Geri Dön

Kliniğimizde 2017-2021 yıllarında total, anterior ve posterior ekzenterasyon operasyonu uygulanan hastaların retrospektif olarak değerlendirilmesi

Retrospective evaluation of patients who was applied total, anterior and posterior exenteration operation in our clinic in 2017-2021

  1. Tez No: 719856
  2. Yazar: İLAYDA LOÇLAR KARAALP
  3. Danışmanlar: PROF. DR. ATEŞ KARATEKE
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Onkoloji, Kadın Hastalıkları ve Doğum, Oncology, Obstetrics and Gynecology
  6. Anahtar Kelimeler: Total ekzenterasyon, anterior ekzenterasyon, posterior ekzenterasyon, komplikasyon, sağkalım, preoperatif değerlendirme, Cerrahi-kadın doğum, Genital hastalıklar-kadın, Görüntüleme teknikleri, Kadınlar, Postoperatif dönem, Postoperatif komplikasyonlar, Preoperatif dönem, Retrospektif çalışmalar, Sağkalım analizi, Total exenteration, anterior exenteration, posterior exenteration, complication, survival, preoperative evaluation, Surgery-obs.-gyn., Genital diseases-female, Imaging techniques, Women, Postoperative period, Postoperative complications, Preoperative period, Retrospective studies, Survival analysis
  7. Yıl: 2022
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Medeniyet Üniversitesi
  10. Enstitü: Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Bu çalışmada kliniğimizde total, anterior ve posterior ekzenterasyon uygulanan jinekolojik kanserli hastalar incelenerek, preoperatif görüntüleme yöntemlerinin hasta seçimi üzerindeki etkisi ve intraoperatif bulgularla uyumluluğu ve hastaların postoperatif komplikasyonları, hastane ve yoğun bakım yatış süresi, tümör rezeksiyon boyutu ve sağkalım durumlarının operasyon çeşitlerine göre karşılaştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Ocak 2017 – Mart 2021 tarihleri arasında Sağlık Bakanlığı, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Prof. Dr. Süleyman Yalçın Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum kliniğinde çeşitli jinekolojik kanser türleri nedeniyle total, anterior ve posterior ekzenterasyon operasyonu yapılan 52 hastanın retrospektif olarak arşiv dosya taraması ile bilgilerine ulaşıldı. Hastaların preoperatif görüntüleme yöntemleri, kanser patolojileri, tanı yaşı, ekzenterasyon operasyonu olma yaşı, operasyon tarihi ve türü, preoperatif kemoterapi ve radyoterapi öyküsü, peroperatif eritrosit ve taze donmuş plazma transfüzyonu yapılma durumu, postoperatif yoğun bakım yatış süresi, total hastane yatış süresi, geç ve erken komplikasyon çeşitleri, reoperasyon durumu, tümör boyutu, sağkalım süreleri operasyon türlerine göre karşılaştırılmıştır. Bulgular: Hastaların %73'ü (38/52) posterior ekzenterasyon, %23'ü (12/52) total ekzenterasyon ve %4'ü (2/52) anterior ekzenterasyon oldu. Total ekzenterasyon uygulanan hastaların tanı yaşı 55, ekzenterasyon olma yaşı 58, posterior ekzenterasyon uygulanan hastaların tanı yaşı 54, ekzenterasyon olma yaşı 54, anterior ekzenterasyon uygulanan hastaların tanı yaşı 59, ekzenterasyon olma yaşı 62 idi. Total ve anterior ekzenterasyon olan hastaların ilk kanser tanısı sonrası ekzenterasyon operasyonu olana kadar geçen süresi ortalama yaklaşık 3 yıl iken, posterior ekzenterasyon olan hastalarda bu süre yaklaşık 1 ay olarak hesaplandı. Total ve anterior ekzenterasyon olan hastaların tamamı preoperatif PET/BT ve MRG ile değerlendirilirken, posterior ekzenterasyon olan hastalarda en sık %68,4 ile PET/BT kullanıldı. Total ekzenterasyon operasyonundan intraoperatif vazgeçme oranı %14 hesaplandı. Anterior ekzenterasyon en sık vulvar (%50) ve vajinal (%50) kanser nedeniyle, posterior ekzenterasyon en sık over kanseri (%84) sebebiyle, total ekzenterasyon ise en sık serviks kanseri (%58) sebebiyle yapıldı. Tüm ameliyat tiplerinde en sık endikasyon nüks kanser sebebiyle verilmişti. Gastrointestinal cerrahi prosedür olarak posterior ekzenterasyon yapılan hastalara en sık