Geri Dön

Vibrating with the Anatolian Tectonic Plate: Embodied experiences of Istanbul's future earthquake

Anadolu Tektonik Levhası ile titreşmek: İstanbul'da beklenen depremin bedensel deneyimleri

  1. Tez No: 1015568
  2. Yazar: DORUK BAŞOĞLU
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. E. ŞİRİN ÖZGÜN TANIR, DR. ROBERT O. BEAHRS
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Müzik, Antropoloji, Music, Anthropology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: İngilizce
  9. Üniversite: İstanbul Teknik Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Müzik Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Müzik Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Ses çalışmaları, etnomüzikoloji ve kamusal antropolojinin kesişiminde yer alan bu tez, depremleri uzamsal ve zamansal olarak iletilen, dönüştürülen titreşimsel olgular olarak düşünmeyi amaçlar. Anadolu tektonik levhasında meydana gelen döngüsel depremleri, Anadolu'nun tarihini belirli topraklar ve onları ören fay hatları boyunca uzun zaman dilimlerinde yayılan tektonik titreşimlerin dolaşımı olarak yeniden tahayyül etmeyi önerir. Diğer bir deyişle, Anadolu levhasını oluşturan fay hatları üzerindeki sık ve döngüsel tektonik hareketlilik, birbirinden uzakta meydana gelen depremler, farklı bölgeleri titreşimsel olarak birbirine bağlar. Antik çağlarda yazılmış kaynaklardan depremin modern sismoloji ile anlamlandırıldığı günümüze uzanan bu uzam-zaman döngüleri, Anadolu'yu duyusal, politik ve yerel titreşim tarihlerini barındıran makro bir sosyal alan hâlinde düşünmeye olanak tanır. Bu tezin mikro çalışma sahası olarak belirlediği Büyük İstanbul Depremi'nin, yaklaşık 250 yılda bir tekerrür eden bir majör depremler örüntüsü sonucu; aynı zamanda, Türkiye'de modern sismolojinin başladığı 20. Yüzyılın başından itibaren Kuzey Anadolu Fay Hattı boyunca doğudan batıya aktarılan sismik enejinin Marmara Denizi'nin altında birikmesi ile ortaya çıkması beklenmektedir. Yani Anadolu tektonik levhası üzerindeki deprem bilgisi bugün meydana gelmesi muhtemel büyük bir depremin kolektif olarak beklenmesiyle kendini göstermektedir. Büyük İstanbul Depremi'nin nasıl deneyimleneceğine dair beklentiler, büyük oranda 1999 Gölcük Depremi gibi İstanbul'un en yakın titreşimsel geçmişine ve Türkiye'nin en güncel yıkıcı afet deneyimi olan 2023 Kahramanmaraş Depremleri'nin hafızasına dayanmaktadır. Bu bağlamda, henüz titreşmemiş bir depremle birlikte nelerin hissedileceği, işitileceği, görüleceği ve bedenselleşeceği, bu tezde insanların geçmişi nasıl hatırladıkları ve gelecekteki depremleri nasıl tahayyül ettikleri üzerinden araştırılmaktadır. Büyük İstanbul depremi farklı sosyal çevrelerce tabii ki birçok farklı şekilde düşünüşüyor da olsa, kentsel yaşamın içinde yer alan afet risklerine karşı bireysel, sanatsal ve kolektif düzeylerde kaygı ve örgütlenme çabası ortaktır. Bu tez, Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nde, Kuzguncuk merkezli AntiQuake Risk Avcıları Topluluğu, Afet Dayanışma Ağı ve Mahalle Afet Gönüllüleri gibi çeşitli afet örgütlerinde; otoetnografik kısa filmim The Triangle of Life, bir çağdaş dans performansı heartquake ve Kandilli Rasathanesi bünyesinde 1999 Depremi akabinde düzenlenen yaratıcı drama atölyeleri gibi deprem odaklı sanatsal ortamlara dair yürütülen saha çalışmalarına dayanmaktadır. Araştırmadaki bilgi üretme süreçleri afet topluluklarında katılımcı gözlem, açık sismik verilerle sanatsal denemeler ve özellikle de bir kamusal gündelik yaşam etnografisi etrafında geliştirilmiştir. Tezin“Anadolu'nun Titreşimli Tarihleri”bölümünde, Kandilli Rasathanesi'ndeki sismik izleme uygulamalarını ses mühendisliğiyle karşılaştırarak depremleri jeolojik ve kültürel bilgiyi taşıyan, ilk olarak müzikolog Nina Sun Eidsheim