Geri Dön

Tekerlekli sandalye kullanıcılarının kent içi hareketliliğine yönelik sorunların analizi: İstanbul Atalar Mahallesi örneği

Analysis of problems related to urban mobility of wheelchair users: Atalar Neighborhood

  1. Tez No: 1024465
  2. Yazar: ZEYNEP İREM KAVAS
  3. Danışmanlar: PROF. DR. FATİH TERZİ
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Şehircilik ve Bölge Planlama, Urban and Regional Planning
  6. Anahtar Kelimeler: Akıllı kentler, Engelsiz kent, Smart cities, Barrier-free city
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Teknik Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Bilişim Uygulamaları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Coğrafi Bilgi Teknolojileri Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Bu tez, kentsel ulaşım altyapısının tekerlekli sandalye kullanıcılarına sunduğu fiziksel erişilebilirlik düzeyini ölçmeyi ve mevcut durumu mekânsal adalet perspektifinden değerlendirmeyi amaçlamaktadır. İstanbul'un Kartal ilçesindeki Atalar Mahallesi, bir metropoldeki günlük yaşam akışını yansıtan sıradan ve ortalama bir kent dokusunu temsil etmesi nedeniyle araştırma alanı olarak seçilmiş; bu kapsamda bölgedeki fiziksel erişilebilirlik düzeyi ve günlük rutinleri içeren yolculuklar incelenmiştir. Çalışmada Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) tekniklerini entegre eden hibrit bir metodoloji kullanılmıştır. Yaya yol ağının dijital veri setini oluşturmak amacıyla yaya yolları, yaya geçitleri, bina girişleri, otobüs durakları, altgeçitler ve tren istasyonları gibi bileşenlerden oluşan toplam 4228 segment ve bağlantı noktası sayısallaştırılmıştır. Bu ağ bileşenlerinin erişilebilirlik performansı eğim, genişlik, zemin düzgünlüğü ve manevra alanı gibi fiziksel erişilebilirlik kriterleri üzerinden analiz edilmiştir. Değerlendirme sürecinde, uzmanların ve tekerlekli sandalye kullanıcılarının öncelikleri Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP) kullanılarak ağırlıklandırılmış ve çift yönlü bir performans ölçüm sistemi kurulmuştur. Yaya altyapısının genel mekânsal analizlerini yürütmek için TS 9111, TS 12576 ve Erişilebilirlik Kılavuzu'ndan elde edilen ulusal standartlar eşik değer olarak kabul edilmiştir. Ayrıca, kamu hizmetleri, ticaret, rekreasyon ve toplu taşıma gibi günlük rutinleri yansıtan senaryolar üzerinden“en kısa”(mesafe odaklı) ve“en konforlu”(erişilebilirlik puanı odaklı) rota alternatifleri üretmek için Dijkstra algoritmasından faydalanılmıştır. En kısa rota, fiziksel engelleri göz ardı ederek gereken minimum mesafeyi hesaplarken; en konforlu rota, en yüksek erişilebilirlik puanına sahip segmentleri seçmektedir. Bu alternatifler arasındaki puan ve mesafe farklılıklarının karşılaştırılması, tekerlekli sandalye kullanıcılarının gerçek seyahat deneyimlerini nicel olarak ortaya koymaktadır. ÇKKV sonuçları, uzmanlar ve kullanıcıların öncelikleri arasında belirgin bir ayrım olduğunu göstermektedir. Uzmanlar, erişilebilirlik için vazgeçilmez gördükleri yapısal parametrelere baskın ağırlıklar atamıştır: Yaya yollarında yol eğimi büyük ölçüde vurgulanırken, asansör varlığı ve kapı genişliği istasyon girişlerinde, altgeçitlerde ve bina girişlerinde toplam önemin yaklaşık yarısını oluşturacak şekilde kritik kabul edilmiştir. Buna karşın, tekerlekli sandalye kullanıcıları ağırlıklarını tüm kriterlere çok daha eşit bir şekilde dağıtmış ve her bir parametre için yaklaşık üçte bir oranında toplanmıştır. En önemlisi, uzmanlar yaya yollarında zemin düzgünlüğüne çok küçük bir önem atfederken, kullanıcılar buna yüksek puan vermiş ve en kritik konfor kriterlerinden biri olarak belirlemiştir. Benzer şekilde, otobüs duraklarında seviye farkları ve manevra alanı giriş genişliğinden daha ağır basarken; bina girişlerinde rampa eğimi ve rampa genişliği kapı genişliği kadar önemli bulunmuştur. Bu durum, uzmanların statik yapısal uyumluluğa odaklanırken, kullanıcıların sürüş konforunu, fiziksel eforu ve sürekli titreşimin neden olduğu rahatsızlıkları doğrudan etkileyen dinamik yüzey kalitesine ve manevra boyutlarına öncelik verdiğini göstermektedir. Ağ segmentlerinin ulusal standartlara göre değerlendirilmesi, fiziksel erişilebilirliğin oldukça parçalı olduğunu ve bütüncül bir standarttan yoksun olduğunu göstermektedir. Yaya yolu segmentlerinde, mahallenin görece düz topografyası nedeniyle eğim kriteri yüksek bir uyum oranına ulaşmıştır. Ancak yaya yollarının büyük çoğunluğu genişlik ve zemin düzgünlüğü