Geri Dön

Lirik resim ve sanatçıları

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 61308
  2. Yazar: ENİS AKTAŞ
  3. Danışmanlar: YRD. DOÇ. DR. NUMAN ARSLAN
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Güzel Sanatlar, Fine Arts
  6. Anahtar Kelimeler: Lirik resim, Resim sanatı, Sanatçılar, Soyut sanat, Lyrical picture, Painting art, Artists, Abstract art
  7. Yıl: 1997
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Anadolu Üniversitesi
  10. Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

ıu ÖZET 20.yüzyıl başlarından itibaren ekonomik-politik yapılaşmanın getirdiği değişim, toplumların tüm değerler sistemini altüst etmesiyle beraber kültür ve sanat yaşamında yeni oluşumlara neden olmuştur. Bu araştırmada; Avrupa ve Türk resminde bu değişime paralel olarak, soyut sanat akımlarında yer alan sanatçılar ve oluşum sürecinde ortaya çıkan lirik dilde ürün veren sanatçılar incelenmiştir. Soyut sanatın ortaya çıkışı tüm ayrıntılarıyla açıklanamaz belki ama Picasso ile Braque'in 1909-1911 yıllarında yaptıkları resimlerde betimlemeye karşı soyutlama sorunu ilk olarak ortaya çıkmıştır. Delaunay, çözümsel kübizmin esnek geometrisinden aldığı öğelerle resimlerine belirgin bir güç, gerilim kazandırmıştır. Geometrik renk lekeleriyle oluşan belli incelikte lirik kompozisyonları 1912 yıllarına rastlar. 1912-1913'te şiirsel havayı geliştirir. Anlatımını, konusu belli olmayan renk ve eğri biçimlerle sağlar öyle ki, bunlara renk ve biçimlerin çağrıştırdıklarından başka temaları olmayan soyut resimler denebilir. Kandinsky ile ana yönünü bulan soyut sanat,“yeni bir sanat ilkesinden yola çıkar”. Bu ilke, sanatı artık doğanın ve nesnenin bir anlatımı olarak göstermez; doğanın sanatı bozduğuna inanır. Sanat giderek doğa ile ilgisini azaltarak, doğanın bir deformasyonu olur. Sanat yapıtı doğa ile ilgisi olmayan figür dışı (non-fıgüratif) bir düzen olarak anlaşılır. Soyut sanatın nesnesi, renk ve çizgilerin matematik düzenidir.IV İki ana non-figüratif oluşur: 1. Salt geometrik ve konstrüktif bir resim anlayışı 2. Yalnızca renk ve biçim ilgilerine dayalı bir resim anlayışı Türk resim sanatındaki soyut gelişimler, geometrik non-figüratif çerçevede olmuştur. 1926-1930 yılları arası Avrupa'da eğitim gören sanatçılar yapıtlarında doğa biçimini koruyarak renkle ilgili bağımsızlıklarını vurgulamışlardır. Renk soyutlamasının anlaşılmasındaki gecikme, lirik non- figüratif anlayışın gecikmesine neden olmuştur. Türkiye'de soyut grafik sınıflama şöyledir; 1. Geometrik soyutlamalar, 2. Lirik soyutlamalar, 3. Geometrik non- figüratifler, 4. Lirik non- figüratifler. Resimsel lirizm, çağımız sanatçısının iç dünyasmdanki fırtınaların, bir çeşit yazısal boya tuşlarıyla anlatımıdır. Lirik soyutlama eğiliminde olan sanatçılarımız, geometrik non-figüratif resimlerde bilincine varılan, modlesiz, oylumlu biçimi yapıtlarında sürdürür. Bu hacim yani oylum boyasal anlatımdaki renk tonlarının zıtlığına ve farklılıklarına dayanır. Lirizm, serbest ve biçimsiz bir tutum değil, akılcı bir soğukkanlılığın yansımasıdır. Ülkemizde başlayan non-figüratife, geometrik bir soyutlama ile girişimde bulunulmuş ve sonra lirik, renkçi bir non-figüratife varılmıştır. Böylece Türk Resim Sanatında, hacimli, figüratife bağımlılık terkedilir ve modleye bağlı olmayan boya anlatımı, sanatsal değer olarak benimsenir. Türkiye'de Dışavurumcu-Soyut sanat araştırmaları, akademik resme tepki olarak başlar ve çağdaş sanat akımlarına katılma düşüncesiyle bu eğilimde sanatçılar ürün verirler.

