Geri Dön

Kardiyopulmoner resüsitasyon esnasında spontan dolaşımın yeniden sağlanmasını öngörmek amacı ile serebral perfüzyon monitorizasyonunun kullanımı

The use of cerebral perfusion monitoring to predict return of spontaneous circulation during cardiopulmonary resuscitation

  1. Tez No: 664615
  2. Yazar: GÖKSELİN BELELİ YAŞAR
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. ABDULLAH ALGIN, DOÇ. DR. SERKAN EMRE EROĞLU
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: İlk ve Acil Yardım, Emergency and First Aid
  6. Anahtar Kelimeler: Kan dolaşımı, Kardiyopulmoner reanimasyon, Kızılötesi spektrometre, Oksijen satürasyonları, Blood circulation, Cardiopulmonary resuscitation, Infrared spectrometry, Oxygen saturation
  7. Yıl: 2021
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Acil Tıp Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Kardiyopulmoner resüsitasyon (KPR) esnasında ETCO2, arteriyel kan basıncı, koroner perfüzyon basıncı gibi parametrelerin monitorizasyonu KPR kalitesini artırmak ve iyi nörolojik sonlanım sağlamak amaçlı kullanılan birtakım fizyolojik parametrelerdir. Son yıllarda serebral perfüzyonun monitörizasyonu da bu parametreler arasına girmiş olmakla birlikte, spontan dolaşımın yeniden sağlanmasındaki (SDYS) rolü ve kullanım şekli henüz netleşmemiştir. Çalışmamızda, serebral bölgesel oksijen saturasyonu (rSO2)'nun SDYS'yi öngörmedeki tanısal değerliliğini incelemeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız prospektif gözlemsel bir tanısal değerlilik çalışması olarak dizayn edilmiştir. Çalışmaya 18 yaş üstü kardiyak arrestler dahil edildi ve travmaya bağlı arrestler ile başlangıç rSO2 değerleri ölçülemeyen hastalar dışlandı. Çalışmaya dahil edilen hastaların resüsitasyon süreçleri 2015 İleri Yaşam Desteği kılavuzuna göre yönetildi. Hastaların müdahalesi başladığı andan itibaren INVOSTM 500 serebral oksimetre cihazı ile monitorize edildi. Hastaların başlangıç rSO2 ayrıca SDYS anı rSO2 manuel olarak kayıt altına alındı. Ortalama rSO2 ve rSO2 değişimi (ΔrSO2) cihazın grafiğinden elde edilen verilerle hesaplandı. Elde edilen veriler uygun istatiksel yöntemler ile karşılaştırıldı. Bulgular: Hastaların başlangıç rSO2 değerleri SDYS gruplarına göre karşılaştırıldığında, SDYS sağlanan hastaların başlangıç rSO2 değeri (p:0,002), ortalama rSO2 değeri (p<0.001) ve ΔrSO2 değerleri (p<0.001) istatiksel anlamlı olarak daha yüksek bulundu. Başlangıç rSO2, ortalama rSO2 ve ΔrSO2 değerleri için Receiver Operating Characteristic (ROC) eğrisi çizildiğinde, eğri altında kalan alanın sırasıyla 0.723, 0.929 ve 0.980 olduğu görüldü. Başlangıç rSO2, ortalama rSO2 ve ΔrSO2 değerleri sırasıyla duyarlılık ve özgüllüklerinin toplamının en yükseğe ulaştığı %20,%21.3 ve %3.3 eşik değerlere göre dikotomize edildikten sonra, SDYS'yi öngörme açısından tanısal test performansları hesaplandı. Sonuç: Sonuç olarak, kardiyak arrest hastalarında özellikle ortalama rSO2 ve ΔrSO2 değerlerinin SDYS öngörmede etkin yöntemler olarak kullanılabileceğini düşünmekteyiz. ΔrSO2 ve ortalama rSO2 negatif prediktif değerleri çalışmamızda oldukça yüksek bulunmuştur (%100, %94,59). Bu nedenle resüsitasyonu sonlandırma kararında bu değerlerin diğer parametrelerle birlikte etkili olması mantıklıdır. Yüksek tanısal test performansı ile tek başına dahi SDYS'yi öngörmede etkin olarak kullanılabilecek olan ortalama rSO2 ve ΔrSO2 değerlerinin gereksiz yere nabız kontrolü amaçlı KPR duraklatılmasını minimalize etmek amaçlı kullanılabileceğini düşünmekteyiz. Çalışma sonuçlarımız daha yüksek örnekleme sahip çalışmalarda valide edilirse nabız kontrolünü rutin bakıdan ziyade, ortalama rSO2 ve ΔrSO2 değerlerinin yüksek olduğu zaman diliminde nabız kontrolü yapılarak KPR duraklatılması minimalize edilmiş olacaktır.

