Dekolman plasenta hastalarındaki kısa dönem maternal morbidite ile ilişkili risk faktörlerinin değerlendirilmesi
The evaluation of short-term maternal morbidity related risk factors in patients with abrupti̇on placenta
- Tez No: 720617
- Danışmanlar: UZMAN HABİBE AYVACI TAŞAN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
- Anahtar Kelimeler: Gebelik, Morbidite, Plasenta hastalıkları, Risk faktörleri, Pregnancy, Morbidity, Placenta diseases, Risk factors
- Yıl: 2022
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: İstanbul Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Araştırmamız, plasenta dekolmanı gelişen gebelerde, erken maternal morbiditenin öngörülmesinde yol gösterebilecek klinik ve laboratuar bulguların belirlenmesini amaçlamaktadır. Materyal-method: Araştırma Sağlık Bilimleri Üniversitesi T.C. Sağlık Bakanlığı, Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yürütülmüştür. Araştırmaya 2015- 2020 yılları arasında dekolma plasenta tanısı alan, 20 gestasyon haftadan daha büyük 278 gebelik dahil edilmiştir. Dekolman plasenta tanısı, spesifik klinik ile birlikte plasentanın makroskopik incelemesi sonucu dekolman plasenta gözlenmesi ile konulmuştur. Araştırma verileri hastalara ait arşiv dosyaları ve elektronik bilgi sistemi üzerinden retrospektif olarak elde edilmiştir. Araştırmada kompozit olumsuz maternal sonuçları (KOMS) olan ve KOMS olmayan 2 grup oluşturulmuştur. Kompozit olumsuz maternal sonuç, hastaya medikal veya cerrahi atoni müdahalesi yapılması, histerektomi yapılması; hastada postoperatif dönemde DİK (dissemine intravasküler koagülopati), ekimoz ve hematom, renal yetmezlik, relaparotomi ihtiyacının, DVT (derin ven trombozu), pulmoner emboli, nörolojik problemler, maternal sevk gerekliliğinin ve kan transfüzyonu ihtiyacının gelişmesi olarak tanımlanmıştır. Bulgular: Araştırmanın yürütüldüğü tersiyer merkezde, araştırmada kabul edilen dekolman tanı kriterine göre dekolman plasenta insidansı % 0.58 olarak belirlenmiştir. Dekolman plasenta tanısı acil serviste konularak doğum kararı verilen olgularda, hastanede izlem sırasında dekolman plasenta tanısıyla doğuma alınan olgulara göre KOMS olma durumu istatistiksel olarak anlamlı düzeyde fazla bulunmuştur (p<0.001) (OR: 2.58, %95 CI: 1.58-4.22). İntrauterin mort de fetüs tanısı almış olma durumu da KOMS olan ve KOMS olmayan gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde fark göstermiştir (p<0.001)(OR:4.96 %95 CI: 2.11-11.52). Araştırmamızda antepartum ultrasonografik (USG) incelemede dekolmanla uyumlu bulguların tespit edilmesi (p:0.015), postpartum plasentanın ayrılması ile belirlenen makroskopik incelemeye dayalı dekolman yüzdesinin artmış olması (p<0.001), peroperatif Couvalaire uterus saptanması (p:0.002), neonatal asfiksi varlığı (p:0.034), çoğul gebelik (p:0.02), antepartum hemoglobin (hb), hematokrit (htc), fibrinojen değerlerinin düşük olması KOMS olma durumu için istatistiksel anlamlı fark göstermiştir (sırasıyla p<0.001, 0.001, 0.001). Sonuç: Plasenta dekolmanı olgularının tanı ve tedavisinde gecikme olumsuz maternal sonuçlara sebep olmaktadır. Acil servisten kabul edilen plasenta dekolmanı gelişmiş gebelerde tanı zamanı ve müdahale için ne kadar zaman kaybedildiğini öngörmek mümkün olmayabilir. Bu gebelerde kanama ve koagülopati gelişimine sekonder birçok olumsuz maternal sonucun oluşabileceğine hazırlıklı olunmalıdır. Dekolman plasenta tanısına eşlik eden intrauterin mort de fetüs ve düşük hb, htc değerleri de KOMS gelişebileceği öngörülerek takip edilmelidir.
