficient to reliably distinguish contamination from true infection, indicating that such differentiation requires an integrated evaluation of clinical findings, patient characteristics, and microbiological data. In conclusion, this study demonstrates that the diagnosis of urinary tract infections in intensive care patients is a complex and multifactorial process that cannot be based on a single parameter. While leukocyte count obtained from complete urinalysis emerges as a strong diagnostic marker, procalcitonin and C-reactive protein levels should not be interpreted in isolation but rather within the appropriate clinical context. The use of direct diagnostic methods and rapid antimicrobial susceptibility testing may significantly contribute to early diagnosis and treatment; however, further large-scale and multicenter studies are required to improve the accuracy of contamination discrimination and infection confirmation. These findings underscore the importance of a comprehensive and integrated approach combining clinical and laboratory data in the management of urinary tract infections in intensive care patients.
Benzer Tezler
- Hastanemiz yoğun bakım ünitelerinde Mart 2019-Mart 2020 ve Nisan 2020-Nisan 2021 dönemlerinde yatan hastalarda meydana gelen kan dolaşımı enfeksiyonlarında saptanan bakterilerin ve antibiyotik direnç profillerinin karşılaştırılması
Başlık çevirisi yok
SÜMEYYE BAYRAM
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik MikrobiyolojiSağlık Bilimleri ÜniversitesiEnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. FUNDA ŞİMŞEK
- Pediatri servislerinde yatan vakalarda hastane enfeksiyonlarının epidemiyolojik özelliklerinin 2012-2013 yıllarında prospektif olarak incelenmesi
A prospective investigation of epidemiology of the nosocomial infections in the pediatric wards in 2012-2013
CEYHUN CURA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2013
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSüleyman Demirel ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. METEHAN ÖZEN
- Kan yayım enfeksiyonlarında uygun antibiyotik tedavisine erken başlanmasının prognoza etkisi
The effect of early onset of appropriate antibiotic treatment in bloodstream infections on prognosis
SALİHA KAZCI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik MikrobiyolojiSağlık Bilimleri ÜniversitesiEnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı
UZMAN BAŞAK DOKUZOĞUZ
- Hastanemiz yoğun bakım ünitelerinde son yedi yılda saptanan kandida enfeksiyonlarının epidemiyolojisinin yıllara göre değişimi ve risk faktörlerinin retrospektif değerlendirilmesi
The change of epidemiology of candida infections determined in the hospital intensive care units in the last seven years and the retrospective evaluation of risk factors
NAİME SILA GÖÇER
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2020
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik MikrobiyolojiKahramanmaraş Sütçü İmam ÜniversitesiEnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. SELMA ATEŞ
- Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesi yoğun bakım ünitelerinde hastane enfeksiyon etkenleri ve antibiyotik duyarlılıkları
Hospital acquired pathogens and antibiotic susceptibility in Düzce University Medical school intensive care unit
ÖZLEM ÇETİNKAYA AYDIN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2015
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik MikrobiyolojiDüzce ÜniversitesiEnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MEHMET FARUK GEYİK