tarafından kavramsallaştırılmış“yoğun olaylar”(thick event) olarak ele almayı önerdim. Bu bağlamda, R. Murray Schafer'in soundscape teorisinden ve böceklerin titreşimli duyusal ortamlarını inceleyen biyotremoloji araştırmalarından esinle“tektonik vibroscape”kavramını sundum. Bu kavram, Anadolu gibi levha sınırlarında yer alan bölgelerdeki titreşimsel aktiviteyi yalnızca bilimsel olarak izlenen değil; aynı zamanda kollektif olarak hissedilen, hatırlanan ve hayal edilen, yani kültürel olarak anlamlandırılan alanlar olarak yeniden düşünmeme olanak sağladı. Ayrıca“tektonik titreşim toplulukları”kavramını önererek, Amerika Birleşik Devletleri Jeoloji Araştırmaları (USGS) kurumunca yayınlanan Did You Feel It? platformundaki 2023 Kahramanmaraş Depremleri'ne dair verilerden örnekle; bir depremin titreşimsel alanının topluluk, şehir, bölge, ülke gibi çeşitli sınırlarla ayrılmış yerellikleri, nasıl hep beraber ve aynı anda düşünebileceğimizi tartıştım. Bu bölümde daha sonra, TRT Arşiv'in 1939 Erzincan Depremi ile ilgili yayınladığı bir YouTube videosuna yapılan yorumlar üzerinden, Türkiye'de dijital alanlarda aktarılan deprem hafızalarından örnekler sunarak Anadolu levhası üzerinde pratik edilen deprem kültürünün tek başına yerel ya da ulusal olmadığını, fay hatları boyunca yayılan nasıl çokzamanlı ve çokuzamlı bir titreşim ağı oluşturduğunu tartıştım. Nesiller, coğrafyalar ve mediascape'ler boyunca çeşitli formlarda aktarılabilen deneyimlerle tektonik titreşim toplulukları kavramına başka bir açıdan yaklaştım.“Depremin Duyusu”başlıklı bölümde, depremin çoklu duyusal yollarla nasıl algılandığını ve hatırlandığını anlamaya çalıştım. Bu bölümde ilk önce, deprem anında duyulan, duyulduğu raporlanan, duyulduğu düşünülen seslere dair sınırlı sayıda bilimsel çalışmaya dair bir literatür taraması yaptım. Daha sonra Kuzguncuk Deprem Dayanışması gönüllüleriyle yaptığım bir anket ve birinci elden dinlediğim iki ilginç deprem anısından hareketle depremin infrasonic tariflerine yer verdim. Steven Goodman'in“titreşimli kuvvet”(vibratory force) ve Stefan Helmreich'in“transdüksiyon”teorilerini yorumlayarak depremin ses, titreşim, beden, görsel deliller ile duyumsanışını ve bu duyuların sözlü tahayyülleri ile ilişkisini tartıştım. Daha sonra, 2020 Ege Denizi Depremi esnasında ailemle birlikte İzmir'deki evimizde yaşadığım deneyimden yola çıkarak Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nün açık sismik verileriyle depreme dair beden hafızamı pekiştirdiğini düşündüğüm bazı sanatsal denemeler yaptım. Depremin deneyimlediğim konuma yaklaşık 5 kilometre uzaklıkta bulunan, Kandilli tarafından izlenen Balçova Sismoloji İstasyonu'nca kaydedilmiş verisini selenleştirdim (sonification) ve deprem anımın, genel anlamda uzunluğu ve yoğunluğu olarak tanımlayabileceğim hislerini yeniden oluşturdum. Bu video denemenin yaratım sürecinde, bu tezi yazarken, bu defa 2025'te İstanbul'da yaşadığım bir başka depremin çok taze hissini ele aldığım The Triangle of Life adlı otoetnografik kısa filmimin ortaya çıkışından bahsettim. 5 yıl arayla titreştiğim bu iki depremin karşılaştırmalı deneyimlerine dair özeleştirilerde bulundum. Ardından, benimle benzer bir yaklaşım içinde olan çağdaş dans sanatçısı Ekin Tunçeli'nin heartquake performansı ve kendisiyle röportajımdan hareketle, Batı Anadolu'da büyümüş iki genç olarak paylaştığımız tektonik titreşim geçmişimize dair bir yolculuğa çıktım ve tezin bir önceki bölümünde ortaya atmış olduğum ortak bir deprem kültürü savımı destekledim. Tunçeli'nin Stockholm'deki pek stabil yer deneyimiyle günümüz İstanbul'undaki toplumsal sismofobiyi karşılaştırmalı analiz ettiği sohbetimiz üzerine, Anadolu'daki deprem pratiğini beden algısı ve zaman-uzam algılarını şekillendiren“sosyosismik”bir gerçeklik olarak