2014-2017 yılları arasında yenidoğan yoğun bakım ünitemizde takip edilen ileri derecede düşük doğum ağırlıklı bebeklerin mortalite ve morbidite verilerinin retrospektif analizi
Retrospective analysis of mortality and morbidity data of high-grade low birth weight infants followed by our newborn intensive care unit between 2014-2017
- Tez No: 517789
- Danışmanlar: DOÇ. DR. KADİR ŞERAFETTİN TEKGÜNDÜZ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
- Anahtar Kelimeler: İleri derecede düşük doğum ağırlıklı preterm bebekler, prematürite, morbidite, mortalite, patent duktus arteriyozus, yüksek rakım, Bebek-düşük doğum ağırlığı, Bebek-prematür, Bebek-yenidoğmuş, Bebekler, Duktus arteriozus, Hava basıncı, Retrospektif çalışmalar, Yoğun bakım üniteleri-neonatal, Extremely low birth weight preterm infants, prematurity, morbidity, mortality, patent ductus arteriosus, high altitude, Infant-low birth weight, Infant-premature, Infant-newborn, Infant, Ductus arteriosus, Air pressure, Retrospective studies, Intensive care units-neonatal
- Yıl: 2018
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Atatürk Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
ÖZET 2014-2017 Yılları Arasında Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitemizde Takip Edilen İleri Derecede Düşük Doğum Ağırlıklı Bebeklerin Mortalite ve Morbidite Verilerinin Retrospektif Analizi Giriş ve Amaç: Gelişen teknoloji ve bakım kaltesinin artması çok düşük doğum ağırlıklı bebeklerin artmış yaşama oranları daha fazla morbiditeyi de beraberinde getirmiştir. Bu çalışmada prematüre bebeklerde mortalite ve morbiditenin önemli nedenlerinden olan respiratuar distres sendromu (RDS), bronkopulmoner displazi (BPD), nekrotizan enterokolit (NEK), prematüre retinopatisi (ROP), intrakraniyal kanama (İKK), patent duktus arteriozus (PDA) gibi prematürite sorunlarının değerlendirilmesi; risk faktörleri, demografik veriler, klinik bulgular ve birbirleriyle ilişkisinin; aynı zamanda patent duktus arteriozusun yüksek rakım ile ilişkisinin araştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Retrospektif olarak düzenlenen bu çalışmaya, Ağustos 2013 ve Ekim 2017 tarihleri arasında <32 hafta ve <1250 gr olarak hastanemizde doğan 200 aşırı derecede düşük doğum ağırlıklı preterm bebek alındı. Gestasyonel haftasına göre üç (23-26, 27-28, 29-32 hafta), doğum ağırlığına göre üç gruba (<750 gr, 750-1000 gr, 1000-1250 gr) ayrıldı. Hastalarımızın demografik özellikleri, perinatal risk faktörleri, klinik bulguları ve morbiditeleri kayıt edildi, morbiditelerin bu verilerle ilişkileri incelendi. Aynı zamanda; bu verilerin gestasyon haftası ve doğum ağırlığı ile olan ilişkileri de incelendi. Bebeklerin 48. saat ve 5. gün ekokardiyografik incelemeleri yapılıp hemodinamik anlamlı PDA olanlara oral ibuprofen, oral alamayan ya da ibuprofen kontrendike olanlara intravenöz parasetamol tedavileri verilerek ilaçların etkinlikleri, birbirlerine üstünlükleri ve preterm yenidoğanların sorunları ile aralarındaki ilişki gestasyon haftası ve doğum ağırlığı gruplarına göre değerlendirildi, patent duktus arteriozusun yüksek rakım ile ilişkisi araştırıldı. Medikal kapatma tedavisinden fayda görmeyen hastalara ise cerrahi ligasyon uygulandı. Bulgular: Çalışmaya alınan 200 preterm bebeğin % 50'sinde (84 bebek) BPD, %19,5'inde (33 