COVİD-19 pandemisinin pediatrik yaş grubunda görülen miyokardite etkilerinin değerlendirilmesi
Evaluation of the effects of myocardity of the COVİD-19 pandemic in the pediatric age group
- Tez No: 767826
- Danışmanlar: PROF. DR. ZÜLAL ÜLGER TUTAR
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
- Anahtar Kelimeler: Miyokardit, SARS-CoV-2, COVID-19, MIS-C, COVID-19 Aşısı, pediatri, COVID 19, COVID 19 aşıları, Korona virüs enfeksiyonları, Korona virüsler, Multisistem inflamatuar sendrom, Pandemiler, Çocuklar, Myocarditis, SARS-CoV-2, COVID-19, MIS-C, COVID-19 Vaccine, pediatrics, COVID 19, COVID 19 vaccines, Coronavirus enfections, Coronaviridae, Multisystem inflammatory syndrome, Pandemics, Children
- Yıl: 2022
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Ege Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Giriş ve Amaç: Miyokardit enfeksiyöz, otoimmun, toksik ve immun aracılı herhangi bir nedenle ortaya çıkan miyokard enflamasyonudur. En sık miyokardit nedeni viral enfeksiyonlardır. Klinik spektrumu asemptomatik veya hafif hastalıktan şiddetli kalp yetmezliği, refrakter aritmiler, kardiyojenik şok ve ani kardiyak ölüme kadar değişir. Olguların %30'unda dilate kardiyomiyopati gelişebilir. 8 Aralık 2019 tarihinde Çin'in Hubei eyaletinde başlayıp tüm dünyada pandemiye yol açan koronavirüs ailesinden SARS-CoV-2 olarak adlandırılan virüs ile enfekte kişilerde miyokardit vakaları bildirilmiştir. COVID-19 sırasında çocuklarda miyokardit gelişebilmekte ve enfeksiyondan ortalama 2-3 hafta sonra gelişen COVID-19'un nadir ancak ağır bir komplikasyonu olan MIS-C (Multisistem inflamatuar sendrom) de miyokardite neden olabilmektedir. 12 yaş üstü çocuklara uygulanmaya başlanan mRNA COVID-19 aşısı sonrası da istenmeyen yan etki olarak miyokardit geliştiği görülmüştür. Çalışmanın amacı, COVID-19 pandemisi öncesi ve sonrası miyokardit tanısı alan çocukların retrospektif olarak değerlendirilmesi; Pandemi öncesi ve sonrası miyokarditli çocukların klinik seyirlerini, miyokardit etiyolojilerini, laboratuvar bulgularını, tanısal testlerini, hastalık şiddetini, prognozu, tedavi uygulamalarını, yoğun bakım ihtiyacını karşılaştırmak, pandeminin çocuk yaş grubundaki hastalarda görülen miyokardite etkisinin saptanması ve yoğun bakıma yatış için risk faktörlerini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Kardiyoloji Servisinde 2017-2022 tarihleri arasında miyokardit tanısı ile yatışı yapılan 0-18 yaş arasındaki hastalar dahil edilmiştir.Hastaların sosyodemografik özellikleri, antropometrik verileri, hastaneye başvuru anı vital bulguları, başvuru yakınmaları, tanı öncesi hastalıkları, laboratuvar ve görüntüleme sonuçları, hastalık şiddeti ve prognozu, yoğun bakım ünitesi ihtiyacı, tedavi yöntemleri, morbidite ve mortalite verileri, yoğun bakım yatışı için risk faktörleri restrospektif olarak değerlendirildi. Ayrıca COVID-19 sonrası miyokardit tanısı alan hastalar, COVID-19 