Anterior komünikan arter ve orta serebral arter anevrizmalarında rüptür durumu ile morfometrik özelliklerin ilişkisi: DSA tabanlı karşılaştırmalı retrospektif çalışma
Relationship between rupture status and morphometric characteristics in anterior communicating artery and middle cerebral artery aneurysms: A DSA-based comparative retrospective study
- Tez No: 1014979
- Danışmanlar: DOÇ. DR. MEHMET HAKAN SEYİTHANOĞLU
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Nöroşirürji, Neurosurgery
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Bezm-İ Alem Vakıf Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Beyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Beyin ve Sinir Cerrahisi Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
ÖZET Amaç: Anevrizma rüptürü sonrası subaraknoid kanama, yüksek mortalite ve ciddi morbiditeyle sonuçlanmakta olup, kanamamış anevrizmaların, tanı konulduktan sonra rüptür riskini öngörebilecek parametrelerini belirleyebilmek, izlem ve tedavi yaklaşımı açısından büyük önem taşımaktadır. Çalışmamızda, sıklıkla anevrizma görülen iki lokalizasyondaki anevrizmaların rüptür riski ilişkili morfometrik parametrelerinin karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi ve bu parametrelerin etkinliklerinin araştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Hastanemizde, Ocak 2019 - Eylül 2025 yılları arasında, girişimsel radyoloji kliniğinde değerlendirilmiş olan, anterior komünikan arter (AComA) ya da orta serebral arterde (MCA) sakküler anevrizmaları olan hastaların 3 boyutlu DSA (3D DSA) görüntüleri üzerinden, rüptür riskiyle ilişkili morfometrik belirteçleri, geriye dönük olarak incelendi. 3D DSA verilerinde tek düzlemli düz panel anjiyografi sistemi kullanılarak oluşturulan görüntüler üzerinden, morfometrik ölçümler kaydedildi. Tüm hastaların demografik verileri, anevrizma yerleşimleri ve hemisfer tarafları, komorbiditeleri, tedavileri ve takiplerinde Modifiye Rankin skorlamaları değerlendirildi. Rüptür olan ve olmayan anevrizmalardaki iki bölge arasındaki bu parametrelerdeki anlamlı farklılıkları belirlemek için tek değişkenli analizlerde Mann-Whitney U testi, Student t testi, Ki kare testleri yapıldı. Burada anlamlı çıkan parametreler, çok değişkenli regresyon analizi ile değerlendirildi. Lojistik regresyonda rüptür açısından bağımsız risk faktörü olarak belirlenen morfometrik verilere ROC analizi uygulanarak, analize alınan morfometrik değerin belirli bir duyarlık ve özgüllükle rüptürü öngörebilecek değer belirlenmesi planlandı. Bulgular: Çalışmaya toplam 75 hasta %32 erkek, ortanca yaş 60 (Aralık, 38-84) dahil edildi. Olguların %57.3'ünde MCA (n:43), %42.7'sinde AComA (n: 32) anevrizması saptandı. Anevrizma olgularının %45.3 (34/75)'ünün rüptür olduğu belirlendi. Tek değişkenli analizde, AComA anevrizmalarının, MCA anevrizmalarına göre daha sık rüptür olduğu (%62.5 vs %32.6, p: 0.010), morfometrik parametrelerden anevrizma boyun genişliği (p: 0.002), parent arter çap ortalaması (p: 0.033) ve aspect ratio(AR)nun (p: 0.038) rüptür ile ilişkili olduğu gösterildi. Binary lojistik regresyon testi, AComA lokalizasyonunun (OR: 3.503, p: 0.018) ve anevrizma boyun çapının (OR: 1.757, p: 0.030), rüptürü öngörmede bağımsız risk faktörleri olduğunu gösterdi. Anevrizmanın oluş yerine göre değerlendirme yapıldığında, tek değişkenli analizde, 3D DSA ölçümlü morfometrik parametrelerden, anevrizma genişliğinin (p: 0.032) ve boyun çapının (p: 0.021), rüptürü öngörme ile ilişkili olduğu tespit edilirken, çok değişkenli analizde bağımsız risk faktörü saptanamadı. ROC analizi, anevrizma boyun çapı küçüldükçe rüptür olasılığı artığını destekledi. Ancak rüptürü öngören güçlü bir parametreden çok ayırt edici bir parametre olduğu görüldü (AUC, 0.673). Çok değişkenli (anevrizma boyun çapı, parent arter çap ortalaması, AR, dar boğaz oranı ve boyut oranı (size ratio-SR) ROC analizleri