Geri Dön

İntratümöral anjiogenezisin renal hücreli karsinomadaki önemi

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 123607
  2. Yazar: İLKER AKAR
  3. Danışmanlar: DOÇ.DR. ERDAL APAYDIN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Onkoloji, Üroloji, Oncology, Urology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2002
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ege Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Üroloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Anabilim Dalı'nda 1996- 2001 yılları arasında tedavi ve sonrası takipleri yapılan 40 renal hücreli karsinom vakası çalışmaya alınmıştır. Bu hastalar retrospektif olarak değerlendirilmiş; yaş, cinsiyet, tümör boyutu, tümör histolojisi, renal kapsül, perirenal yağdokusu, renal ven tutulumu, nükleer derecesi (grade), tümörün patolojik evresi değerlendirilmiştir. Hastanın arşiv parafın blokları kullanılarak anjiogenezisin göstergesi olan tümör içi mikrodamar sayıları anti-CD 3 1 antikoru ve Universal- Kit kullanılarak immunohistokimyasal olarak boyanarak anjiogenez varlığı incelenmiş ve sonuçlar değerlendirilmiştir. Cinsiyet, yaş, tümör boyutuna ve renal ven tutulumuna göre mikrodamar sayılan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmemiştir (Tablo-5, 6, 7, 9) (p>0.05). Histopatolojik tip, renal kapsül ve perirenal yağ dokusu invazyonu. nükleer derece (grade) ve tümörün patolojik evre yönünden böbreğe sınırlı Evre I- II ile lokal invaziv veya metastatik hale gelmiş olan Evre III-IV'deki mikrodamar sayıları ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir (Tablo-8, 9, 10, 11) (p<0.05). Renal karsinomlu hastaların %25'i tanı aldıklarında metastatiktir ve 2 yıllık yaşam süreleri %20'den azdır. İngiltere'de bu hastaların çoğunda suppotif tedavi veya medroxyprogesteron asetat (MP A) ile hormon terapisi yapılmaktadır. 1992 'de İngiltere'de Medical Research Council'in Böbrek Tümörleri Çalışma Grubu çok merkezli ve randomize yaptığı çalışmada (51), recombinant interferon-alfanm; metastatik renal karsinomlu hastalarda yaşam süresi, progresyonsuz geçen yaşam süresi, 6 ay içindeki klinik cevap üzerine MPA'dan avantajlarını araştırmışlardır. Bu çalışmada gösterilmiştir ki, biyolojik terapinin kanser tedavisinde önemli bir yeri vardır, interferon tedavisi diğer biyolojik veya kemoterapotik ajanlarla kombine edilirse daha efektif olabilir. Negrier ve arkadaşlarının geniş bir grupla randomize yaptıkları bir çalışmada; İnterlökin-2 ile interferon alfa kombinasyonunu kullanmışlar, sonuçta sadece interferon tedavisinden daha iyi sonuçlar almalarına rağmen genel yaşam süreleri açısından farklı sonuçlar elde etmemişlerdir. Diğer bir kombinasyon ise Altzpodien Rejimi olarak bilinen interlökin-2, interferon ve flourouracil'dir. Son birkaç yıldır, irnrnunoterapi metastatik renal hücreli kanser için standart tedavi modalitesi haline gelmiştir. Bu amaçla kullanılan ajanlar, tümör hücrelerinin immunojenisitelerini değiştirerek veya immun cevabın efekti vitesini çoğaltarak bu tümörlerin immun yıkımını artırmaktadırlar. Değişik çalışmalarda değişik sitokinler kullanılarak % 10-20 oranlarında cevaplar alınarak interferonlar ye interlökin-2 nin metastatik renal hücreli kanserde en etkili ajanlar oldukları gösterilmiştir. Sadece pulmoner ve küçük bir dereceye kadar olan yumuşak doku metastazları (lenf nodu metastazı) kombine üçlü ilaç immunokemoterapisine objektif tümör regresyonu cevabı vermektedirler. Tam tersine kemik metastazları sitokin tedavisine cevap vermemektedirler. Bu durumda radikal cerrahi girişimler veya lokal radyoterapiler denenebilir. Sonuç olarak IL-2, IFN-alfa2, 5-FU tedavisi ile ortalama 3 yıllık sağkalım oranlan %37 olmuştur. Değişik klinik çalışmalarda subkutan rekombinant interlökin- 2 kullanımıyla, kombine olarak interferon-alfa2 ile kullanımı karşılaştırılmış ve intravenöz infüzyona göre sistemik toksisitede belirgin düşüş yanında terapötik effikasitenin de korunduğu gözlenmiştir. Bu rekombinant sitokinlerin antineoplastik etkinliklerinin artırılması için; 5-FU da terapötik protokole eklenmiştir (53). Anjiogenezisin varlığının saptanmasında tümör içi mikrodamar sayısının tespiti kabul edilen bir yöntemdir. Birçok tümörde olduğu gibi mikrodamar sayısı, renal hücreli karsinomlarda da prognostik önem taşıyabilir. Prognozun saptanmasının dışında anjiogenezisin renal hücreli karsinomlarda varlığının ve öneminin gösterilmesi, ileri evre ve metastatik tümörlerde tedavide çaresiz kalan klinisyenler için yeni tedavi seçeneklerinin gündeme gelmesini sağlayabilecektir. Elde ettiğimiz bu sonuçların gelişmesi ve desteklenebilmesi için geniş, prospektif ve uzun dönemli takiplerin olduğu çalışmalara ihtiyaç vardır.

