Geri Dön

Rektum kanseri nedeni ile opere olan hastaların distal cerrahi sınırın lokal nükse ve surveye etkisi

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 1024345
  2. Yazar: YUNUS EMRE GAYBERİ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. MEHMET ÖZGÜR TÜRKMENOĞLU
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Genel Cerrahi, General Surgery
  6. Anahtar Kelimeler: Rektum kanseri, distal cerrahi sınır, lokal nüks, hastalıksız sağkalım, genel sağkalım, total mezorektal eksizyon, Rectal cancer, distal surgical margin, local recurrence, disease-free survival, overall survival, total mesorectal excision
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Mersin Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Bu çalışmanın amacı, rektum kanseri nedeniyle küratif rezeksiyon uygulanan hastalarda distal cerrahi sınır (DCS) uzunluğunun lokal nüks, hastalıksız sağkalım (DFS) ve genel sağkalım (OS) üzerine etkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif kohort çalışmasına, Ocak 2010 ile Ocak 2025 tarihleri arasında Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Kliniği'nde rektum kanseri nedeniyle küratif rezeksiyon uygulanan 372 hasta dahil edildi. Hastalar patoloji raporunda belirtilen distal cerrahi sınır uzunluğuna göre üç gruba ayrıldı: ≤1 cm, >1–2 cm ve >2 cm. Tüm olgular neoadjuvan kemoradyoterapi ve/veya total neoadjuvan tedavi sonrası opere edildi. Demografik özellikler, tümörün anal vergeye uzaklığı, cerrahi ve patolojik bulgular, komplikasyonlar, lokal nüks, uzak nüks, mortalite, DFS ve OS verileri değerlendirildi. Sağkalım analizlerinde Kaplan–Meier yöntemi ve log-rank testi, prognostik faktörlerin incelenmesinde Cox regresyon analizi kullanıldı. Bulgular: Hastaların medyan yaşı 64 yıl olup medyan takip süresi 87 aydı. Gruplar arasında yaş ve Charlson komorbidite indeksi açısından anlamlı fark saptanmazken, anal vergeye uzaklık anlamlı olarak farklıydı ve ≤1 cm grubunda tümörler daha distal yerleşimliydi. pT ve pN evresi ile çıkarılan lenf nodu sayısı gruplar arasında anlamlı farklılık gösterdi. Lokal nüks oranı ≤1 cm grubunda sayısal olarak daha yüksek bulunmakla birlikte bu fark istatistiksel anlamlılığa ulaşmadı. Kaplan–Meier analizinde distal cerrahi sınır grupları arasında lokal nüks açısından anlamlı fark saptanmadı; ancak 5 yıllık kümülatif lokal nüks oranı ≤1 cm grubunda daha yüksekti. DFS ve OS açısından üç ana grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı. Çok değişkenli analizde ileri yaş, ileri pT evresi ve lenfovasküler invazyon DFS açısından; ileri yaş, ileri pT evresi, lenfovasküler invazyon ve perinöral invazyon ise OS açısından olumsuz prognostik faktörler olarak saptandı. ≤1 cm alt grubunun kendi içinde yapılan analizde, özellikle ≤0.3 cm olan olgularda lokal nüks ve DFS sonuçlarının belirgin olarak daha kötü olduğu görüldü. Sonuç: Rektum kanserinde distal cerrahi sınır, tek başına mutlak bir prognostik belirleyici değildir. Üç ana grup arasında lokal nüks, DFS ve OS açısından anlamlı fark saptanmamış olmakla kısa distal sınır grubunda lokal nüks eğilimi daha yüksek bulunmuştur. Özellikle milimetrik düzeydeki çok dar sınırlar lokal kontrol ve hastalıksız sağkalım açısından risk oluşturabilir. Buna karşın prognozu esas olarak ileri yaş, ileri pT evresi, lenfovasküler invazyon ve perinöral invazyon gibi tümör biyolojisini yansıtan faktörler belirlemektedir. Distal cerrahi sınır, cerrahi kalite, CRM durumu, tümör evresi ve biyolojik risk faktörleri ile birlikte çok boyutlu olarak değerlendirilmelidir.

