Geri Dön

Üçüncü basamak yenidoğan yoğun bakım ünitemizde yatan ve pnömotoraks gelişen hastaların değerlendirilmesi

Evaluation of patients admitted to our tertiary neonatal intensive care unit who developed pneumothorax

  1. Tez No: 1023711
  2. Yazar: BETÜL SEÇKİNER ŞAHİN
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. OSMAN BAŞTUĞ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Kayseri Şehir Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

ÜÇÜNCÜ BASAMAK YENİDOĞAN YOĞUN BAKIM ÜNİTEMİZDE YATAN VE PNÖMOTORAKS GELİŞEN HASTALARIN DEĞERLENDİRİLMESİ ÖZET Amaç: Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde pnömotoraks gelişen hastaların retrospektif olarak incelenmesi, demografik ve perinatal özelliklerinin değerlendirilmesi ve pnömotoraks gelişimi ile ilişkili risk faktörleri ile klinik sonuçların belirlenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Kayseri Şehir Hastanesi üçüncü basamak yenidoğan yoğun bakım ünitesinde 22 Temmuz 2018 – 1 Ocak 2025 tarihleri arasında izlenen toplam 10.142 hastanın dosyaları retrospektif olarak incelendi. Bu hastalar arasından pnömotoraks tanısı alan olgular çalışmaya dâhil edildi. Olgulara ait demografik veriler (cinsiyet, gestasyonel yaş, doğum ağırlığı), maternal ve perinatal özellikler (anne yaşı, gebelik ve doğum özellikleri), klinik bulgular (APGAR skorları, resüsitasyon gereksinimi, eşlik eden hastalıklar), tedavi ve solunum desteği özellikleri (sürfaktan uygulaması, mekanik ventilasyon ve noninvaziv ventilasyon gereksinimi) değerlendirildi. Ayrıca pnömotoraksın zamanı ve tutulum tarafı, entübasyon süresi, göğüs tüpü drenaj süresi ve hastanede yatış süresi analiz edildi. Elde edilen veriler istatistiksel yöntemlerle analiz edilerek sonuçlar pnömotoraksın tutulumuna (tek taraflı/bilateral), gestasyonel yaş gruplarına ve klinik sonuçlara (exitus/sağ kalım) göre alt gruplar halinde karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışma döneminde izlenen 10.142 hasta arasından 112 pnömotoraks olgusu saptanmış olup, insidans %1,1 olarak hesaplandı. Olguların %60,7'si erkek ve %64,2'si sezaryen ile doğmuştu. Gestasyonel yaş dağılımında hastaların %42,3'ü <33+6 hafta, %35,1'i 37 hafta grubunda yer alırken, doğum ağırlığına göre olguların %41,4'ü ≤2000 g idi. En sık eşlik eden akciğer hastalıkları RDS (%43,2) ve TTN (%38,7) olarak saptandı. Hastaların %52,7'sine sürfaktan tedavisi uygulanırken, %62,0'sine doğum sonrası mekanik ventilasyon desteği verildi. Pnömotoraks olgularının %85,7'si tek taraflı, %14,3'ü bilateral olup, tüm hastalara tüp torakostomi uygulandı. Pnömotoraks geliştiği sırada hastaların %81.2'si invaziv mekanik ventilasyon desteği almaktaydı. Hastanede yatış süresinin medyanı 12 (0–160) gün olarak bulundu. Çalışmada mortalite oranı %50,5 olarak saptandı. Sonuç: Çalışmamızda yenidoğan pnömotoraksı olgularının büyük kısmını erkek ve sezaryen ile doğan hastalar oluşturmuştur. Pnömotoraks gelişen olgularda doğum sonrası solunum desteği gereksiniminin yüksek olduğu, özellikle mekanik ventilasyon altında izlenen hastalarda ve ESIMV modunda pnömotoraks gelişiminin daha sık olduğu görülmüştür. Altta yatan akciğer hastalıkları arasında en sık RDS saptanmış, bunu TTN izlemiştir. Neonatal morbiditeler içinde en sık BPD gözlenmiştir. Pnömotoraksın çoğunlukla tek taraflı geliştiği ve sağ akciğerin daha sık etkilendiği belirlenmiştir. Ayrıca yüksek oksijen gereksiniminin