Özet (Çeviri)
Objective: Our study aims to determine clinical and laboratory findings that may guide the prediction of early maternal morbidity in pregnant women with ablatio placentae. Methods: The research was conducted at the University of Health Sciences, Ministry of Health T.C. Zeynep Kamil Women and Children's Training and Research Hospital. A total of 278 pregnancies greater than 20 weeks of gestation, diagnosed with abruptio placentae between 2015 and 2020, were included in the study. The diagnosis of placental abruption was made by observing abruptio placentae as a result of macroscopic examination of the placenta together with the specific clinic. The research data were obtained retrospectively through the archive files of the patients and the electronic information system. While analyzing the data of our patients, the patients were divided into 2 groups according to whether they had composite adverse maternal outcomes(CAMO) or not. Composite adverse maternal outcome was defined as; need for medical or surgical atony intervention, performing hysterectomy, the development of DIC (disseminated intravascular coagulopathy), ecchymosis and hematoma, renal failure, need for relaparotomy, DVT (deep vein thrombosis), pulmonary embolism, neurological problems, maternal referral requirement and need for blood transfusion in the postoperative period. Results: In the tertiary center where the study was conducted, the incidence of placental abruption was determined as 0.58%, according to the diagnostic criteria of abruption accepted in the study. The incidence of CAMO was found to be statistically significantly higher in cases where the diagnosis of placental abruption was made in the emergency conditions and the decision to deliver was made compared to the cases who were delivered with a diagnosis of abruptio placentae during hospital follow-up (p<0.001) (OR: 2.58, 95% CI: 1.58-4.22). Being diagnosed with a intrauterine mort de fetüs also showed a statistically significant difference between the groups with and without CAMO (p=<0.001) (OR:4.96 95% CI: 2.11-11.52). In our study, findings consistent with abruption in antepartum ultrasonographic (USG) examination (p:0.015), increased percentage of abruption based on macroscopic examination determined by separation of postpartum placenta (p<0.001), detection of peroperative Couvalaire uterus (p:0.002), presence of neonatal asphyxia (p:0.002) p:0.034), multiple pregnancy (p:0.02), antepartum hemoglobin (hb), hematocrit (htc), low fibrinogen values showed a statistically significant difference for CAMO status (p< 0.001, 0.001, 0.001, respectively). Conclusion: Delay in the diagnosis and treatment of placental abruption cases causes negative maternal outcomes. It may not be possible to predict the time of diagnosis and how much time is lost for intervention in pregnant women with ablatio placentae admitted to the emergency department. It should be prepared that many adverse maternal outcomes may occur secondary to the development of bleeding and coagulopathy in these pregnant women. Intrauterine fetal death, low hb and htc values accompanying the diagnosis of abruptio placentae should also be followed up with the prediction that CAMO may develop.
Benzer Tezler
- 2003-2013 yılları arasında kliniğimizde takip ettiğimiz postpartum kanamalı hastalarda maternal ve perinatal sonuçların incelenmesi
Examination of maternal and perinatal results of patients who were followed in our clinic with the diagnose of postpartum bleeding in between 2003-2013
KEMAL AYATA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2014
Kadın Hastalıkları ve DoğumAtatürk ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. MEHMET YILMAZ
- Erken doğum tehditi tanısıyla prepartum steroid tedavisi alan ve 37.haftadan sonra gerçekleşen doğumlarla steroid tedavisi almayan term gebeliklerin neonatal sonuçlarının karşılaştırılması
Başlık çevirisi yok
ESENGÜL BULÇAK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2014
Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık BakanlığıKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. HALİL ASLAN
- Perinatal asfiksi ile doğan yenidoğanların ekokardiyografi bulguları ve laboratuvar testleri eşliğinde kardiyak etkilenmesinin değerlendirilmesi
Evaluation of cardiac dysfunction in newborns born with perinatal asphyxia with echocardiography findings and laboratory tests
SEMA KÖSE
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. GÖKHAN BÜYÜKKALE
- Kliniğimizde preeeklampsi ve eklampsi hastalarında yoğun bakımda kalma süresine etki eden faktörlerin araştırılması
Investigation of the factors affecting the intensive care status of preeclampsia and eklampsi patients in our clinic
ENGİN ÖZTÜRK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2017
Kadın Hastalıkları ve DoğumHarran ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. NEŞE GÜL HİLALİ
- 2015-2018 yılları arasında kliniğimizde doğum yapmış preeklampsi hastalarının retrospektif değerlendirilmesi
Retrospective evaluation of preeclampsia patients who had patients in our clinic between 2015-2018
GÜVEN ARSLAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2018
Kadın Hastalıkları ve DoğumKahramanmaraş Sütçü İmam ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ALEV ÖZER