Geri Dön

Diyabetik ayak ülseri hastalarında non-alkolik karaciğer yağlanmasının prevalansı ve ilişkili risk faktörleri

Frequency of non-alcoholic fatty liver disease and associated risk factors in patients with type 2 diabetes mellitus and diabetic foot ulcer

  1. Tez No: 862880
  2. Yazar: ENSAR GAZİ GÖÇER
  3. Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ HÜSEYİN KARAASLAN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları, Endocrinology and Metabolic Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Alkole Bağlı Olmayan Yağlı Karaciğer Hastalığı, Tip 2 Diyabetes Mellitus, Diyabetik Ayak Ülseri, Vücut Kitle İndeksi, Non-Alcoholic Fatty Liver Disease, Type 2 Diabetes Mellitus, Diabetic Foot Ulcer, Body Mass Index
  7. Yıl: 2024
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Harran Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş-Amaç: Alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığının (NAYK), fazla kilolularda, obezlerde ve tip 2 diyabetes mellitusu (T2DM) olanlarda sıklığının arttığı çok sayıda çalışmalarda gösterilmiştir. Diyabetik ayak ülserleri (DAÜ), DM'nin kronik mikro ve makrovasküler komplikasyonları sonucunda meydana gelen ve oluşturduğu katabolik süreçlerle birlikte artan amputasyon riskine ve mortaliteye sebep olabilen ciddi bir komplikasyondur. T2DM'li bireylerde NAYK'ın sıklığı ve prognozu ile ilişkili olabilecek çok sayıda faktörler araştırılmaya devam edilmektedir. Literatürde T2DM ve DAÜ'leri olan bireylerde NAYK sıklığı ile ilgili yapılmış herhangi bir çalışmaya rastlamadık. DAÜ'sü olan T2DM'li bireylerde artan katabolik süreçler nedeniyle NAYK sıklığının farklı olabileceğini düşünerek bu çalışmayı tasarladık. Gereç-Method: Çalışmamıza DAÜ nedeniyle endokrinoloji servisinde takip edilen 100 T2DM'li birey prospektif olarak dahil edildi. 18 yaşın altındaki ve T1DM'li kişiler çalışma dışı bırakıldı. NAYK'ın varlığı ve derecesi karaciğer ultrasonografisi ile değerlendirildi. Katılımcıların demografik verileri, laboratuvar bulguları ve vücut kitle indeksleri (VKİ) karşılaştırılmak üzere kayıt altına alındı. Ayrıca katılımcılar VKİ düzeylerine göre 3 gruba (VKİ≤25, 25-30 ve ≥30 kg/m2) ayrılarak da karşılaştırıldı. Bulgular: Genel NAYK sıklığımız %39 bulunmuş olup, her iki cinsiyet arasında NAYK sıklığı açısından anlamlı fark yoktu (erkeklerde, %42.3; kadınlarda %35.4; p=0.480). NAYK'ı olan kişilerde ortalama VKİ (27.3±3.4) ve hiperlipidemi sıklığı (%59.0) olmayanlara göre (sırasıyla 25.6±3.7 ve %45.9) anlamlı olarak daha yüksekti (her ikisi için p<0.001). VKİ≤25 kg/m2 olanların %15'inde, VKİ 25-30 kg/m2 olanların %50'sinde, VKİ ≥30 kg/m2 olanların ise %69'unda NAYK saptandı. Artan VKİ değerlerinde NAYK varlığının anlamlı olarak yükseldiği görüldü (p<0.001). Sonuç: NAYK sıklığımız ve fazla kilolu ile obez olgularımızın oranı, güncel literatürde T2DM'li bireyler için bildirilen oranlardan belirgin bir şekilde daha düşüktü. NAYK'ı olan kişilerde ortalama VKİ ve hiperlipidemi sıklığı olmayanlara göre daha yüksek olup, artan VKİ dereceleri daha yüksek NAYK sıklığı ile ilişkiliydi. Bu hasta grubunda düşük VKİ düzeyleri ve ilişkili risk faktörleri konusunda daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