Özet (Çeviri)

ıu ÖZET 20.yüzyıl başlarından itibaren ekonomik-politik yapılaşmanın getirdiği değişim, toplumların tüm değerler sistemini altüst etmesiyle beraber kültür ve sanat yaşamında yeni oluşumlara neden olmuştur. Bu araştırmada; Avrupa ve Türk resminde bu değişime paralel olarak, soyut sanat akımlarında yer alan sanatçılar ve oluşum sürecinde ortaya çıkan lirik dilde ürün veren sanatçılar incelenmiştir. Soyut sanatın ortaya çıkışı tüm ayrıntılarıyla açıklanamaz belki ama Picasso ile Braque'in 1909-1911 yıllarında yaptıkları resimlerde betimlemeye karşı soyutlama sorunu ilk olarak ortaya çıkmıştır. Delaunay, çözümsel kübizmin esnek geometrisinden aldığı öğelerle resimlerine belirgin bir güç, gerilim kazandırmıştır. Geometrik renk lekeleriyle oluşan belli incelikte lirik kompozisyonları 1912 yıllarına rastlar. 1912-1913'te şiirsel havayı geliştirir. Anlatımını, konusu belli olmayan renk ve eğri biçimlerle sağlar öyle ki, bunlara renk ve biçimlerin çağrıştırdıklarından başka temaları olmayan soyut resimler denebilir. Kandinsky ile ana yönünü bulan soyut sanat,“yeni bir sanat ilkesinden yola çıkar”. Bu ilke, sanatı artık doğanın ve nesnenin bir anlatımı olarak göstermez; doğanın sanatı bozduğuna inanır. Sanat giderek doğa ile ilgisini azaltarak, doğanın bir deformasyonu olur. Sanat yapıtı doğa ile ilgisi olmayan figür dışı (non-fıgüratif) bir düzen olarak anlaşılır. Soyut sanatın nesnesi, renk ve çizgilerin matematik düzenidir.IV İki ana non-figüratif oluşur: 1. Salt geometrik ve konstrüktif bir resim anlayışı 2. Yalnızca renk ve biçim ilgilerine dayalı bir resim anlayışı Türk resim sanatındaki soyut gelişimler, geometrik non-figüratif çerçevede olmuştur. 1926-1930 yılları arası Avrupa'da eğitim gören sanatçılar yapıtlarında doğa biçimini koruyarak renkle ilgili bağımsızlıklarını vurgulamışlardır. Renk soyutlamasının anlaşılmasındaki gecikme, lirik non- figüratif anlayışın gecikmesine neden olmuştur. Türkiye'de soyut grafik sınıflama şöyledir; 1. Geometrik soyutlamalar, 2. Lirik soyutlamalar, 3. Geometrik non- figüratifler, 4. Lirik non- figüratifler. Resimsel lirizm, çağımız sanatçısının iç dünyasmdanki fırtınaların, bir çeşit yazısal boya tuşlarıyla anlatımıdır. Lirik soyutlama eğiliminde olan sanatçılarımız, geometrik non-figüratif resimlerde bilincine varılan, modlesiz, oylumlu biçimi yapıtlarında sürdürür. Bu hacim yani oylum boyasal anlatımdaki renk tonlarının zıtlığına ve farklılıklarına dayanır. Lirizm, serbest ve biçimsiz bir tutum değil, akılcı bir soğukkanlılığın yansımasıdır. Ülkemizde başlayan non-figüratife, geometrik bir soyutlama ile girişimde bulunulmuş ve sonra lirik, renkçi bir non-figüratife varılmıştır. Böylece Türk Resim Sanatında, hacimli, figüratife bağımlılık terkedilir ve modleye bağlı olmayan boya anlatımı, sanatsal değer olarak benimsenir. Türkiye'de Dışavurumcu-Soyut sanat araştırmaları, akademik resme tepki olarak başlar ve çağdaş sanat akımlarına katılma düşüncesiyle bu eğilimde sanatçılar ürün verirler.

Benzer Tezler

  1. Türkiye' de lirik soyut sanatın 1940-1980'lerdeki örnekleri üzerinden sanatçı psikolojisi ve renk kullanımı

    Lyrical abstract art samples through in the 1940-1980 artist psychology and color usage in Turkey

    GÜL GÖKÇEK

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Güzel SanatlarKocaeli Üniversitesi

    Resim Ana Sanat Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ ZEHRA CANAN BAYER

  2. Paris Ekolü ve bir kadın sanatçı Fahr-el-Nissa Zeid

    Paris School and a woman artist Fahr-el-Nissa Zeid

    SEYİDE AYDEMİR

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Güzel SanatlarTrakya Üniversitesi

    Resim Ana Sanat Dalı

    DOÇ. BAYBORA TEMEL

  3. 19. yüzyıl resim sanatında lirik ifade aracı olarak pastel boya uygulamaları

    Pastel techniques as a lyric expression in the nineteenth century painting

    NEŞE SARAÇ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    Güzel SanatlarAltınbaş Üniversitesi

    Sanat ve Tasarım Ana Sanat Dalı

    DOÇ. DR. NEDRET YAŞAR

  4. Türk resminde On'lar Grubu ve Leyla Gamsız Sarptürk

    On'lar Grubu in Turkish painting and Leyla Gamsız (Sarptürk)

    KÜBRA GABURGA

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    Sanat Tarihiİstanbul Üniversitesi

    Sanat Tarihi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AGAH TARKAN OKÇUOĞLU

  5. Kukrıniksler grubunun yaratıcılığında Anton Pavloviç Çehov'un lirik yapıtları

    Anton Pavlovich Chekhov's lyric stories at the Kukryniksy's group art works

    İLSİNA KUŞASLAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    Güzel Sanatlarİstanbul Üniversitesi

    Slav Dilleri ve Edebiyatları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. GÖNÜL ÜZELLİ