yorumladım. Appadurai'nin“hayal edilen dünyalar”(imagined worlds), Stewart'ın“dünyalama”(worlding) ve Morton'un“hiper nesne”(hyperobject) kavramları aracılığıyla İstanbul'un deprem beklentisiyle şekillenen kaygılı gerçekliğini yorumladım. Bu bölümde son olarak, yaklaşık 20 yıl önce Kandilli Rasathanesi Afet Hazırlık Laboratuvarı'ndaki deprem eğitimleri kapsamında yürütülen yaratıcı drama atölyelerinin afet farkındalığı oluşturmadaki rolünü ele aldım. Yaratıcı drama eğitmeni Gülten Madenli ve jeofizik mühendisi Elif Çiftçi'nin 1999 Gölcük Depremi sonrası Kandilli bünyesinde yaptıkları bu çalışmalar üzerinden önce tiyatro pedagojisi ve deprem simülasyonu, sonra kendim bu tez kapsamında bazı denemelerde bulunduğum sismik veri selenlemesinin deprem eğitimindeki rolünü inceledim. Arşiv materyalleri, görüşmeler ve kişisel deprem tatbikatı anılarıyla desteklediğim bu kısımda yaratıcı dramanın, depremle tekrar eden bedensel ve duygulanımsal karşılaşmaların afet hazırlığını nasıl güçlendirdiğini anlattım. Depremin nesil ötesiliğini vurgulayarak, afet alanında kurumsal anlamda üretilmiş geçmiş bilgilerin günümüze taşınarak ilerlenmesi gerekliliğinin altını çizdim.“Gelecekteki Depremi Dinlemek”başlıklı bölümde ise, AntiQuake Risk Avcısı Topluluğu örneği üzerinden, merkeziyetçi ve teknokratik planlamalar ile mahalle tabanlı afet hazırlık çabaları arasındaki farklara odaklandım. Çekirdek ekibinde yer aldığım bu vatandaş bilimi projesinin, Kuzguncuk Mahallesi'nde deprem farkındalığını artırıp komşuluk ilişkilerini nasıl güçlendirdiğini tartıştım. Devamında, AntiQuake tarafından organize edilen, 1970'lerde Japonya'da ortaya çıkmış bir ortak çevrede afet riski azaltma etkinliği olan“town-watching”i bir vaka çalışması olarak tartıştım. Bu kısımda, etkinlikte yer alan deprem uzmanı, atölye yürütücüsü, belgeselci, etnograf ve mahalleli gibi çeşitli katılımcıların town-watching ile iç içe geçmiş saha çalışmalarını ele aldım. Town-watching'in toplu haritalama, bellek paylaşımı ve kurumsal iş birlikleri yoluyla, yerel afet hazırlığında gündelik bir pratiğe dönüşme potansiyelini vurguladım. Sarah Pink ve Tim Ingold'un“yer”(place) teorilerini town-watching örneği ile somutlaştırarak geleceğe dönük kaygı ve belirsizlik ile özdeşleşen bir gündelik çevre yaratımı savını ortaya attım. Town-watching ile, katılımcıların gündelik çevrelerini gelecekte yaşanacak büyük bir titreşimin tahayyülü ile nasıl yeni baştan algıladıklarını ve kolektif bir bilgi üretme sürecine dahil olduklarını anlattım. Sonuç olarak, bu tezde önerdiğim kavramsal çerçeveler ve etnografik sahalar, İstanbul gibi sismik açıdan riskli kentlerde yaşanan deprem beklentisinin, sadece tektonik geçmişiyle değil, yoğun bir deprem belleği ve hayali ile kültürel olarak da şekillendiğini göstermektedir. Aynı zamanda, depremin çeşitli duyusal deneyimlerle hatırlanıp hayal edilmesinin kolektif deneyimi olarak ortaya çıkan tektonik“vibroscape”lerin; bizi bu deneyimlerin de ötesinde, Anadolu tektonik levhası üzerinde uzak, geçmiş ve gelecek coğrafyalara bağlayan bir Anadolu deprem kültürü oluşturmuş olabileceğini düşünmektedir. Tezde buna paralel olarak, depremi aynı titreşim alanının içinde deneyimleyen, aynı depremin belleğini taşıyan veya bir depremi ortak bir biçimde bekleyen“tektonik tireşimsel topluluk”ların varlığını savunulmaktadır. Farklı örneklerle açıklanan deprem duyumsamaları; titreşim, ses, beden, salınım ve zamanın bir birlikteğinden oluştuğu; depremin bedende titreştiği gibi hatırlanmasının ve depremin bedensel bir bilgi olarak görülmesin deprem farkındalığı açısından çok önemli olduğu iddia edilmektedir. Bu tezde son olarak, İstanbul'da büyük bir depremle değişip dönüşecek bir çevrenin beklentisin, insanların yer ile gündelik ilişkisini belirleyişi öne sürülmektedir.

