Geri Dön

Hipopituiter hastalarda sistolik ve diastolik kalb fonksiyonları: Büyüme hormonu eksikliğinin etkileri

Systolic and diastolic heart functions in patients with hypopituitarism: The effect of growth hormone defiency

  1. Tez No: 111414
  2. Yazar: ALİ SEZGİL
  3. Danışmanlar: DOÇ.DR. NEŞE ÖZBEY
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları, Kardiyoloji, Endocrinology and Metabolic Diseases, Cardiology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2001
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

G. ÖZET Büyüme hormonu fazlalığının uzun dönemde kardiyak hipertrofıye, sistolik ve diastolik fonksiyon bozukluklarına yol açtığı iyi bilinmektedir. Erişkinlerde BH eksikliği de miyokard yapısında ve fonksiyonlarında bozukluklara yol açmaktadır. Daha önceki çalışmalarda daha çok BH fazlalığının kalb üzerine etkileri ve BH eksikliğinde sistolik kalb fonksiyonlarında olan değişiklikler araştırılmıştır. Erişkin dönem başlangıçtı BH eksikliği olan hastalarda kardiyak -özellikle diastolik- fonksiyonları ve BH replasmanının etkilerini araştıran sınırlı sayıda çalışma tesbit ettik. Bu çalışmada konvansiyonel replasman tedavisi alan panhipopituiter hastalarda BH eksikliğinin öncelikle diastolik kalp fonksiyonları üzerine olan etkilerini ve üç aylık BH replasmanı sonrası kardiyak fonksiyonlardaki olası değişiklikleri araştırmayı planladık. Çalışma grubunu BH eksikliği mevcut 19 panhipopituiter hasta ve 19 sağlıklı kontrol oluşturdu. Hastalar ve kontrol grubu arasında yaş, cinsiyet ve vücut kitle indeksi (BMI) açısından fark yoktu. Hastaların 12 si cerrahi, radyoterapi veya her iki yöntem kullanılarak tedavi edilmiş panhipopituiter, 5'i Sheehan Sendromu ve 2'si ise primer empty sella (boş sella) olgularıydı, hastaların hepsi BH eksikliği tanı kriterlerine uymaktaydı. Çalışma grubundaki tüm hastalar optimal dozda konvansiyonel replasman tedavisi almakta idiler ve daha önce BH replasman tedavisi verilmemiş olgulardı. Hastalarda ve kontrol grubunda 10-12 saatlik açlık ardından sabah 08:00-8:30 arasında bazal koşullarda istirahat sonrası yatar pozisyonda tansiyon ölçüldükten ve fizik muayene yapıldıktan sonra, vücut ağırlığı, boy, bel ve kalça çevresi ölçüldü. Vücut kompozisyonu biyoelektrik impedans analizi ile belirlendi. Biyoşimik (glikoz, total kolesterol, HDL kolesterol, LDL kolesterol, VLDL kolesterol, trigliserid) ve endokrinolojik (serbest T4, IGF-I, bazal insülin) tetkik için venöz kan örnekleri alındıktan sonra sistolik ve diastolik kalp fonksiyonları M-Mode, iki boyutlu ve doppler ekokardiyografi ile incelendi. Altı hastaya BH replasmanı 0.4 ü/gün dozunda başlandı. Bu tedaviden üç ay sonra kalb fonksiyonları ekokardiyografik yöntemle yeniden değerlendirildi. Hasta ve kontrol grubu verileri eşlenmemiş seri t-testi yardımıyla karşılaştırıldı. Panhipopituiter 58hastalardan BH replasman tedavisinin uygulandığı subgrupta BH replasmanı öncesi ve sonrasında elde edilen veriler eşlenmiş seri Mesti ile karşılaştırıldı. Değişken parametreler arasındaki ilişkiler basit regresyon analizi ile değerlendirildi, p<0.05 anlamlı kabul edildi. Çalışmamızda BH eksikliği olan hipopituiter hastalarda IVRT ve DT anlamlı olarak kontrol grubundan uzun bulundu. Uzamış DT anormal relaksasyonun bir göstergesidir ve sol ventrikülün pasif elastiki özelliğindeki değişiklikten kaynaklanabilir. Uzamış IVRT anormal sol ventrikül dolumunun bir bulgusudur. Bu diastolik fonksiyondaki anormallikler BH eksikliğinin yol açtığı miyokardiyal fonksiyon bozukluğunun en erken göstergesi olabilir. Bir çok hastalık durumunda önce diastolik anormallikler gelişir. Bizim hastalarımızdaki diastolik disfonksiyon, hipopituitarizmli hastalarda sistolik fonksiyonlar normal olsa bile kalp yetersizliği sıklığında epidemiyolojik çalışmalarda gözlenen artışın açıklanmasına yardımcı olabilir. Hastalarımızda IGF-1 ile sol