Geri Dön

Miyokard infarktüsü geçirmiş hastaların anksiyete, depresyon ve umutsuzluk düzeylerinin baş etme tutumlarına etkisi

The effect anxiety, depression and hopelessness levels of patients suffering from myocardial infarction have on their coping attitudes

  1. Tez No: 306278
  2. Yazar: AYŞEGÜL YAYLA
  3. Danışmanlar: YRD. DOÇ. DR. SEHER ERGÜNEY
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Hemşirelik, Nursing
  6. Anahtar Kelimeler: Miyokard İnfarktüsü, Anksiyete, Depresyon, Umutsuzluk, Baş Etme, Hemşire, Hemşirelik, Miyokard enfarktüsü, Stresten kaçma reaksiyonu, Myocardial Infarction, Anxiety, Depression, Hopeleness, Cope, Nurse, Nursing, Myocardial infarction, Escape reaction, Hopelessness
  7. Yıl: 2012
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Atatürk Üniversitesi
  10. Enstitü: Sağlık Bilimleri Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Araştırma, miyokard infarktüsü (Mİ) geçirmiş hastaların anksiyete, depresyon ve umutsuzluk düzeylerinin baş etme tutumlarına etkisini araştırmak amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır.Araştırmanın verileri, 15.11.2010-15.05.2011 tarihleri arasında Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Koroner Yoğun Bakım Servisinde yatan Mİ hastalarından toplanmıştır. Araştırmanın örneklemi 181 kişiden oluşmuştur.Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından hazırlanan ?Anket Formu?, ?Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ)?, ?Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ)?, ?Beck Umutsuzluk Ölçeği (BUÖ)? ve ?Baş Etme Tutumlarını Değerlendirme Ölçeği? kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen veriler SPSS 17 istatistik paket programında değerlendirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde; yüzdelik dağılım, ortalamalar, Kruskall Wallis, Mann Whitney U Test, Independent-Samples t-test, One-Way ANOVA, Pearson korelasyon analizi ve Cronbach alfa analizi kullanılmıştır.Hastaların anksiyete puan ortalamasının 26.20 ± 6.00, depresyon puan ortalamasının 23.15 ± 5.30 ve umutsuzluk puan ortalamasının ise 9.93 ± 2.96 olduğu saptanmıştır. Hastaların baş etme ölçeği alt boyutlarından en çok pozitif yorumlama (9.74 ± 2.69), geri durma (9.45 ± 2.53), kabullenme (9.30 ± 2.98) ve inkar tutumu (8.17 ± 2.78)'nu kullandıkları belirlenmiştir.Hastaların tanıtıcı özelliklerine göre BAÖ puan ortalamaları incelendiğinde; işte çalışma, daha önce Mİ geçirme ve hastanede yatma durumuna göre anksiyete puan ortalamaları arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur (p<0.05). İşte çalışmayanlar, daha önce Mİ geçirmeyenler ve daha önce hastanede yatmayanların anksiyete puan ortalamalarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Hastaların tanıtıcı özelliklerine göre BDÖ puan ortalamaları incelendiğinde; daha önce Mİ geçiren hastaların puan ortalamaları yüksek olup arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur (p<0.05). BUÖ puan ortalamaları incelendiğinde; hastaların yaş, eğitim, işte çalışma durumu, gelir durumu ve sosyal güvencesine göre umutsuzluk puan ortalamaları arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur (p<0.05). 67 yaş ve üzeri, okur yazar olmayan, çalışmayan, geliri 200-600 arasında ve sosyal güvencesi yeşil kart olan hastaların umutsuzluk puan ortalamasının daha yüksek olduğu belirlenmiştir.Hastaların anksiyeteye ait puan ortalaması arttıkça, pozitif yorumlama, yararlı sosyal destek kullanımı, dini baş etme, şakaya vurma baş etme alt boyutları puan ortalamalarının azaldığı ve geri durma, plan yapma alt boyutlarına ait puan ortalamalarının arttığı, depresyona ait puan ortalaması arttıkça, pozitif yorumlama, yararlı sosyal destek kullanımı, aktif baş etme, dini baş etme, şakaya vurma, madde kullanımı, plan yapma alt boyutları puan ortalamalarının azaldığı ve geri durma alt boyutlarına ait puan ortalamasının arttığı ve umutsuzluk puan ortalaması arttıkça, diğer meşguliyetleri bastırma puan ortalamasının azaldığı ve zihinsel boş verme puan ortalamasının arttığı saptanmıştır.Sonuç olarak, hastaların hem problem odaklı hem de duygu odaklı baş etme yöntemlerini kullandıkları tespit edilmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda anksiyete ve depresyon düzeylerinin azaltılması için hekim, hemşire, psikolog, sosyal hizmet uzmanından oluşan bir sağlık ekibi ile gerekli bakım, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinin planlanması, hastaların hastalıkları ile ilgili olumsuz duygu ve düşüncelerini fark etmesi, hastalara bunlarla nasıl baş edeceğinin öğretilmesi ve tüm bunların sonucunda da geleceğe yönelik beklentilerinin olumlu olabilmesi yönünde hastaları motive eden uygulamalara yer verilmesi önerilebilir.

