Yüz lokalizasyonlu psoriyazis vulgaris, eritematoz aktinik keratoz, ekzema seboreikum, diskoid lupus eritematozusun ayırıcı tanısında dermatoskopinin yeri ve önemi
Place and importance of dermatoscopy in the differential diagnosis of faciallylocalized psoriasis vulgaris, erythematous actinic keratosis, eczema seborrheicum and discoid lupus erythematosus
- Tez No: 431643
- Danışmanlar: PROF. DR. EMEL FETİL
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Dermatoloji, Dermatology
- Anahtar Kelimeler: Deri hastalıkları, Dermatit-atopik, Dermoskopi, Eritema, Keratoz, Lupus eritematozus-diskoid, Psoriyazis, Yüz, Skin diseases, Dermatitis-atopic, Dermoscopy, Erythema, Keratosis, Lupus erythematosus-discoid, Psoriasis, Face
- Yıl: 2016
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Dokuz Eylül Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Yüz Lokalizasyonlu Psoriyazis Vulgaris, Eritematoz Aktinik Keratoz, Ekzema Seboreikum ve Diskoid Lupus Eritematozusun Ayırıcı Tanısında Dermatoskopinin Yeri ve Önemi Diskoid lupus eritematozus (DLE), ekzema seboreikum (ES), psoriyazis vulgaris (PV), eritematoz aktinik keratoz (EAK) yüzün en sık görülen eritemli skuamlı hastalıklarındandır. Bu hastalıkların ayırıcı tanısı çoğu zaman histopatoloji ile yapılabilmektedir. Ancak yüz bölgesi kozmetik olarak önemli bir lokalizasyon olduğundan bu bölgeden alınan biyopsi sonrası ortaya çıkabilecek olan pigmentasyon bozuklukları, sikatris ve keloid oluşumu gibi komplikasyonlar nedeniyle biyopsi kararı alınırken hem hastalar hem hekimler endişe duymaktadır. Dermatoskopi, melanositik ve melanositik olmayan benign ve malign deri lezyonlarının tanısında ve izleminde kullanılan kolay, hızlı ve non invazif bir değerlendirme aracıdır. Polarize veya polarize olmayan ışık yardımı ile 6-100 kat büyütme sağlayarak papiller dermise dek deri yapılarını görüntülemeye imkan vermektedir. Biz çalışmamızda her bir hastalık için dermatoskopik bulguları belirlemeyi, diğer hastalıklarla karşılaştırmayı ve ayırıcı tanıya yardımcı olmayı amaçladık. Çalışmaya 18 yaş ve üzerinde; klinik ve histoptolojik olarak tanı almış, yüz tutulumu olan 35 ES (29.2), 35 EAK (29.2), 25 DLE (%20.8) ve 25 PV (%20.8) olmak üzere toplamda 120 hasta alındı. Hastaların seçilen lezyonları dijital dermatoskop (MoleMax II) ile değerlendirildi. Çalışmadan elde edilen veriler“SPSS 15.0”adlı standart programa kaydedildi ve elde edilen verilerin p<0.05 değerleri anlamlı olarak kabul edildi. Olguların 51'i kadın (%42.5), 69'u erkek olarak belirlendi. Olguların yaşları 20 ile 89 arasında değişmekte olup, ortalama yaş 54.5 (±19) olarak bulundu. Çalışmada ES'da en sık eritem (%91.4), telengiektaziler (%80), sarı skuamlar (%71.4) ve noktasal damarlar (%65.7) izlenmiştir. Sarı skuamlar diğer hastalık grupları ile karşılaştırıldığında ES'da anlamlı olarak yüksek görülmüştür (p=0.05). PV'de en sık noktasal damarlar (%100), eritem (%92), beyaz skuamlar (%76) ve sarı turuncu alanlar (%60) izlenmiştir. PV'de beyaz skuamlar (p=0.03), noktasal damarlar (p<0.05), glomerular damarlar (p=0.02), firkete damarlar (p=0.03), lineer/irregüler damarlar (p=0.04), telengiektaziler (p=0.01), sarı-turuncu alanlar (p=0.007) ve kahverenkli globuller (p=0.03) diğer gruplarla karşılaştırıldığında istatistiksel anlamlı olarak daha fazla görülmüştür. DLE'de eritem (%100), noktasal damarlar (%88), telengiektaziler (%84), sarı turuncu alanlar (%64) ve lineer-irregüler damarlar (%52) görülmüştür. DLE'de glomerular damarlar (p=0.01), firkete damarlar (p=0.004), lineer/irreguler damarlar (p=0.01), perifolikuler beyaz halo (p=0<0.05), folikuler keratin