mortalite ile anlamlı düzeyde ilişkili olduğu saptanmıştır. Bu bulgular, yenidoğan pnömotoraksında solunum desteği gereksinimi ve altta yatan akciğer patolojilerinin klinik seyri belirleyen önemli faktörler olduğunu göstermektedir. ÜÇÜNCÜ BASAMAK YENİDOĞAN YOĞUN BAKIM ÜNİTEMİZDE YATAN VE PNÖMOTORAKS GELİŞEN HASTALARIN DEĞERLENDİRİLMESİ ÖZET Amaç: Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde pnömotoraks gelişen hastaların retrospektif olarak incelenmesi, demografik ve perinatal özelliklerinin değerlendirilmesi ve pnömotoraks gelişimi ile ilişkili risk faktörleri ile klinik sonuçların belirlenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Kayseri Şehir Hastanesi üçüncü basamak yenidoğan yoğun bakım ünitesinde 22 Temmuz 2018 – 1 Ocak 2025 tarihleri arasında izlenen toplam 10.142 hastanın dosyaları retrospektif olarak incelendi. Bu hastalar arasından pnömotoraks tanısı alan olgular çalışmaya dâhil edildi. Olgulara ait demografik veriler (cinsiyet, gestasyonel yaş, doğum ağırlığı), maternal ve perinatal özellikler (anne yaşı, gebelik ve doğum özellikleri), klinik bulgular (APGAR skorları, resüsitasyon gereksinimi, eşlik eden hastalıklar), tedavi ve solunum desteği özellikleri (sürfaktan uygulaması, mekanik ventilasyon ve noninvaziv ventilasyon gereksinimi) değerlendirildi. Ayrıca pnömotoraksın zamanı ve tutulum tarafı, entübasyon süresi, göğüs tüpü drenaj süresi ve hastanede yatış süresi analiz edildi. Elde edilen veriler istatistiksel yöntemlerle analiz edilerek sonuçlar pnömotoraksın tutulumuna (tek taraflı/bilateral), gestasyonel yaş gruplarına ve klinik sonuçlara (exitus/sağ kalım) göre alt gruplar halinde karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışma döneminde izlenen 10.142 hasta arasından 112 pnömotoraks olgusu saptanmış olup, insidans %1,1 olarak hesaplandı. Olguların %60,7'si erkek ve %64,2'si sezaryen ile doğmuştu. Gestasyonel yaş dağılımında hastaların %42,3'ü <33+6 hafta, %35,1'i 37 hafta grubunda yer alırken, doğum ağırlığına göre olguların %41,4'ü ≤2000 g idi. En sık eşlik eden akciğer hastalıkları RDS (%43,2) ve TTN (%38,7) olarak saptandı. Hastaların %52,7'sine sürfaktan tedavisi uygulanırken, %62,0'sine doğum sonrası mekanik ventilasyon desteği verildi. Pnömotoraks olgularının %85,7'si tek taraflı, %14,3'ü bilateral olup, tüm hastalara tüp torakostomi uygulandı. Pnömotoraks geliştiği sırada hastaların %81.2'si invaziv mekanik ventilasyon desteği almaktaydı. Hastanede yatış süresinin medyanı 12 (0–160) gün olarak bulundu. Çalışmada mortalite oranı %50,5 olarak saptandı. Sonuç: Çalışmamızda yenidoğan pnömotoraksı olgularının büyük kısmını erkek ve sezaryen ile doğan hastalar oluşturmuştur. Pnömotoraks gelişen olgularda doğum sonrası solunum desteği gereksiniminin yüksek olduğu, özellikle mekanik ventilasyon altında izlenen hastalarda ve ESIMV modunda pnömotoraks gelişiminin daha sık olduğu görülmüştür. Altta yatan akciğer hastalıkları arasında en sık RDS saptanmış, bunu TTN izlemiştir. Neonatal morbiditeler içinde en sık BPD gözlenmiştir. Pnömotoraksın çoğunlukla tek taraflı geliştiği ve sağ akciğerin daha sık etkilendiği belirlenmiştir. Ayrıca yüksek oksijen gereksiniminin mortalite ile anlamlı düzeyde ilişkili olduğu saptanmıştır. Bu bulgular, yenidoğan pnömotoraksında solunum desteği gereksinimi ve altta yatan akciğer patolojilerinin klinik seyri belirleyen önemli faktörler olduğunu göstermektedir.

