Torakal ve kardiovasküler cerrahi sonrası atrial fibrilasyon gelişimini etkileyen parametreler
Başlık çevirisi mevcut değil.
- Tez No: 90149
- Danışmanlar: YRD. DOÇ. DR. SÜLEYMAN ASLAN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi, Thoracic and Cardiovascular Surgery
- Anahtar Kelimeler: Atriyal fibrilasyon, Cerrahi-kardiyovasküler, Atrial fibrillation, Surgery-cardiovascular
- Yıl: 1999
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Cumhuriyet Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
33 ÖZET Bu çalışmada, torakal ve kardiovasküler cerrahi sonrası atrial fibrilasyon gelişimine neden olabileceği düşünülen klinik, çeşitli laboratuvar bulguları ile POAF arasındaki ilişki prospektif bir çalışmayla araştırılmıştır. YÖNTEM: Çalışma torakal ve kardiovasküler operasyon geçiren 67 hasta ile yapıldı. Bu dönemde ameliyat edilen hastalardan kronik AFlu olan hastalar, acil cerrahi işlem gerektiren hastalar ve postoperatif takip edilmeyen hastalar çalışmaya alınmadı. 67 hastanın preoperatif anamnezleri, klinik, labrotuvar bulguları, EKG ve ekokardigrafik bulguları değerlendirildi. BULGULAR: Anamnez ile saptanan parametrelerden yaş>60 olması, diabetes mellitus, myokard infarktüs, öksürük ve balgam öyküleri ki kare ve richer testleri ile (P<0001) anlamlı bulundu. Klinik muayene ile saptanan SKB>140 mm Hg, DKB>90 mm Hg, rai varlığı, ronküs varlığı ki kare ve fisher testleri ile (P<0,01) anlamlı bulundu. Radyoloji, EKG ve özel kardiolojik tetkikler ile saptanan parametreler grup I de P dalgası anormalliği, ST segment değişikliği, SAÇ >40 mm olması, PWS>120ms olması; grup II de ise akciğer parankimal değişiklikleri ki kare ve ficher testi ile ( P>0,001) anlamlı bulundu. Klinik tanı ve cerrahi operasyon şekline göre grup I de RKH, KAH, KPBC uygulanan hastalarda, grup II de ise KKH, uygulanan akciğer cerrahisi ki kare ve ficher testi ile (P<0,05) anlamlı bulundu. Grup I ve grup II de önemlilik arz eden 19 parametre pozitif ve negatif yönde anlamlı bulundu. Bu amaçla POAF ile ilişkili bulunan parametreler iki nitel değişken arasındaki ilişki kat sayısına göre (PHİ) testi ile karşılaştırıldılar. PHİ değeri P<0,05 olanlar anlamlı kabul edildiler. PHİ testide POAF riskini artıran ve azaltan değişkenler iki grupta incelendi. Riski artıran faktörler yaş>60 olması, MI öyküsü, SAÇ>40mm, PWS>120ms, RKH, KAH, uygulanan CPBC şekli PHİ34 testine göre (P <0,05) olması istatistiki olarak anlamlı kabuledildiler. POAF riskini PHİ testine göre azaltan faktörler ise balgam öyküsü, öksürük öyküsü, akciğerdeki parankimal değişilikler ve uygulanan akciğer cerrahisi olarak saptandı. İstatistiki olarak P<0,05 olması POAF ile arsındaki ilişki negatif olarak değerlendirildi. SONUÇ: Bu çalışmadan bir göğüs kalp ve damar cerrahisi kliniği için önemli klinik sonuçlar çıkarılabilir. POAF için riski yüksek olan hastalar saptanmaksızın her hastaya POAF prolaksisi yapılırsa, kardiopulmoner cerrahi için yaklaşık %60, valvuler cerrahi için yaklaşık %50 ve akciğer cerrahi için yaklaşık %80 hastaya fazladan profllaksi uygulanacaktır. Bu da hem maliyeti hem de ilaç yan etkilerine bağlı olarak hasta » morbiditesi ve mortalitesini artıracaktır. Bu parametrelerin tek başına veya birlikte bulunduğu hastalarda POAF profilaksisi yapılmasının rasyonel bir yaklaşım olabileceği söylenebilir.