Özet (Çeviri)

The purpose of this descriptive study is to analyze the effect anxiety, depression and hopelessness levels of patients suffering from myocardial infarction have on their coping attitudes.Data of the study was collected from hospitalized patients with MI at Coronary Intensive Care Service of Atatürk University Research Hospital between 15.11.2010 and 15.05.2011. Sample group of the study was consisted of 181 individuals.?Questionnaire?, ?Beck Anxiety Inventory (BAI)?, ?Beck Depression Inventory (BDI)?, ?Beck Hopelessness Scale (BHS)? and ?COPE Inventory?, prepared by researcher, were used to collect data.A SPSS 17 package program was used to evaluate data of the study. Percentage distribution, mean, Kruskall Wallis, Mann Whitney U Test, Independent-Samples t-test, One-Way ANOVA, Pearson correlation analysis and Cronbach?s Alfa were used to analyze data.Mean scores of anxiety mean score was 26.20 ± 6.00 and depression of patients was at 23.15 ± 5.30 and hopelessness mean score was (9.93 ± 2.96). Patients used mostly positive reinterpretation (9.74 ± 2.69), one of subscales of Cope Inventory, which was followed by restraint (9.45 ± 2.53), acceptance (9.30 ± 2.98) and denial (8.17 ± 2.78).According to descriptive characteristics of patients, BAI mean scores illustrate that there is a statistical significant difference between anxiety mean scores of patients in terms of whether or not they work, they suffered from MI before and they were hospitalized before (p<0.05). Anxiety mean scores of patients were found to be higher in terms of whether or not they work, they suffered from MI before and they were hospitalized before. According to descriptive characteristics of patients, BDI mean scores illustrate that there is a statistical significant difference between depression mean scores of patients found to be higher in terms of whether or not they suffered from MI before (p<0.05). BHS mean scores illustrate that there is a statistical significant difference between hopelessness mean scores of patients in terms of their age, education, working situation, income statute and social security (p<0.05). Hopelessness mean scores of patients were found to be higher in terms of 67 age and over, unlettered, not they work, income statue 200-600 and social security green cart with patients.While mean score of anxiety increased, mean scores of subscales positive reinterpretation, use of instrumental social support, religion coping, and humor decreased, and mean scores of subscales restraint and planning increased, with increase in mean score of depression, mean scores of subscales positive reinterpretation, use of instrumental social support, active coping, religion coping, humor, substance use and planning decreased and mean score of restraint increased and with increase in mean score of hopelessness, mean score of suppression of competing activities decreased and mean score of mental disengagement increased.As a result, patients were found both problem-focused and emotion-focused ways of coping used. In line with these results, possible recommendations are that in order to decrease anxiety and depression levels a health team consisting of doctor, nurse, psychologist and social service specialist should plan necessary care, treatment and rehabilitation services, patients should be aware about their negative emotions and thoughts related to their diseases, they should be taught how they cope with them, and accordingly practices motivating patients to have positive future expectations should be implemented.