Kentsel mekanın üretimi: Esenyurt örneği üzerinden mekansal analiz
The production of urban space: A spatial analysis through the Esenyurt case
- Tez No: 1024387
- Danışmanlar: PROF. DR. FATMA ÜNSAL
- Tez Türü: Doktora
- Konular: Şehircilik ve Bölge Planlama, Urban and Regional Planning
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
- Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Şehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Şehircilik Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Günümüz kentleşme süreçleri, kentlerin yalnızca fiziksel olarak büyümesiyle değil, farklı mekânsal örgütlenme biçimlerinin ortaya çıkmasıyla karakterize edilmektedir. Bu dönüşümü açıklamak üzere geliştirilen kentsel saçılma, kenar şehir ve polisentrik kentsel gelişme gibi yaklaşımlar, kentlerin yayılma, merkezileşme ve çok merkezli örgütlenme dinamiklerini açıklayan temel kuramsal çerçeveler arasında yer almaktadır. Bununla birlikte söz konusu tipolojiler, ağırlıklı olarak kentsel formu ve mekânsal örüntüleri açıklamakta; bu örüntülerin hangi ekonomik, hukuki, yönetsel ve toplumsal ilişkiler içerisinde üretildiğini tek başlarına ortaya koyamamaktadır. Bu noktada kentsel mekânın üretimi yaklaşımı, mülkiyet ilişkileri, planlama kararları, hukuki düzenlemeler, enformel mekân üretimi ve rant mekanizmalarını mekânsal dönüşümün kurucu bileşenleri olarak ele alarak kentleşme sürecini daha bütüncül bir çerçevede değerlendirmektedir. Özellikle Türkiye gibi yarı-çevre ülkelerde kentleşme; planlama ve yasa ile uygulama arasındaki süreksizliklerin, idari yeniden ölçeklenmelerin, parçalı mülkiyet yapısının ve piyasa odaklı müdahalelerin belirleyici olduğu özgün dinamikler içerisinde şekillendiğinden, tipolojik yaklaşımların bu ilişkiler ağıyla birlikte değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Türkiye'de 1980 sonrasında etkili olan neoliberal politikalar, kentleşme süreçlerinde önemli bir kırılma yaratmış; sermayenin mekânsal hareketliliği, planlama anlayışındaki dönüşüm, yasal değişiklikler ve özellikle de yerel yönetimlerin yeniden yapılandırılması metropoliten alanların gelişim dinamiklerini köklü biçimde değiştirmiştir. Bu süreçten en yoğun biçimde etkilenen alanlardan biri olan İstanbul, sanayi faaliyetlerinin merkezden çepere taşınması, ulaşım altyapısının gelişmesi ve büyük ölçekli konut yatırımlarının hız kazanmasıyla yeni mekânsal örüntüler üretmiştir. Kentin özellikle batı koridorunda yaşanan bu dönüşüm, çeper alanların kısa süre içerisinde yoğun nüfuslu, karma işlevli ve yeni çekim merkezlerine dönüşmesine zemin hazırlamıştır. Esenyurt ise kırsal bir yerleşmeden İstanbul'un nüfus açısından en kalabalık ilçesine evrilirken, bu dönüşümün bütün çelişkilerini aynı mekânda barındıran özgün bir örnek olarak öne çıkmaktadır. Esenyurt'un gelişim süreci, ilk bakışta kentsel saçılma, kenar şehir ve polisentrik gelişme yaklaşımlarının belirli özelliklerini yansıtmakla birlikte, ilçedeki kentleşme süreci bu tipolojilerin öngördüğü doğrusal gelişim modeliyle açıklanabilecek bir yapı sergilememektedir. Düşük yoğunluklu, parçalı ve sıçramalı yerleşim örüntülerinin belirgin olduğu ilk dönemlerden başlayarak, ulaşım koridorları boyunca gelişen merkez dışı yoğunlaşmalar, büyük ölçekli konut yatırımları ve üst ölçekli planlarda öngörülen alt merkez kurguları aynı süreç içerisinde birbirine eklemlenmiş; ancak bu dönüşüm aşamalarından hiçbiri kuramsal olarak tanımlandığı biçimiyle