ventrikül boyutları, sol ventrikül kitlesi ve atım hacmi arasında önemli pozitif korelasyonlar gözlendi. IGF-1 ve BH kalb performansında iyileşmeye ve miyokard hipertrofisinin uyarılmasına katkıda bulunurlar. Hipopituiter hastalardaki sol ventrikül diastolik fonksiyon bozukluğu göreceli olarak miyokard kitlesinde azalma ve interstisyel bağ dokusundaki artış ile açıklanabilir. Bizim hastalarımızda IVRT nin uzaması istatiksel olarak yaş, sistolik ve diastolik kan basıncı, vücut kompozisyonu, sol ventrikül kitlesi, kalp hızı ve sol ventrikül diastolik çapı gibi“preload”un kaba göstergesi olan fizyolojik ve demografik ölçümlerden bağımsız bulundu. IVRT ve sol ventrikül kitlesi, sol ventrikül diastolik çapı veya diastolik kan basıncı arasında anlamlı ilişki olmaması hipopituiter hastalarda BH eksikliğine bağlı miyokard aktivitesindeki azalmanın diastolün aktif fazına uyan IVRT'nin uzamasından sorumlu olduğunu düşündürmektedir. 59Çalışmamızda hastalarda ve kontrol grubunda miyokard kitlesi ile IGF-1 düzeyleri arasında önemli pozitif korelasyon gözlendi. Bu bulgular sağlıklı yetişkinlerde de IGF-1'in miyokard kitlesinin korunmasında bir etkiye sahip olduğuna işaret etmektedir. Hastalarda LDL kolesterol düzeyi kontrol grubuna göre anlamlı yüksek bulundu. Yaş, cinsiyet, beden kitle indeksi ve vücut kompozisyonu açısından eşleşmiş kontrol grubuna göre LDL-kolesterol düzeylerinde gözlenen bu artış, erişkinde BH eksikliğinde kardiyovasküler risk profilinde olumsuz değişiklikler geliştiğine işaret eden diğer çalışmaların sonuçları ile uyumludur. BH'nun hepatik LDL reseptör sentezini uyarmak yoluyla LDL-kolesterol düzeylerini etkilediği bilinmektedir. BH eksikliği bu mekanizma ile -direkt olarak- LDL- kolesterol düzeylerindeki artışa katkıda bulunabilir. Hastalarımızda hipopituitarizm süresinin vücut kompozisyonu üzerine olumsuz etkisi vardı, ancak ekokardiyografik sol kalp göstergeleri üzerine etkisi yoktu. BH replasmanı verilen panhipopituiter hastaların tedavi öncesi ve sonrası, sistolik-diastolik fonksiyonlarının karşılaştırılmasında anlamlı fark olmadığı belirlendi. Ancak daha kesin neticeler için karşılaştırma yapılan hasta sayısının fazla ve tedavi süresinin uzun olduğu çalışmalar yapılmalıdır. Özet olarak erişkin yaşta başlayan BH eksikliği bulunan kişilerde istirahatte sol ventrikül diastolik fonksiyonu bozulmuştur. Bu bulgular BH eksikliğine bağlı bir spesifik kardiyomiyopatinin preklinik evresine işaret edebilir. BH eksikliği bulunan hastalardaki diastolik disfonksiyondan sorumlu patofizyolojik mekanizmaların saptanmasında daha ileri çalışmalar gereklidir. 60

Özet (Çeviri)

Özet çevirisi mevcut değil.

Benzer Tezler

  1. Büyüme hormonu eksikliği olan hipopituiter hastalarda erken aterosklerotik değişikliklerin araştırılması

    Başlık çevirisi yok

    M. ALPER YURCİ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2002

    Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ.DR. NEŞE ÖZBEY

  2. Hipopitüiter, obez ve sağlıklı bireylerde oksitosin, leptin, vaspin ve melatonin düzeylerinin karşılaştırılması

    Comparison of oxytocin, leptin, vaspin and melatonin levels in hypopituitary, obese and healthy individuals

    ECEM PARS UYGUR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    İç HastalıklarıPamukkale Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. GÜZİN FİDAN YAYLALI

    PROF. DR. YAVUZ DODURGA

  3. İskemik inme hastalarında iskemik lezyonun karşı hemisferinde oluşan serebral hacim kaybının inme ilişkili inflamasyon ile ilişkisi

    The relationship of cerebral volume loss in non-ischemic contralateral hemisphere and stroke associated inflammation in ischemic stroke patients

    SERHAT VAHİP OKAR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    NörolojiHacettepe Üniversitesi

    Nöroloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ETHEM MURAT ARSAVA