ilişkili, MIS-C ilişkili, COVID-19 (mRNA) aşısı ilişkili ve COVID- 19 ilişkisiz miyokardit olmak üzere 4 alt gruba ayrıldı; Bu 4 alt grup da kendi içinde karşılaştırılarak değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya 41'i erkek (%67), 20'si kız (%33) toplam 61 çocuk dahil edildi. Pandeminin başlangıcı olarak Aralık 2019 tarihi kabul edildi. Pandemi başlangıcından 2,5 yıl önce ve 2,5 yıl sonra miyokardit tanısı alan çocuk hastalar çalışmaya alındı; Toplam 61 hastanın 11'i (%18) pandemi öncesi, 50'si (%82) pandemi sonrası miyokardit tanısı alan hastalardı. COVID-19 öncesi ve sonrası miyokardit tanısı alan hasta grupları karşılaştırıldı. COVID-19 sonrası miyokardit tanısı alan 50 hastanın 6'sı (%12) COVID-19 ilişkili, 26'sı (%52) MIS-C ilişkili, 4'ü (%8) COVID-19 (mRNA) aşısı ilişkili ve 14'ü (%28) COVID-19 ilişkisiz miyokardit olarak değerlendirildi. COVID-19 öncesi ve sonrası hastalarda erkek cinsiyet hakimiyeti varken ortalama tanı yaşları arasında anlamlı fark saptanmadı. COVID-19 ilişkili grupta hastaların yaş grubu dağılımı, 0-2 yaş (%50) ve 12-18 yaş (%50) aralığı olarak bimodal dağılım gösterdi. MIS-C grubu hastaların yarısından fazlası (%76,9) 6 yaş üzerindeydi. COVID-19 aşısı uygulanan tüm hastalar ve COVID-19 ilişkisiz gruptaki hastaların yarısından fazlası 12 yaş üzerindeydi. Miyokardit tanısı aldıkları mevsimsel dağılım incelendiğinde COVID-19 öncesi hastaların mevsimsel dağılımında fark yokken, COVID-19 sonrası hastalar yaz dışındaki mevsimlerde daha ağırlıklı olarak tanı aldı. COVID- 19 sonrası hastaların başvuru anı vitallerinde kalp tepe atımı, solunum sayısı, vücut ısısı anlamlı daha yüksek, sistolik ve diastolik kan basıncı anlamlı daha düşük saptandı(p<0,05). COVID-19 öncesi ve sonrası hastaların en sık başvuru yakınması üst solunum yolu enfeksiyon belirtileri (boğaz ağrısı,burun akıntısı,hapşırık) ve göğüs ağrısı oldu. Göğüs ağrısı, bulantı-kusma, öksürük, baş ağrısı, kas-eklem ağrısı, konjonktival kızarıklık, idrar çıkışında azalma, döküntü ve genel durumda belirgin bozulma yakınmaları COVID-19 sonrası miyokardit tanısı alan hastalarda daha fazla görülse de istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı. MIS-C hastalarında genel durumda belirgin bozulma (%65,4), kas-eklem ağrısı (%50), döküntü (%46,2) ve konjonktival kızarıklık (%34,6) yakınmaları anlamlı yüksek saptandı(p<0,05). Göğüs ağrısı yakınması, COVID-19 aşısı sonrası ve COVID-19 ilişkisiz hastalarda anlamlı yüksek saptandı(p<0,001). COVID-19 öncesi hastaların %72,7'sinin (n=8) hastalık şiddeti anlamlı hafif saptanırken, COVID-19 sonrası hastaların %60'ının (n=30) hastalık şiddeti anlamlı orta-ağır saptandı(p=0,049). COVID-19 sonrası miyokardit tanısı alan hastalarda, COVID-19 ilişkili hastaların %66,7'sinin (n=4), MIS-C hastalarının %88,5'inin (n=23) hastalık şiddeti anlamlı orta-ağır saptanırken, COVID-19 aşısı sonrası hastaların hepsinin (%100) ve COVID-19 