Özet (Çeviri)

Objective: The aim of this study was to evaluate the effect of distal surgical margin (DSM) length on local recurrence, disease-free survival (DFS), and overall survival (OS) in patients who underwent curative resection for rectal cancer. Materials and Methods: This retrospective cohort study included 372 patients who underwent curative resection for rectal cancer at Mersin University Faculty of Medicine, Department of General Surgery, between January 2010 and January 2025. Patients were divided into three groups according to the distal surgical margin length reported in the pathology specimen: ≤1 cm, >1–2 cm, and >2 cm. All patients underwent surgery after neoadjuvant chemoradiotherapy and/or total neoadjuvant therapy. Demographic features, distance from the anal verge, surgical and pathological findings, complications, local recurrence, distant recurrence, mortality, DFS, and OS were analyzed. Kaplan–Meier analysis and log-rank test were used for survival analysis, and Cox regression analysis was performed to identify prognostic factors. Results: The median age of the patients was 64 years, and the median follow-up period was 87 months. There were no significant differences among the groups in terms of age and Charlson comorbidity index, whereas tumor distance from the anal verge was significantly different, with tumors located more distally in the ≤1 cm group. Pathological T stage, N stage, and number of harvested lymph nodes also differed significantly among the groups. Although the rate of local recurrence was numerically higher in the ≤1 cm group, this difference did not reach statistical significance. Kaplan–Meier analysis demonstrated no statistically significant difference in local recurrence among the three distal margin groups; however, the 5-year cumulative local recurrence rate was higher in the ≤1 cm group. No statistically significant differences were found among the three main groups in terms of DFS and OS. In multivariable analysis, advanced age, advanced pT stage, and lymphovascular invasion were adverse prognostic factors for DFS, whereas advanced age, advanced pT stage, lymphovascular invasion, and perineural invasion were adverse prognostic factors for OS. In the subgroup analysis of patients with a distal margin of ≤1 cm, those with a margin of ≤0.3 cm had markedly worse local recurrence and DFS outcomes. Conclusion: In rectal cancer, distal surgical margin is not an absolute prognostic determinant by itself. Although no significant differences were observed among the three main groups in terms of local recurrence, DFS, and OS, the short-margin group showed a higher tendency toward local recurrence. Extremely narrow margins at the millimetric level may pose a risk for local control and disease-free survival. In contrast, prognosis appears to be mainly determined by tumor biology-related factors such as advanced age, advanced pT stage, lymphovascular invasion, and perineural invasion. Distal surgical margin should therefore be evaluated together with surgical quality, circumferential resection margin status, tumor stage, and biological risk factors.

Benzer Tezler

  1. Neoadjuvan tedavi alan rektum kanserlerinde koruyucu ileostomi açılan hastalarla ghost ileostomi açılan hastaların karşılaştırılması

    Comparision of patients who underwent neoadjuvant treatment for rectal cancer who had protective ileostomy versus ghost ileostomy

    SILA GÜÇLÜ METE

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Genel CerrahiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HAKAN GÜVEN

  2. Rektum kanserinde preopetratif kemoradyoterapinin sfinkter koruyu cerrahiye katkısı

    The contribution of neoadjuvant chemoradiotherapy to sphincter preserving surgery in rectal cancer

    EDA TAŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2012

    Radyasyon OnkolojisiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Radyasyon Onkolojisi Ana Bilim Dalı

    DR. RAHŞAN HABİBOĞLU

  3. Kolorektal kanser nedeni ile opere edilen hastaların analizi ve reoperasyon nedenleri

    Analysis and reoperation causes of patients operated by colorectal cancer

    SENA CÖMERT

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Genel CerrahiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ ADNAN ÖZPEK

    UZMAN KEMAL TEKEŞİN

  4. Rektum kanserinde neoadjuvan tedavi alan ile almayan hastaların lenf nodu sayılarının retrospektif olarak karşılaştırılması

    Retrospective comparison of lymph node numbers in rectal cancer patients who received neoadjuvant treatment against no neoadjuvan treatment received

    SERHAT BULDUR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2016

    Genel CerrahiEge Üniversitesi

    Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. CEMİL ÇALIŞKAN

  5. Low anterior rezeksiyon sendromu: Rektum kanseri nedeni ile opere olan hastalarda pelvik taban egzersizlerinin yaşam kalitesi ve ürogenital-anal sfinkter fonksiyonları üzerine etkisi

    Low anterior resection syndrome: the effect of the pelvic floor exercises on the quality of life and urogenital-anal sphincter functions in patients operated for rectum cancer

    CEM BATUHAN OFLUOĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    Genel CerrahiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. YUNUS EMRE ALTUNTAŞ