Özet (Çeviri)

This thesis investigates earthquakes as vibrational, multisensory, and socio-cultural phenomena, drawing from ethnomusicology, sound studies, and public anthropology. It reimagines Anatolia's tectonic history as a continuous propagation of vibratory energy, linking distant places and moments through seismic movement. The Anatolian tectonic plate, shaped by recurrent seismic events, becomes a macro-social site of emotional, political, and sensory histories. The thesis draws on fieldwork in Kandilli Observatory and Earthquake Research Institute, in various disaster organizations such as Kuzguncuk-based AntiQuake Risk Hunter Community Project, Disaster Solidarity Network (Afet Dayanışma Ağı), Neighborhood Disaster Volunteers (Mahalle Afet Gönüllüleri), and in earthquake-centered artistic environments. Through participant-observation in disaster communities, artistic experimentation with open seismic data, and particularly an ethnography of the everyday life; it suggests that the knowledge of past earthquakes is today transmitted into the collective anticipation of the long-awaited Great Istanbul Earthquake, often framed by the memory of the 1999 Gölcük Earthquake and the recent 2023 Kahramanmaraş Earthquakes. First, the thesis introduces the concept of the tectonic vibroscape, drawing from Schafer's soundscape theory and biotremological concept of vibroscape. It explores how seismologists in Kandilli Regional Earthquake-Tsunami Monitoring Center engage in a process of transduction, converting tectonic signals into sensory and public knowledge. Proceeding to the idea of tectonic vibratory communities, it suggests imagining cultural groups to be connected by the vibrations of shared tectonic experience across generations and geographies. Earthquake culture in Turkey is a local and national manifestation of the recurring tectonic vibratory history of Anatolian tectonic plate. Then, the thesis explores how individuals engage with tectonic events through multisensory experiences – vibrating, listening, embodying, and seeing the tremors. Personal and artistic approaches, including a reflective account of the 2020 Aegean Sea Earthquake and its transformation into sonified art, demonstrate how embodied memory can inform preparedness. Furthermore, it features contemporary dancer Ekin Tunçeli's heartquake performance, which explores the bodily, cultural, and political experience of seismic life in Istanbul, especially in contrast to the stability of Scandinavia. This work contextualizes Istanbul's“seismophobia”as an affective and social condition. The thesis then examines how creative drama have been used in raising disaster awareness at Kandilli via the method of media archeology and interview. Focusing on the work of creative drama instructor Gülten Madenli and geophysics engineer Elif Çiftçi, it explores the potential of theater pedagogy, earthquake simulation, and seismic data sonification in the case of basic earthquake education. Preserving institutional knowledge from the aftermath of the 1999 Izmit Earthquake, this thesis argues that repeated bodily and affective encounters with earthquakes through creative drama may strengthen disaster preparedness. Lastly, the thesis examines local disaster preparedness efforts in Istanbul, contrasting them with top-down technocratic planning. Reflecting on fieldwork with the AntiQuake Risk Hunters Community in Kuzguncuk, it highlights“town-watching”as a participatory bodily technique that encourages risk reduction through multisensory and multimodal learning of the vibratory past and future of the neighborhood landscape. AntiQuake's efforts show how local knowledge, memory, and relationships may contribute to building resilience in the absence of transparent state planning. Overall, this thesis argues that through shared memory, community-based action, and artistic engagement, Istanbul residents are actively producing new ways of living with seismic risk. Earthquakes appears as not only tectonic events, but also social experiences and affects vibrating through landscapes, histories, bodies, and futures.