ilişkisiz hastaların %78,6'sının (n=11) hastalık şiddeti anlamlı hafif saptandı(p<0,001). Hastane yatış süresi, COVID-19 sonrası grupta daha uzun olsa da istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı. Pandemi sonrası miyokarditli hastalarda, yoğun bakım ünitesi ihtiyacı anlamlı daha fazla saptandı(p=0,020). Yoğun bakım yatış sürelerinde gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı. Tanı anı laboratuvar verilerinde COVID-19 sonrası vi gruplarda lenfopeni, lökosit sayısı, CRP ve ESH yüksekliği istatistiksel olarak anlamlı saptandı(p<0,05). COVID-19 ilişkili, MIS-C tanılı ve COVID-19 aşısı sonrası miyokardit tanısı alan hastaların laboratuvar verilerinde lökositoz ve lenfopeni anlamlı saptandı(p<0,05). COVID-19 ilişkili ve MIS-C tanılı hastalarda proBNP yüksekliği anlamlı saptandı(p=0,002). MIS-C tanılı hastalarda CRP ve ESH yüksekliği anlamlı saptandı(p<0,001). COVID-19 aşısı sonrası hastalarda troponin-T, CK ve CK-MB anlamlı yüksek saptandı(p<0,001). COVID-19 pandemisi öncesi ve sonrası miyokardit tanısı alan hastalarda COVID-19 dışı enfeksiyöz etkenlere yönelik yapılan tanı testlerinde (solunum virüs paneli, viral seroloji, burun sürüntüsü, kültür antibiyogram) anlamlı bir fark saptanmadı. COVID-19 pandemisi öncesi ve sonrası hastaların EKG ve EKO bulguları açısından anlamlı bir fark saptanmadı. COVID-19 pandemisi sonrası miyokardit tanısı alan COVID-19 ilişkili hastalarda EKG'de ST-T değişikliği (%66,7), MIS-C tanılı hastalarda aritmi (%53,8) ve COVID-19 aşısı sonrası hastalarda aritmi (%50) anlamlı yüksek saptandı(p=0,005). COVID-19 ilişkisiz miyokardit tanısı alan hastalarda normal EKG bulgusu (%57,1) anlamlı yüksek saptandı(p=0,005). COVID-19 pandemisi öncesi ve sonrası her iki grupta tanı anı ile tedavi sonrası 3. ay kontrol EKO'da saptanan LVEF'lerde anlamlı artış olduğu tespit edildi(p<0,0001). Kardiyojenik şok, septik şok, kalıcı kardiyak sistolik disfonksiyon ve çoklu organ tutulumu COVID-19 pandemisi sonrası miyokarditli hastalarda anlamlı fazla saptandı(p<0,05). MIS-C tanılı hastaların 14'ünde septik şok (%53,8), 26'sında çoklu organ tutulumu (%100) anlamlı fazla saptandı(p<0,001). COVID-19 ilişkili hastaların 2'sinde (%33,3) ARDS anlamlı fazla saptandı(p=0,014). COVID-19 öncesi miyokardit tanısı alan hastaların tedavisinde NSAİİ kullanımı, COVID-19 sonrası hastalarda ise clexane ve steroid kullanımı anlamlı fazla saptandı(p<0,05). COVID-19 sonrası miyokarditli grupta tedaviye dirençli hasta sayısı anlamlı fazlaydı. Bu nedenle bu grupta 2. doz İVİG ve immünmodülatör tedavi ihtiyacı daha fazla saptandı. COVID-19 ilişkili hastaların tedavisinde ASA (%66,7), clexane (%66,7) ve steroid (%83,3) kullanımı anlamlı fazla saptandı(p<0,05). MIS-C tanılı hastaların hepsinde (%100) ASA, clexane ve steroid kullanımı anlamlı fazla saptandı(p<0,05). COVID-19 aşısı sonrası tüm hastaların (%100) tedavisinde NSAİİ kullanımı anlamlı fazla saptandı(p<0,001). MIS-C tanılı hastaların hepsinde (%100) ve COVID-19 ilişkisiz hastaların %92,9'unda ASA kullanımı anlamlı fazla saptandı(p=0,015). Tedaviye dirençli hastalarda 2. doz İVİG tedavisi COVID-19 ilişkili hastaların %80'ine, MIS-C hastalarının %84,6'sına verildi. 