uç uca anastomoz (%58), ikinci sırada kolostomi (%42) uygulanırken, total ekzenterasyon yapılan hastaların tamamına (%100) kolostomi uygulanmıştır. Posterior ekzenterasyon yapılan hastalardan kolostomi uygulananların hastanede yatış süresi uç uca anastomoz olan hastalara oranla anlamlı olarak daha uzun bulundu (p:0,042). Posterior ekzenterasyon uygulanan hastaların ortalama kan kaybı (p:0,000) ve peroperatif taze donmuş plazma transfüzyonu (p:0,043) istatistiksel olarak total ekzenterasyon olan hastalara oranla anlamlı olarak daha fazla bulundu. Total ekzenterasyon olan hastaların yoğun bakım yatış süresi, posterior ekzenterasyon olan hastalara oranla istatistiksel olarak daha uzundur (p:0,027). Posterior ekzenterasyon olan hastalarda ortalama kan kaybı ile yoğun bakım ünitesinde yatış süresi arasında (0,2<r<0,3; p<0,05) istatistiksel olarak anlamlı, pozitif(aynı) yönlü zayıf düzeyde bir ilişki olduğu görülürken ortalama kan kaybı ile hastane yatış süresi arasında (0,4<r<0,5; p<0,05) istatistiksel olarak anlamlı, pozitif (aynı) yönlü orta düzeyde bir ilişki olduğu görüldü. Total ekzenterasyon olan hastaların %66,7'si jinekolojik erken komplikasyon yaşadı ve posterior ile anterior ekzenterasyon olan hastalara oranla aradaki fark istatiksel olarak anlamlı oranda daha yüksekti (p:0.007). Total ekzenterasyon olan hastaların %25'i gastrointestinal erken komplikasyon yaşadı ve posterior ile anterior ekzenterasyon olan hastalara oranla aradaki fark istatiksel olarak anlamlı oranda daha yüksekti (p:0.037). Total ekzenterasyon olan hastaların %16,7'si plastik cerrahi işlemleri ile ilişkili erken komplikasyon yaşadı, posterior ve anterior ekzenterasyon olan hastalarla karşılaştırıldığında aralarındaki fark istatistiksel olarak anlamlı idi. (p:0,031). Total ekzenterasyon olan hastaların %25'i ürolojik geç komplikasyon yaşadı ve bu oran posterior ve anterior ekzenterasyon olan hastalara oranla yüksekti (p:0.001). Total ekzenterasyon olan hastanların %33,3'ü plastik cerrahi işlemler ile alakalı geç komplikasyon yaşadı ve bu oran posterior ve anterior ekzenterasyon olan hastalara oranla daha yüksekti (p:0.001). Anterior ve total ekzenterasyon yapılan tüm hastalara wallace tipi üriner kondüit uygulandı. Anterior ekzenterasyon yapılan hastaların tamamına sağ uyluk transpozisyonu ile plastik rekonstrüksiyon yapılırken, posterior ve total ekzenterasyonda en sık primer sütürasyon tercih edildi. Total ekzenterasyon olan hastalar çeşitli komplikasyonlar nedeniyle %16-25 oranında reoperasyona ihtiyaç duymuştur. Posterior ve total ekzenterasyon olan hastalarda sırasıyla %13,2 ve %25 ile en sık gastrointestinal komplikasyon, ileus olarak görülmüştür. Total ekzenterasyon olan hastalarda ilk 30 gün içerisinde mortalite 1 hastada (%8.3) görülürken, posterior ekzenterasyonda ise 2 hastada (%5,3) görülmüştür. Geç dönem mortalite total, posterior ve anterior ekzenterasyon olan hastalarda sırasıyla %66,7, %26,3, %50 olarak görüldü. Üç ameliyat tipi içinde en sık ölüm sebebi kardiopulmoner arrest olarak izlendi. Posterior ekzenterasyon uygulanan hastaların sağkalımı ile optimal cerrahi yapılabilmesi (R0) arasında istatistiksel olarak anlamlı fark vardı (p<0,05). Total ekzenterasyon olan hastaların postoperatif patoloji sonuçlarında metastaz (M1) varlığı ile sağ kalım arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulundu (p<0,05). Posterior ve total ekzenterasyon operasyonu uygulanan hastaların tümör rezeksiyon boyutu arttıkça ölüm oranlarının arttığı gözlenmiştir. Sonuç: Ekzenterasyon operasyonunda postoperatif başarı oranını belirleyen en önemli faktör, operasyondan fayda görecek olan hastaların kombine preoperatif görüntüleme yöntemleri kullanılarak, lokal invazyon ve yaygın metastaz varlığının belirlenmesidir. Uygun hasta seçimi ile preoperatif/intraoperatif operasyondan vazgeçme ve komplikasyon oranlarının azalacağı kanaatindeyiz.

