Geri Dön

Myelom ilişkili kemik hastalığının belirteçleri ve myelom prognozuna etkisi

Myelom incuded bone disease markers and effects on myelom prognosis

  1. Tez No: 789106
  2. Yazar: MERYEM İREM TOKSOY ŞENTÜRK
  3. Danışmanlar: PROF. DR. GÜRAY SAYDAM
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Hematoloji, Hematology
  6. Anahtar Kelimeler: Hiperkalsemi, Kemik hastalıkları, Kemik ve kemikler, Mortalite, Multipl miyelom, Neoplazmlar, Sağkalım, Hypercalcemia, Bone diseases, Bone and bones, Mortality, Multiple myeloma, Neoplasms, Survival
  7. Yıl: 2022
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ege Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Multipl myelom, kemik iliğinde monoklonal immünglobulin üreten plazma hücrelerinin artışı ile karakterize bir malignitedir. Hiperkalsemi, böbrek fonksiyon bozukluğu, anemi ve litik kemik lezyonlarını içeren birçok uç organ hasarı ile kendini gösterir. Klinikte bir grup hastada kemik lezyonları ve kemik kırıkları ile seyreden klinik bulgular daha ön planda gözlenirken, bir grup hastada ise kemik lezyonlarına daha az sıklıkta rastlanmaktadır. Bu çalışmada, myelom tanılı hastaların klinik ve laboratuvar verileri retrospektif olarak incelenerek kemik hastalığı olanlar ve olmayanlar arasındaki farklılıkların belirlenmesi, kemik hastalığı yönünden riskli hasta grubunun belirlenmesi ve sağkalıma etki eden faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Ocak 2011 ve Ocak 2022 tarihleri arasında myelom tanısı alan 18 yaş üstündeki hastalar çalışmaya alınmış ve verileri retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya 179 hasta dahil edildi. Hastaların yaş ortalaması 61,7±11,2, %54,7' si erkek ve %45,3' ü kadın, erkek/ kadın oranı:1,2/ 1 saptandı. Hastaların 123 (%68,7) tanesinde kemik hastalığı varken, 56 (%31,3) tanesinde kemik hastalığı yoktu. CRAB bulguları sıklık sıralamasına göre, kemik lezyonları (%58,7), anemi (%36,3), böbrek yetmezliği (%29,1) ve hiperkalsemi (%16,9) şeklinde bulundu. Kemik hastalığı varlığı ile hiperkalsemi saptanma oranı arasında anlamlı ilişki vardı (p<0,001). Kemik hastalığı olanların %72,1' inde kemik ağrısı, %43,1' inde plazmasitom ve %40,6' sında patolojik fraktür vardı (her 3 faktör için de p<0,001). Kemik hastalığı olan hastalardaki amiloidoz oranı (%4,1), olmayan hastalardaki amiloidoz oranına (%19,6) göre anlamlı şekilde düşüktü (p<0,001). Biyokimyasal verilerden ortalama IgG, serbest kappa hafif zincir, serbest kappa/ lambda hafif zincir oranı, sedimentasyon ve düzeltilmiş kalsiyum düzeyi, kemik hastalığı olan hastalarda olmayanlara göre anlamlı şekilde yüksek saptandı (sırasıyla p=0,008, p=0,02, p=0,02, p=0,01, p<0,001). Ancak albümin, globulin, beta-2-mikroglobulin, LDH, hemoglobin, trombosit değerleri ve ISS evresi arasında anlamlı fark saptanmadı. Kemik hastalığı varlığı ile kemik iliği plazma hücre yüzdesi 60 ve üzerinde olması arasında anlamlı ilişki bulundu (p=0,03). Yine kemik hastalığı varlığı ile kemik iliğinde yüksek fibrozis saptanma oranı arasında anlamlı ilişki bulundu (p=0,03). İmmünohistokimyasal boyama özelliklerine bakıldığında CD 56 pozitif olma oranı kemik hastalığı olanlarda anlamlı şekilde daha yüksekti (p=0,005). Ancak kemik hastalığı ile c-myc, siklin D1, bcl-2 ve CD 117 arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Yapılan binary regresyon analizinde hiperkalsemi (OR:15,32) ve CD 56 pozitifliğinin (OR:2,67) kemik hastalığını ön görmede bağımsız risk faktörleri olduğu bulundu. Hastalara en sık verilen tedavi VCD rejimi (%63,3) idi. Kemik hastalığı olanların ortalama hat tedavi sayısı 2,3±1,2 olmayanlara göre anlamlı şekilde yüksek saptandı (p=0,01). Kemik hastalığı nedeniyle hastaların %91,7' sine bifosfonat ve/veya denosumab, %26,8' ine radyoterapi, %25,2' sine hem bifosfonat hem de radyoterapi verildiği görüldü. Sağkalım analizinde kemik hastalığı olan hastaların 1 yıllık sağkalımı %85,4 iken, 3 yıllık sağkalım %50,4 idi. Kemik hastalığı olmayan hastaların 1 yıllık sağkalımı %68,9 iken, 3 yıllık sağkalım %51,8 idi. Sağkalım ile kemik hastalığı, hiperkalsemi, kemik iliği plazma hücre yüzdesi, c-myc , siklin D1 ve CD 56 arasında anlamlı ilişki bulunamadı. Ancak böbrek yetmezliği ve anemi olan hastalarda sağkalım anlamlı şekilde azalmış saptandı (sırasıyla HR:8,89; p=0,001, HR:2,89; p=0,02). Ayrıca ISS-3 hastalarda, ISS-1' e göre sağkalım anlamlı şekilde azalmış saptandı (HR:4,27; p=0,03). Sonuç: Tanı anında saptanan hiperkalsemi (OR:15,32) ve CD 56 pozitifliğinin (OR:2,67) myelom ilişkili kemik hastalığını öngörmede bağımsız risk faktörleri olduğu bulundu. CRAB bulgularından kemik hastalığı ile sağkalım arasında ilişki saptanmazken, böbrek yetmezliği ve anemi olan hastalarda sağkalım anlamlı şekilde azalmış saptandı (sırasıyla HR:8,89; p=0,001, HR:2,89; p=0,02). Ayrıca ISS-3 hastalarda, ISS-1' e göre sağkalım anlamlı şekilde azalmış saptandı (HR:4,27; p=0,03).