tamamlanmamıştır. Böylece Esenyurt'ta farklı kentleşme tipolojilerinin birbirini izleyen aşamalar olarak değil, aynı mekânda üst üste birikerek ilerlediği özgün bir mekânsal örüntü oluşmuştur. Bu dönüşüm yalnızca fiziksel büyüme üzerinden değil, kentsel mekânın üretim süreçleri üzerinden değerlendirilmiştir. İlçenin 1980 sonrasındaki gelişimi, üst ölçekli plan kararları, plan raporları, mevzuat değişiklikleri ve idari yeniden yapılanmalar çerçevesinde incelenirken; bu kararların uygulamadaki karşılığı parsel ölçeğinde gerçekleştirilen çözümlemelerle ortaya konulmuştur. Esenyurt'un metropoliten sistem içerisindeki konumu dönemsel plan kararları üzerinden değerlendirilmiş; buna karşılık Kıraç bölgesinde yer alan 427 ada 3 parsel ile 1088 ada 1 parsel, planlama kararlarının uygulamaya dönüşme biçimini, belediyenin süreç içerisindeki rolünü, arsa payı karşılığı inşaat modelini, yoğunluk artışlarını ve mülkiyet ilişkilerinin mekânsal üretim üzerindeki etkilerini görünür kılan örnekler olarak ele alınmıştır. Böylece planlama kararlarının yalnızca hukuki belgeler olmadığı; sermaye hareketleri, mülkiyet yapısı ve kurumsal aktörlerle kurdukları ilişki içerisinde mekânı yeniden üreten araçlar hâline geldiği ortaya konulmuştur. İnceleme sonucunda Esenyurt'un kentleşme deneyiminin, Batı kentleşme literatüründe geliştirilen tipolojik modellerden herhangi biriyle tek başına açıklanamayacağı görülmektedir. İlçede kentsel saçılma, kenar şehir ve polisentrik gelişme süreçleri farklı dönemlerde ve aşamalarda etkili olmakla birlikte, bunlar birbirini tamamlayan doğrusal aşamalar biçiminde gerçekleşmemiş; aksine planlama kararları, hukuki düzenlemeler, idari yeniden ölçeklenme, parçalı mülkiyet yapısı ve rant mekanizmalarının karşılıklı etkileşimi sonucunda aynı mekânda üst üste eklemlenmiştir. Planlama kararlarının çoğu zaman fiili gelişmeyi yönlendiren değil, sonradan meşrulaştıran bir işlev üstlenmesi; plan iptalleri, yoğunluk artışları ve uygulama süreçlerinde ortaya çıkan süreksizlikler, bu mekânsal örüntünün oluşumunda belirleyici rol oynamıştır. Parsel ölçeğinde gerçekleştirilen incelemeler ise söz konusu yapısal ilişkilerin somut mekânsal karşılıklarını ortaya koymuş; planlama ve mülkiyet ilişkilerinin birbirinden bağımsız süreçler değil, aynı mekânsal üretim mekanizmasının tamamlayıcı unsurları olduğunu göstermiştir. Çalışma, Esenyurt örneği üzerinden Batı kentleşme literatüründe geliştirilen tipolojilerin reddedilmesinden ziyade, farklı siyasal-ekonomik bağlamlarda yeniden yorumlanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda kentsel saçılma, kenar şehir ve polisentrik kentsel gelişme yaklaşımları, birbirinden bağımsız tipolojik kategoriler olarak değil, kentsel mekânın üretim süreçleriyle birlikte okunması gereken tamamlayıcı kuramsal araçlar olarak değerlendirilmiştir. Esenyurt'ta gözlenen mekânsal gelişim; farklı kentleşme dinamiklerinin birbirini dışlamadan, hiçbirinin tam anlamıyla olgunlaşmadığı, planlama ile uygulama arasındaki gerilimlerin sürekli yeniden üretildiği melez bir ara-forma işaret etmektedir. Bu yönüyle çalışma, Türkiye gibi yarı-çevre ülkelerde kentleşme süreçlerinin açıklanmasına yönelik bütüncül bir yaklaşım geliştirmekte; planlama kararları, mülkiyet ilişkileri ve rant mekanizmalarının kentsel mekânın üretimindeki belirleyici rolünü görünür kılarak, İstanbul'un batı koridorunda yaşanan çeper kentleşmesine ilişkin kavramsal tartışmalara katkı sunmaktadır.
