ST yükselmeli miyokard infarktüsü hastalarında bakılan trombosit fonksiyonunun altı aylık mortalite ve mordidite üzerine olan etkisinin araştırılması
Investigation of the effect of platelet function evaluated in patients with ST-elevation myocardial infarction on six-month mortality and morbidity
- Tez No: 1023274
- Danışmanlar: PROF. DR. KADİR HAKAN KÜLTÜRSAY
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Kardiyoloji, Cardiology
- Anahtar Kelimeler: Akut koroner sendrom, Miyokard enfarktüsü, Prognoz, Acute coronary syndrome, Myocardial infarction, Prognosis
- Yıl: 2016
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Ege Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Kardiyoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Kardiyoloji Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Giriş ve Amaç: STYME, tedavi sürecinin hastane öncesine taşınmasına, müdahale sürelerinin kısaltılmasına ve kılavuzlarca önerilen tedavi seçenekleri uygulanmasına rağmen ilk sıradaki hastane içi ölüm nedenidir. Çalışmamızda uygulanan reperfüzyon stratejisi, klopidogrel yükleme dozları ve yardımcı tedavinin trombosit agregasyonu üzerine etkisinin mortalite ve morbiditeye olan katkısı araştırılmıştır. Yöntem: EÜTF Kardiyoloji Anabilim Dalında Nisan 2015- Temmuz 2016 tarihleri arasında STYME tanısı ile yatırılan ve tedavi uygulanan 18-80 yaş arası 58 hasta çalışmaya alınmıştır. Antiagregan tedavi sonrası 2. 4. ve 24. saat periferik venöz tam kan örnekleri alınarak trombosit fonksiyonlarını değerlendirmek üzere multiplate cihazı ile çalışılmıştır. Hastalar 4. saat rezidü trombosit agregasyonu yüksek olup tromboz risk artışına neden olabilecek 47U'ye göre gruplandırılmıştır. Trombosit agregasyon ünitesi 4. saatte ≥47U olanlar GRUP A( n:28) ve <47U olanlar ise GRUP B (n:30) olarak sınıflandırıldılar. Yüksek trombosit reaktivitesi nedenlerinin yaklaşık %80'ini morfin kullanımının oluşturduğu saptanarak ayrıca morfin kullanımına göre subgrup analizi yapılmıştır. Klinik sonlanımlara yüksek trombosit reaktivitesinin, morfin kullanımının, reperfüzyon stratejisinin katkısı değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmamızın sonucunda 4.saat rezidüel trombosit agregasyonu yüksek olanların fibrinolitik tedavi alıp 300 mg klopidogrel yüklemesi yapılan ve ağrının devam etmesi nedeniyle morfin kullanılan hastalar olduğu saptanmıştır (p:0.003, p:0.036, p<0.001). Hastane içi olayların fibrinolitik kullanılanlarda kullanılmayanlara göre 6.637 kat arttığı saptanmıştır [OR (%95 GA): 6.637 (1.391, 31.658), p:0.018]. Bu sonuçlar uygulanan medikal reperfüzyonun yetersiz olduğunu ve birincil KG'in önceliğini kanıtlar niteliktedir. Morfinin tek başına trombosit agregasyonu üzerine etkinliğine bakıldığında 2. ve 4. saatte yüksek rezidüel trombosit agregasyonu ile anlamlı olarak ilişkili olduğu ve 24. saatte bu etkinin azaldığı saptanmıştır (p<0.001, p:0.070). Bu sonuç morfinin klopidogrelin etkisini geciktirdiğini göstermektedir. Morfin kullanımı birinci ay morbidite ile ilişkili bulunmuştur (p:0.030) ancak morbidite artışı ile direk ilişkisi saptanmamıştır. Yüksek trombosit reaktivitesi ile klinik sonlanımlar açısından anlamlı fark izlenmemiştir. Sonuç: Mevcut bulgularla medikal reperfüzyon stratejisinin yetersizliği, morfin kullanımı ile klopigorel etkisinin geciktiği saptanmıştır. Bu gecikme klinik olarak anlamı olmasa da üç aylık takipte göğüs ağrısı ile hastaneye başvuru ve tekrarlayan revaskülarizasyon ihtiyacının belirgin artmasına neden olmuştur. Uzun dönem takip sonuçları gerekmektedir
Özet (Çeviri)
Introduction and objective: STEMI remains the most common cause of death in the hospital setting despite developments in commencement of treatment before admission to the hospital, quicker onset of treatment and compherensive treatment guidelines. In this study, we examined the effects of reperfusion strategy, different loading doses of clopidogrel and adjuvant treatment on platelet aggregation. Method: Fiftyeight patients between the ages of 18-80 that were admitted to Ege University School of Medicine, Cardiology Clinic from April 2015 to July 2016 with the diagnosis of STEMI were included in the study. Blood samples were