Geri Dön

Tarihsel avangard sonrası dram sanatında karşı-anlatı

Anti-narrativity in drama after historical avant-garde

  1. Tez No: 622054
  2. Yazar: MELİKE SABA AKIM
  3. Danışmanlar: PROF. DR. İHSAN KEREM KARABOĞA
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Amerikan Kültürü ve Edebiyatı, Sahne ve Görüntü Sanatları, İngiliz Dili ve Edebiyatı, American Culture and Literature, Performing and Visual Arts, English Language and Literature
  6. Anahtar Kelimeler: Karşı-anlatı, Dil, Temsil, Drama, Performans, Teatrallik, Avangard Tiyatro, Postdramatik Tiyatro, Post-yapısalcı Tiyatro, Derrida, Artaud, Stein, Beckett, Foreman, Amerikan tiyatrosu, Avangard, Avangard sanat, Dramatik tiyatro, Karşı anlatı, Modern tiyatro, Tiyatro, İngiliz tiyatrosu, Anti-narrative, Language, Representation, Drama, Performance, Theatricality, Avand-garde Theatre, Postdramatic Theatre, Post-structured Theatre, Derrida, Artaud, Stein, Beckett, Foreman, American theatre, Avant-garde, Avant-garde art, Dramatic theatre, Counter-narrative, Modern theatre, Theatre, British theater
  7. Yıl: 2019
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi
  10. Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Bu çalışma, zamanın ruhuna göre değişim gösteren sanatsal temsil kabüllerinin dil ve hakikat arasındaki ilişkiye göre biçimlendiği iddiası üzerine temellenmektedir. Batı sanatına özgü klasik temsil anlayışı, Antik Yunan'dan geçtiğimiz yüzyıl dönümüne dek logos ekseninde yapılanmıştır. Batı tiyatrosu, metin-merkezli ve akılcı karakterini logostan almaktadır. 18. yüzyıldan 19. yüzyıla geçerken Batı düşününün dil ve anlam ilişkisini tartışmaya açması, Tarihsel Avangardların benzetmeci klasik temsil anlayışını reddetmesiyle sonuçlanır. Böylece tüm sanatlar kendi diline ve malzemesine itiraza koyulur; tiyatronun itirazı ise doğrudan dramatik metnin kendisine olacaktır. Çalışma, Tarihsel Avangardlardan günümüze tiyatronun dil ile kurduğu ilişkiyi dramatik metin içinden araştıracaktır. Çalışmanın çerçevesi post-yapısalcı düşünür Jacques Derrida'nın logos-merkezcilik ve Batı metafiziği eleştirisi ekseninde çizilecektir. Aristotelesçi klasik anlatı tanımından kalkarak, tiyatrodaki esas itirazın logos olduğuna, bu bağlamda salt tiyatronun değil, dramanın geçirdiği ontolojik dönüşüme ve 1970 sonrasının yeni metinsellik anlayışının karşı-anlatısal stratejilerine odaklanılacaktır. Söz konusu bu izlek, dilin anlamı karşılamadığına dair inançlarına rağmen dilden vazgeçmeden, ama onu başkalaştırarak kullanan Gertrude Stein, Samuel Beckett ve Richard Foreman oyunları üzerinden takip edilecek ve tiyatronun diegetik yüzü olan dramanın kendi içinde edimselleşmeye başladığı öne sürülecektir.

Özet (Çeviri)

This study is based on the claim that the understandings of artistic representation changing with zeitgeist, are shaped according to the relationship between language and truth. The representation in Western art in classical sense is structured by logos from Ancient Greece until the last century. The text-centered and rational character of Western theatre is originated from logos. In the late 18th and early 19th centuries, Western thought's inquiry concerning the relationship between language and meaning leads to the rejection of representation in Aristotelian sense by the historical avant-garde. Then, all arts are challenged by their own language and material; and theatre's objection is directly going to be to the dramatic text itself. The study will explore theatre's relationship with language from historical avant-gardes to the present focusing on dramatic text. The framework of the study will be composed on the post-structuralist thinker Jacques Derrida's critique of logocentrism and Western metaphysics. Considering the classical narrative definition in Aristotelian sense, the notions of logos as the main objection of theatre, not only theatre's but also drama's ontological transformation and the anti-narrative strategies of new textuality seen after 1970's will be focused. This arguement will be exemplified through the plays by Gertrude Stein, Samuel Beckett and Richard Foreman who persistently but deconstructively use language despite the fact that they all knew that the language is not capable of carriying the reality; and the claim will be that drama as the diegetic face of theatre has been turning to be performative.

Benzer Tezler

  1. 1950' lerden günümüze sanatta Avangard olgusu

    Avant- garde phenomenon in art since 1950's up to date

    ÖZGÜR ÇİMEN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    Sanat TarihiYıldız Teknik Üniversitesi

    Sanat ve Tasarım Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. RIFAT ŞAHİNER

  2. 1960 sonrası Türk resminde yüzey yapılanmaları sembol ve anlam ilişkisi

    Surface structures in Turkish painting after 1960: Relationship between symbol and meaning

    EYLEM BEGÜM TUNÇ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Güzel SanatlarMuğla Sıtkı Koçman Üniversitesi

    Resim Ana Sanat Dalı

    PROF. DR. ERHUN ŞENGÜL

  3. 1960 ve sonrası batı sanatının estetik algısı

    Aesthetic perception of western art after 1960

    GİZEM BENGİSU ALKAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Güzel SanatlarAtatürk Üniversitesi

    Resim Ana Sanat Dalı

    DOÇ. EVREN KAVUKCU

  4. 1980 sonrası Türkiye'deki sanatın dönüşümünde Gülsün Karamustafa'nın yeri

    Art of Gülsün Karamustafa in the transformation of art after 1980

    ÇİĞDEM SAĞIR

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2005

    Sanat Tarihiİstanbul Teknik Üniversitesi

    Sanat Tarihi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. GÜNKUT AKIN

  5. Propaganda afişlerinin tarihsel gelişimi: Başlangıcından 68`e

    The History of propaganda posters: From the beginning till 68

    KEREM RIZVANOĞLU

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2001

    Güzel SanatlarMimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi

    Grafik Ana Sanat Dalı

    PROF. YURDAER ALTINTAŞ