2. doz İVİG tedavisi COVID-19 ve MIS-C hastalarında anlamlı yüksek saptandı(p<0,001). MIS-C tanılı 2 hastanın (%7,7) ve COVID-19 ilişkisiz 1 hastanın (%7,1) immünmodülatör tedavi olarak anakinra ihtiyacı oldu. Pandemi sonrası miyokarditli grupta, yoğun bakım yatışında hastaların pozitif inotrop desteği ihtiyacında anlamlı artış saptandı(p<0,05). Pandemi öncesi grupta plazmaferez ve CRRT ihtiyacı yokken pandemi sonrası grupta hastaların 2'sinde (%4) plazmaferez ve 1'inde (%2) CRRT ihtiyacı olsa da anlamlı bir fark saptanmadı(p>0,05). Pandemi sonrası grupta COVID-19 ilişkili 1 hastanın (%16,7) ve MIS-C tanılı 1 hastanın (%3,8) plazmaferez, COVID-19 ilişkisiz 1 hastanın (%7,1) CRRT ihtiyacı oldu. Pandemi öncesi ve sonrası hastaların ECMO ihtiyacı olmadı. Pandemi sonrası hastaların nazal oksijen desteği ve mekanik ventilasyon ihtiyacında artış olsa da anlamlı bir fark saptanmadı(p>0,05). Pandemi öncesi hastalarda nazal oksijen desteği ihtiyacı yokken pandemi sonrası COVID-19 ilişkili 1 hastada (%16,7) ve MIS-C tanılı 6 hastada (%23,1) nazal oksijen desteği ihtiyacı oldu. Pandemi öncesi 1 hastanın (%9,1) mekanik ventilasyon ihtiyacı olurken pandemi sonrası COVID-19 ilişkili 3 hastada (%50), MIS-C tanılı 8 hastada (%30,8) ve COVID-19 ilişkisiz 2 hastada (%14,3) mekanik ventilasyon ihtiyacı oldu. Pandemi öncesi entübe olan hasta yokken pandemi sonrası 5 hasta (%10) entübe olarak invaziv mekanik ventilasyon ihtiyacı oldu. Gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı(p>0,05). Her iki grupta hayatını kaybeden hastamız olmadı. Yoğun bakım ünitesi ihtiyacının olası öngörücüleri olarak tanı yaşı, cinsiyet, lökosit sayısı, CRP, ESH, troponin-T, proBNP değişkenleri seçildi. Yapılan lojistik regresyon modelinde yoğun bakım ünitesi ihtiyacını en iyi öngören değişkenler, CRP ve proBNP olarak belirlendi(sırasıyla p=0,020 ve p<0,001). Yoğun bakım yatış riskini proBNP yaklaşık 19,2 kat, CRP yaklaşık 1,8 kat arttırmaktadır. CRP ve proBNP değişkenlerinin alıcı işletim karakteristik (ROC) eğrisinde ProBNP'nin, CRP'ye göre sensitivitesi (%87,5) ve spesifitesi (%80,8) daha yüksektir ve yoğun bakıma yatışta proBNP'nin değerlendirmeye alınması daha fazla yardımcı olabilir. Sonuç: COVID-19 pandemisi, miyokardit sıklığını arttırmıştır. COVID-19 sonrası miyokardit tanısı alan hastaların hastalık şiddeti daha ağır seyretmiştir. Hastaların COVID-19 pandemisinin etkisiyle yoğun bakım ünitesi ihtiyacı artmıştır. COVID-19 sonrası miyokardit tanısı alan hastaların prognozu daha kötü seyretmekte ve izlemde komplikasyonlar görülmektedir. Yoğun bakım yatışı için proBNP ve CRP değerlerinin dikkate alınması yol gösterici olabilir.