bebek) ROP, %18'inde (36 bebek) NEK ve %5'inde (10 bebek) İKK gelişti. BPD gelişen 84 bebeğin 13'ü (%15,9) hafif ,44'ü (%53,7) orta ve 27'si (%30,5) ağır BPD idi. NEK gelişen 36 bebekten 2 tanesi (%5,2) evre 1, 19 tanesi (%52,8) evre 2 ve 15 tanesi (%41,7) evre 3 NEK idi. Bu bebeklerin 4 tanesi (%11,1) NEK nedeniyle opere oldu, operasyon planlanan 1 bebek (%2,7) ise opere olmadan 9. günde ex oldu. İntrakraniyal kanama gelişen 10 bebeğin 3 tanesi (%30) evre 1, 4 tanesi (%40) evre 2, 1 tanesi (%10) evre 3 ve 2 tanesi (%20) evre 4 idi. Prematüre retinopatisi gelişen 33 bebekten ise 16 tanesi (%48,5) evre 2, 17 tanesi (%51,5) ise evre 3 idi ve 33 bebeğe (%100) lazer fotokoagülasyon yapıldı. Çalışmamızda mortalite oranı %24 (48 bebek) idi. Merkezimizin 2013 yılında yayınlanan iki yıllık verileri ile karşılaştırıldığında mortalite oranlarımızın ciddi oranlarda düştüğü ve literatürle uyumlu olarak gelişmiş merkezlerle benzer oranlarda olduğu görüldü. Mortalite oranlarının doğum ağırlığı ve haftası azaldıkça arttığı görüldü. Erkek bebeklerde mortalite oranı daha yüksekti. Bebeklerin 48. saatte yapılan ekokardiyografik inceleme sonrasında 117'sinde (%58,5 'inde) PDA tespit edildi. Patent DA tespit edilen 117 bebeğin, PDA çapına göre 8'i (%4) küçük PDA'lı (0-1,5 mm), 34'ü (%17) orta PDA'lı (1,5-2,5 mm) ve 75'i (%37,5) ise geniş PDA'lı (>2.5 mm) idi. Çalışmamızda PDA sıklığı % 58,5 (117 bebek) ile 2010 NICHD verilerine göre %47 olarak belirtilen PDA insidansından yüksekti. Bu durum yüksek rakıma bağlı oksijen basıncının düşük olmasına bağlandı. Patent duktus arteriyozus sıklığı prematüre bebeklerde doğum ağırlığı ve haftası azaldıkça arttığı görüldü. Tüm izlemler boyunca HAPDA olduğu tespit edilen ve PDA kapatma tedavisi verilen 114 bebeğin 86'sında (%72,8) PDA kapandı, kapanmayan 28 bebekten 21 tanesine (%10,5) de cerrahi ligasyon uygulandı. Hemodinamik anlamlı PDA medikal kapatma tedavisine yanıtının oral ibuprofen ve intravenöz parasetamol gruplarında benzer olduğu ve kapanma oranlarının literatür ile uyumlu olduğu görüldü. Hemodinamik anlamlı PDA kapatma tedavisi alan tüm hastalarda doğum ağırlığı ve gestasyon haftası için tedaviden fayda gördüğü bir eşik değeri bulmak amacıyla ROC eğrisi yaptık. 0,671 duyarlılık ve 0,539 seçicilikte gestasyon haftası için eşik değeri 27,50 hafta , 0,647 duyarlılık ve 0,522 seçicilikte doğum ağırlığı için eşik değeri 842,50 gr olarak bulundu. Bu eşik değerlerinin duyarlılık ve seçicilikleri istenen seviyelerde idi. Bu sonucun kapatma tedavisinden fayda görme noktasında öngörü sağlayacağı ve 27,5 hafta veya 842,50 gr altındaki bebeklerde PDA'nın tedaviye dirençli olabileceği kanısındayız. Literatürde tedavi başarısızlığı için doğum haftasının ve doğum kilosunun düşük olmasının önemli olduğu literatürde bildirilmektedir, ancak literatürü taradığımızda eşik değer belirtilen bir çalışma bulunmamaktadır. Sonuç: Ülkemizde, artan morbidite oranlarını önlemek için öncelikli olarak yapılması gereken mevcut koşullarda morbidite sıklığının bulunması, risk faktörlerinin ortaya konmasıdır. Çalışmamız, morbiditelerin önlenmesinde ilk adım olan epidemiyolojik veriyi bölgemiz açısından ayrıntılı olarak ortaya çıkarmıştır. Bundan sonraki hedefimiz belirlenen risk faktörlerine yönelik teşhis ve tedavi yöntemlerinin takip edilmesi ve uygulanması olmalıdır.
