Geri Dön

Segmenter tibia kırığı modelinde N-bütil siyanoakrilatın kırık iyileşmesi üzerine etkisinin sıçanlarda incelenmesi (deneysel çalışma)

Effect of N-butyl cyanoacrylate on fracture healing in segmental rat tibia fracture model

  1. Tez No: 718687
  2. Yazar: MEHMET AKİF AKÇAL
  3. Danışmanlar: PROF. DR. OĞUZ ŞÜKRÜ POYANLI
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Ortopedi ve Travmatoloji, Orthopedics and Traumatology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2011
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bakanlığı
  10. Enstitü: Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Segmenter kemik kırıkları, Ģiddetli travmalar sonucu oluĢabilir. Hastalarda ciddi morbidite ve bazen mortaliteye neden olabilen kırıkların tedavisi hastanın yaĢam kalitesini doğrudan etkilemektedir. Kırıklar konservatif veya cerrahi tedavi yöntemleriyle, büyük oranda sorunsuz olarak iyileĢirler. Kırıkların sadece %5-10'luk bir bölümü tedavi gerektirecek Ģekilde kaynamama veya geç kaynama gibi iyileĢme sorunları gösterirler. Tekrarlayan tedavi gereksinimleri, iĢgücü kaybı, morbidite artıĢı ve tedavi maliyetlerinin artması nedeniyle kırık iyileĢme sürecini hızlandırmak, kaynama oranlarını en üst düzeye çıkararak kiĢiyi en kısa sürede normal hayatına döndürmek için birçok yöntem denenmektedir. N-bütil siyanoakrilat maksillofasyal ve plastik cerrahide doku yapıĢtırıcısı olarak yaygın kullanılmaktadır. Ayrıca radyologlar ve gastroenterologlar embolizan ajan olarak kullanmaktadırlar. Son çalıĢmalarda N-bütil siyanoakrilatın minimal yan etkiler ile kemik fiksasyonunda baĢarılı olduğu bildirilmiĢtir. Ayrıca osteotomize kırık parçalarının fiksasyonunda kemik iyileĢmesi için yeterli rijit fiksasyonu sağladığı kanıtlanmıĢtır. ÇalıĢmamıza, segmenter kırıkların siyanoakrilat ile tedavisinin kemik iyileĢmesi üzerine etkilerini araĢtırmak amacı ile 16 adet eriĢkin erkek Sprague-Dawley sıçan araĢtırmaya dahil edildi. ÇalıĢmaya dahil edilen 16 adet sıçan, kontrol grubu (n=8) ve çalıĢma grubu (n=8) olmak üzere 2 gruba ayrıldı. Kontrol grubunda segmenter kırık oluĢturuldu. ÇalıĢma grubunda ise segmenter kırık modeli oluĢturulmasının ardından 0,1 gr.lık 2 damla N bütil siyanoakrilat kırık hattının anteromedial yüzüne uygulandı. Cerrahi iĢlem sonrası 1. günde ve 1.haftada yapılan radyolojik incelemede hem kontrol grubunda hem de çalıĢma grubunda radyolojik olarak iyileĢme gözlenmedi. 3. haftada kontrol grubu ve siyanoakrilat grubunun radyolojik değerlendirme dağılımlarının aynı olduğu gözlendi. 6. haftada kontrol grubunda 1 denekte kallus formasyonu, 2 denekte kemiksel kaynama baĢlangıcı ve 5 denekte kırık hattının kaybolmaya baĢlaması saptandı. Siyanoakrilat grubunda ise deneklerin hiçbirinde kallus formasyonu saptanmazken 3 denekte kemiksel kaynama baĢlangıcı ve 5 denekte kırık hattının kaybolmaya baĢlaması saptandı. 6.haftada kontrol grubu ve siyanoakrilat grubunun radyolojik değerlendirme dağılımları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık gözlenmemiĢtir. Manuel değerlendirmede kontrol grubunda deneklerin 3'ünde kaynamama, deneklerin 5'inde tam füzyon görülürken orta dereceli füzyon deneklerin hiçbirinde görülmedi. Siyanoakrilat grubunda 4 denekte orta dereceli füzyon ve yine 4 denekte tam füzyon görüldü. Grupların patolojik skorları değerlendirildiğinde kontrol grubunun patolojik skorlama ortalamaları siyanoakrilat grubundan istatiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuĢtur. Kontrol grubunda immatür kemik ile iyileĢme görülürken siyanoakrilat grubunda ise immatür kemik dokusu ile birlikte kıkırdak varlığı görülmüĢtür. ÇalıĢmamızda segmenter tibia kırığında fiksasyonu arttırmak amacı ile kullandığımız siyanoakrilat düĢük viskozitesi ile kullanım sırasında uygulama kolaylığı sağlaması yanında takipler sonunda alınan biyopsilerde de kırık iyileĢmesini olumsuz etkilemediği saptanmıĢtır. Segmenter kırık modelimizde siyanoakrilat grubunda benzer kemik iyileĢme skorları elde edilse de kırık hatlarının stabilizasyonu çevre dokulara zarar vermeden hızlı ve kolaylıkla sağlanmıĢtır. N-bütil-2 siyanoakrilat kullanımı kırık iyileĢmesini olumsuz etkilemedi ve kortikal kemik rezorpsiyonuna neden olmadı. Bu olumlu etkilerinin yanında kırık redüksiyonunun ve fiksasyonunun hızlı, kolay ve uygun dizilimde yapılmasını sağladı.