Özet (Çeviri)

EVALUATION OF PATIENTS ADMITTED TO OUR TERTIARY NEONATAL INTENSIVE CARE UNIT WHO DEVELOPED PNEUMOTHORAX ABSTRACT Aim: We aimed to retrospectively evaluate neonates diagnosed with pneumothorax in the neonatal intensive care unit, to assess their demographic and perinatal characteristics, and to determine risk factors associated with pneumothorax as well as clinical outcomes. Materials and Methods: Medical records of a total of 10,142 patients followed in the tertiary neonatal intensive care unit of Kayseri City Hospital between July 22, 2018, and January 1, 2025, were retrospectively reviewed. Among these patients, those diagnosed with pneumothorax were included in the study. Demographic data (sex, gestational age, birth weight), maternal and perinatal characteristics (maternal age, pregnancy and delivery features), clinical findings (APGAR scores, need for resuscitation, comorbidities), and treatment and respiratory support parameters (surfactant therapy, invasive and non-invasive mechanical ventilation) were evaluated. In addition, the timing and laterality of pneumothorax, duration of intubation, duration of chest tube drainage, and length of hospital stay were analyzed. The data were statistically analyzed and compared according to pneumothorax involvement (unilateral/bilateral), gestational age groups, and clinical outcomes (survival/mortality). Results: Among 10,142 patients admitted during the study period, 112 cases of pneumothorax were identified, yielding an incidence of 1.1%. Of the patients, 60.7% were male and 64.2% were delivered by cesarean section. In terms of gestational age distribution, 42.3% of the patients were <33+6 weeks and 35.1% were 37 weeks. Based on birth weight, 41.4% of the patients had a birth weight ≤2000 g. The most common underlying lung diseases were respiratory distress syndrome (RDS) (43.2%) and transient tachypnea of the newborn (TTN) (38.7%). Surfactant therapy was administered in 52.7% of the patients, while 62.0% required postnatal mechanical ventilation. Pneumothorax was unilateral in 85.7% and bilateral in 14.3% of cases, and chest tube drainage was performed in all patients. At the time of pneumothorax, a substantial proportion of patients were receiving invasive mechanical ventilation. The median length of hospital stay was 12 (0–160) days. The overall mortality rate was 50.5%. Conclusion: In this study, the majority of neonatal pneumothorax cases were male infants and those delivered by cesarean section. A high need for respiratory support was observed in patients with pneumothorax, particularly among those receiving mechanical ventilation, with pneumothorax occurring more frequently in the ESIMV mode. Among underlying lung diseases, RDS was the most common, followed by TTN. Bronchopulmonary dysplasia (BPD) was the most frequent neonatal morbidity. Pneumothorax was predominantly unilateral, with a higher involvement of the right lung. Increased oxygen requirement was significantly associated with mortality. These findings suggest that the need for respiratory support and underlying pulmonary pathology are key determinants of clinical outcomes in neonatal pneumothorax.

Benzer Tezler

  1. Üçüncü basamak yenidoğan yoğun bakım ünitemizde kullandığımız sürfaktan preparatlarının prematüre bebeklerdeki etkinlik karşılaştırması

    Comparison of the effectiveness of surfactant preparations used in our tertiary neonatal intensive care unit in premature infants

    RECEP DENİZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. OSMAN BAŞTUĞ

  2. Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde polifarmasi sıklığı, ilaç etkileşimlerinin değerlendirilmesi ve bu etkileşimlerin böbrek fonksiyonları üzerine etkileri

    Polypharmacy frequency in the neonatal intensive care unit, evaluation of drug interactions, and their effects on kidney function

    BURHAN ÖZTOPRAK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. DERYA BÜYÜKKAYHAN

    DR. ÖĞR. ÜYESİ BURCU CEBECİ

  3. İnönü Üniversitesi yenidoğan işitme taraması modeli geliştirilmesi

    Improvement the model of İnonu University neonatal hearing screening program

    YEŞİM DURGUN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2009

    Kulak Burun ve Boğazİnönü Üniversitesi

    Kulak, Burun, Boğaz Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. YEZDAN FIRAT

  4. Nöral tüp defektli bebeklerin kısa ve uzun dönem izlemi

    Short and LONG TERM follow-up of newborn with neural tube defects

    KÜBRA TAŞAR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıNecmettin Erbakan Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HÜSEYİN ALTUNHAN