Panik bozukluk hastalarında depersonalizasyon/derealizasyon semptomları ve üst bilişler arasındaki ilişkinin incelenmesi
Investigation of the relationship between depersonalization/derealization symptoms and metacognitions in panic disorder patients
- Tez No: 706242
- Danışmanlar: PROF. DR. RAMAZAN KONKAN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Psikiyatri, Psychiatry
- Anahtar Kelimeler: Üst bilişler, panik bozukluk, depersonalizasyon, bilişsel dikkat sendromu, Duyarsızlaşma, Üstbiliş, Metacognition, panic disorder, depersonalization, cognitive attention syndrome, Metacognitive
- Yıl: 2022
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: İstanbul Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Psikiyatri Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Üst bilişler düşünce üzerine düşünme, düşüncelerini kontrol etme, bir bilgiyi bilip veya bilmediğimiz gibi düşünce süreçleri üzerine olan adlandırmaları tarif etmektedir. Daha öncesinde panik bozukluk hastalarının üst bilişleri üzerine çalışmalar yapılmış olsa da panik bozukluk hastaları içinde depersonalizasyon/derealizasyon (DD) semptomlarının üst bilişler ile ilgisini araştıran çalışmaya literatürde saptanmamıştır. Bizim çalışmamızın ana amacı panik bozukluk hastalarında depersonalizasyon/derealizasyon semptomlarının üst bilişsel olarak bir farklılık yaratıp yaratmadığı, semptom düzeyinde depersonalizasyon/derealizasyon gösterse bile bu kişilerin atak dışında da dissosiyatif semptomları ne sıklıkta yaşadığı, üst bilişlerin panik bozukluk semptom şiddetiyle ilişkisi ve bu hastalarda üst bilişsel müdahalelerin etkili olup olmayacağını araştırmak ve tartışmak olarak belirlenmiştir. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Polikliniğine başvuran 18-65 yaş arası, çalışmaya katılmayı kabul eden gönüllülerden oluşan ruhsal muayene ile birlikte DSM-5 bozuklukları için yapılandırılmış klinik görüşmenin klinisyen versiyonuna göre panik bozukluk tanısı almış olan hasta grubu ve yaş ve cinsiyet olarak eşleştirilmiş psikiyatrik rahatsızlığı bulunmayan kontrol grubu alınmıştır. Hastalara SCID-5 uygulanarak ek psikiyatrik rahatsızlığı olan hastalar dışlanmıştır ve çalışmaya sadece panik bozukluk tanısı olan hastalar dahil edilmiştir. Panik bozukluk hastalarında panik bozukluk şiddetini değerlendirmek amacıyla Panik Bozukluk Şiddet Ölçeği (PBŞÖ) uygulanmıştır. Hem hasta hem sağlıklı grubunun üst bilişsel işlevlerini değerlendirebilmek amacıyla her iki gruba da Üst Biliş Ölçeği-30 (ÜBÖ-30) uygulanmıştır. Yine aynı şekilde hem hasta grubuna hem sağlıklı gruba dissosiyatif belirtileri tarayabilmek amacıyla Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği (DYÖ) uygulanmıştır. Bulgular: Panik bozukluk hastalarında kontrol grubuna göre Üst Biliş Ölçeği 30'da (ÜBÖ 30) özellikle düşünceleri kontrol ihtiyacı (p=0.001) ve kontrol edilemezlik ve tehlike alt ölçeği puanlarında (p<0.001) istatistiksel olarak anlamlı yüksek puanlar elde edilmiştir. Panik bozukluk hastaları kontrol grubuna göre Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği (DYÖ)'nin bütün ölçeklerinde istatistiksel olarak anlamlı yüksek puanlar elde etmişlerdir. Hasta grubunda DD semptomları görülen ve görülmeyenler arasında DYÖ depersonalizasyon/derealizasyon ve absorbsiyon alt ölçeklerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Hasta grubunda DD görülen ve görülmeyen kişiler arasında ise üst bilişsel olarak ÜBÖ 30 bilişsel farkındalık alt ölçeğindeki istatistiksel olarak anlamlı olmayan bir yükseklik dışında bir fark saptanmamıştır. DD görülen hastalarda görülmeyenlere göre daha şiddetli semptomlara sahip olmasına rağmen istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulamadık. Sonuç: Panik bozukluk hastaları kontrol grubuna göre üst bilişsel açıdan farklılık gösterse de DD görülen ve görülmeyenler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmadı. Bu da bize atak sırasında Bilişsel Dikkat Sendromunun (BDS) tamamen panik atağa yönelmiş olduğunu düşündürmektedir. Literatürde bu hastaların daha şiddetli semptomlara sahip olduğu görülmüş ve klasik bilişsel davranışçı terapiye göreceli olarak daha güç yanıt verdiklerinden söz edilmiştir. Üst bilişsel terapinin tekniklerinden olan dikkat ve farkındalık eğitiminin etkisi yine farkındalık temelli bilişsel terapi, kabul ve kararlılık terapisi gibi farkındalığın temel alındığı terapi teknikleriyle yapılan çalışmalarda gösterilmiştir. Bu yüzden üst bilişsel terapi de bu hastalarda faydalı olabilir ancak daha fazla kontrollü çalışmaya ihtiyaç vardır.