tıkaçları (p=0.001), dilate kıl folikulleri (p=0.003), hipopigmante alanlar (p<0.05), telengiektaziler (p=0.04), beyaz şekilsiz alanlar (p=0.03), sarı-turuncu alanlar (p=0.001) ve sikatris benzeri alanlar (p=0.04) diğer gruplarla karşılaştırıldığında istatistiksel anlamlı olarak daha fazla görülmüştür. EAK'da en sık eritem (%100), beyaz skuam (%62.9), telengiektaziler (%57.1) ve noktasal damarlar (%54,3) izlenmiştir. Noktasal damarlar (p=0.001), glomerular damarlar (p=0.03), çilek paterni (p=0.05), kırmızı yalancı ağ paterni (p<0.05), pigmante alanlar (p=0.005), çevre dokuya göre damar çap artışı (p=0.01) diğer gruplarla karşılaştırıldığında istatistiksel anlamlı olarak daha fazla görülmüştür. PV, ES, DLE ve EAK'da belirlenen dermatoskopik yapılar şimdiye dek literatürde bildirilenlerle benzer olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, bizim çalışmamız eritemli skuamlı dermatozlardan en sık görülen ES, PV, DLE ve EAK'un yüz yerleşimli lezyonlarının dermatoskopik bulgularının karşılaştırıldığı ilk çalışmadır. Elde edilen veriler dermatoskopinin yüz yerleşimli eritemli skuamlı döküler ile seyreden bu dört hastalığın ayırımında klinik ve histopatolojik incelemelere ek olarak yararlı bir teknik olduğunu düşündürmektedir. Bununla birlikte elde edilen bulguların çoğu literatürle uyumlu olsa da, bu verilerin istatistiksel anlamlılığının değerlendirilebilmesi için olgu sayısı daha yüksek olan prospektif kontrollü çalışmalara ihtiyaç vardır.
Özet (Çeviri)
Place and Importance of Dermatoscopy in the Differential Diagnosis of Faciallylocalized Psoriasis Vulgaris, Erythematous Actinic Keratosis, Eczema Seborrheicum and Discoid Lupus Erythematosus Discoid Lupus Erythematosus (DLE), eczema seborrheicum (ES), psoriasis vulgaris (PV), Erythematous Actinic Keratosis (EAK) are the most frequently seen Erythematous squamous diseases of the face. Differential diagnosis of these diseases are mostly performed by histopathology. However, because face is an important localization cosmetically, both patients and doctors are concerned about taking the biopsy decision due to the complications that may occur after taking biopsy from this area such as pigmentation disorders, cicatrix and keloid formation. Dermatoscopy is an easy, rapid and non-invasive assessment tool that is used for the diagnosis and follow up of melanocytic and non-melanocytic benign and malignant skin lesions. Via polarized or non-polarized light, 6-100 times magnification is provided and it enables to view the skin structures till the papillary dermis. In our study, we aim to specify the dermatoscopic findings for every disease, compare to other diseases and support the differential diagnosis. In the study; totally 120 patients at and over 18-yr-old and diagnosed clinically and histopathologically as facial involvement were included in the study as 35 ES (29.2), 35 EAK (29.2), 25 DLE (%20.8) and 25 PV (%20.8). Selected lesions of the patients were evaluated by a digital dermatoscope (MoleMax II). Data obtained from the study were recorded to the standard“SPSS 15.0”programme and p<0,05 values of the data obtained were accepted as significant. 