Dahiliye/hematoloji birimlerine başka klinikler tarafından değerlendirilmek üzere konsulte edilen ve dissemine intravasküler koagülasyon tanısı alan olguların retrospektif değerlendirilmesi
Retrospective evaluation of cases consulted to haematology/ internal medicine by other clinics and diagnosed as disseminated intravascular coagulation
- Tez No: 466824
- Danışmanlar: DOÇ. DR. CENGİZ DEMİR
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Hematoloji, Hematology
- Anahtar Kelimeler: Dissemine intravasküler koagülasyon, ölüm oranı, sağ kalım, yaş ve cinsiyet, Disseminated intravascular coagulation, dead rate, survival, age and gender
- Yıl: 2017
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Yüzüncü Yıl Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: 55
Özet
Amaç: Dahiliye/Hematoloji birimlerine başka klinikler tarafından konsulte edilen ve Dissemine İntravasküler Koagülasyon (DİK) tanısı alan erişkin hastaların klinik ve demografik verilerinin incelenmesi ayrıca klinik ve laboratuar parametrelerinin hastaların sağ kalım üzerindeki etkisini değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza Şubat 2012-Mayıs 2015 yılları arasında Y.Y.Ü.T.F Dursun Odabaş Tıp Merkezi Dahiliye/Hematoloji birimine konsülte edilen ve DİK tanısı alan 57 erişkin hastanın dosyası retrospektif olarak incelendi. Bulgular: Çalışmaya 43'ü (%75.4) kadın ve 14'ü (%24.6) erkek olmak üzere toplam 57 akut DİK tanılı hasta alındı. Hastaların yaş ortalaması 34 yıl idi. Akut DİK tanısı alan 57 hastanın 21'i (%36.8) yaşamını yitirmişti. Tanı alan diğer 36 (%63.2) hasta ise verilen tedaviler sonrası sağlığına kavuşmuştu. Akut DİK tanısı konulan hastaların etiyolojilerine göre en sık % 54.5 oranında obstetrik patolojileri (postpartum atoni (%29), ölü fetüs (%25.8), ablasyo plasenta (%25.8), pre-eklampsi (%9.6), eklampsi (%6.4) ve plesanta previa (%3.2)) saptadık. Daha sonra sırası ile sepsis (%19.3), travma (%10.5), solid maligniteler (%8.7), hematolojik maligniteler (%3.5), yılan sokması (%1.75) ve alfa lipoik asit zehirlenmesi (%1.75) olarak saptadık. Hastaların yaş ve cinsiyete göre akut DİK'in kadınlarda ve daha genç yaşta olduğunu gördük (p=0.001). Akut DİK tanılı hastaların yaşam durumuna göre hemogram sonuçları karşılaştırıldığında ölen hastalarda trombosit değerleri istatistiksel olarak daha düşük görüldü (p=0.003). Akut DİK tanısı alıp ölen hastaların daha ileri yaşlarda ve ölüm oranının erkeklerde daha fazla olduğunu gördük (her ikisi için; p0.05). Akut DİK tanılı hastaların yaşam durumuna göre İSTH skorları karşılaştırıldığında ölen olguların skorlarını istatistiksel olarak daha yüksek saptadık (p=0.024). Akut DİK tanılı hastalarda en sık ölüm oranı travmalı hasta grubunda olduğu görüldü (p=0.001). Sonuçlar: Yaptığımız bu retrospektif çalışmada akut DİK tanısı alan hastaların çoğu hem genç yaşta ve hem de kadınlarda olduğu görüldü. Hem genç ve hem de kadın hastalarda akut DİK tanısı sıklığı fazla olmasına rağmen ölüm oranı düşük saptandı. Bunun sebebi altta yatan hastalığın obstetrik patolojiler gibi tedavisi daha mümkün olan bir nedenin olduğunu düşünmekteyiz. Ayrıca bu çalışmada akut DİK sonrası daha yoğun tedavi verilmesine rağmen mortalite oranı yaşlı ve erkek hastalarda daha fazla olduğu görüldü ve bunun sebebini şiddetli tavma ve sepsis gibi mortalite oranları yüksek olan hastalıklardan kaynaklandığını düşünmekteyiz.
