Geri Dön

Kritik hastalıkta obezitenin sağkalım üzerine etkisinin araştırılması

Investigation of the effect of obesity on survival in critical illness

  1. Tez No: 1018057
  2. Yazar: HANDAN DOĞAN ÇAKMAK
  3. Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ ÖZGÜR KILIÇ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Kritik hastalık, Mortalite, Obezite, Sağkalım, Critical illness, Mortality, Obesity, Survival
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ondokuz Mayıs Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Kritik hastalık; farklı etiyolojilere bağlı olarak gelişebilen ve zamanında müdahale edilmediğinde yüksek mortalite riski taşıyan bir klinik durumdur. Kritik hastalarda obezite prevalansı giderek artmakta olup, bu durum artmış morbidite ve mortalite ile ilişkilendirilmektedir. Bununla birlikte, son yıllarda bazı çalışmalarda obezitenin kritik hastalarda daha iyi sağkalım ile ilişkili olabileceği ve bu durumun“obezite paradoksu”olarak adlandırıldığı bildirilmiştir. Ancak obezitenin her zaman koruyucu olmadığı ve özellikle uzun dönem izlemlerde mortalite riskini artırabileceği de gösterilmiştir. Bu çalışmada, obezitenin sağkalım üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi ve literatürdeki çelişkili bulguların aydınlatılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif çalışma, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Yoğun Bakım Ünitesinde 1 Ocak 2024 ile 1 Ocak 2025 tarihleri arasında izlenen 375 hastanın verilerinin incelenmesiyle gerçekleştirilmiştir. Hastaların yatış anındaki boy, kilo ve laboratuvar bulguları; yatış nedenleri, eşlik eden kronik hastalıkları; yatış süresince uygulanan mekanik ventilasyon, vazopressör, antibiyotik ve renal replasman tedavisi kullanımı; yoğun bakım ve hastanede kalış süreleri ile mortalite verileri retrospektif olarak analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 375 hastanın, Dünya Sağlık Örgütü vücut kitle indeksi sınıflamasına göre %76,5'i non-obez, %23,5'i ise obez olarak belirlenmiştir. Obez ve non-obez hastalar arasında yaş dağılımı, mekanik ventilasyon ve renal replasman tedavisi kullanımı, Charlson Komorbidite İndeksi, SOFA skoru, hastane içi mortalite, yoğun bakım mortalitesi, 28 günlük mortalite ile yoğun bakım ve hastane yatış süreleri açısından anlamlı fark saptanmamıştır. Laboratuvar parametrelerinden laktat, hemoglobin ve C-reaktif protein düzeyleri benzer bulunmuştur. Buna karşın, obez hasta grubunda kadın cinsiyet, diyabetes mellitus ve albümin ile kreatinin düzeylerinin daha yüksek olduğu; non-obez grupta ise solid tümör, hematolojik malignite ile antibiyotik ve vazopressör kullanımının daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Kaplan–Meier sağkalım analizi sonucunda, vücut kitle indeksi grupları arasında hastane içi ve yoğun bakım sağkalımı açısından anlamlı fark bulunmamıştır. Yirmi sekiz günlük mortalite için yapılan tek değişkenli analizde ise obez hastalarda mortalite riskinin non-obez gruba göre daha yüksek olduğu saptanmış, ancak bu fark sınırda istatistiksel anlamlılık göstermiştir. Sonuç: Bu çalışmada, obezitenin yoğun bakım hastalarında hastane içi ve yoğun bakım mortalitesi ile anlamlı ilişkisi gösterilememiştir. Bununla birlikte, 28 günlük mortalite açısından obez hastalarda artmış risk olabileceğine işaret eden sınırda bir ilişki saptanmıştır. Bu bulgular, obezitenin mortalite üzerindeki etkisinin tamamen nötr olmayabileceğini düşündürmektedir. Vücut kitle indeksi ile mortalite arasındaki ilişkinin; hasta popülasyonu, hastalık şiddeti, komorbidite yükü ve altta yatan fizyopatolojik mekanizmalara bağlı olarak farklılık gösterebileceği düşünülmektedir. Ayrıca“obezite paradoksu”nun tüm hasta gruplarında benzer şekilde ortaya çıkmadığı ve klinik koşullara bağlı olarak farklılık gösterebileceği düşünülmektedir.