standartlarında başarısız olmuştur. Dahası, yolculuk zincirindeki sık karşılaşılan düğüm noktalarını temsil eden ve yaya yollarını birbirine bağlayan çok sayıdaki karşıya geçiş noktasının sadece üçte biri eşik değerleri karşılamaktadır. Rampa genişliği, rampa eğimi ve yüzey kalitesindeki düşük uyum oranları, bu geçiş noktalarını kentsel ağdaki en tehlikeli bağlantılar haline getirmektedir. Bina girişlerindeki kapı genişlikleri yüksek uyum gösterse de binaların yarısından fazlasında rampa genişlikleri ve eğimleri standart dışı kalmış, bu da bina girişlerinin genel erişilebilirliğini yarı yarıya düşürmüştür. Otobüs duraklarında giriş genişliği uyumu güçlüdür, ancak yeterli iç manevra alanı durakların yalnızca yaklaşık üçte birinde gözlemlenmiştir. Endişe verici bir şekilde, otobüs duraklarının büyük çoğunluğu kaldırım ile araç zemini arasındaki dikey seviye farkı kriterini karşılayamamış ve bu durum toplam uyum oranının yarının altına düşmesiyle sonuçlanmıştır. Resmi yaya geçitleri, altgeçitler ve tren istasyonu girişi yüksek veya tam uyum sağlarken, istasyon girişinin mutlak erişilebilirliği bütüncül bir sosyal fayda üretememektedir. Bu durum, bağlantı yollarındaki ve sokak geçişlerindeki yüksek başarısızlık oranlarından kaynaklanmakta ve mahalle düzeyindeki istasyon kopukluğu tezini ampirik olarak doğrulamaktadır. Mekânsal olarak, yüksek erişilebilirlik seviyeleri birincil ticari akslar boyunca süreklilik göstermekte, ancak iç konut sokaklarında keskin bir şekilde bozulmaktadır. Bu durum, erişilebilirliğin görünür merkezlerde bir vitrin yatırımı olarak ele alındığı, yerleşim alanlarının ise ihmal edildiği eleştirisini nicel olarak doğrulamaktadır. Uzman ve kullanıcı ağırlıklarının mekânsal haritaya uygulanması keskin bir algısal bölünme yaratmaktadır: Uzman ağırlıklarına göre ağ segmentlerinin dörtte üçü yüksek veya çok yüksek erişilebilirliğe sahip olarak sınıflandırılırken, kullanıcı ağırlıklarına göre çoğunluk düşük erişilebilirlik kategorilerine düşmektedir. Senaryo analizleri, mesafe minimizasyonuna dayalı en kısa rotaların fiziksel bariyerlerin ağır yükü altında olduğunu ortaya koymaktadır. Bu rotaların geometrik ortalamalarının incelenmesi, kamu hizmetleri, ticaret, rekreasyon ve toplu taşıma senaryolarındaki birçok güzergâhın kritik eşiğin altına düştüğünü, bunun da ciddi risk ve yolculuk başarısızlığına işaret ettiğini göstermektedir. Kullanıcı ve uzman ağırlıkları kullanılarak konforlu rotaların optimize edilmesi, kullanıcıları daha yüksek puanlı ana caddelere yönlendirerek bu engelleri başarıyla aşmakta, böylece kritik riskleri ortadan kaldırmakta ve aritmetik rota puanlarını artırmaktadır. Ancak bu artan güvenlik, yolculuğun önemli ölçüde uzaması pahasına elde edilmektedir. Kullanıcı ağırlıklı optimizasyon altında, yolculuk uzatma katsayısı, tekerlekli sandalye kullanıcılarının güvenli bir yolculuk yapabilmek için engelsiz bir yayanın ihtiyaç duyduğu mesafenin neredeyse iki katını kat etmesi gerektiğini göstermektedir. En yüksek mesafe cezası, mesafelerin iki buçuk kattan fazla uzadığı (belirli rotalarda neredeyse dokuz kata kadar zirve yaptığı) ticari seyahatlerde ortaya çıkmış, bunu mesafenin iki katı civarında seyrettiği kamu hizmetleri ve rekreasyon izlemiştir. Buna karşılık, uzman ağırlıklı optimizasyon altında, eğime verilen yüksek ağırlık ve bölgenin düz topografyası nedeniyle algoritma yolu aşırı uzatmadan alternatifler bulmuş, bu da genel mesafede sadece hafif bir artışla sonuçlanmıştır. Her iki perspektif, her iki grup için de ılımlı bir mesafe artışı gösteren toplu taşıma yolculuklarında birbirine en yakın şekilde hizalanmıştır. Bu bulgular, kentsel erişilebilirliğin genellikle mesafe maliyeti ile takas edilen bir konfor olarak deneyimlendiğini göstermekte, göreceli erişilebilirlik ve sistematik mekânsal adaletsizlik kavramlarını ampirik olarak doğrulamaktadır. Sonuç olarak bu çalışma, kentsel erişilebilirliğin sadece fiziksel bir ulaşım meselesi değil, aynı zamanda bir mekânsal adalet sorunu olduğunu ortaya koymaktadır. Atalar Mahallesi örneğinde elde edilen veriler, mevcut yaya altyapısının tekerlekli sandalye kullanıcıları için yolculuk zincirinde kopukluklar yarattığını ve güvenli hareketlilik için kat edilen mesafeyi artırdığını göstermektedir. Bu bulgular, kentsel planlama ve tasarım süreçlerinde erişilebilirlik standartlarının uygulanmasının, tekerlekli sandalye kullanıcılarının kent yaşamına bağımsız katılımı için bir zorunluluk olduğunu kanıtlamaktadır.

