Geri Dön

Primer immün yetmezlikli hastalarda alerjik hastalıklar

Allergic diseases in primary immunodeficiency patients

  1. Tez No: 911460
  2. Yazar: MESUT ZENCİRCİ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. FERAH GENEL
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Allerji ve İmmünoloji, Child Health and Diseases, Allergy and Immunology
  6. Anahtar Kelimeler: Alerji, primer immün yetmezlik, astım, atopik dermatit, alerjik rinit, besin alerjisi, spesifik IgE, prick testi, Allergy, primary immunodeficiency, asthma, atopic dermatitis, allergic rhinitis, food allergy, specific IgE, prick test
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Alerji-İmmünoloji Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş ve Amaç: Primer immün yetmezlikler (PİY), tekrarlayan enfeksiyonlar, otoimmünite, lenfoproliferasyon, inflamasyon, büyüme geriliği, alerji ve maligniteye yatkınlık ile karakterizedir. Astım, alerjik rinit, atopik dermatit ve besin alerjileri gibi alerjik hastalıklar, ilk prezantayon bulgusu olabilmektedir. Çalışmamızda PİY'li hastalarda eşlik eden alerjik hastalıkları değerlendirerek sıklığını belirlemek ve alerjik hastalıkların eşlik etmesinin tanı ve prognoz sürecine etkisini değerlendirmek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Bölümü'nde takip edilen, Avrupa İmmün Yetmezlikler Derneği'nin (ESID) tanı kriterlerine göre PİY tanısı alan ve tanısı genetik olarak doğrulanan 0-18 yaş arası hastalar retrospektif olarak değerlendirildi. Bulgular: PİY tanısı konulan 252 hasta içinde alerjik bulgusu olan 109 (%43,3) hasta saptandı. Alerjik hastalığı olan PİY'li hastaların ortanca değer olarak ilk yakınma yaşı 12 ay (5,0-24,0), alerjik bulguların başlangıç yaşı 30 ay (12,0-70,5), PİY tanı yaşı 48 ay (16,0-88,0), PİY tanı gecikmesi 24 ay (8,0-46,0) olarak belirlendi. Alerjik bulguların ortaya çıkma zamanı değerlendirildiğinde olguların %76,1'inde bulguların tanı esnasında veya öncesinde başladığı görüldü. IUIS sınıflamasına göre PİY tanı grupları arasında alerjik hastalık görülme sıklığı yönünden anlamlı farklılık mevcut olup %67,1 ile en yüksek oranda antikor eksikliğinde izlendi. Takiben kombine immün yetmezlikte (KİY) %51,2, sendromik kombine immün yetmezlikte (sendromik KİY) %24,7, immün disregülasyonda %26,7, fagositer sistem defektinde %29,4, doğal immün sistem defektinde %33,3 ve kompleman sistem eksikliğinde %20 oranında alerjik hastalık saptandı. Alerjik hastalık görülen PİY hastalarının genetik mutasyonlarında, en sık TACI mutasyonu saptanmış olup alerjik hastalık sıklığı %70,4 iken, DOCK8 mutasyonu olan 18 hastanın tamamında alerjik hastalık tespit edildi. Alerjik hastalıkların dağılımı değerlendirildiğinde %31,3 astım, %19,8 alerjik rinit, %11,1 atopik dermatit, %6,7 besin alerjisi belirlendi. Anafilaksi, ilaç alerjisi ve kronik ürtiker düşük oranlarda saptandı. PİY