Özet (Çeviri)

Özet çevirisi mevcut değil.

Benzer Tezler

  1. Anemik ve non-anemik epitelyal over kanserli hastalarda tümör anjiogenezisi ve anjiogenezisin over kanserinde prognostik faktörler ile korelasyonu

    Microvessel density in anemic and non-anemic epithelial ovarian cancer and its correlation with other prognostic factors

    MEHMET KARABULUT

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2006

    Kadın Hastalıkları ve DoğumTrakya Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    PROF.DR. MEHMET ALİ YÜCE

  2. Memenin invaziv duktal karsinomlarında vasküler proliferasyonun prognostik faktörlerle karşılaştırılması

    Comparision of vascular proliferation and prognostic factors in invasive ductal carcinoma of breast

    EBRU ŞENER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2008

    PatolojiAtatürk Üniversitesi

    Patoloji Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. SARE ŞİPAL

  3. Larenksin skuamöz hücreli karsinomunda mikrodamar yoğunluğu ve p53 tümör süpresör genin prognoz üzerine etkisi

    Intratumoral microvessel density and p53 protein: Correlation with prognosis in laryngeal squamous-cell carcinoma

    FERDA BİR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2001

    PatolojiGazi Üniversitesi

    Patoloji Ana Bilim Dalı

    PROF.DR. LEYLA MEMİŞ

  4. Kolorektal karsinomlarda adezyon molekülleri ve anjiogenezin klinikopatolojik parametrelerle ilişkileri

    The relationships of adhesion molecules and angiogenesis with clinicopathologic parameters in colorectal carcinomas

    HİCRAN TURHAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    PatolojiAdnan Menderes Üniversitesi

    Patoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. CANTEN TATAROĞLU

  5. Transplantasyon ile tedavi edilen hepatosellüler karsinom olgularında anjiogenez,lenfanjiogenez ve vasküler taklitçiliğin prognozu belirlemedeki rolü

    The prognostic role of angiogenesis, lymphangiogenesis and vasculogenic mimicry in hepatocellular carcinomas treated with transplantation

    GÜLEN GÜL NİFLİOĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2013

    PatolojiDokuz Eylül Üniversitesi

    Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ÖZGÜL SAĞOL