Özet (Çeviri)

Introduction and Aim: Multiple myeloma is a malignancy characterized by an increase in plasma cells producing monoclonal immunoglobulin in the bone marrow. It is manifested by multiple end-organ damage, including hypercalcemia, renal dysfunction, anemia, and lytic bone lesions. While clinical findings with bone lesions and bone fractures are more prominent in a group of patients, bone lesions are less common in a group of patients. In this study, it was aimed to determine the differences between those with and without bone disease, to determine the risky patient group in terms of bone disease, and to determine the factors affecting survival by retrospectively examining the clinical and laboratory data of patients with a diagnosis of myeloma. Materyal and Method: Patients over the age of 18 who were diagnosed with multiple myeloma between January 2011 and January 2022 were included in the study and their data were retrospectively analyzed. Results: 179 patients were included in the study. The mean age of the patients was 61.7±11.2, 54.7% male and 45.3% female, male/female ratio: 1.2/1. While 123 (68.7%) of the patients had bone disease, 56 (31.3%) did not have bone disease. In order of frequency, CRAB findings were found as bone lesions (58.7%), anemia (36.3%), renal failure (29.1%) and hypercalcemia (16.9%). There was a significant correlation between the presence of bone disease and the rate of detection of hypercalcemia (p<0.001). Of those with bone disease, 72.1% had bone pain, 43.1% had plasmacytoma, and 40.6% had pathological fracture (p<0.001 for all 3 factors). The rate of amyloidosis in patients with bone disease (4.1%) was significantly lower than the rate of amyloidosis (19.6%) in patients without bone disease (p<0.001). From biochemical data, mean IgG, free kappa light chain, free kappa/lambda light chain ratio, sedimentation and corrected calcium level were found to be significantly higher in patients with bone disease than in patients without bone disease (p=0,008, p=0,02, p=0,02, p=0,01, p<0,001, respectively. However, there was no significant difference between albumin, globulin, beta-2- microglobulin, LDH, hemoglobin, platelet values and ISS stage. A significant correlation was found between the presence of bone disease and a bone marrow plasma cell percentage of 60 and above (p=0.03). And, a significant correlation was found between the presence of bone disease and the rate of high fibrosis detection in the bone marrow (p=0.03). According to the immunohistochemical staining characteristics, the rate of being CD 56 positive was significantly higher in those with bone disease (p=0.005). However, no significant relationship was found between bone disease and c-myc, cyclin D1, bcl-2 and CD 117. By binary regression analysis, hypercalcemia (OR: 15.32) and CD 56 positivity (OR: 2.67) were found to be independent risk factors in predicting bone disease. The most common treatment given to the patients was the VCD regimen (63.3%). The mean number of line treatments in patients with bone disease was found to be 2.3±1.2, significantly higher than those without (p=0.01). It was observed that 91.7% of the patients were given bisphosphonate and/or denosumab, 26.8% radiotherapy, 25.2% both bisphosphonate and radiotherapy due to bone disease. In the survival analysis, 1-year survival of patients with bone disease was 85.4%, while 3-year survival was 50.4%. The 1-year survival of patients without bone disease was 68.9%, while the 3-year survival was 51.8%. No significant relationship was found between survival and bone disease, hypercalcemia, bone marrow plasma cell percentage, c-myc, cyclin D1 and CD 56. However, survival was significantly reduced in patients with renal failure and anemia (HR:8.89; p=0.001, HR:2.89; p=0.02, respectively). In addition, survival was found to be significantly reduced in ISS-3 patients compared to ISS-1 (HR:4.27; p=0.03). Conclusion: Hypercalcemia (OR:15.32) and CD 56 positivity (OR:2.67) detected at the time of diagnosis were found to be independent risk factors in predicting myeloma-related bone disease.While no relationship was found between bone disease, which is one of the CRAB findings, and survival, in the case of renal failure and anemia, which are other CRAB findings, survival was found to be significantly reduced (HR:8.89; p=0.001, HR:2.89; p=0.02, respectively). In addition, survival was found to be significantly reduced in ISS-3 patients compared to ISS-1 (HR:4.27; p=0.03).