yapıldığında, rüptürü öngörme olasılığının arttığı (AUC 0.742, Youden indeksi 0.46) saptandı. Anevrizma boyun çapı morfometrik ölçümünün, MCA ve AComA anevrizmalarının rüptür durumunu öngörme riskini analiz etmek için yapılan subgrup analizinde, anevrizma boyun çapının MCA anevrizmalarında rüptürü yakalama AUC değeri 0.762 (%95 güven aralığı, 0.560-0.923) iken, AComA anevrizmalarında 0.605 (%95 güven aralığı, 0.432-0.770) olarak bulunmuş olup bu ilişkinin MCA anevrizmalarında daha belirgin olduğu saptandı. Sonuç: Çalışmamız, intrakranial anevrizma rüptürünü öngörmede, sadece anevrizmanın boyutuna bakılmaması gerektiğini ve anevrizma geometrisinin klinik açıdan anlamlı katkı sunduğunu göstermektedir. AComA ve MCA anevrizmalarında boyun çapının dar olması rüptür riski açısından bağımsız bir faktör ve değerli bir belirteçtir. Anevrizma boyun çapı ile rüptür arasında ters yönde bir ilişki vardır. Anevrizma boyun çapı, parent arter çapı, AR, dar boğaz oranı ve SR ile birlikte değerlendirildiğinde, rüptür öngörüsü artmaktadır. MCA ve AComA anevrizmalarında rüptür riski, çok faktörlü bir süreçtir ve klinik karar verme sürecinde çok parametreli morfometrik değerlendirme daha güvenilirdir. Gelecekte daha geniş, çok merkezli ve hemodinamik analizleri de içeren çalışmalar ile bu parametrelerin doğrulanması, bireyselleştirilmiş rüptür riski öngörüsüne dayalı daha hassas tedavi stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlayacaktır.
Özet (Çeviri)
ABSTRACT Objective: Subarachnoid haemorrhage following aneurysm rupture is associated with high mortality and significant morbidity. Therefore, identifying parameters that can predict rupture risk in unruptured aneurysms after diagnosis is of great importance for clinical follow-up and treatment strategies. In this study, we aimed to comparatively evaluate morphometric parameters associated with rupture risk in aneurysms located in two commonly affected regions and to investigate their predictive performance. Materials and Methods: This retrospective study included patients with saccular aneurysms of the anterior communicating artery (AComA) or middle cerebral artery (MCA), evaluated in the interventional radiology clinic of our hospital between January 2019 and September 2025. Morphometric parameters associated with rupture risk were analysed using three-dimensional digital subtraction angiography (3D DSA) images. Measurements were obtained from images generated using a single-plane flat-panel angiography system. Demographic characteristics, aneurysm localisation, hemispheric side, comorbidities, treatment modalities, and follow-up Modified Rankin Scale scores were recorded. Univariate analyses (Mann–Whitney U test, Student's t-test, and chi-square test, Fischer's exact test) were performed to determine significant differences between ruptured and unruptured aneurysms. Parameters found to be significant were further evaluated using multivariate logistic regression analysis. Morphometric variables identified as independent predictors of rupture were subsequently analysed using receiver operating characteristic (ROC) analysis to determine threshold values capable of predicting rupture with defined sensitivity and specificity. Results: A total of 75 patients were included in the study (32% male; median age 60 years, range 38–84). MCA aneurysms were present in 57.3% (n=43) and AComA aneurysms in 42.7% (n=32) of cases. Rupture was observed in 45.3% (34/75) of aneurysms. In univariate analysis, AComA aneurysms were more frequently ruptured than MCA aneurysms (62.5% vs 32.6%, p=0.010). Among morphometric parameters, aneurysm neck width (p=0.002), mean parent artery diameter (p=0.033), and aspect ratio (AR) (p=0.038) were significantly associated with rupture. Binary logistic regression analysis demonstrated that AComA localisation (OR: 3.503, p=0.018) and aneurysm neck