Özet (Çeviri)
Contemporary urbanization processes are characterized not only by the physical expansion of cities but also by the emergence of diverse forms of spatial organization. To explain this transformation, approaches such as urban sprawl, edge city and polycentric urban development have become prominent theoretical frameworks for understanding the dynamics of urban expansion, centralization, and multi-centered spatial organization. However, these typologies primarily describe urban form and spatial patterns, while they are insufficient on their own to explain the economic, legal, administrative, and social relations through which these patterns are produced. In this context, the concept of the production of urban space provides a more comprehensive analytical framework by conceptualizing property relations, planning decisions, legal regulations, the informal production of urban space, and urban rent mechanisms as constitutive components of spatial transformation. Particularly in semi-peripheral countries such as Türkiye, where urbanization is shaped by discontinuities between planning and implementation, administrative rescaling, fragmented property structures, and market-oriented interventions, these typological approaches need to be interpreted together with the broader network of socio-spatial relations that produce urban space. The neoliberal policies implemented in Türkiye after 1980 constituted a significant turning point in urbanization processes. The increasing spatial mobility of capital, the transformation of planning practices, legal reforms, and, most importantly, the restructuring of local governments fundamentally altered the development dynamics of metropolitan areas. İstanbul, one of the metropolitan regions most profoundly affected by these transformations, generated new spatial patterns through the relocation of industrial activities from the urban core to the periphery, the expansion of transportation infrastructure, and the rapid growth of large-scale housing investments. This transformation, particularly evident along the western corridor of the metropolitan area, enabled peripheral zones to evolve within a relatively short period into densely populated, mixed-use environments and emerging centers of attraction. Within this context, Esenyurt represents a distinctive case. Having transformed from a rural settlement into the most populous district of İstanbul, it embodies within a single urban space many of the contradictions that have characterized Türkiye's contemporary urbanization process. Although the development trajectory of Esenyurt appears, at first glance, to reflect certain characteristics associated with urban sprawl, edge city and polycentric urban development, the district's urbanization process does not conform to the linear evolutionary model implied by these typologies. Beginning with an early phase characterized by low-density, fragmented, and leapfrog development patterns, subsequent processes—including decentralization along transportation corridors, large-scale housing investments, and the formation of sub-centers envisioned in upper-scale spatial plans—became superimposed upon one another within the same historical period. None of these developmental stages, however, reached completion in the manner theoretically described in the existing literature. Consequently, Esenyurt has produced a distinctive spatial pattern in which different urbanization typologies do not represent successive phases but instead accumulate and overlap within the same urban space. Rather than interpreting this transformation solely through the lens of physical urban expansion, the study examines it through the framework of the production of urban space. The post-1980 development of Esenyurt is analyzed by examining upper-scale spatial plans, planning reports, legislative changes, and processes of administrative restructuring, while the practical consequences of these decisions are investigated through parcel-scale analyses. Esenyurt's changing position within the metropolitan system is evaluated through successive planning decisions, whereas Parcel 3 of Block 427 and Parcel 1 of Block 1088 in the Kıraç area are examined as representative cases illustrating how planning decisions are translated into implementation, the municipality's role within these processes, the operation of the land-for-construction model, increases in development density, and the influence of