Geri Dön

Lenf bezi büyümesi şikayeti ile başvuran çocuk hastaların klinik ve ultrasonografi bulgularının uyumunun değerlendirilmesi

Evaluation of the concordance between clinical and ultrasonographic findings in pediatric patients presenting with complaints of lymph node enlargement specialization thesis in pediatrics

  1. Tez No: 881815
  2. Yazar: GÖKHAN GÜVENKAYA
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. EMEL ISIYEL
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2024
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Hacettepe Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Lenf bezi büyümesi genel pediatri polikliniklerine başvuru nedenleri arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Bu çalışmada Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi Genel Pediatri Bilim Dalı'na 1 Haziran 2023- 1 Haziran 2024 yılları arasında lenf bezi büyümesi şikayetiyle başvuran 148 hasta prospektif olarak değerlendirildi. Hastaların 94'ü (%63,51) erkek 54 (%36,49) kızdı. Bu hastaların yaşları 8 ay ile 17 yaş arasında değişmekte olup ortalama yaş 7,18±3,68 yıldı. Çalışmamızda hastaların temel başvuru şikayetleri incelendiğinde en sık 135 (%91,21) hasta boyunda şişlik şikayeti ile başvurdu. Ek yakınması olan hastalarda ise en sık ek yakınma 18 (%12,16) hasta ile ateşti. Fizik muayenede en çok palpe edilen lenfadenopati (LAP) bölgesi 76 (%51,35) hastada ön servikal, ikinci sırada 61 (%41,22) hastada submandibular bölgeydi. Fizik muayene ile LAP çapı 3 cm ve üzerinde ölçülen 16 hastanın 4'ünde (%25) malignite saptanırken, 3 cm ve altı olan 132 hastadan sadece 2'sinde (%1,51) malignite saptandı. Histopatolojik değerlendirme sonucunda bir hastalık tanımlanan hastaların %83,33'ünün US'de yuvarlaklık indeksi <2 olarak hesaplanırken LAP biyopsisi yapılmayan veya biyopsi sonucu benign çıkanların %4,9'unun yuvarlaklık indeksi <2 olarak hesaplandı. Histopatolojik değerlendirme sonucunda bir hastalık tanımlanan hastaların %83,33'ünün US'de LAP'ı reaktif değilken LAP biyopsisi yapılmayan veya biyopsi sonucu benign çıkanların %3,5'ünün reaktif değildi. Histopatolojik değerlendirme sonucunda bir hastalık tanımlanan hastaların tamamının US'de LAP görünümü heterojen iken LAP biyopsisi yapılmayan veya biyopsi sonucu benign çıkanların %9,09'unun heterojen olduğu görüldü. Histopatolojik değerlendirme sonucunda bir hastalık tanımlanan hastaların %33,33'ünün US'de periferal kanlanması varken LAP biyopsisi yapılmayan veya biyopsi sonucu benign çıkanların %4,23'ünün periferal kanlanması vardı. Hastaların fizik muayene ve US uyumları için fizik muayenede lokalizasyon olarak teşhis edilen LAP'lardan en az birisi US'de görüldü ise uyumlu görülmedi ise uyumsuz kabul edildi. Buna göre %89,86 hastanın uyumlu iken %10,14 hastanın uyumsuzdu. 148 hastanın dokuzuna (%6,08) LAP biyopsisi yapıldı. Üç hastanın biyopsi sonucu benign olarak raporlandı. Kalan altı hastanın klinik ve histopatolojik değerlendirme bulguları sonucunda bu altı hastaya Tüberküloz, Hodgkin Lenfoma, Nekrotizan Granülamatöz Lenfadenit, Langerhans Hücreli Histiyositoz, Kapiller Hemanjiom ve Rosai-Dorfman hastalığı tanıları konuldu. Hastaların %35,81'inin Genel Pediatri bölümüne başvurusundan önce herhangi bir başka hastaneye lenf bezi büyümesi şikayeti ile başvurusu olduğu, dış merkeze başvuran bu hastaların %77,35'ine US yapıldığı öğrenildi. Hastalara tanı konulması sürecinde LAP teşhis edilen hastalarda malignite düşündürecek anamnez, fizik muayene bulgusu varsa US tetkikinin malignite teşhisi sürecinde yardımcı olabileceği fakat anamnez ve fizik muayenede şüpheli bir durum yoksa US tetkikinin gerekli olmadığı kanısına varıldı. İlk muayenede anamnez, fizik muayene ve US sonuçları ile benign düşünülen hiçbir hastanın kontrole geldiğinde istenen US tetkikinde malignite düşündürecek sonuca rastlanmadığı ya da anamnez ve fizik muayenesinde malignite düşündürecek bulgu görülmediği bu nedenle kontrole gelen hiçbir hastaya malignite tanısı konulmadığı, malignite tanısı alan hastaların hepsinin ilk başvuruda tanılarını aldıkları görüldü. Bu nedenlerle LAP takibinde US tetkikinin anlamlı olmadığı fizik muayene ile takibin yeterli olduğu görüldü.