Özet (Çeviri)

Objective: Critical illness is a clinical condition that can arise from various etiologies and carries a high risk of mortality if not managed promptly. The prevalence of obesity among critically ill patients has been increasing and is associated with elevated morbidity and mortality. However, recent studies have suggested that obesity may be associated with improved survival in critically ill patients, a phenomenon referred to as the“obesity paradox.”Nevertheless, obesity is not always protective and may increase mortality risk, particularly in long-term follow-up. This study aimed to evaluate the effect of obesity on survival and to clarify the conflicting findings reported in the literature. Materials and Methods: This retrospective study was conducted by analyzing the data of 375 patients admitted to the Intensive Care Unit of the Department of Internal Medicine, Ondokuz Mayıs University Faculty of Medicine, between January 1, 2024, and January 1, 2025. Data including patients' height, weight, and laboratory findings at admission; reasons for admission; comorbid conditions; use of mechanical ventilation, vasopressors, antibiotics, and renal replacement therapy during hospitalization; length of intensive care unit and hospital stay; and mortality outcomes were retrospectively evaluated. Results: Of the 375 patients included in the study, 76.5% were classified as non-obese and 23.5% as obese according to the World Health Organization body mass index classification. No significant differences were observed between obese and non-obese patients in terms of age distribution, use of mechanical ventilation and renal replacement therapy, Charlson Comorbidity Index, Sequential Organ Failure Assessment (SOFA) score, in-hospital mortality, intensive care unit mortality, 28-day mortality, or length of intensive care unit and hospital stay. Laboratory parameters, including lactate, hemoglobin, and C-reactive protein levels, were also similar between groups. However, female sex, type 2 diabetes mellitus, and higher albumin and creatinine levels were more prevalent in the obese group, whereas solid tumors, hematological malignancies, and the use of antibiotics and vasopressors were more common in the non-obese group. Kaplan–Meier survival analysis showed no significant differences between body mass index groups in terms of in-hospital and intensive care unit survival. In univariate analysis of 28-day mortality, obesity was associated with a higher risk of mortality compared to non-obesity, although this association demonstrated borderline statistical significance. Conclusion: In this study, obesity was not identified as an independent predictor of in-hospital or intensive care unit mortality among critically ill patients. However, the borderline association observed in the analysis of 28-day mortality suggests that obesity may not be entirely neutral in its effect on mortality risk. The relationship between body mass index and mortality may vary depending on patient population, disease severity, comorbidity burden, and underlying pathophysiological mechanisms. Furthermore, the“obesity paradox”may not be consistently observed across all patient groups and may vary according to specific clinical conditions.

Benzer Tezler

  1. Targeting circulating breast cancer stem cells via mTOR and WNT inhibitors after bone metastasis

    Sirküle meme kanseri kök hücrelerinin kemik metastazı sonrası mTOR ve WNT inhibitörleri ile hedeflenmesi̇

    ÖZLEM ALTUNDAĞ ERDOĞAN

    Doktora

    İngilizce

    İngilizce

    2025

    BiyokimyaHacettepe Üniversitesi

    Kök Hücre Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. BETÜL ÇELEBİ SALTIK

  2. Obezite tedavisinde kullanılan orlistat'ın prostat kanseri pc3 ve pnt1a hücre hatlarında ampka hedefi ile ilişkili global protein ifade düzeylerinin 2d-dıge yöntemi ile tanımlanması

    The idendification of global protein expression profile of pc3 prostate cancer and pnt1a prostate epithelial cells following anti-obesity drug orlistat treatment through 2d-dige method

    ESRA NEBİLER

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Onkolojiİstanbul Kültür Üniversitesi

    Moleküler Biyokimya ve Genetik Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ELİF DAMLA ARISAN

  3. Endometrioid tip endometrıum kanserinde lenf nodu tutulumu ile inflamatuar markerların ilişkisi

    Relationship between lymph node involvement and inflammatory markers in endometrioid-type endometrial cancer

    MELİH EMRE TORUN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AHMET TANER TURAN

  4. Kalıcı atriyal fibrilasyon ve korunmuş ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetmezliği olan hastalarda midregional proadrenomedullinin rolü

    The role of midregional proadrenomedullin in patients with permanent atrial fibrillation and heart failure with preserved ejection fraction

    HİLAL YALÇIN ÖZTÜRKERİ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    BiyokimyaSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Tıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. FATİH ÖZÇELİK

  5. Hidradenitis süpürativa hastalarında sosyal problem çözme becerileri, algılanan stres ve depresyon

    Social problem-solving skills, perceived stress, and depression in hidradenitis suppurativa

    BENGİSU BAHÇELİ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    DermatolojiAydın Adnan Menderes Üniversitesi

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MELTEM USLU