Özet (Çeviri)
ABSTRACT Retrospective Analysis of Mortality and Morbidity Data of High-Grade Low Birth Weight Infants Followed by Our Newborn Intensive Care Unit between 2014-2017 Introduction and Purpose: The increase in the number of technologically advanced care and the increase in the survival rate of infants with very low birth weight have brought about more morbidity. In this study, prematurity problems such as respiratory distress syndrome (RDS), bronchopulmonary dysplasia (BPD), necrotizing enterocolitis (NEC), premature retinopathy (ROP), intracranial hemorrhage (IKK) and patent ductus arteriosus (PDA) which are important causes of mortality and morbidity in premature infants are evaluated; risk factors, demographic data, clinical findings, and interrelationships; it was also aimed to investigate the relationship of patent ductus arteriosus to high altitude. Material and Method: Between August 2013 and October 2017, 200 extremely low birth weight preterm infants born , <32 weeks and <1250 gr, in our hospital were included in this retrospective study. According to the gestational week ,three (23-26, 27-28, 29-32 weeks) birth weight were divided into three groups (<750 gr, 750-1000 gr, 1000-1250 gr). The demographic characteristics of our patients, perinatal risk factors, clinical findings and morbidities were recorded, and the relationship between these data and the morbidity was examined. Same time; The relationship between these data and the gestational week and birth weight was also studied. Echocardiographic investigations were done on 48th hour and 5th day of infants and intravenous paracetamol treatments were given to patients with oral ibuprofen, oral or ibuprofen contraindications to those who were in HAPDA. The relationship between the effectiveness of the drugs, their superiority and their preterm neonatal problems was evaluated according to gestational week and birth weight groups, The relationship between arteriosus and high altitude was investigated. Surgical ligation was performed for patients who did not benefit from medical closure therapy. Results: BPD occurred in 50% (84 infants) of the 200 preterm infants studied, ROP in 19.5% (33 infants), NEC in 18% (36 infants) and ICF in 5% (10 infants). Of the 84 babies who developed BPD, 13 (15.9%) were mild, 44 (53.7%) were moderate and 27 (30.5%) were severe BPD. Of 36 infants who developed NEK, 2 (5,2%) were stage 1, 19 (52,8%) were stage 2 and 15 (41,7%) were stage 3 NEC. Of these babies, 4 (11.1%) were operated on NEC, and 1 (2.7%) planned operation was exe on day 9 without opere. Of the 10 babies who developed IKK, 3 (30%) were stage 1, 4 (40%) stage 2, 1 (10%) stage 3 and 2 (20%) stage 4. Of the 33 infants who developed ROP, 16 (48.5%) were stage 2, 17 (51.5%) were stage 3 and 33 (100%) laser photocoagulation was performed. The mortality rate in our study was 24% (48 babies). Compared with our two-year data published in 2013, our center's mortality rates fell significantly and were similar to those in the developed centers in similar proportions to the literature. It was seen that the mortality rates increased with birth weight and week. The mortality rate was higher in male infants. After 48 hours of echocardiographic examination of the infants, PDA was detected in 117 (58.5% inde). Of the 117 babies identified in the patent, 8 PDA (4%) PDA (0-1,5 mm), 34 PDA (1.5-2.5 mm) ) and 75 (37.5%) were with large PDA (> 2.5 mm). The frequency of PDA in our study was higher than the PDA incidence of 58.5% (117 babies) and 47% according to 2010 NICHD data. This is due to the low rate of high oxygen pressure. The frequency of patent ductus arteriosus was found to be increased in premature babies as the birth weight and the week decreased. In all of the follow-ups, surgical ligation was applied to 21 (10.5%) out of 28 unblocked infants who closed the PDA in 