Miyokard disfonksiyonu olan hastalarda disfonksiyonun derecesi ile sitokin, nitrik oksit ve süperoksit dismutaz düzeylerinin karşılaştırılması
Başlık çevirisi mevcut değil.
- Tez No: 141584
- Danışmanlar: PROF. DR. ENGİN M. GÖZÜKARA
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Biyokimya, Biochemistry
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2000
- Dil: Türkçe
- Üniversite: İnönü Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Biyokimya Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
ÖZET MİYOKARD DİSFONKSİYONU OLAN HASTALARDA DİSFONKSİYONUN DERECESİ İLE SİTOKİN, NİTRİK OKSİT VE SÜPEROKSİT DİSMUTAZ DÜZEYLERİNİN KARŞILAŞTmiLMASI Kalp yetmezliği; kalbin bir pompa görevi olarak yeterli kanı, kalbe dönen kan miktarı normal olmasına rağmen pompalayamaması sonucu vücudun metabolitik ihtiyaçlarını karşılayamamasıdır ve klinik bir sendromdur6“11. Bununla birlikte;bu sendrom, sadece bozulmuş pompa fonksiyonu nedeniyle dolaşım yetmezliği olarak karşımıza çıkmaz, birçok sistemi etkiler ve semptomlar hafif olsa dahi çok kötü bir prognoza sahiptir12. Kalp yetmezliği gelişiminde sitokinler tarafından oluşturulan immünolojik yanıtın, patogenezde önemli bir rol oynadığına dair artan sayıda ipuçları bulunmaya başlanmıştır2. Yaklaşık on yıl önce başlayan ilk çalışmalarda yüksek sitokin seviyelerinin ve kalp yetmezliğinin bir arada olduğu gösterilmiş fakat bu fenomenin sebebi veya etkilerinin olup olmadığı tespit edilememiştir. İnflamatuar sitokinler, inflamasyona erken cevabın düzenlenmesine katılırlar ve süperoksit üretimi ile indüklenebilir nitrik oksid sentazın iyi bilinen indüktörleridir. Ancak süperoksit anyonunun, sitokinlerin oluşturduğu in vivo hücre hasanndaki rolünün tam olarak anlaşılmasına ihtiyaç vardır. Sol ventrikülün sistolik perfermonsım kantitatif olarak değerlendirmek için sol ventrikül boşalma fraksiyonu veya ejeksiyon fraksiyonu kullanılır. Biz de çalışmamızda miyokard disfonksiyon derecesinin göstergesi olarak EF düzeylerini esas aldık ve EF<%35 ve EF=%35-50 olmak üzere iki hasta grubu üzerinde çalıştık. Bu grupların sitokin, NO ve SOD düzeylerini kontrol grubu ile karşılaştırdık ve 67disfonksiyonun gelişmesinde ve özelliklede ilerlemesinde bu faktörlerin rolünü araştırdık. Kontrol grubu ile karşılaştırıldığında her iki grupta da, özellikle EF'si ileri derecede düşmüş olan grup 1 de NO düzeylerini artmış, erit. SOD düzeylerini de anlamlı olarak düşmüş olarak tesbit ettik (p<0,05). Ayrıca çalıştığımız tüm sitokin düzeyleri hasta gruplarında disfonksiyonun derecesi ile orantılı olarak artmıştı (p<0,05). Her iki hasta grubu karşılaştırıldığında, anlamlı kabul edilmese de disfonksiyon derecesinin ilerlemesi ile NO ve sitokin seviyelerinde artış ve SOD seviyelerinde azalma olduğu gözlendi. Bu da disfonksiyonun ilerlemesinde sitokinler tarafından üretilen NO ve O2”' in rolü olabileceğini düşündürmektedir. Bu konuda yapılacak olan daha ayrıntılı çalışmaların ışığında, günümüzde çok sayıda insanın sınırlı bir hayat sürdürdüğü veya hayatını kaybettiği bu hastalığın tedavisinde, sitokin inhibitörleri veya antioksidan ilaçların etkili bir şekilde kullanılacağına ve tedaviye destek sağlayacağına inanıyoruz. 68
Özet (Çeviri)
Özet çevirisi mevcut değil.
Benzer Tezler
- Sol ventrikül diyastol sonu basıncının noninvaziv olarak değerlendirilmesinde pulsed akım doppler ile ölçülen diyastolik mitral yetmezliğinin değeri
Evaluation of diastolic mitral regurgitation by pulsed wave doppler as a non-invasive predictor of left ventricular end-diastolic pressure
KHALED ALOZOM
- Beyin natriüretik peptid miyokard infarktüsü sonrası önemi
Importance of brain natriuretic peptide after myocardial infarction
YILMAZ GÜNEŞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2002
Kardiyolojiİstanbul ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF.DR. SEZER KARCIER
- Kardiyak sendrom x'li hastalarda total antioksidan kapasite ve global sol ventrikül performansının değerlendirilmesi
Evaluation of global left ventricule performance and total antioxidant capacity in patients with cardiac syndrome x
ALPARSLAN KILIÇ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2013
KardiyolojiUfuk ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. EBRU AKGÜL ERCAN
- The investigation of angiogenic mechanisms associated with miRNA-126 signalling pathway molecules in atherosclerosis
Aterosklerozda miRNA-126 sinyal yolağı molekülleri ile ilişkili mekanizmaların araştırılması
ÇİĞDEM SEZER ZHMUROV
Doktora
İngilizce
2016
Genetikİstanbul Teknik ÜniversitesiMoleküler Biyoloji-Genetik ve Biyoteknoloji Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)
PROF. DR. HAKAN BERMEK
DOÇ. DR. TUNÇ ÇATAL
- Non ST segment elevasyonlu akut koroner sendrom hastalarında plasma st2'nin prognostik değeri
Prognostic value of the serum st2 levels in patient with NON-ST segment elevation acute coronary syndrome
ÇAĞRI KOKKOZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2016
İlk ve Acil YardımCelal Bayar ÜniversitesiAcil Tıp Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. YALÇIN GÖLCÜK