Geri Dön

Hall teknik ile tedavi edilen dişlerin çocuklarda temporomandibular eklem, masseter kas ve oklüzyon üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi

Evaluation of the effects of hall technique on temporomandibular joint, masseter muscle and occlusion in children

  1. Tez No: 861154
  2. Yazar: BAHAR MELİS AKYILDIZ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. IŞIL SÖNMEZ
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Diş Hekimliği, Dentistry
  6. Anahtar Kelimeler: Çocuk diş hekimliği, dijital teknoloji, dikey boyut, diş oklüzyonu, temporomandibular eklem bozuklukları, Dental occlusion, digital technology, pediatric dentistry, temporomandibular disorders, vertical dimension
  7. Yıl: 2024
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
  10. Enstitü: Sağlık Bilimleri Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Pedodonti Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Hall Teknik (HT) ile tedavi edilen süt molar dişlere sahip çocuklarda oklüzyona ilişkin değişim mekanizmasının belirlenerek, bu mekanizmanın temporomandibular eklem (TME) ve masseter kas üzerine olan etkisinin değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntem: Daha önce HT ile tedavi edilmemiş, 5-9 yaş arası, pulpa ile ilişkisi olmayan dentin çürüğüne sahip süt azı dişleri bulunan çocuklar çalışmaya dahil edilmiştir. İlk ziyarette, hastaların TME ve masseter kas ile ilgili şikayetleri Amerikan Çocuk Diş Hekimliği Akademisi (AAPD) Kriterlerine göre, muayene bulguları ise Helkimo Klinik Disfonksiyon İndeksi'ne göre kaydedilmiştir. Oklüzal vertikal boyut (OVB), süt kanin dişler referans alınarak dijital kumpas ile ölçülmüştür. HT öncesinde hastaların ağız içi ölçüleri alınarak alçı modeller elde edilmiş ve STL formata çevrilerek dijital ortama aktarılmıştır. Ardından, HT uygulanmış ve hemen sonrasında, 1.ayda ve 3.ayda tüm ölçümler ve değerlendirmeler tekrarlanmıştır. Farklı zamanlarda alınan dijital modellerin analizi ve zaman içinde dişlerin konumlarındaki değişiklikleri ölçmek için Rapidform2006 yazılımı kullanılmıştır. Çalışmaya katılan çocuklara Hall Teknik uygulaması hakkındaki düşünceleri ile ilgili olarak 3. ayda anket yapılmıştır. Veri analizinde demografik ve klinik bulguların açıklanması için frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma analizleri kullanılmıştır. Sürekli veri analizinde, tekrarlı ölçümlerde ANOVA Testi ve bağımsız örneklem t-testi kullanılmıştır. Tip 1 hata seviyesi p<0,05 olarak alınmıştır. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 28 hastanın yaş ortalaması 6,4±1,1 olarak tespit edilmiştir. Hastaların %10,7'sinde (n=3), 1. ayda ılımlı TME disfonksiyonu tespit edilmiştir. 3. ayda hiçbir çocukta TME disfonksiyonu tespit edilmemiştir. Başlangıç OVB ortalaması (3,3±0,9mm) ile 1.ay OVB ortalaması (2,9±1mm) ve 3.ay OVB ortalaması (3,1±1mm) arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.001). Hall Teknik uygulanan dişlerde ve antagonist dişlerde 1. ay ve 3. ay hacim ortalamaları tedavinin hemen sonrasındaki hacim ortalamasından istatistiksel olarak anlamlı derecede daha düşük bulunmuştur(p<0,001). HT uygulaması sonrasında, HT uygulanan dişlerde 3 ay içerisinde 14,5±9,0 mm3 hacim azalması meydana gelirken; antagonist dişlerde bu değer 7,3±6,9 mm3 olarak tespit edilmiştir (p<0,001). HT uygulanan dişlerde, hacim değişim ortalamaları açısından maksiller ve mandibular dişler arasında anlamlı bir farklılık yokken (p=0,92), antagonist dişlerde anlamlı farklılık bulunmaktadır (p=0,04). Hastaların %92,9'u HT ile tedavi edilen dişinden memnun veya çok memnun olduklarını belirtmişlerdir. Sonuç: Hall Teknik uygulaması ile artan oklüzal vertikal boyutun zamanla azalmasında, HT uygulanan dişlerde daha çok olmak üzere karşılıklı her iki dişte de meydana gelen intrüzyon rol oynamaktadır. Çalışmamıza katılan hastaların büyük çoğunluğu HT uygulamasından memnundur ve takip edilen 3 ay içerisinde hastalarda orta veya şiddetli TME disfonksiyonu tespit edilmemiştir. Oklüzyonda meydana gelen değişimin hastalar üzerinde olumsuz etkilerinin tespit edilmemesi, HT uygulamasının kabul edilebilir bir tedavi seçeneği olduğunu düşündürmektedir.