Özet (Çeviri)

Enlargement of lymph nodes ranks among the leading reasons for referral to general pediatric clinics. In this study, 148 patients who presented with complaints of lymph node enlargement were prospectively evaluated at the Department of General Pediatrics, Hacettepe University Faculty of Medicine Children's Hospital, between June 1, 2023, and June 1, 2024. Of these patients, 94 (63.51%) were male and 54 (36.49%) were female, with ages ranging from 8 months to 17 years and a mean age of 7.18±3.68 years. Upon examining the primary complaints of the patients, it was found that 135 (91.21%) presented with swelling in the neck area, while additional symptoms included fever in 18 patients (12.16%). The most palpable lymphadenopathy (LAP) region on physical examination was the anterior cervical area in 76 patients (51.35%), followed by the submandibular region in 61 patients (41.22%). Among the 16 patients with LAP diameter measuring 3 cm and above, malignancy was detected in 4 (25%), whereas malignancy was found in only 2 (1.51%) out of 132 patients with LAP diameter measuring below 3 cm. Among patients diagnosed with a disease based on LAP biopsy histopathological results, 83.33% had a roundness index <2 on ultrasound (US), whereas among those without LAP biopsy or with benign biopsy results, 4.9% had a roundness index <2. While LAP appeared reactive on US in none of the patients diagnosed with a disease based on LAP biopsy, it was reactive in 3.5% of those without LAP biopsy or with benign biopsy results. All patients diagnosed with a disease based on LAP biopsy had a heterogeneous appearance of LAP on US, whereas 9.09% of those without LAP biopsy or with benign biopsy results had a heterogeneous appearance. Among patients diagnosed with a disease based on LAP biopsy, 33.33% showed peripheral vascularity on US, while 4.23% of those without LAP biopsy or with benign biopsy results showed peripheral vascularity. In terms of the correlation between physical examination and US findings, if at least one of the LAPs diagnosed by physical examination was observed on US, it was considered as concordant; otherwise, it was considered as discordant. Accordingly, 89.86% of the patients were considered concordant, while 10.14% were discordant. LAP biopsy was performed on nine (6.08%) out of 148 patients, with three biopsies reported as benign. Among the remaining six patients, diagnoses based on clinical and biopsy histopathological results were tuberculosis, Hodgkin lymphoma, necrotizing granulomatous lymphadenitis, Langerhans cell histiocytosis, capillary hemangioma, and Rosai-Dorfman disease. It was found that 35.81% of the patients had previously visited another healthcare facility with complaints of lymph node enlargement, and among those referred to an external center, 77.35% underwent US examination. It was concluded that while US examination may be helpful in the diagnosis of malignancy in patients with a history, physical examination, or findings suggestive of malignancy, it may not be necessary in the absence of suspicious history or physical examination findings. No patient initially considered benign based on history, physical examination, and US results was found to have malignancy upon follow-up US examination. Therefore, no patient referred for follow-up was diagnosed with malignancy, and all patients diagnosed with malignancy received their diagnoses at the initial visit. Consequently, it was concluded that US examination may not be meaningful in the follow-up of LAP, and follow-up with physical examination alone is sufficient.

Benzer Tezler

  1. Lenfadenopati nedeniyle çocuk hematoloji-onkoloji polikliniğine başvuran hastaların değerlendirilmesi

    Evaluation of patients applying to the pediatric hematology-oncology autpati̇ent clinic due to lymphadenopathy

    DİLEK ERDEM ÇELİK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    HematolojiDicle Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ VEYSİYE HÜLYA ÜZEL

  2. Çocuklarda baş boyun bölgesinde lenfadenomegali ile başvuran vakaların etiyolojisi ile klinik izlem sonuçları

    Etiology and clinical follow-up outcomes of children presenting with head and neck lymphadenopathy

    SERDAR BOZLAK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı Bölümü

    PROF. DR. EMİN ÜNÜVAR

  3. İyi diferansiye tiroid kanserli hastalarda interlökin 8 ve vasküler endotelyal büyüme faktörü gen polimorfizmlerinin sağlıklı kontrol gruplarıyla karşılaştırılması

    Comparing of interleukin 8 and vascular endothelial growth factor gene polymorphisms within differantiated thyroid cancer and healthy control groups

    İLHAN KILIÇ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2013

    Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıTrakya Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SİBEL GÜLDİKEN

  4. Diferansiye tiroid karsinom tanılı hastalarda tanı anındaki tsh düzeyi ile hastalığın evresi arasındaki ilişki

    Diferansiye tiroid karsinom tanılı hastalarda tanı anındaki tsh düzeyi ile hastalığın evresi arasındaki ilişki

    ESRA TUNÇEZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2017

    Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıNecmettin Erbakan Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MUSTAFA KULAKSIZOĞLU

  5. Periferik lenfadenopati nedeniyle çocuk hematoloji-onkoloji polikliniğine başvuran hastaların değerlendirilmesi

    Evaluation of patients who applied to pediatric hematology-oncology clinic due to peripheral lymphadenopathy

    ELİF ŞEKER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSakarya Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MUSTAFA BÜYÜKAVCI