Özet (Çeviri)

Objectives: Many studies have demonstrated a higher prevalence of non-alcoholic fatty liver disease (NAFLD) in individuals who are overweight, obese, or have type 2 diabetes mellitus (T2DM). Diabetic foot ulcers (DFUs) are a serious complication resulting from chronic micro and macrovascular complications of diabetes mellitus (DM). They can increase the risk of amputation and mortality rate due to the catabolic processes that they trigger. Numerous factors that may be associated with the frequency and prognosis of NAFLD in individuals with T2DM are still being investigated. We were unable to find any studies in the literature on the prevalence of NAFLD in T2DM individuals with DFU. This study was designed with the consideration that the frequency of NAFLD may differ in T2DM individuals with DFU due to increased catabolic processes. Methods: Our study prospectively included 100 individuals with T2DM who were followed up in the endocrinology service for DFU. The study excluded individuals who were under 18 years of age or had T1DM. Liver ultrasound was used to assess the presence and grade of NAFLD. Demographic data, laboratory findings, and body mass index (BMI) of the participants were documented for comparative analysis. Additionally, the participants were categorized into three groups based on their BMI levels (BMI ≤25, 25-30, and ≥30 kg/m2) and compared. Results: The overall NAFLD frequency was found to be 39%, and there was no significant difference in NAFLD frequency between both genders (in men, 42.3%; in women, 35.4%; p = 0.480). Individuals with NAFLD had a significantly higher mean BMI (27.3±3.4) and frequency of hyperlipidemia (59.0%) compared to those without NAFLD (25.6±3.7 and 45.9%, respectively, p<0.001 for both). NAFLD was detected in 15% of individuals with a BMI of ≤25 kg/m2, in 50% of those with a BMI of 25-30 kg/m2, and in 69% of those with a BMI of ≥30 kg/m2. Higher BMI values were associated with an increased risk of NAFLD (p < 0.001). Conclusion: In our study, the frequency of NAFLD and the prevalence of overweight and obese subjects were notably lower than those reported in the current literature for individuals with T2DM. The mean BMI and frequency of hyperlipidemia were higher in individuals with nonX alcoholic fatty liver disease (NAFLD) compared to those without. Additionally there was an association between increasing BMI levels and a higher frequency of NAFLD. Further studies are needed to investigate low BMI levels and the associated risk factors among this group of patients.

Benzer Tezler

  1. Atherosklerotik kalp hastalıklarında risk faktörleri

    Risk factors in the coronary artery disease

    MURAT SUHER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    KardiyolojiGazi Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

  2. Çocuklarda akut stres hiperglisemisinde hormonal değişikliklerin ve kısa süreli prognozun incelenmesi

    Başlık çevirisi yok

    AYGÜN DİNDAR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. HÜLYA GÜNÖZ

  3. Tedaviye cevap vermeyen diyabetik makula ödeminde vitreoskizisin rolü

    The role of vitreoschisis in diabetic macular edema refractory to treatment

    MAKBULE BERNA ÖTÜK YAŞAR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2008

    Göz Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi

    Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. TUNÇ OVALI

  4. Diyabetus mellitus'da gözlenen mikrovasküler komplikasyonların prostaglandinler ile olan ilişkisi

    The Relation of microvaskular complications observed in diabetes mellitus with prostoglandins

    CANAN NEBİGİL

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    Eczacılık ve FarmakolojiCumhuriyet Üniversitesi

    Farmakoloji Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. YUSUF SARIOĞLU

  5. Diabetik retinopatide risk faktörleri

    Başlık çevirisi yok

    OĞUZHAN YILMAZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Göz HastalıklarıOndokuz Mayıs Üniversitesi

    Grafik Ana Bilim Dalı