51 of the cases were determined as female (%42.5) and 69 as male. Ages of the cases varied between 20 and 89 and mean age was found as 54.5 (±19). In the study, most frequently Erythema (%91.4), telangiectasia (%80), yellow squams (%71.4) and punctual veins (%65.7) were observed in ES. When yellow squams were compared to other disease groups, they were found significantly higher in ES (p=0.05). Most frequently punctual veins (%100), Erythema (%92), white squams (%76) and yellow-orange areas (%60) were observed in PV. When white squams (p=0.03), punctual veins (p<0.05), glomerular veins (p=0.02), hairpin veins (p=0.03), linear/irregular veins (p=0.04), telangiectasia (p=0.01), yellow-orange areas (p=0.007) and brown globules (p=0.03) in PV were compared to other groups, they were found statistically significantly higher. In DLE, Erythema (%100), punctual veins (%88), telangiectasia (%84), yellow-orange areas (%64) and linear-irregular veins (%52) were observed. In DLE; when glomerular veins (p=0.01), hairpin veins (p=0.004), linear-irregular veins (p=0.01), perifollicular white halo (p=0<0.05), follicular keratin inserts (p=0.001), dilated hair follicles (p=0.003), hypopigmented areas (p<0.05), telangiectasia (p=0.04), white amorphous areas (p=0.03), yellow-orange areas (p=0.001) and cicatrix-like areas (p=0.04) were compared to other groups, they were found statistically significantly higher. In EAK, most frequently Erythema (%100), white squams (%62.9), telangiectasia (%57.1) and punctual veins (%54,3) were observed. When punctual veins (p=0.001), glomerular veins (p=0.03), strawberry pattern (p=0.05), red false network pattern (p<0.05), pigmented areas (p=0.005), increase in the vein diameter when compared to the surrounding tissue (p=0.01) were compared to other groups, they were found statistically significantly higher. Dermatoscopic structures observed in PV, ES, DLE and EAK were found similar with the data reported in the literature till today. As a result, our study is the first study comparing the dermatoscopic findings of facially localized lesions of ES, PV, DLE and EAK that are the most frequently seen Erythematous squamous dermatosis. Data obtained suggests that dermatoscopy is a beneficial technique in addition to the clinical and histopathological examinations for the differentiation of these four diseases associated with facially localized Erythematous squamous rashes. Also despite all the findings obtained are concordant to most of the literature reviews, prospective controlled studies with a higher case numbers are required to assess the statistical significance of such data
Benzer Tezler
- Çocukluk çağında papüloskuamöz hastalıklar
Childhood papulosquamous diseases
SERCAN SEZGİN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
Tokat Gaziosmanpaşa ÜniversitesiDeri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
Yükleniyor...
- Pediatrik psoriazis olgularında komorbiditelerin değerlendirilmesi: retrospektif çalışma
Evaluation of comorbidity in pediatric psoriasis:retrospective study
GÜLİSTAN MAÇİN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
Bursa Uludağ ÜniversitesiDeri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
Yükleniyor...
- Çocukluk çağında görülen hipopigmente ve depigmente lezyonların epidemiyolojisi ve klinik özellikleri: Tek merkez deneyimi
Epidemiology and clinical characteristics of childhood hypopigmented and depigmented lesions: A single-centre experience
FURKAN ALPEREN DİŞLİ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Sağlık Bilimleri ÜniversitesiDeri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
Yükleniyor...
- Benton Yüz Tanıma Testi'nin (Facial recoğnition test) Türk toplumu normal yetişkin (20-65 yaş ve üzeri) denekler üzerindeki standardizasyonu
The Standardization of Benton Facial Recognition Test for healty Turkish populatin (20-65 years old or older)
CAHİT KESKİNKILIÇ
- Artistik anatomi açısından yüz morfometrisinin estetik algısına etkisi
In terms of artistic anatomy effect to aesthetic perception of face morphometry
GÜLŞAH ÜNVER