Özet (Çeviri)

Introduction: Monitoring of parameters such as ETCO2, arterial blood pressure, coronary perfusion pressure during cardiopulmonary resuscitation (CPR) are some of the physiological parameters used to improve the quality of CPR and provide good neurological outcome. Although monitoring of cerebral perfusion has been among these parameters in recent years, its role in determination of return of spontaneous circulation (ROSC) have not been clarified yet. In our study, we aimed to examine the diagnostic value of cerebral regional oxygen saturation (rSO2) in predicting ROSC. Materials and Methods: Our study was designed as a prospective observational diagnostic value study. Cardiac arrests over 18 years of age were included in the study, and patients whose initial rSO2 values could not be measured and arrests due to trauma were excluded. The resuscitation processes of the patients included in the study were managed according to the 2015 Advanced Life Support guidelines. The patients were monitored with the INVOSTM 500 cerebral oximetry device from the beginning of their resuscitation. Patients baseline rSO2 and ROSCmoment rSO2 were recorded manually. The average change of rSO2 (ΔrSO2) and mean rSO2 was calculated from the data obtained from the graphic of the device. The obtained data were compared with appropriate statistical methods. Results: When the initial rSO2 values of the patients were compared with the ROSC groups, the initial rSO2 value (p= 0.002), average rSO2 value (p <0.001) and ΔrSO2 values (p <0.001) were found to be statistically significantly higher in the patients who received ROSC. When Receiver Operating Characteristic (ROC) curve was drawn for initial rSO2, average rSO2 and ΔrSO2 values, it was seen that the area under the curve was 0.723, 0.929 and 0.980, respectively. After the initial rSO2, average rSO2 and ΔrSO2 values were dichotomized according to the threshold values of 20%, 21.3% and 3.3%, where the sum of sensitivity and specificity reached the highest, respectively, the diagnostic test performances were calculated in terms of predicting ROSC. Conclusion: In conclusion, we think that especially mean rSO2 and ΔrSO2 values can be used as effective methods to predict SDYS in cardiac arrest patients. The negative predictive values of ΔrSO2 and mean rSO2 were found to be quite high in our study (100%, 94.59%). Therefore, it is reasonable that these values can play an active role together with other parameters in the decision to terminate resuscitation. We think that the average rSO2 and ΔrSO2 values, which can be used effectively to predict ROSC even alone with its high diagnostic test performance, can be used to minimize unnecessary CPR pause for heart rate control. If our study results are validated in studies with higher sampling, it will be minimized to pause CPR by performing pulse control during the time period when mean rSO2 and ΔrSO2 values are high, rather than routine monitoring.

Benzer Tezler

  1. Rektum yaralanmaları

    Başlık çevirisi yok

    KAMBİZ PANAHİ SHARİEF

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1988

    Genel Cerrahiİstanbul Üniversitesi

    Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ORHAN ERSEK

  2. Bölgemizde somatizasyon bozukluğunun semptom profili ve stresörlerle ilişkisi

    Başlık çevirisi yok

    MUSTAFA BAŞTÜRK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1989

    PsikiyatriErciyes Üniversitesi

    Psikiyatri Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ASLAN OĞUZ

  3. Konjenital kalp hastalarında skolyoz sıklığı ve özelliklerinin incelenmesi

    Başlık çevirisi yok

    F.FERHAN AKICI(BİÇİCİ)

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1990

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi

    PROF.DR. BAHRİYE TANMAN