Arketipsel eleştiri bağlamında tiyatro metinlerinde gölge arketipinin incelenmesi
The analysis of the shadow archetype in dramatic texts in terms of the archetypal criticisim
- Tez No: 502208
- Danışmanlar: PROF. DR. HÜLYA NUTKU
- Tez Türü: Doktora
- Konular: Sahne ve Görüntü Sanatları, Performing and Visual Arts
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2018
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Dokuz Eylül Üniversitesi
- Enstitü: Güzel Sanatlar Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Sahne Sanatları Ana Sanat Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: 186
Özet
Arketipsel Eleştiri, İsviçre'li psikanalist Carl Gustave Jung'un kolektif bilinçdışı ve arketip kuramını temel alan bir edebi analiz yöntemidir. Yöntem, yirminci yüzyılın başlarından itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Jung, kolektif bilinçdışını tüm insanlığın ortak deneyim deposu olarak tanımlamaktadır. Arketipler ise içgüdüsel bilinçdışı özlerdir. Arketipler kendilerini sonsuz sayıda arketipsel imgeyle gösterebilmektedir. Hikayenin arketipi olan mitler, arketiplerin evidir. Kolektif bilinçdışının belli başlı arketipleri Gölge, anima-animus ve benliktir. Bunlar aynı zamanda, kişinin ruhsal olarak bir bütünlüğe ulaşması anlamına gelen bireyleşme sürecinin parçasıdır. Bireyleşme sürecinin ilk aşaması olan gölgeyle yüzleşme, kişinin gerçek benliğine ulaşmak için çıktığı yolculukta, bilinçdışının karanlık köşelerine attığı gölge özelliklerinin farkına varmasını temsil etmektedir. Kişi, ancak gölgesiyle yüzleştiğinde, karanlık özellikleri üzerinde hakimiyet kurabilmektedir. Tiyatro metinleri bu zamana kadar edebi metinler kadar arketipsel eleştirinin konusu olmamıştır. Kolektif bilinçdışının başlıca arketiplerinden gölge, tiyatro metinlerindeki karakterlerin motivasyonlarını daha katmanlı bir şekilde anlamak için oldukça işlevseldir. Çünkü gölge arketipi çoğu kez antagonist olarak oyunlarda ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla metnin merkezindeki çatışmanın bir parçasıdır. Böylece gölge, farklı oyunlarda farklı şekillerde imgeleşerek, karakteri bireyleşme sürecine davet etmektedir. Bu tez, seçilmiş oyunlarda protagonistin gölgesi olan bir kişi, durum, olay ya da ruhsal bir etkiyi ortaya koyarak, protagonistin bireyleşme sürecini tamamlayıp tamamlamadığını araştırmaktadır. Arketipsel eleştiri metinleri arketipsel boyutta yeniden analizini yapmaya yardımcı olmaktadır. Bu analiz, dramaturjik olarak metne farklı yorum imkanları vermekte, oyuncular ve sahneye koyucular için karakterleri ve durumu daha katmanlı bir şekilde anlama fırsatı yaratmaktadır.
Özet (Çeviri)
Archetypal Criticism is a literary analyse method which based on Swiss psychoanalyst Carl Gustave Jung's Collective unconcious and archetype theory. The method has been used since the very beginning of the twentieth century. Jung explains the collective unconcious as the common experience store of humankind. As for the archetypes are instinctive unconscious substances. Archetypes can also be reprensented by numberless archetypal images. Besides, as the archetype of the story the myths, are home to the archetypes. The principle archetypes of the collective unconscious are the shadow, anima-animus and the self. Those are also the parts of the individuation process which means a person's reach for spiritual wholeness. Meeting with the shadow as the first step of the individuation represents the awareness of one's dark sides that have been thrown to the dark corners of the collective unconcious as travelling to the real self. A person can control his/her dark features only by confronting his/her shadow. Theatre texts have not been the subject to archetypal criticism as much as the literary texts. The shadow, as being one of the principle archetypes of the collective unconscious, is rather functional for understanding deeply the motivations of the characters in theatre texts. Because the shadow archetype often comes up as the antagonist in the plays. Therefore it is a part of the central conflict. Thus in different plays, the shadow can appear as different images, invites the character to the individuation process. This thesis, searches if the protagonist of the play can complete his/her individuation process by revealing a person, a situation, an event or a psychic effect as the shadow of the protagonist. Archetypal criticism helps to reanalyse the texts in an archetypal dimension. This analyse, enables different dramaturgic interpretation and it creates the opportunity of deeper understanding of characters and the story of the play for the actors and the directors.
Benzer Tezler
- Arketipsel sembolizm bağlamında Bingöl masalları üzerine bir inceleme
A study on Bingöl tales in the context of archetypal symbolism
ÖZLEM BOR GENGÖRÜ
Yüksek Lisans
Türkçe
2024
Türk Dili ve EdebiyatıBingöl ÜniversitesiTürk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MEHMET EMİN BARS
- Karakter inşasında arketipsel imgeler ve the Wooster Group'ta Phaedra örneği
Archetypal images in constructing character and the example of Phaedra in the Wooster Group
GÖZDE NUR KESGİN TUFAN
Yüksek Lisans
Türkçe
2024
Sahne ve Görüntü SanatlarıKadir Has ÜniversitesiSanat ve Tasarım Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ ÖZLEM HEMİŞ
- Global marka parfüm reklamlarında cinsellik imgesi: Göstergebilimsel çözümleme
In global brand perfume advertisements the image of sexuality: Semiological analysis
GÖKHAN YILDIZ
Yüksek Lisans
Türkçe
2024
İletişim Bilimleriİstanbul Kültür Üniversitesiİletişim Sanatları Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ GÜLNUR IŞIKLAR
- Süheyl ü Nevbahâr ile Vâmık u Azrâ mesnevilerinde kahramanınyolculuğu ve dönüşümü
The hero's Journey and Transformation in Süheyl ü Nevbahâr andVâmık u Azrâ Masnavis
GAMZE İLKYAZ
Yüksek Lisans
Türkçe
2024
Türk Dili ve EdebiyatıVan Yüzüncü Yıl ÜniversitesiTürk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MURAT KEKLİK
- The myth of Ulysses in European literature
Avrupa edebiyatında Ulysses miti
BURAK ÇAVUŞ
Yüksek Lisans
İngilizce
2009
Batı Dilleri ve EdebiyatıDumlupınar ÜniversitesiBatı Dilleri ve Edebiyatları Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. TATİANA GOLBAN