Özet (Çeviri)
Aim: Metacognitions describe the naming of thought processes such as thinking about thought, controlling one's thoughts, knowing or not knowing a piece of information. Although studies on metacognition in panic disorder patients have been done before, the study investigating the relationship between depersonalization/derealization (DD) symptoms and metacognition in panic disorder patients was not found in the literature. The main aims of our study are researching whether depersonalization/derealization symptoms make a metacognitive difference in panic disorder patients, how often these people experience dissociative symptoms other than attacks even if they show depersonalization/derealization at the symptom level, the relationship between metacognitions and panic disorder symptom severity and the effects of metacognitive interventions in these patients and discuss whether metacognitive interventions would be effective in these patients. Materials and Methods: The patient group who was diagnosed with panic disorder according to the clinician's version of the clinical interview structured for DSM-5 disorders, together with the psychological examination consisting of volunteers aged 18-65 years who applied to the Bağcılar Training and Research Hospital Psychiatry Outpatient Clinic and agreed to participate in the study, and the age and sex-matched control group without any psychiatric disease was included. Patients with additional psychiatric disorders were excluded by administering SCID-5, and only patients with a diagnosis of panic disorder were included in the study. To evaluate the severity of the panic disorder in panic disorder patients, the Panic Disorder Severity Scale (PDSS) was applied. To evaluate the metacognitive functions of both the patient and healthy groups, the Metacognition Questionnaire-30 (MCQ-30) was applied to both groups. Likewise, the Dissociative Experiences Scale (DES) was applied to both the patient group and the healthy group to screen for dissociative symptoms. Results: In patients with panic disorder, statistically significantly higher scores were obtained in the Metacognition Questionnaire-30 (MCQ 30), especially in the need to control thoughts (p=0.001) and uncontrollability and danger subscale scores (p<0.001) compared to the control group. Panic disorder patients got statistically significantly higher scores on all scales of the Dissociative Experiences Scale (DES) compared to the control group. Statistically significant differences were found in the DES depersonalization/derealization and absorption subscales between the patient group with and without DD symptoms. There was no difference between the patients with and without DD in the patient group, except for a statistically insignificant elevation in the MCQ 30 cognitive awareness subscale. As in previous studies, we observed that patients with DD had more severe symptoms than those without. Conclusion: Although patients with panic disorder showed metacognitive differences compared to the control group, no statistically significant difference was found between those with and without DD. This makes us think that the Cognitive Attention Syndrome (CAS) completely tends to the panic attack during the attack. In the literature, it has been seen that these patients have more severe symptoms and it has been mentioned that they respond relatively more difficult to classical cognitive behavioral therapy. The effect of attention and awareness training, which is one of the techniques of metacognitive therapy, has also been demonstrated in studies conducted with awareness-based therapy techniques such as mindfulness-based cognitive therapy, acceptance and commitment therapy. Therefore, metacognitive therapy may also be beneficial in these patients, but more controlled studies are needed.
Benzer Tezler
- Panik bozuklukta nokturnal panik atakların disosiyatif yaşantılar ve belirsizliğe tahammülsüzlükle ilişkisi
The relationship of nocturnal panic attacks with dissociative experiences and intolerance of uncertainty in panic disorder
GÖKÇE ÇAMOĞLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
PsikiyatriOndokuz Mayıs ÜniversitesiPsikiyatri Ana Bilim Dalı
PROF. DR. GÖKHAN SARISOY
- Panik bozukluk hastalarında aleksitimi, anksiyete duyarlılığı, sirkadiyen tercihler ve biyokimyasal ölçümlerin değerlendirilmesi
The evaluation of alexithymia, anxiety sensitivity, circadian preferences and some biochemical alterations in the panic disorder patients
HÜLYA ÇEÇEN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2015
PsikiyatriYüzüncü Yıl ÜniversitesiPsikiyatri Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. PINAR GÜZEL ÖZDEMİR
- Panik bozukluk hastalarında duygu dışavurumunun yaşam kalitesi ve klinik özelliklerle ilişkisinin değerlendirilmesi
Başlık çevirisi yok
MERAL ORAN DEMİR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2015
PsikiyatriGaziosmanpaşa ÜniversitesiRuh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. MESUT YILDIZ
- Panik bozukluk hastalarında ilaç tedavisi ve ilaçla birlikte bilişsel davranışçı terapinin; Yaşam doyumu, iş doyumu ve tükenmişlik açısından karşılaştırılması
The comparison of treatment with pharmacotherapy and cognitive behavioral therapy combined with pharmacotherapy for patients with panic disorders in terms of life satisfaction, job satisfaction and burnout
FUNDA ÖZELSANCAK