Kliniğimizde 2010-2015 yılları arasında mesane transüretral rezeksiyon biyopsilerinde ürotelyal karsinom tanısı alan olguların WHO 2004 ve yeni tanımlanan varyantlara göre histopatolojik olarak değerlendirilmesi
Histopathological evaluation of cases diagnosed as urothelial carcinoma in bladder transurethral resection biopsies in our clinic between 2010 and 2015 according to WHO 2004 and newly defined variants.
- Tez No: 709949
- Danışmanlar: DOÇ. KEMAL BEHZATOĞLU
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Patoloji, Pathology
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2016
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bakanlığı
- Enstitü: İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Çalışmamızda mesanenin en sık görülen kanserleri olan ürotelyal karsinomların (ÜK) tanı alma yaşları, evre ve derecelerin cinsiyete göre dağılımları ile ÜK'larda varyantların evre ve cinsiyete göre izlenme oranları araştırılmıştır. Patoloji kliniğimizde 2010-2015 yılları arasında tanı alan ÜK olguları elektronik veri tabanından tarandı. Blok ve lam arşivinden tamamının mevcut hematoksilen-eozin (H&E) ve immünohistokimyasal (İHK) belirteç boyalı preperatları çıkartılarak, preparatların tamamı tekrar incelendi. Çalışmada hastaların re-transüretral rezeksiyon (TUR) biyopsileri çalışma dışı bırakılırken ilk defa ÜK tanısı verilen olgular çalışmaya dâhil edilmiştir. Her bir olgu Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 2004 sınıflaması dikkate alınarak tekrar incelenmiş; olgular derece, evre ve eşlik eden ÜK varyantları açısından taranmış ve bu verilere ek olarak cinsiyet ve yaş bilgileri elektronik veri tabanından elde edilmiştir. 2010-2015 yılları arasında bölümüzde ÜK tanısı almış 1081 hastaya ait 1355 biyopsi materyalinden çoğunluğunu nüks olguların oluşturduğu 676 olgu çalışma dışı bırakılarak toplamda 679 olgu çalışmaya dâhil edilmiştir. Olguların 589'u erkek 90' kadın olup tanı alma yaş ortalamaları sırasıyla 64,2 ve 66,0 olarak izlenmiş ve istatistiksel incelemede erkek ve kadınların yaş ortalamalarında anlamlı fark saptanmamıştır (p=0,079). 679 mesane ÜK olgusu tümör evresi bazında tarandığında 298 düşük dereceli pTa, 73 yüksek dereceli pTa olmak üzere toplam 371 pTa, 194 pT1, 109 pT2, 4 insitu ÜK ve 1 adet pT4 saptanmıştır. Evrelere göre yaş ortalamaları incelendiğinde evre gruplarının yaş ortalamalarında istatistiksel olarak anlamlı fark izlenmiştir (p<0,001). WHO 2004 ÜK sınıflaması ve ingilizce yazılı literatürdeyeni tanımlanmış varyantlar açısından mesane ÜK olguları tarandığında 153 olguda (%22.5) biyopsi alanının en az %10 kadarını oluşturan ÜK varyantı tespit edilmiştir. Çalışmamızda skuamöz, glanduler ve ix küçük hücreli differansiyasyon, mikropapiller, sarkomatoid, lenfoepitelyoma benzeri, nested, büyük nested, büyük hücreli nöroendokrin, plazmasitoid, pleomorfik, trofoblastik, rabdoid, kordoid ve andiferansiye olmak üzere 15 farklı ÜK varyantı saptanmıştır. Tüm pT1 ve pT2 olgularında varyant bulunma oranları istatiksel olarak incelendiğinde pT2 olan hastaların varyant bulunma oranı pT1 hastalarına göre anlamlı yüksek saptanmıştır (p<0,001). Çalışmamızda ÜK'ların erkeklerde kadınlara göre 6,5 kat daha sık görüldüğü ve erkeklerin tanı alma yaş ortalmasının yaklaşık 2 yıl daha erken olduğu izlenmiştir. Tanı alma yaşları evrelere göre karşılaşılaştırıldığında non invaziv olgular, invaziv olgulara göre istatiksel olarak anlamlı şekilde daha erken tanı almaktadır. Bu sonucun pTa ve pT1-2'nin tümörogenez açısından farklı yolaklardan gelişmeleri ve düşük dereceli ÜK'ların yaklaşık olarak %5-10'unun yıllar içinde nükslerinde pT1 ve pT2'ye progresyon göstermelerinden kaynaklanmış olabileceğini düşünmekteyiz. Çalışmamızda varyantların bulunma oranları dünya literatürü ile uyumlu olmakla birlikte büyük nested (%2,06) olgu oranımız literatürden yüksektir. İnvaziv komponentin invaziv olmayan komponent gibi nispeten düşük dereceli olmasının tanı zorluğu oluşturduğu bu varyantlarda invazyonun tespit edilmesi oldukça zordur. Biz çalışmamızda, endofitik/inverted büyüme paterni gösteren düşük dereceli ÜK olgularını çok ayrıntılı inceledik ve bir kısmında invazyon tespit ettik. İnverted/endofitik büyüyen özellikle büyük çaplı ÜK olgularında tüm biyopsi materyalinin örneklenmesi ve ayrıntılı olarak incelenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çalışmamız ülkemizde bugüne kadar yapılmış en geniş ürotelyal karsinom olgu serisi olduğu için cinsiyet, tanı alma yaşı, evre ve histolojik varyantların bulunma oranlarını içeren verilerin anlamlı olduğunu düşünüyoruz.