tanı gruplarında alerjik hastalıkların görülme sıklığı yönünden anlamlı farklılık olup antikor eksikliği hastalarında astım ve alerjik rinit gelişme riski diğer gruplara göre istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulundu (p<0,05). Atopik dermatit sıklığı KİY'de %41 tespit edilerek, diğer tüm PİY gruplardan anlamlı düzeyde yüksek saptandı (p<0,05). Besin alerjisi sıklığı, antikor eksikliği ve KİY grubunda, sendromik KİY grubuna göre anlamlı düzeyde daha yüksek idi (p<0,05). Astım, atopik dermatit ve besin alerjisi gruplarında total immünoglobulin E (IgE) ve eozinofil sayısı alerjisi olmayan hastalara göre anlamlı düzeyde yüksek iken alerjik rinit olgularında anlamlı fark olmadığı görüldü. Alerjik hastalığı olan hastalar alerjen duyarlanmaları açısından değerlendirildiğinde yapılan deri testlerinin %25,5'inde ve spesifik IgE ölçümlerinin %28,6'sında en az bir alerjene duyarlanma saptandı. Duyarlanma varlığı açısından PİY tanı grupları arasında istatiksel anlamlı farklılık saptanmadı. Analiz yapılan hastaların %17,8'inde en az bir aeroalerjen duyarlanması görülürken, %16,4'ünde en az bir besin duyarlanması tespit edildi. Aeroalerjenlerin %53,8'i iç ortam, %46,2'si ise dış ortam alerjenleriydi. Besin duyarlanması görülen hastaların %75'inde çoklu duyarlanma tespit edilirken, sıklık sırasına göre sırasıyla inek sütü, yumurta akı, yumurta sarısı ve buğday duyarlanmaları görüldü. PİY tanı gruplarına göre dağılımında KİY'te besin duyarlanması varlığı (%50) diğer gruplara göre istatiksel anlamlı yüksek saptandı. İntra venöz immunoglobulin (İVİG) kullanımı, alerjik hastalığı olan olgularda istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek belirlendi (p<0,001). Diğer tedaviler yönünden anlamlı fark izlenmedi. Alerjik hastalığı olanlarda %30,4 enfeksiyöz komplikasyon, %9,8 otoimmünite-inflamasyon ve %5,4 malignite saptandı. Alerjik hastalığı olanlarda olmayan hastalara göre enfeksiyöz komplikasyon sıklığı anlamlı yüksek iken mortalite oranları yönünden fark izlenmedi. Alerjisi olan PIY'li hastaların %48,6'sında birden fazla alerjik hastalık saptandı ve antikor eksikliği grubunda çoklu alerjik hastalık görülme riskinin daha fazla olduğu belirlendi. Alerjik hastalıklı PİY olgularında atopik dermatitli hastalarda exitus oranı en yüksek iken alerjik rinitli olgularda en düşük olarak saptandı (p<0,05). Sonuç: Alerjik hastalıklar PİY'li olgularda sık görülmektedir ve yaklaşık dörtte üçünde bulgular PİY tanısı öncesi başlamaktadır. Bu nedenle alerjik hastalığı olan olguların erken tanısı uygun tedavi ile komplikasyonların gelişiminin engellenmesi ve yaşam kalitesinin arttırılması açısından önemlidir. PİY olgularında alerjik bulguların ortaya çıkmasında etkin olan mekanizmaların ortaya konması tanı ve tedavi sürecinin iyileştirilmesinde, hedefe yönelik tedavilerin geliştirilmesinde önemli rol oynayacaktır.