Benzer Tezler

  1. Deprem izolatörlü bir çelik yapının davranışının incelenmesi

    Investigation of the behavior of a steel structure with earthquake isolators

    ERBİL SANCAKTAR

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    İnşaat MühendisliğiManisa Celal Bayar Üniversitesi

    İnşaat Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. HALİL NOHUTCU

  2. TBDY (2018) ve taslak tebliğ (2025)'e göre orta katlı betonarme binaların doğrusal tasarımı ve maliyet analizi

    Linear design and cost analysis of mid-rise reinforced concrete buildings according to TBEC (2018) and draft communiqué (2025)

    HALİT EMRE UYGUN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    İnşaat Mühendisliğiİstanbul Teknik Üniversitesi

    İnşaat Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ÇAĞLAR AKKAYA

  3. Bazı önemli depremlerin çeşitli yönleriyle incelenmesi

    Başlık çevirisi yok

    TUNÇ MEREY

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1996

    İnşaat Mühendisliğiİstanbul Teknik Üniversitesi

    PROF.DR. NAHİT KUMBASAR

  4. Kayseri ilinin depremselliğinin araştırılması

    Earthquake of Kayseri province

    ÖZGE ÇEVİK

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    Mühendislik BilimleriErciyes Üniversitesi

    İnşaat Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ZÜLKÜF KAYA

  5. Elazığ kent merkezinin tektoniği,depremselliği ve mikrobölgelemesi

    Elaziğ city center tectonics, seismicity and mikrozonation

    MAHMUT PALUTOĞLU

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    Deprem MühendisliğiFırat Üniversitesi

    Jeoloji Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. MURAT İNCEÖZ