Özet (Çeviri)

This thesis aims to measure the level of physical accessibility provided by urban transportation infrastructure to wheelchair users and to evaluate the current situation from a spatial justice perspective. Atalar Neighborhood in the Kartal district of Istanbul is selected as the research area due to its representation of an ordinary and average urban fabric reflecting the daily flow of life in a metropolis; within this scope, the physical accessibility level and journeys involving daily routines in the region are examined. A hybrid methodology integrating Geographic Information Systems (GIS) and Multi-Criteria Decision Analysis (MCDA) techniques is employed in the study. To create the digital dataset of the pedestrian network, a total of 4228 segments and nodes consisting of components such as footways, pedestrian crossings, building entrances, bus stops, underpasses, and train stations are digitized. The accessibility performance of these network components is analyzed through physical accessibility criteria such as slope, width, surface smoothness, and maneuvering space. During the evaluation process, a bidirectional performance measurement system is established by weighting the priorities of experts and wheelchair users using the Analytic Hierarchy Process (AHP). National standards derived from TS 9111, TS 12576, and the Accessibility Guidelines are adopted as threshold values to conduct general spatial analyses of the pedestrian infrastructure. Furthermore, the Dijkstra algorithm is utilized to generate“shortest”(distance-oriented) and“most comfortable”(accessibility score-oriented) route alternatives across scenarios reflecting daily routines, including public services, commerce, recreation, and public transportation. While the shortest route calculates the minimum distance regardless of physical barriers, the most comfortable route selects segments with the highest accessibility scores. Comparing the score and distance variations between these alternatives quantitatively reveals the actual travel experiences of wheelchair users. The MCDM results reveal a significant divergence between expert and user priorities. Experts assign dominant weights to structural parameters they deem indispensable: path slope is heavily emphasized for sidewalks, while elevator presence and door width account for roughly half of the total weight at station entrances, underpasses, and building entrances. Conversely, wheelchair users distribute their weights more evenly across all criteria, clustering around one-third for each parameter. Crucially, while experts place minor importance on sidewalk surface smoothness, users rate it highly, identifying it as a critical comfort criterion. Similarly, at bus stops, level differences and maneuvering space outweigh entrance width; at building entrances, ramp slope and ramp width are considered as important as door width. This indicates that while experts focus on static structural compliance, users prioritize dynamic surface quality and maneuvering dimensions that directly affect propulsion comfort, physical exertion, and vibration-induced discomfort. Evaluating the network segments against national standards demonstrates that physical accessibility is highly fragmented and lacks holistic standardization. For sidewalk segments, the slope criterion achieves a high compliance rate due to the neighborhood's relatively flat topography. However, the vast majority of sidewalks fail the width and surface smoothness standards. Furthermore, across the numerous crossing points connecting sidewalks which are frequent nodes in the trip chain only about one-third meet the threshold values. Low compliance rates in ramp width, ramp slope, and surface quality render these crossing points the most hazardous links in the urban network. Although door widths at building entrances show high compliance, ramp widths and slopes fail in more than half of the buildings, reducing the overall accessibility of building entrances to just over half. At bus stops, entrance width compliance is strong, but adequate internal maneuvering space is observed in only about a third of the stops. Alarmingly, the vast majority of bus stops fail the vertical level difference criterion between the curb and vehicle floor, resulting in an overall compliance rate of less than half. While formal pedestrian crossings, underpasses, and the train station entrance achieve high or complete compliance, the absolute accessibility of the station entrance fails to generate holistic social benefit. This is due to high failure rates in the connecting sidewalks and street crossings, which empirically confirms the station disconnect thesis at the neighborhood level. Spatially, high accessibility levels are continuous along primary commercial axes but deteriorate sharply in interior residential streets. This quantitatively validates the critique that accessibility is treated as a showcase investment in visible centers while residential zones are neglected. Applying expert versus user weights to the spatial map produces a stark perceptual divide: under expert weights, three-quarters of the network segments are classified as having high or very high accessibility, whereas under user weights, the majority fall into low accessibility categories. Scenario analyses reveal that the shortest paths, based on distance minimization, are heavily burdened with physical barriers. Examining the geometric means of these routes shows that several paths across public services, commerce, recreation, and public transport drop below the critical threshold, indicating severe risk and trip failure. Optimizing comfortable routes using user and expert weights successfully bypasses these barriers by directing users onto higher-scoring main avenues, thereby eliminating critical risks and boosting arithmetic route scores. However, this increased safety comes at the cost of substantial route lengthening. Under user-weighted optimization, the route lengthening coefficient demonstrates that wheelchair users must travel nearly double the distance required for an unimpeded pedestrian to achieve a safe journey. The highest distance penalty occurs in commercial trips, where distances extend more than two and a half times peaking at nearly nine times for certain routes followed by public services and recreation, which hover around double the distance. Conversely, under expert-weighted optimization, the algorithm finds alternatives without excessive detours due to the high weight given to slope and the area's flat topography, resulting in only a slight overall distance increase. Both perspectives align most closely in public transport trips, showing a moderate distance increase for both groups. These findings demonstrate that urban accessibility is often experienced as comfort traded for a distance cost, empirically validating the concepts of relative accessibility and systematic spatial injustice. In conclusion, this study reveals that urban accessibility is not only a matter of physical transportation but also a question of spatial justice. The data obtained in the case of Atalar Neighborhood show that the existing pedestrian infrastructure creates disruptions in the travel chain for wheelchair users and increases the distance traveled for safe mobility. These findings demonstrate that the implementation of accessibility standards in urban planning and design processes is a necessity for the independent participation of wheelchair users in urban life.