Özet (Çeviri)
Aim: We aim to examine clinical and demographic datas of adult patients consulted to Internal Medicine/Haematology by other clinics diagnosed as Disseminated Intravascular Coagulation (DIC) also evaluating the effect of clinic and laboratory parameters on survival. Material and Method: Fiftyseven adult patients consulted to Internal Medicine/Haematology Unit of Y.Y.U Faculty of Medicine Dursun Odabaş Medical Center and Diagnosed as DIC between February 2012-April 2015 were retrospectively examined in our study. Results: Totally 57 patients of 43 females (%75.4) and 14 males (%24.6) diagnosed as acute DIC included to the study. Mean age was 34 years. 21 of 57 patients (%21) diagnosed as acute DIC were died. The other diagnosed 36 patients (%63.2) were cured after treatments. We detect the most common etiology as obstetric causes %54.5 (postpartum atonia (%29), dead fetus (%25.8), ablatio plasenta (%25.8), pre-eclempsia (%9.6), eclempsia(%6.4) and plasenta previa (%3.2)). Later respectively we detect sepsis (%19.3), trauma (%10.5), solitary malignancies (%8.7), haematological malignancies (%3.5), snake bite (%1.75) and poisoning from alpha lipoic acite (%1.75). According to the age and gender we saw acute DIC is more common in females and younger age (p=0.001). As CBC compared according to he life situation trombocytes of dead patients were statistically lower (p=0.003). We saw that acute DIC patients were older and dead rates were higher in males (for both p0.05). Comparing ISTH scores according to the life situation dead cases had statistically higher scores ( p=0.024). Most common mortality cause was seen among traumatic patients group (p=0.001). Conclusion: In this retrospective study patients diagnosed as acute DIC was mostly younger and female. Also in both young and female patients acute DIC diagnosis was higher mortality was lower than others. May be the etiological patologies were obstetric causes which are more treatable. Also in this study although older and male patients had given more intensive treatment after diagnosed as DIC had higher mortality and we are thinking that this is caused by diseases which have higher mortality rate such as severe trauma and sepsis.
Benzer Tezler
- Akut miyokard infarktüste steptokinaz ile uygulanan fibrinoliz tedavisinin önemi
Başlık çevirisi yok
MAHMUT SEDAT YILDIZ
- Vardiyalı çalışan hemşirelerde diyabet riskinin belirlenmesi
Determination of diabetes risk of nurses working in shifts
SERPİL TÜRKER ÇEKİNMEZ
- İnsülin tedavisi görmekte olan diyabetik hastaların tedavilerine ilişkin bilgi ve düşüncelerinin belirlenmesi
Determination of the knowledge and thoughts of diabetic patients receiving insulin treatment regarding their treatments
BEDRİYE POLAT
Yüksek Lisans
Türkçe
2014
HemşirelikHarran ÜniversitesiHemşirelik Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. FÜGEN ÖZCANARSLAN
- Obez ve nonobez hipertansif ve normotansif kadın hastalarda plazma osteopontin seviyesi ve aterosklerozla ilişkisi
Plasma osteopontin levels of hypertensive and normotensive women who are obese and nonobese and its relation with atherosclerosis
SELMA ALAGÖZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2008
Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıSağlık BakanlığıDahiliye Ana Bilim Dalı
PROF. DR. GÜL GÜRSOY
- Değişik yörelerden istanbul'a gelen kişilerde oluşan iyot-guatr ilişkisi
The iodine-goi̇ter relati̇onshi̇p of the pati̇ents from different regions i̇n i̇stanbul
NEZİH PİŞKİNPAŞA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1994
Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıSağlık BakanlığıDahiliye Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MUSTAFA YENİGÜN