Özet (Çeviri)

Objective: In this study, patients with gynecological cancer who underwent total, anterior and posterior exenteration in our clinic were examined, and it is aimed to compare the effect of preoperative imaging methods on patient selection and their compatibility with intraoperative findings and, postoperative complications, hospital and intensive care length of stay, tumor resections size and survival status according to operation types. Method: The information of 52 patients who underwent total, anterior and posterior exenteration operations due to various types of gynecological cancer, in the Obstetrics and Gynecology Department of Istanbul Medeniyet University Prof. Dr. Süleyman Yalçın Hospital between January 2017 – March 2021, was obtained retrospectively by scanning archive files. Preoperative imaging methods, cancer pathologies, age at diagnosis, age of exenteration operation, date and type of operation, preoperative chemotherapy and radiotherapy history, peroperative erythrocyte and fresh frozen plasma transfusion status, postoperative intensive care unit stay, total hospitalization time, types of early and late complications, reoperation status, tumor size, and survival times were compared according to operation types. Findings: In our study 73% (38/52) of the patients had posterior exenteration, 23% (12/52) had total exenteration, and 4% (2/52) had anterior exenteration. The age of diagnosis of patients who underwent total exenteration was 55, and age of exenteration was 58, age of diagnosis of patients who underwent posterior exenteration was 54, age of exenteration was 54, age of diagnosis of patients who underwent anterior exenteration was 59, and age of exenteration was 62. While the average time from the first cancer diagnosis to the exenteration operation in patients with total and anterior exenteration was approximately 3 years, this period was approximately 1 month in patients with posterior exenteration. All patients with total and anterior exenteration were evaluated with preoperative PET/CT and MRI, PET/CT was the most frequently used preoperative evaluation method with 68.4% in patients with posterior exenteration. Intraoperative abandonment rate of total exenteration operation was 14%. Anterior exenteration was most frequently performed for vulvar (50%) and vaginal (50%) cancer, posterior exenteration was most frequently performed for ovarian cancer (84%), and total exenteration was most frequently performed for cervical cancer (58%). In all types of surgery, the most common indication was recurrent cancer. End-to-end anastomosis (58%) was the most common procedure in patients who underwent posterior exenteration as a gastrointestinal surgical procedure, and colostomy was applied secondly (42%), while a colostomy was applied to all (100%) patients who underwent total exenteration. Among the patients who underwent posterior exenteration, the hospital stay was found to be significantly longer in those who underwent colostomy compared to the patients with end-to-end anastomosis (p:0.042). The mean blood loss (p:0.000) and peroperative fresh frozen plasma transfusion (p:0.043) of the patients who underwent posterior exenteration were found to be statistically significantly higher than the patients with total exenteration. ICU stay of patients with total exenteration is statistically longer than patients with posterior exenteration (p:0.027). In patients with posterior exenteration, there was a statistically significant, positive (same) weak correlation between mean blood loss and length of stay in the intensive care unit (0.2<r<0.3; p<0.05), and a statistically significant, positive (same) moderate correlation between mean blood loss and the length of hospital stay (0.4<r<0.5; p<0.05). 66.7% of the patients with total exenteration experienced gynecological early complications and the difference was statistically significantly higher than the patients with posterior and anterior exenteration (p:0.007). 25% of the patients with total exenteration experienced gastrointestinal early complications and the difference was statistically significantly higher than the patients with posterior and anterior exenteration (p:0.037). 16.7% of patients with total exenteration experienced early complications associated with plastic surgery procedures, and the difference between them was statistically significant when compared with patients with posterior and anterior exenteration. (p:0.031). 25% of patients with total exenteration experienced urological late complications, and this rate was higher than patients with posterior and anterior exenteration (p:0.001). 33.3% of patients with total exenteration experienced late complications related to plastic surgery procedures, and this rate was higher than patients with posterior and anterior exenteration (p:0.001). Wallace-type urinary conduit was applied to all patients who underwent anterior and total exenteration. While plastic reconstruction was performed with right thigh transposition in all patients who underwent anterior exenteration, primary suturing was the most common choice in posterior and total exenteration. Patients with total exenteration needed reoperation at a rate of 16-25% due to various complications. The most common gastrointestinal complication was ileus, with 13.2% and 25%, respectively, in patients with posterior and total exenteration. In patients with total exenteration, mortality was observed in 1 patient (8.3%) within the first 30 days, while it was observed in 2 patients (5.3%) in posterior exenteration. Late mortality was seen as 66.7%, 26.3%, 50% in patients with total, posterior and anterior exenteration, respectively. Among the three types of surgery, the most common cause of death was cardiopulmonary arrest. There was a statistically significant difference between the survival of patients who underwent posterior exenteration and optimal surgery (R0) (p<0.05). A statistically significant correlation was found between the presence of metastasis (M1) and survival in the postoperative pathology results of patients with total exenteration (p<0.05). It was observed that the mortality rate increased as the tumor resection size increased in patients who underwent posterior and total exenteration operations. Conclusion: The most important factor determining the postoperative success rate in the exenteration operation is to determine the presence of local invasion and widespread metastasis by using combined preoperative imaging methods for the patients who will benefit from the operation. We believe that with appropriate patient selection, the rates of abandonment of preoperative/intraoperative operation and complication rates will decrease.