Özet (Çeviri)

Comminuted fractures can occur as a result of severe traumas. The treatment of these fractures that may cause serious morbidity and sometimes mortality directly affects the quality of patient's life. Fractures heal with conservative or surgical interventions without any problem. Only 5% or 10 % of the fractures might show some healing problems like nonunion or delayed union that requires retreatment. Because of the repetitious treatment requirements, labour loss, increasing morbidity and rising treatment costs, several methods are being tried to accelerate the fracture healing process and to get the Patient back to normal life as soon as possible by maxcimizing the rate of fracture union. N-butyl cyanoacrylate has been widely used as tissue adhesive in maxillofacial and plastic surgery. It has also been used by radiologists and gastroenterologists as an embolizing agent. In recent studies it has been reported that N-butyl cyanoacrylate is successful at bone fixation with minimal side effects. It has also been proven that this adhesive provides sufficient rigid fixation for bone healing of surgically osteotomized fragments. Sixteen adult male Sprague-Dawley rats were included in our study to investigate the effects of segmental fracture treatment with cyanoacrylate on the bone healing of comminuted fractures. Sixteen rats were divided in two groups as control group (n=8) and experimental group (n=8). In control group, segmental fractures made. In experimental group, after making segmental fractures, 2 drops of 0,1 gr. N-butyl cyanoacrylate were applied to anteromedial surface of the fracture line. On the postoperative first day and week, radiological healing was not observed both in control and experimetal groups. On the postoperative third week, the distributions of the scores of the radiological evaluations were similar in control and experimental groups. On the sixth week, callus formation in one rat, onset of bone union in 2 rats and disappearance of fracture lines in 5 rats were seen in the control group. In cyanoacrylate group, while callus formation was not observed in any of rats, onset of bone union in 3 rats and disappearance of fracture lines in 5 rats were seen. On the sixth week we did not see any statistically significant difference in the distrubition of radiological scoring between control and experimental groups on the sixth week. In manual evaluation, while nonunion was seen in 3 rats and complete fusion was seen in 5 rats in control group, moderate fusion was not seen in any of the test subjects. In cyanoacrylate group moderate fusion was seen in 4 rats and complete fusion was seen in 4 rats. In pathologic evaluation, mean values of the pathologic scores of control group were statistically higher than cyanoacrylate group. While immature bone healing was seen in control group, presence of cartilage along with immature bone tissue was seen in cyanoacrylate group. In our study, it has been determined that cyanoacrylate that we used in order to increase fixation of segmental tibial fractures provided easy application with its low viscosity and taht it did not have any negative effects on bone healing as seen in biopsies conducted after trackings. Whereas similar healing scores were obtained in cyanoacrylate group in our model of segmental fracture, stabilization of fracture lines was provided quickly and easily without damaging the surrounding tissues. The use of N-butyl cyanoacrylate did not affect bone healing negatively and did not cause cortical bone resorption. In addition to these positive impacts, it also enabled reduction and fixation of fractures to be fast, easy and with a proper sequence.

Benzer Tezler

  1. Barajların hacim-verim ilişkisi üzerine bir araştırma

    Başlık çevirisi yok

    MEHMET KILIÇARSLAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    İnşaat MühendisliğiÇukurova Üniversitesi

    İnşaat Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. TEFARUK HAKTANIR

  2. Liorhyssus hyalinus (F.) (heteropterar haopalidae)'ta anten rejenerasyon kapasitesinin saptanması üzerinde araştırmalar

    Investigations on the Antennal regenerative capasity of Lrorhyssus hyalinus (F.) (heteroptera: rhappalidea)

    SACİDE BÜLBÜL

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    ZoolojiEge Üniversitesi

    Bitki Koruma Ana Bilim Dalı

  3. Spirantization and palatalization in English

    Başlık çevirisi yok

    HİDAYET TUNCAY

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    1986

    İngiliz Dili ve EdebiyatıGazi Üniversitesi

    DR. ÇİĞDEM YILDIRIM

  4. Bilgisayarla öğretimin matematik erişisine etkisi

    Başlık çevirisi yok

    LALE ÖZTÜREL GÖKLÜ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Eğitim ve ÖğretimHacettepe Üniversitesi

    PROF. DR. SELAHATTİN ERTÜRK