Özet (Çeviri)

Objective: This study aims to determine the mechanism of occlusal change in primary molars treated with the Hall Technique in children and evaluate its impact on the temporomandibular joint and masseter muscle. Methods: Materials and Methods: Children between the ages of 5 and 9, who had primary molars with dentin caries not associated with the pulp and had not been treated with the Hall Technique (HT) before, were included in the study. At the first visit, patients' complaints about the Temporomandibular Joint (TMJ) and masseter muscle were recorded according to the American Pediatric Dentistry Criteria, and the examination findings were recorded according to the Helkimo Clinical Dysfunction Index. Occlusal Vertical Dimension (OVD) was determined with a digital caliper by taking the primary canine teeth as reference. Before HT, intraoral impressions were taken, plaster models were obtained and transferred to the digital platform in STL. Then, HT was applied, and all measurements and documentations were repeated at immediately after HT, at the 1st and 3rd month. Rapidform2006 software was used to analyze digital models taken at different times and to measure changes of the teeth's volumes over time. A survey was conducted on the children participating in the study at the 3rd month regarding their perceptions about the Hall Technique. Frequency, percentage, mean and standard deviation analyzes were used to explain demographic and clinical findings in data analysis. In continuous data analysis, ANOVA Test and independent sample t-test were used for repeated measures. Type-1 error level was taken as p<0.05. Results: The average age of the 28 participating patients was determined as 6.4±1.1 years. Mild temporomandibular dysfunction was detected in 10.7% (n=3) of the patients at 1-month. No TMJ dysfunction was detected in any child at 3-month. A statistically significant difference was found between the baseline OVB mean (3.3±0.9 mm), the 1-month OVB mean (2.9±1 mm) and 3-month OVB mean (3.1±1 mm) (p<0.001). Mean volumes of HT and antagonist teeth at 1 month and 3 months were significantly lower than their mean volumes at immediately after (p<0.001). Following HT application, a volume decreased of 14.5±9.0 mm3 occurred in HT-treated teeth within 3 months; a volume difference of 7.3±6.9 mm3 was detected in the antagonist teeth (p<0.001). While there is no significant difference between maxillary and mandibular teeth in terms of volume mean in HT-treated teeth (p=0.92), there is a significant difference in antagonist teeth (p=0.04). 92.9% of the patients stated that they were satisfied or very satisfied with their teeth treated with HT. Conclusion: The reduction in occlusal vertical dimension observed over time following the HT is primarily associated with intrusion in both opposing teeth, with a more notable impact in HT-teeth. In our study, the majority of children stated satisfaction with the HT and no moderate or severe Temporomandibular dysfunction was observed within the 3-month follow-up period. The absence of adverse effects on patients during the occlusal changes suggests that HT application may be considered an acceptable treatment option.

Benzer Tezler

  1. Development of multi-capsule endoscopy locomotion via spring-assisted distance management

    Yay destekli mesafe kontrolü ile çoklu kapsül endoskopi lokomosyonunun geliştirilmesi

    ERFAN PARSAEI

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2025

    Elektrik ve Elektronik Mühendisliğiİstanbul Teknik Üniversitesi

    Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ONUR FERHANOĞLU

  2. Multi - capsule endoscopy: Demonstrations of inter - capsular control and (tactile) sensing

    Çoklu - kapsül endoskopi: Kapsüller arası kontrol ve (dokunsal) algılama yöntemleri

    FURKAN PEKER

    Doktora

    İngilizce

    İngilizce

    2023

    Elektrik ve Elektronik Mühendisliğiİstanbul Teknik Üniversitesi

    Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ONUR FERHANOĞLU

  3. Vertebra komşuluğundaki akciğer kanserlerinde farklı ağırlıkta yart ve vmat bileşeni içeren hibrid tekniklerin 3B-KRT ile karşılaştırılması

    The comparison of hybrid techniques having different weights of İMRT or vmat component with 3D-conformal radiotherapy in patients with lung cancer in close proximity to vertebtal coloumn

    ÖMER AZAKLIOĞLU

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    Fizik ve Fizik MühendisliğiDokuz Eylül Üniversitesi

    Medikal Fizik Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AYŞE NUR DEMİRAL

    YRD. DOÇ. DR. KADİR AKGÜNGÖR

  4. Çoklu dişeti çekilmelerinin tedavisinde kuronale kaydırılan flep ile birlikte trombositten zengin fibrin kullanımının klinik sonuçlarının değerlendirilmesi

    Evaluation of efficacy of platelet rich fibrin in combination with coronally advanced flap in the treatment of multiple gingival recessions

    ATACAN YAVUZ

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2017

    Diş HekimliğiMarmara Üniversitesi

    Periodontoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. BAŞAK DOĞAN

  5. Fare embriyonik kök hücresinden farklılaştırılan epidermal seri hücrelerinden keratinositlerin primer yara iyileşiminde kullanımı

    Utilization of the keratinocytes from epidermal lineage cells which differentiated from mouse embryonic sem cells, on primer wound healing

    ELGİN TÜRKÖZ ULUER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2009

    Histoloji ve EmbriyolojiCelal Bayar Üniversitesi

    Histoloji ve Embriyoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. H. SEDA VATANSEVER