Özet (Çeviri)
35 SUMMARY A prospective clinical trial was planned for investigate clinical and laboratory changes which promote post-operative atrial fibrillation in patients who underwent thoracic and cardiovascular operation. METHOD: Sixty seven patients were included to the study. Patients who had chronic atrial fibrillation and had operated on an emergency basis are excluded from the study.Patient's history, clinical findings, laboratory values, electrocardiographic and echocardiographic findings were investigated. RESULTS: Among the findings which were encountered by history; Advanced age (x>60), diabetes mellitus,myocardial infarction, caugh and party sputum were found significant with X square and fischer tests (p<0,001). Systemic blood pressure (x>140 mmHg), DKB>90 mmHg respiratory ralles,ronkus were found significant with the same tests (P<0.01). Among the radiological and cardiologic findings in Group I : P wave anomaly, ST segment changes, LAD>40 mm, PWD>120 ms were accepted valuable, In Group II pulmonary parenchymal changes were found remarkable with the same tests (P<0,001). 97% of the patients in Group I were operated by open heart surgery technique. Meanwhile 41% of the patients in Group II were operated by open heart surgery technique and remainder (59%) of the patients were operated by thoracic surgical techniques.Dirferences between groups were meaningfiill (P<0,05). 19 parameters which are important between groups are found significant either positively or negatively. Parameters which are related with post-operative atrial fibrillation, were investigated with PHI test..PHI value which are P<0,05 were accepted meaningfiill. Variables which are increasing and which are decreasing the risk of POAF were36 investigated in groups. Advanced age (X>60), history of MI, LAD>40mm, PWD> 120ms, RHD, CAD and CPB style were increased the risk of POAF(P<0,05). Forty sputum,cough, pulmonary parenchymal changes and thoracic surgical procedures were decreased the risk (negative relation). CONCLUSION : POAF is commonly encontered entity among patients in cardiovascular surgery clinics, by the rutine usage of POAF prophlaxies in not rational. As a consequence prophilaxy without regarding risk factors will cause unnecessary prophilaxies amount of 60% for CABG, 50% for valvular surgery and 80% for thoracic surgical patients. Prophilaxy should be applied only for patients who has risk factors, so it should reduce mortality, morbidty and cost effect and also adverse effects of the drug.
Benzer Tezler
- Yaşlı hastalarda üst abdominal cerrahide farklı seviyelerden takılarak oluşturulan torakal epidural analjezinin intraoperatif hemodinami ve nöral blokaj üzerine olan etkilerinin karşılaştırılması
Comparison of different levels of thoracic epidural analgesia on intraoperative hemodynamics and neural blockade geriatric patients undergoing upper abdominal surgery
AHMET KACIROĞLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2016
Anestezi ve ReanimasyonAtatürk ÜniversitesiAnesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. AYŞENUR DOSTBİL
- Yüzüstü pozisyon verilen genel anestezi altında spinal cerrahi uygulanan hastalarda yüzüstü pozisyonun EKG üzerine etkileri
Başlık çevirisi yok
MUSTAFA BARAN YAVUZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
Anestezi ve ReanimasyonSağlık Bilimleri ÜniversitesiAnesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. SERDAR DEMİRGAN
- Ötiroidi genç primer lokal hiperhidrozis hastalarında torakal sempatik blokaj ameliyat yanıtının preoperatif TSH aralığına göre değerlendirilmesi
Evaluation of thoracal sympathetic blockage surgery response in accordance with preoperative TSH levels in euthyroid young primer local hyperhidrosis patients
ÖMER YAVUZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2018
Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiGöğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. NURETTİN YİYİT
- Açık kalp cerrahisinde torakal epidural analjezinin postoperatif solunum parametreleri üzerine etkileri
The effect of thoracic epidural analgesia on postoperative respiratory parameters in open heart surgery
FERAH SARICA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
Anestezi ve ReanimasyonKaradeniz Teknik ÜniversitesiAnesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AHMET CAN ŞENEL
PROF. DR. ENGİN ERTÜRK
- Endovasküler aort onarımlarında klinik deneyimlerimiz
Our clinical experiences in endovascular aorta repairs
ABDURRAHMAN MURATOĞLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2018
Göğüs Kalp ve Damar CerrahisiDicle ÜniversitesiKalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. SİNAN DEMİRTAŞ