Benzer Tezler

  1. Bortezomib dirençli multipl miyelom hücrelerinde benzamid türevi yeni sentezlenen ilaç adayı SY15 molekülünün SP (yan popülasyon) hücreleri üzerinde biyolojik etkinliğinin araştırılması

    Investigation of the biological activity of the newly synthesized benzamide-derived drug candidate SY15 molecule on SP (side population) cells in bortezomib-resistant multiple myeloma cells

    NIGAR ABDULLAYEVA

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    OnkolojiAnkara Üniversitesi

    Kök Hücre ve Yenileyici Tıp Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)

    PROF. DR. ASUMAN SUNGUROĞLU

  2. Multiple Myelom hastalarının idrarından elde edilen eksozomların prognostik olarak biyobelirteç rolünün araştırılması

    Investigation of the prognostic biomarker role of exosomes isolated from urine of Multiple Myeloma patients

    FATMA YAŞAR TAŞTAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    HematolojiMersin Üniversitesi

    Kök Hücre ve Rejeneratif Tıp Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. LEYLA BAHAR

  3. Dokuz Eylül Üniversitesi Hematoloji Ünitesi'nce takip edilen multipl myelom hastalarının retrospektif olarak değerlendirilmesi

    The evaluation of multiple myeloma patients retrospectively followed by Dokuz Eylul University Hematology Department

    METİN ERDAL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2012

    HematolojiDokuz Eylül Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MEHMET ALİ ÖZCAN

  4. Multiple myeloma plazma hücrelerinde CD27, CD28, CD48, CD117, CD130 ve CD200 ifade paterni ve bu belirteçlerin prognoz ile korelasyonu

    The expression patterns of CD27, CD28, CD48, CD117, CD130 and CD200 in multiple myeloma plasma cells and the correlation of these markers with prognosis

    HACER AYDIN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    HematolojiCumhuriyet Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MEHMET ŞENCAN

  5. Plazma hücreli myelom olgularının kemik iliği biyopsilerinde plazma hücre oranı ve dağılım paterninin, retikülin fibrozis grade'ininsağkalım parametreleri ile karşılaştırılması

    Comparision of plasma cell ratio, distribution pattern and reticulin fibrosis grade in bone marrow biopsies of plasma cell myeloma cases with survival parameters

    FERAY DURMUŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    PatolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. AYNUR ALBAYRAK