property relations on the production of urban space. In doing so, the study demonstrates that planning decisions should not be understood merely as legal documents but as instruments actively involved in the production of urban space through their interaction with capital accumulation, property structures, and institutional actors. The findings indicate that Esenyurt's urbanization experience cannot be adequately explained by any single typological model developed within the Western urban studies literature. Although the processes associated with urban sprawl, edge city and polycentric urban development have each influenced the district during different periods and at varying scales, they have not unfolded as sequential and mutually completing stages. Rather, these processes have become layered and articulated within the same urban space through the interaction of planning decisions, legal regulations, administrative rescaling, fragmented property structures, and urban rent mechanisms. The fact that planning decisions have frequently functioned not as instruments directing urban development but as mechanisms legitimizing de facto spatial transformation after it has occurred, together with plan cancellations, increases in development density, and discontinuities in implementation processes, has played a decisive role in shaping this distinctive spatial pattern. The parcel-scale analyses further reveal the concrete spatial manifestations of these structural relationships, demonstrating that planning and property relations should not be understood as separate processes but rather as complementary components of a single mechanism governing the production of urban space. Rather than rejecting the typologies developed within the Western urbanization literature, this study argues that they should be reinterpreted within different political-economic contexts. Accordingly, urban sprawl, edge city and polycentric urban development are conceptualized not as independent typological categories but as complementary theoretical frameworks that should be examined in conjunction with the processes through which urban space is produced. The spatial development observed in Esenyurt points to a hybrid intermediate form, in which different urbanization dynamics coexist without displacing one another, none reaches full theoretical maturity, and the tensions between planning and implementation are continuously reproduced. From this perspective, the study develops an integrated analytical framework for understanding urbanization processes in semi-peripheral countries such as Türkiye. By demonstrating the constitutive roles of planning decisions, property relations, and urban rent mechanisms in the production of urban space, it contributes to the broader conceptual debates on peripheral urbanization along İstanbul's western corridor.
Benzer Tezler
- İSTANBUL'DA YAŞAYAN GÖÇMEN KADINLARIN KARŞILAŞTIKLARI ZORLUKLAR: ESENYURT'TAKİ GÜVENLİKLİ SİTELER ÖRNEĞİ
CHALLENGES FACED BY İMMİGRANT WOMEN LİVİNG İN İSTANBUL EXAMPLE OF HOUSİNG ESTATES İN ESENYURT
BÜŞRA AYDOĞDU
Yüksek Lisans
Türkçe
2025
Sosyolojiİstanbul Gelişim ÜniversitesiSosyoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ÖZLEM DERİN SAĞLAM
- A strategic framework for enhancing affordability in housing construction using recycled plastic bricks.
Geri dönüştürülmüş plastik tuğlalar kullanılarak konut inşaatında uygun fiyatlılığı artırmaya yönelik stratejik bir çerçeve.
MODUPE ODEMAKIN
Doktora
İngilizce
2026
Mimarlıkİstanbul Okan ÜniversitesiMimarlık Ana Bilim Dalı
ASSOC. PROF. DR. SEYHAN YARDIMLI
ASSISTANT PROFESSOR MELODY SAFARKHANI
- Kentsel mekanın ihtilaflarla üretimi: Haliç üzerinden bir okuma
The production of urban space through conflicts: a reading on Golden Horn
AHMET BENDER UĞURLİ
- Mekânın üretimi kuramı ve Türkiye'de kentsel mekânın üretimi: Ankara örneği
The production of space theory and the production of urban space in Turkey: The case of Ankara
HUSİK GHULYAN
Doktora
Türkçe
2017
Şehircilik ve Bölge PlanlamaAnkara ÜniversitesiSiyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. TAYFUN ÇINAR
- Mekânın üretimi, kentsel haklar ve mekânın paylaşımı: Sivil haklar hareketi üzerine bir inceleme
Production of space, right to the city and share of space: An investigation on civil rights movement
GÖKHAN PİRLİ
Yüksek Lisans
Türkçe
2019
SosyolojiAydın Adnan Menderes ÜniversitesiSosyoloji Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ EMİN YİĞİT