Özet (Çeviri)
In our study; age, gender, stage and grade distribution of conventional urothelial carcinoma (UC) and variants of urothelial carcinoma of bladder are investigated. UC cases diagnosed in our pathology clinic between years 2010-2015 were identified using the electronic database. Hematoxylin-eosin and immunohistochemical marker painted slides were pulled out from the archive. All slides were examined again. TUR biopsies from the patients at the time of initial diagnosis were included in our study. Re-TUR biopsies were excluded from the study. Cases were re-examined according to WHO 2004 classification and grade, stage and concomitant UK variants were documented for each case. In addition to this data, age and gender information for each patient were obtained from the electronic database. Between the years 2010-2015, 1355 biopsies from 1081 different patients were present with the diagnosis of urothelial carcinoma. 676 cases with recurrence were excluded from the study. Finally 679 patients were included in the study. The mean age for male and female patients were 64,2 and 66,0 years respectively; there were 589 males and 90 females. There were no significant difference in the statistical analysis of the average age of men and women (p=0,079). 371 pTa (298 low-grade, 73 high-grade), 194 PT1, 109 pT2, 4 in situ urothelial carcinoma and 1 pT4 were detected in the 679 cases of urothelial carcinoma of the bladder. Significant difference was observed in the mean age according to stage groups in statistical analysis (p<0,001). When all cases were screened in terms of the newly identified variants in WHO 2004 classification, 153 cases (22,5%) were found to contain various variants of UC, forming at least 10% of the biopsy specimen. In our study we determined 15 different urothelial carcinom variants including squamous differantiation, glandular differentiation, small cell, micropapillary, sarcomatoid, xi lymphoepithelioma like, nested, large nested, large cell neuroendocrine, plasmacytoid, pleomorphic, trophoblastic, rhabdoid, chordoid and undiffentiated carcinoma. When pT1 and pT2 cases containing variants were analyzed statistically, pT2 cases have significantly higher proportion of UC variants than pT1 cases (p<0,001). According to our study, UC is observed 6,5 times more common in men than women and age of diagnose is 2 years earlier in men than women. When we searched for the age of diagnosis for each stage, we found a statistically significant difference between noninvasive and invasive cases, with noninvasive cases being diagnosed earlier than invasive cases. This finding is a result of the different pathways in tumorigenesis of pTa and pT1-2 and progression of 5-10% of noninvasive low-grade cases to pT1-2 cases. Percentages of UC variants in our study are compatible with the world literature, with large nested variant percentage (2.06%) being higher. The detection of invasion in this variant can be troublesome due to low-grade cytologic features in invasive component, similar to noninvasive component. In this study, we examined low-grade UC with endophytic/inverted growth pattern in detail and detected invasion in some of them. We think that large sized tumors with inverted / endophytic growth pattern should be entirely sampled and examined in detail. Our study is the largest UC case series in our country. Due to the large number of cases in this study, we think that the results reflect the present status of UC variants' frequency, gender, age at diagnosis and stage.
Benzer Tezler
- Parapleji ve tetraplejili hastalarda epidomiyolojik özellikler, gelişen komplikasyonlar ve tedavi öncesi ve sonrasındaki mevcut klinik tablo
Epidemiologi?cal findings, complications, clinical outfindings before and after rehabilitation in paraplegia and tetraplegia
OZAN YAŞAR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2012
Fiziksel Tıp ve RehabilitasyonNecmettin Erbakan ÜniversitesiFizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı
PROF. DR. HATİCE UĞURLU
- Mesane ağrı sendromunda hyaluronik asit tedavisinin etkinliği var mı?
Is hyaluronic acid treatment efficient on bladder pain syndrome ?
FETULLAH GEVHER
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2012
Ürolojiİstanbul ÜniversitesiÜroloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. OKTAY DEMİRKESEN
- Ülkemizde çocuk üriner taş hastalığının 1990`lı yıllarda klinik ve etyolojik özellikleri
Clinical and aetiological properties of childhood urolithiasis in our country in the 1990s
ERTUĞRUL UNUTMAZ
- 2010 – 2015 yılları arasında kliniğimizde takip edilen akut lenfoblastik lösemi hastalarının demografik, klinik ve laboratuar bulgularının değerlendirilmesi
Evaluation of demographic, clinical and laboratory findings of patients with acute lymphoblastic leukemia followed up in our clinic between 2010 and 2015
MURAT SOLMAZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2017
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıDicle ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MURAT SÖKER
- 2010-2015 yılları arasında 3. basamak ulusal yenidoğan taraması kapsamında değerlendirilen ve işitme kaybı belirlenen bebeklerin izlem bulguları
Follow-up indications of the infants that had been evaluated and been discovered to have hearing loss within the 3RD level national newborn screening between the years 2010 and 2015
DİDEM ERKAN
Yüksek Lisans
Türkçe
2018
Kulak Burun ve BoğazDokuz Eylül ÜniversitesiOdyoloji Bilim Dalı
PROF. DR. GÜNAY KIRKIM