Özet (Çeviri)

Introduction and Aim: Primary immunodeficiencies (PIDs) are characterized by recurrent infections, autoimmunity, lymphoproliferation, inflammation, growth retardation, allergy, and susceptibility to malignancy. Allergic diseases such as asthma, allergic rhinitis, atopic dermatitis, and food allergies can present as initial symptoms. This study aims to evaluate the frequency of allergic diseases accompanying PID patients and assess the impact of these comorbidities on the diagnostic and prognostic process. Materials and methods: Patients aged 0-18 years who were diagnosed with PID based on the diagnostic criteria of the European Society for Immunodeficiencies (ESID) and whose diagnoses were genetically confirmed were retrospectively evaluated. The study was conducted at the Pediatric Allergy and Immunology Department of University of Health Sciences İzmir Dr. Behçet Uz Children's Hospital. Results: Among the 252 patients diagnosed with PID, 109 patients (43.3%) were found to have allergic symptoms. For PID patients with allergic diseases, the median age of initial complaints was 12 months (5.0–24.0), the median age of allergic symptom onset was 30 months (12.0–70.5), the median age of PID diagnosis was 48 months (16.0–88.0), and the median diagnostic delay was 24 months (8.0– 46.0). When the timing of allergic symptom onset was evaluated, it was observed that in 76.1% of cases, the symptoms began at or before the time of PID diagnosis. Based on the International Union of Immunological Societies (IUIS) classification, there was a significant variation in the frequency of allergic diseases among PID diagnostic groups. The highest prevalence was observed in antibody deficiencies (67.1%), followed by combined immunodeficiency (51.2%), syndromic combined immunodeficiency (24.7%), immune dysregulation (26.7%), phagocytic system defects (29.4%), innate immune system defects (33.3%), and complement system deficiencies (20%). Regarding genetic mutations in PID patients with allergic diseases, the TACI mutation was the most frequently identified, with a prevalence of 70.4%. Remarkably, all 18 patients with the DOCK8 mutation were found to have allergic diseases. When the distribution of allergic diseases was evaluated, 31.3% of patients had asthma, 19.8% had allergic rhinitis, 11.1% had atopic dermatitis, and 6.7% had food allergy. Anaphylaxis, drug allergy, and chronic urticaria were detected at low rates. There was a significant difference in the frequency of allergic diseases among PID diagnostic groups. The risk of developing asthma and allergic rhinitis was found to be statistically significantly higher in patients with antibody deficiencies compared to other groups (p<0.05). The prevalence of atopic dermatitis was determined to be 41% in combined immunodeficiency (CID) patients and was significantly higher than in all other PID groups (p<0.05). Similarly, the prevalence of food allergy was significantly higher in the antibody deficiency and CID groups compared to the syndromic CID group (p<0.05). In patients with asthma, atopic dermatitis, and food allergies, total IgE levels and eosinophil counts were significantly higher compared to patients without allergies. However, no significant difference was observed in allergic rhinitis cases. When allergic patients were evaluated for allergen sensitization, 25.5% of skin tests and 28.6% of specific IgE measurements detected sensitization to at least one allergen. No statistically significant difference in the presence of sensitization was observed among PID diagnostic groups. Among the analyzed patients, 17.8% had sensitization to at least one aeroallergen, while 16.4% showed sensitization to at least one food allergen. Of the aeroallergens, 53.8% were indoor allergens, while 46.2% were outdoor allergens. Among patients with food sensitization, 75% exhibited multiple sensitizations. The most common food allergens, in order of frequency, were cow's milk, egg white, egg yolk, and wheat. When analyzed according to PID diagnostic groups, the presence of food sensitization was found to be significantly higher in the CID group (50%) compared to other groups (p<0.05). The use of intravenous immunoglobulin (IVIG) was found to be statistically significantly higher in patients with allergic diseases compared to those without (p<0.001). No significant differences were observed regarding other treatments. Among patients with allergic diseases, 30.4% experienced infectious complications, 9.8% had autoimmunity or inflammation, and 5.4% developed malignancies. The frequency of infectious complications was significantly higher in patients with allergic diseases compared to those without; however, no differences were observed in mortality rates. Multiple allergic diseases were identified in 48.6% of PID patients with allergies. The risk of having multiple allergic diseases was higher in the antibody deficiency group. Among PID patients with allergic diseases, those with atopic dermatitis had the highest mortality rates, while patients with allergic rhinitis had the lowest (p<0.05). Conclusion: Allergic diseases are frequently observed in patients with PID, with symptoms beginning before the PID diagnosis in approximately three-quarters of cases. Therefore, early diagnosis of allergic diseases is crucial for preventing complications through appropriate treatment and improving the quality of life. Understanding the mechanisms contributing to the development of allergic symptoms in PID patients will play a significant role in enhancing diagnostic and therapeutic processes and developing targeted treatment strategies.

Benzer Tezler

  1. Pediatrik yaş grubunda primer immün yetmezlikli hastalarda yaşam kalitesinin değerlendirilmesi

    Assessment of quality of life in children and adolescents with primary immunodeficiencies

    HALİL ÖRTLEK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AYŞE METİN

  2. Sık değişken immün yetmezlikli çocukların klinik ve immünolojik özelliklerinin değerlendirilmesi

    Evaluation of clinical and immunogical characteristics of childeren with common variable immune deficiency

    GÜLSÜM ALKAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2013

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıNecmettin Erbakan Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SEVGİ KELEŞ

  3. Primer immün yetmezlik tanısı ile takip edilen hastaların retrospektif olarak değerlendirilmesi: Beş yıllık deneyim

    Retrospective evaluation of patients who were followed with the diagnosis of primary immunodeficiency between 2006-2011 in Konya

    YASEMİN KINALI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2012

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıNecmettin Erbakan Üniversitesi

    Pediatri Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. İSMAİL REİSLİ

  4. Toplum kökenli pnömoni tanısı alan çocuklarda altta yatan immün yetmezliği olanlar ile olmayanların başvuru, laboratuvar, tedavi ve komplikasyonları arasındaki farkların karşılaştırılması

    Toplum kökenli pnömoni tanısı alan çocuklarda altta yatan immün yetmezliği olanlar ile olmayanların başvuru, laboratuvar, tedavi ve komplikasyonları arasındaki farkların karşılaştırılması

    SEDA GÖÇER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2016

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıHacettepe Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. EMİNE NURAL KİPER

  5. Primer immün yetmezlikli hastalarda kolaylaştırılmış subkutan immunglobulin tedavisinin etkinliği

    Efficacy of facilitated subcutaneous immunoglobulin therapy in patients with primary immunodeficiency

    AYNUR KAYA KARACA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Allerji ve İmmünolojiNecmettin Erbakan Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SEVGİ KELEŞ