86 (72.8%) of 114 babies who were found to be hemodynamic significant PDA and who had PDA closure treatment. It was observed that the response to haemodynamic PDA medical closure treatment was similar in the oral ibuprofen and intravenous paracetamol groups and that the closure rates were compatible with the literature. We performed a ROC curve to find a threshold value for treatment benefit for birth weight and gestational week in all patients who received hemodynamic significant PDA occlusion therapy. The threshold value for gestation week was 0.757 sensitivity and 0.539 sensitivity, and the threshold value for birth weight was found to be 842,50 gr for 27,50 weeks, 0,647 sensitivity and 0,522 selectivity. The sensitivity and selectivity of these thresholds were of the desired levels. We believe that this result will provide a benefit in terms of benefit from closure therapy and that the PDA may be resistant to treatment in infants under 27.5 weeks or 842.50 g. It is reported in the literature that it is important that the birth week and birth weight are low for treatment failure, but, there is no study with a threshold value when we search the literature. Conclusion: In our country, the prevalence of morbidity in the current conditions which need to be done primarily to prevent increasing morbidity rates is to determine the risk factors. Our study revealed in detail the epidemiological data, which is the first step in prevention of morbidities, in terms of our region. The aim of our next goal should be to follow and implement diagnostic and therapeutic methods for identified risk factors.
Benzer Tezler
- Yeni doğan yoğun bakım ünitemizde 34 gestasyon haftasının altında doğup mekanik ventilasyon tedavisi gören prematürlerin değerlendirilmesi
Evaluation of premature infants received mechanical ventilation therapy under the 34 week of gestation in our newborn intensive care unit
SERDAR POP
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2017
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MURAT ELEVLİ
UZMAN DEMET OĞUZ
- Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde takip edilen hastaların mortalite risk faktörleri
Mortality risk factors of patients followed in the neonatal intensive care unit
TUBA KARAKAYA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2020
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıAfyonkarahisar Sağlık Bilimleri ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AHMET AFŞİN KUNDAK
- Pnömoni Tanısı ile Hastanemize YatırılanHastaların Risk Faktörlerinin, Demografik veKlinik Özelliklerinin Değerlendirilmesi
Possible Risk Factors, Demographic andEvaluation of Clinical Features in Patients Hospitalized With Pneumonia
PINAR SAKA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. GÜZİN CİNEL
- Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde indirekt hiperbilirubinemi nedeniyle izlenen hastaların epidemiyolojik özellikleri ve etiyolojilerinin değerlendirilmesi
Evaluation of epidemiological characteristics and etiologies of patients followed for indirect hyperbilirubinemia in the neonatal intensive care unit
İSMAİL BERKAY KARACAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiÇevre Sağlığı Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. TAMAY GÜRBÜZ
- Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi yenidoğan yoğun bakım ünitesinde 2014-2018 yılları arasında izlenen çok düşük doğum ağırlıklı bebeklerde mortalite ve morbidite sonuçları ve önceki sonuçlarla karşılaştırılması
Assessment and comparison of the mortality and morbidityrates of very low birth weight (VLBW) infants followedbetween years 2014-2018 in Dokuz Eylül University Faculty ofmedicine neonatal intensive care unit with previous results
YAĞMUR DAMLA AKÇURA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıDokuz Eylül ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. NURAY DUMAN