Benzer Tezler

  1. HIV/AIDS olgularında kemik metabolizması ve kemik hastalıklarının yönetimi

    Management of bone metabolism and bone diseases in HIV/AIDS cases

    SEICHAN KETENTZI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik MikrobiyolojiEge Üniversitesi

    Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AYŞE DENİZ GÖKENGİN

  2. Akut lösemi tanısı ve hematolojik hastalığı olan hastalarda kemik iliği hücrelerinin yeni nesil otomatik kan sayım cihazında değerlendirilmesi

    Evaluation of bone marrow cells with the new generation automated hematology analyzer among patients with acute leukemia and other hematological diseases

    SELİN SİNEM KADIOĞLU TERZİ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıGazi Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ZÜHRE KAYA

  3. Rotator manşet rüptürlerinde düğümlü transosse öz eşdeğeri teknik ile modifiye transosseöz eşdeğeritekniğin klinik sonuçlarının karşılaştırılması

    Comparison of clinical results of knotted transosseous equivalent technique and modified transosseous equivalent technique in rotator cuff ruptures

    MAHSUN KARABACAK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Ortopedi ve TravmatolojiSağlık Bakanlığı

    Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. YILMAZ ERGİŞİ

  4. Alerjik kontak dermatitli çocuklarda klinik, laboratuvar ve yama testi sonuçlarının incelenmesi ve uygun test panelinin oluşturulması

    Evaluation of clinical, laboratory and patch test results in children with allergic contact dermatitis and creation of an appropriate test panel

    MERVE ŞENDAL ERDOĞAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. DENİZ ÖZÇEKER

  5. Obstrüktif uyku apnesi sendromlu hastalarda pulmoner hipertansiyon sıklığı ve belirleyicileri

    Pulmonary hypertension frequency and its determinants in patients with obstructive sleep apnea syndrome

    BETÜL CENGİZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Göğüs HastalıklarıPamukkale Üniversitesi

    Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NEŞE DURSUNOĞLU

    PROF. DR. SİBEL PEKCAN