Özet (Çeviri)
Background and Objective: Myocarditis is myocardial inflammation that occurs due to any infectious, autoimmune, toxic and immune-mediated cause. The most common cause of myocarditis is viral infections. Its clinical spectrum ranges from asymptomatic or mild disease to severe heart failure, refractory arrhythmias, cardiogenic shock, and sudden cardiac death. Dilated cardiomyopathy may develop in 30% of cases. Myocarditis cases were reported in people infected with the virus called SARS-CoV-2 from the coronavirus family, which started in the Hubei province of China on 8 December 2019 and caused a pandemic all over the world. Myocarditis may develop in children during COVID-19, and MIS-C (Multisystem inflammatory syndrome), a rare but severe complication of COVID-19 that develops 2-3 weeks after infection, may also cause myocarditis. It has been observed that myocarditis develops as an undesirable side effect after the mRNA COVID-19 vaccine, which was started to be administered to children over the age of 12. The aim of the study was to retrospectively evaluate children diagnosed with myocarditis before and after the COVID-19 pandemic; To compare the clinical course, myocarditis etiologies, laboratory findings, diagnostic tests, disease severity, prognosis, treatment applications, intensive care needs of children with myocarditis before and after the pandemic, to determine the effect of the pandemic on myocarditis in pediatric patients and to evaluate the risk factors for hospitalization in the intensive care unit. Materials and Methods: Patients between the ages of 0-18 who were hospitalized with the diagnosis of myocarditis in the Pediatric Cardiology Service of Ege University Faculty of Medicine between 2017-2022 were included in this study. Sociodemographic characteristics of the patients, anthropometric data, vital signs at the time of admission to the hospital, complaints at admission, diseases before diagnosis, laboratory and imaging results, disease severity and prognosis, need for intensive care unit, treatment methods, morbidity and mortality data, risk factors for intensive care hospitalization. was evaluated. In addition, patients diagnosed with post-COVID-19 myocarditis were divided into 4 subgroups as COVID-19-associated, MIS-C-associated, COVID-19 (mRNA) vaccine-associated, and non-COVID-19-related myocarditis; These 4 subgroups were also compared within themselves and evaluated. Findings: A total of 61 children, 41 boys (67%) and 20 girls (33%), were included in the study. The date of December 2019 was accepted as the beginning of the pandemic. Pediatric patients diagnosed with myocarditis 2.5 years before and 2.5 years after the onset of the pandemic were included in the study; Of 61 patients, 11 (18%) were diagnosed with myocarditis before the pandemic and 50 (82%) after the pandemic. Groups of patients diagnosed with myocarditis before and after COVID-19 were compared. Of 50 patients diagnosed with post-COVID-19 myocarditis, 6 (12%) were COVID-19 related, 26 (52%) MIS-C related, 4 (8%) COVID-19 (mRNA) vaccine related, and 14 Two (28%) of them were evaluated as COVID-19 unrelated myocarditis. While there was a male predominance in patients before and after COVID-19, no significant difference was found between the mean age at diagnosis. The age group distribution of the patients in the COVID-19 related group showed a bimodal distribution as 0-2 years (50%) and 12-18 years (50%). More than half (76.9%) of the patients in the MIS-C group were over 6 years old. All patients who received the COVID-19 vaccine and more than half of the patients in the COVID-19 unrelated group were over 12 years of age. When the seasonal distribution of patients diagnosed with myocarditis was examined, there was no difference in the seasonal distribution of patients before COVID-19, while patients after COVID-19 were diagnosed more in seasons other than summer. Post-COVID-19 patients had significantly higher heart rate, respiratory rate, body temperature, and significantly lower systolic and diastolic blood pressures at the time of admission (p<0.05). The most common complaints of patients before and after COVID-19 were upper respiratory tract infection symptoms (sore throat, runny nose, sneezing) and chest pain. Although complaints of chest pain, nausea-vomiting, cough, headache, muscle-joint pain, conjunctival rash, decreased urine output, rash and significant deterioration in general condition were more common in patients diagnosed with myocarditis after COVID-19, no statistically significant difference was found. Significant deterioration in general condition (65.4%), muscle-joint pain (50%), rash (46.2%) and conjunctival redness (34.6%) were found to be significantly higher in MIS-C patients (p<0.05). ). Complaints of chest pain were found to be significantly higher after COVID-19 vaccination and in patients unrelated to COVID-19 (p<0.001). While the disease severity of 72.7% (n=8) of the patients before COVID-19 was found to be significantly mild, the disease severity of 60% (n=30) of the post-COVID-19 patients was found to be significant moderate-severe (p=0.049). In patients diagnosed with post-COVID-19 myocarditis, 66.7% (n=4) of COVID-19-related patients and 88.5% (n=23) of MIS-C patients had significant moderate to severe disease severity. After the -19 vaccination, the disease severity of all (100%) and 78.6% (n=11) of the patients unrelated to COVID-19 was found to be significantly mild (p<0.001). Although the length of hospital stay was longer in the post-COVID-19 group, no statistically significant difference was found. The need for intensive care unit was found to be significantly higher in patients with myocarditis after the pandemic (p=0.020). There was no significant difference between the groups in terms of intensive care hospitalization. In the laboratory data at the time of diagnosis, lymphopenia, leukocyte count, CRP and ESR elevation were found to be statistically significant in the post-COVID-19 groups (p<0.05). Leukocytosis and lymphopenia were found to be significant in the laboratory data of patients diagnosed with COVID-19, MIS-C, and myocarditis after COVID-19 vaccine (p<0.05). ProBNP elevation was found to be significant in patients with COVID-19 and MIS-C diagnosis (p=0.002). CRP and ESR elevations were found to be significant in patients diagnosed with MIS-C (p<0.001). Troponin-T, CK and CK-MB were found to be significantly higher in patients after COVID- 19 vaccine (p<0.001). No significant difference was found in the diagnostic tests (respiratory virus panel, viral serology, nasal swab, culture antibiogram) performed for non-COVID-19 infectious agents in patients diagnosed with myocarditis before and after the COVID-19 pandemic. There was no significant difference in terms of ECG and ECO findings of the patients before and after the COVID-19 pandemic. ST-T change in ECG (66.7%) in COVID- 19-related patients diagnosed with myocarditis after the COVID-19 pandemic, arrhythmia (53.8%) in patients diagnosed with MIS-C, and arrhythmia (50%) in patients after COVID-19 vaccine ) was found to be significantly higher (p=0.005). Normal ECG findings (57.1%) were found to be significantly higher in patients diagnosed with COVID-19 unrelated myocarditis (p=0.005). It was determined that there was a significant increase in LVEF detected in the control ECHO at the time of diagnosis and at the 3rd month after treatment in both groups before and after the COVID-19 pandemic (p<0.0001). Cardiogenic shock, septic shock, permanent cardiac systolic dysfunction and multi-organ involvement were significantly higher in patients with myocarditis after the COVID-19 pandemic (p<0.05). Septic shock was found significantly higher in 14 (53.8%) and multi-organ involvement in 26 (100%) patients diagnosed with MIS-C (p<0.001). A significant excess of ARDS was detected in 2 (33.3%) of the COVID-19-related patients (p=0.014). The use of NSAIDs in the treatment of patients diagnosed with myocarditis before COVID-19, and the use of clexane and steroids in patients after COVID-19 were significantly higher (p<0.05). The number of patients resistant to treatment was significantly higher in the post-COVID-19 myocarditis group. Therefore, the need for 2nd dose IVIG and immunomodulatory treatment was found to be higher in this group. The use of ASA (66.7%), clexane (66.7%) and steroids (83.3%) was found to be significantly higher in the treatment of patients with COVID-19 (p<0.05). ASA, clexane and steroid use were significantly higher in all (100%) patients diagnosed with MIS-C (p<0.05). NSAID use was found to be significantly higher in the treatment of all patients (100%) after the COVID-19 vaccine (p<0.001). ASA use was significantly higher in all (100%) patients diagnosed with MIS-C and 92.9% of patients unrelated to COVID-19 (p=0.015). In treatment- resistant patients, the second dose of IVIG treatment was given to 80% of COVID-19-related patients and 84.6% of MIS-C patients. 2nd dose IVIG treatment was found to be significantly higher in COVID-19 and MIS-C patients (p<0.001). 