drawn on 2nd 4th and 24th hours after the onset of antiplatelet treatment and platelet function was studied using Multiplate analyzer. Subjects were allocated to two groups according to their 4" hour residual platelet aggregation measurements with a cutoff value of 47U, higher levels suggesting a higher risk of thrombosis.Subjects with 4* hour platelet aggregation measurements higher than 47U formed group A (n:28) while the remaining subjects formed group B (n: 30). It was shown that the most common reason for high platelet reactivity was the administration of morphine, therefore subgroup analyses were carried out for presence of morphine treatment. The effects of high platelet reactivity, morphine administration and reperfusion strategy on the clinical end points were assessed. Results: In this study, we found that subjects with higher 4th hour platelet aggregation measurements were those that had received 300 mg clopidogrel loading in addition to fibrinolytic therapy and also received morphine for prolonged pain (p:0.003, p:0.036, p<0.001). In hospital events were found to increase 6.637 times in patients that received fibrinolytic therapy compared to those who did not [OR (%95 GA): 6.637 (1.391, 31.658), p:0.018]. This result implies the insufficiency of medical reperfusion instead of primary PCI. When we examine the standalone effect of morphine on platelet aggregation, there is a correlation with higher residual platelet aggregation in 2nd and 4t* hours but this correlation decreases in 24th hour, which suggests that morphine delays the action of clopidogrel (p<0.001, p: 0.070). Morphine administration was found to correlate with increased morbidity in the first month (p:0.03) but did not show a direct correlation with increased morbidity. Higher platelet reactivity did not correlate significantly with the clinical end points. Conclusion: Our findings imply that medical reperfusion strategy is insufficient and morphine administration delays the action of clopidogrel. This delay was not found to be clinically significant, however there was an increase in hospital admissions for chest pain and the need for revascularization in this patient group. There is need for longer term follow-up results.
Benzer Tezler
- ST yükselmeli miyokard infarktüsü olgularında primer perkutan girişim sonrasında uzun dönem prognoz belirteçleri
Indicators of long term prognosis after primary percutaneous coronary intervention for ST segment elevation myocardial infarction
ÖMER ŞENARSLAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2009
KardiyolojiDokuz Eylül ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SEMA GÜNERİ
- ST yükselmeli miyokard enfarktüsünde perkütan koroner girişim sonrası TIMI kare sayısı ile işlem öncesi hematolojik parametreler arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Başlık çevirisi yok
ECE ÇELEBİ COŞKUN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2020
KardiyolojiSağlık Bilimleri ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MUSTAFA FERİDUN KOŞAR
- St elevasyonlu akut miyokard infarktüsünde insülin perfüzyonu ile sıkı kan şekeri kontrolünün son infarkt alanına etkisi
The effect of tight glycaemic control with insulin perfusion to final infarct size in st segment elevating acute myocardial infarction
KAMİL GÜLŞEN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2010
Kardiyolojiİstanbul ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MURAT KAZIM ERSANLI
- St yükselmeli miyokard infarktüsünde sol ventrikül hipertrofisi ile serum solubl fas ligand arasındaki ilişki
Başlık çevirisi yok
HİCAZ ZENCİRKIRAN AĞUŞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2010
KardiyolojiSağlık BakanlığıKardiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ALİ METİN ESEN
- Akut koroner sendromda serum kitotriozidaz aktivitesi: Kardiyovasküler olaylar ve diğer biyokimyasal göstergelerle ilişkisi
The serum chitotriosidase activity in acute coronary syndrome: Relationship with cardiovascular events and other biochemical indicators
BEKİR SERHAT YILDIZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2010
KardiyolojiEge ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. DR.MEHDİ ZOGHİ