Benzer Tezler

  1. Deniz yolu toplu ulaşım mekanlarının tekerlekli sandalye kullanıcıları kapsamında erişilebilirliğinin incelenmesi: Kadıköy – Beşiktaş şehir hatları seferi örneği

    Investigation of the accessibility of water-based transportation spaces for wheelchair users: Case of Kadıköy-Beşiktaş city lines

    MELİS CEYHAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    İç Mimari ve DekorasyonMarmara Üniversitesi

    İç Mimarlık Ana Sanat Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ SEDEN ODABAŞIOĞLU

  2. İstanbul kentiçi ulaşımda metrobüs, tramvay, metro ve trenin birbiriyle entegrasyonu ve tekerlekli sandalye kullanıcıları açısından erişilebilirliği

    Urbani̇st transportati̇on i̇n Istanbul metrobus, tram, metro and trai̇n and i̇ntegrate wi̇th each other i̇n terms of accessi̇bi̇li̇ty for whellchai̇r users

    GÜLÇİN GÜLCÜ AKKÖSE

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2016

    UlaşımBahçeşehir Üniversitesi

    Ulaştırma Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. AYŞE NİLAY EVCİL

  3. Tekerlekli sandalye kullanan bireylerde yaşam kalitesini etkileyen çevresel faktörlerin değerlendirilmesi

    Evaluation of environmental factors affecting the quality of life of wheelchair users

    EDİZ ERDEM

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    Sporİnönü Üniversitesi

    Beden Eğitimi ve Spor Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. FATMA İLKER KERKEZ

  4. Kapsayıcı tasarım ilkeleri ve erişilebilir kamusal alan tasarımı üzerine bir araştırma: Ataköy örneği

    A research on accessible public spaces with exclusive design principles: Ataköy case

    YÜSRA DAĞGEÇEN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Şehircilik ve Bölge Planlamaİstanbul Üniversitesi

    Şehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. CEM BEYGO

  5. Tekerlekli sandalye kullanıcılarının fiziksel iş yapabilme kabiliyetini ölçen ve artıran tekerlekli sandalye ergometresinin tasarımı ve imalatı

    Design and manufacture of wheelchair ergometer increasing and strengthen the capability of wheelchair users in terms of physical activities

    HASAN GEYİK

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2006

    Makine MühendisliğiMarmara Üniversitesi

    Makine Eğitimi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MUSTAFA KURT

    YRD. DOÇ. DR. YAŞAR TATAR