2 patients (7.7%) diagnosed with MIS-C and 1 patient (7.1%) unrelated to COVID-19 needed anakinra as immunomodulatory therapy. In the post-pandemic group with myocarditis, there was a significant increase in the need for positive inotropic support in the intensive care unit admission (p<0.05). While there was no need for plasmapheresis and CRRT in the pre-pandemic group, there was no significant difference in the post-pandemic group, although 2 (4%) of the patients needed plasmapheresis and 1 (2%) CRRT (p>0.05). In the post-pandemic group, 1 patient (16.7%) with COVID-19 and 1 patient with MIS-C (3.8%) needed plasmapheresis, and 1 patient (7.1%) without COVID-19 needed CRRT. Before and after the pandemic, patients did not need ECMO. Although there was an increase in the need for nasal oxygen support and mechanical ventilation after the pandemic, no significant difference was found (p>0.05). While there was no need for nasal oxygen support in pre-pandemic patients, nasal oxygen support was needed in 1 patient (16.7%) with COVID-19 and 6 (23.1%) patients with MIS-C diagnosis after the pandemic. While 1 patient (9.1%) needed mechanical ventilation before the pandemic, 3 patients (50%) associated with COVID-19 after the pandemic, 8 patients (30.8%) with MIS-C and 2 patients (14%, who are not related to COVID-19) 3) he needed mechanical ventilation. While there were no patients who were intubated before the pandemic, 5 patients (10%) needed invasive mechanical ventilation after the pandemic. There was no significant difference between the groups (p>0.05). No patient died in either group. Age at diagnosis, gender, leukocyte count, CRP, ESR, troponin-T, proBNP variables were selected as possible predictors of intensive care unit need. In the logistic regression model, the variables that best predicted the need for intensive care unit were determined as CRP and proBNP (p=0.020 and p<0.001, respectively). ProBNP increases the risk of intensive care hospitalization approximately 19.2 times and CRP increases approximately 1.8 times. In the receiver operating characteristic (ROC) curve of CRP and proBNP variables, ProBNP has higher sensitivity (87.5%) and specificity (80.8%) than CRP, and evaluation of proBNP in intensive care unit admission may be more helpful. Conclusion: The COVID-19 pandemic has increased the incidence of myocarditis. The severity of the disease was more severe in patients diagnosed with myocarditis after COVID- 19. With the effect of the COVID-19 pandemic, the need for intensive care units has increased. Patients diagnosed with myocarditis after COVID-19 have a worse prognosis and complications are observed in the follow-up. Considering proBNP and CRP values for intensive care admission may be a guide.
Benzer Tezler
- COVİD- 19 pandemisi döneminde solunum yolu enfeksiyonuna neden olan etkenlerin araştırılması
Investigation of causing agents of respiratory tract infection during the COVİD-19 pandemic period
RAMAZAN KÖKLÜ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2021
MikrobiyolojiAfyonkarahisar Sağlık Bilimleri ÜniversitesiTıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ EMEK TÜRKEKUL ŞEN
- 18 yaş altı COVİD-19 PCR test sonucu pozitif çıkan hastaların nörolojik açıdan değerlendirilmesi
Başlık çevirisi yok
NURSEL SABANCI DEMİRBAŞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıManisa Celal Bayar ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MUZAFFER POLAT
- Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalında, 2020-2023 yılları arasında SARS-CoV-2 enfeksiyonu ile izlenen hastaların; mevsimsel insan koronavirüs enfeksiyonu ile izlenen hastalarla klinik, laboratuvar ve radyolojik açıdan karşılaştırılması
A clinical, laboratory, and radiological comparison of patients with SARS-CoV-2 infection and those with seasonal human coronavirus infection followed at the Division of Pediatric Infectious Diseases, Ankara University School of Medicine, between 2020 and 2023
NEZAKET EZGİ GÜVEN NUR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıAnkara ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ERGİN ÇİFTCİ
- COVID-19 PCR pozitif çocuklarda nötrofil lenfosit oranının ve ortalama trombosit hacminin klinik bulguları ile ilişkisinin değerlendirilmesi
Evaluation of neutrophil lymphocyte ratio and mean platelet volume in relationship with clinical findings in COVID-19 PCR positive children
ZEYNEP BETÜL TAŞDEMİR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2021
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MELTEM EROL
- COVID-19 pandemisinde S.B.Ü. Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Servisi'ne yapılan yatışların pandemi öncesi dönem ile karşılaştırılması
Başlık çevirisi yok
MUHAMMED GÜÇ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. BETÜL SÖZERİ