diameter (OR: 1.757, p=0.030) were independent predictors of rupture. When analysed according to aneurysm location, univariate analysis showed that aneurysm width (p=0.032) and neck diameter (p=0.021) were associated with rupture; however, no independent predictors were identified in multivariate analysis. ROC analysis indicated that decreasing aneurysm neck diameter was associated with an increased probability of rupture. However, neck diameter showed moderate discriminative ability rather than strong predictive power (AUC = 0.673). Multivariate ROC analysis including aneurysm neck diameter, mean parent artery diameter, AR, bottleneck factor, and size ratio (SR) demonstrated improved predictive performance (AUC = 0.742, Youden index = 0.46). In subgroup analysis, the predictive performance of aneurysm neck diameter differed by location: AUC was 0.762 (95% CI: 0.560–0.923) for MCA aneurysms and 0.605 (95% CI: 0.432–0.770) for AComA aneurysms, indicating a stronger association in MCA aneurysms. Conclusion: Our findings suggest that aneurysm size alone is insufficient for predicting intracranial aneurysm rupture, and that aneurysm geometry provides clinically meaningful additional information. A smaller aneurysm neck diameter is an independent risk factor and a valuable marker for rupture in both MCA and AComA aneurysms, demonstrating an inverse relationship with rupture risk. When evaluated together with mean parent artery diameter, aspect ratio, bottleneck factor, and size ratio, the predictive performance for rupture improves. Rupture risk in MCA and AComA aneurysms appears to be a multifactorial process, and multiparametric morphometric assessment offers a more reliable approach for clinical decision-making. Future large-scale, multicentre studies incorporating haemodynamic analyses are needed to validate these findings and to support the development of more precise, individualised rupture risk prediction models and treatment strategies.
Benzer Tezler
- 2013-2018 yılları arasında yapılan mikrocerrahi ve endovasküler anevrizma tedavilerinin klinik değerlendirmesi
Clinical evaluation of microneurosurgery and endovascular aneurysm treatments between 2013-2018
MEHMET ZİYA ÇETİNER
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2018
NöroşirürjiSağlık Bilimleri ÜniversitesiBeyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MEHMET ERHAN TÜRKOĞLU
UZMAN ŞAHİN HANALİOĞLU
- İntrakraniyal anevrizmaların endovasküler tedavisinde woven endobridge (WEB) kullanımı: Retrospektif bir değerlendirme
Endovascular treatment of intracranial aneurysms using the woven endobridge (WEB) device: A retrospective analysis
HASAN EMİN KAYA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2018
Radyoloji ve Nükleer TıpNecmettin Erbakan ÜniversitesiRadyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. OSMAN KOÇ
- Geniş boyunlu intrakraniyal anevrizmaların tedavisinde Y stentleme ile endovasküler embolizasyon
Y-stent assisted endovascular embolization in the treatment of wide-neck intracranial aneurysms
HASAN BİLEN ONAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2011
Radyoloji ve Nükleer TıpÇukurova ÜniversitesiRadyoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. EROL AKGÜL
- İntrakranyal arterlerde konjenital varyasyon ve anomalilerin sıklığı ve intrakranyal anevrizmalar ile birlikteliği
The frequency of congenital variations and anomalies in intrakranial arteries and their coexistince with intracranial aneurysms
YELİZ AKTÜRK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2009
Radyoloji ve Nükleer TıpGaziosmanpaşa ÜniversitesiRadyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. M. MURAT FIRAT
- Köpek orta serebral arterinin kritik stenoz basıncının deneysel tespiti
Başlık çevirisi yok
KADİR TAHTA
Doktora
Türkçe
1993
NörolojiHacettepe ÜniversitesiNörolojik Bilimler Ana Bilim Dalı
PROF. DR. TUNÇALP ÖZGEN