Geri Dön

İntravenöz demir tedavisi sonrası hipofosfatemi gelişim sıklığı ve ilişkili faktörlerin değerlendirilmesi

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 916741
  2. Yazar: YUSUF KİMYON
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. GÖKHAN TAZEGÜL
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Iron Deficiency, Iron Carboxymaltose Treatment, Hypophosphatemia
  7. Yıl: 2024
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Marmara Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Bu çalışmada amaç, demir eksikliği/demir eksikliği anemisi olan ve intravenöz demir ile tedavi edilen hastalarda, infuzyon sonrasında gelişen hipofosfatemi sıklığını ve hipofosfatemi gelişimi ile ilişkili klinik faktörleri belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma, 01/01/2023-01/04/2024 tarihleri arasında intravenöz demir infüzyonu yapılan erişkin hastaların verileri retrospektif olarak taranarak gerçekleştirilmiştir. Hastaların demografik ve klinik verileri, laboratuvar bulguları retrospektif olarak hasta dosyalarından edinilmiştir. Hipofosfatemi sınırı 2 mg/dL ve altı, ağır hipofosfatemi sınırı ise 1 mg/dL altı, semptomatik hipofosfatemi ise tedavi öncesi olmayan semptomların sorgusu ile (kas güçsüzlükleri, paresteziler, çarpıntı, ensefalopati bulguları ve diğer bulgular) tedavi sonrası ortaya çıkışı olarak tanımlanmıştır. Verilerin istatistiksel analizi için SPSS 26.0 kullanılmış ve P değerinin <0,05 olması istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya alınan 202 hastanın neredeyse tamamında demir eksikliğine bağlı anemi mevcuttu, sadece 7 (%3,5) hastada demir eksikliği olup anemi yoktu. Hastaların 177'sinde (%87,6) DE/DEA tanısı eski tanı idi. Hastalara medyan 1000 mg (ÇAA 1000-1500 mg) intravenöz demir tedavisi uygulanmıştı. Hastaların 89'unda (%44,1) hipofosfatemi izlenmiştir. Hipofosfatemi gelişen hastaların 22'si (hipofosfatemi olan hastaların %10,9'u) semptomatikti ve 8'i (hipofosfatemi gelişen hastaların %4'ü) 4 haftadan uzun sürmesi nedeni ile persistan kabul edildi. Hipofosfateminin medyan süresi 2 hafta (ÇAA 2-3 hafta) saptandı. Hipofosfatemi gelişimi üzerine etkinliği olan tüm değişkenler bir arada, çoklu binary lojistik regresyon analizleri ile değerlendirildiğinde ise, 3 ana faktör birbirlerinden bağımsız olarak hipofosfatemi ile istatistiki ilişki oluşturmaktadır: yeni tanı DE/DEA, bazal fosfor düzeyinin 3.5 mg/dL üzerinde olması ve uygulanan tedavi dozunun 1000 mg altında olması, birbirlerinden bağımsız olarak hipofosfatemi gelişim riskini her biri yaklaşık %70 oranında düşürmektedir. Geliştirilmiş olan bu modelin performansı incelendiğinde hipofosfatemi gelişmeyen hastaları %86,4 doğruluk ile tespit ettiği izlenmiştir. Sonuç: Sonuç olarak çalışmamızda iv demir tedavisi sonrası hipofosfateminin yaygın olduğu gösterilmiştir. Bazal fosfor düzeyi, anemi süresi ve tedavi dozu hipofosfatemi gelişimi açısından bağımsız risk faktörleri olarak tespit edilmiştir. Bu nedenle, IV demir tedavisi alan bu risk faktörlerine sahip hastaların hipofosfatemi ve semptomları açısından yakından takip edilmesi ve gerekirse uygun müdahalelerde bulunulması gerektiği gösterilmiştir. Bu bulgular, hastaların tedavi yönetiminde rehberlik sağlayabilir.

Özet (Çeviri)

Aim: This study aimed to determine the frequency and factors associated with hypophosphatemia developing after intravenous iron infusion in patients with iron deficiency/iron deficiency anemia. Patients and Methods: This study was conducted by retrospectively on adult patients who received intravenous iron between 01/01/2023-01/04/2024. The patients ' demographic and clinical data and laboratory findings were obtained retrospectively. Hypophosphatemia was defined as 2 mg/dL and below, severe hypophosphatemia was defined as below 1 mg/dL, and symptomatic hypophosphatemia was defined as the emergence of related symptoms that were not present before treatment (muscle weakness, paresthesias, palpitations, encephalopathy findings and other findings) after treatment. SPSS 26.0 was used for analysis; a P value of <0.05 was considered statistically significant. Results: Almost all of the 202 patients included in the study had anemia due to iron deficiency, only 7 (3.5%) had no anemia. In 177 (87.6%), iron deficiency/anemia diagnosis was older than six months. Patients were treated with a median of 1000 mg (IQR 1000-1500 mg) intravenous iron. Hypophosphatemia was observed in 89 (44.1%). 22 patients (10.9% of the patients with hypophosphatemia) had symptomatic hypophosphatemia, and 8 (4% of the patients with hypophosphatemia) were considered to have persistent hypophosphatemia lasting longer than 4 weeks. The median duration of hypophosphatemia was 2 weeks (IQR 2-3 weeks). When all variables effective on the development of hypophosphatemia were evaluated together with multiple binary logistic regression analyses, three main factors independently created a statistical relationship with hypophosphatemia: newly diagnosed ID/IDA, basal phosphorus level above 3.5 mg/dL and the applied treatment dose below 1000 mg, each independently reduced the risk of hypophosphatemia by approximately 70%. When the performance of this developed model was examined, it was observed that it detected patients who did not develop hypophosphatemia with 86.4% accuracy. x Conclusion: We showed hypophosphatemia is common after IV iron. Basal phosphorus levels, duration of anemia, and treatment dose were independent risk factors for hypophosphatemia. Patients with these risk factors who receive IV iron treatment should be closely monitored for hypophosphatemia and its symptoms, and appropriate interventions should be made if necessary. These findings may guide the treatment management of patients.

Benzer Tezler

  1. Sivas ili cumhuriyet üniversitesi tip fakültesi numune ve sosyal sigortalari kurumu hastanelerinde çalişan hemşirelerin intra venöz (damar içi) sivi tedavisine ilişkin bilgi ve uygulamalari

    The knowledge and practice related to the intravenous fluid theraph of the nurses working at the hospital of the medical faculty in cumhuriyet university, numune hastanesi and sosyal sigortalar kurumu hastanesi in sivas

    İLKAY KALELİ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    HemşirelikCumhuriyet Üniversitesi

    Hemşirelik Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. MELİHA ATALAY

  2. Hipoksik ve hiperoksik koşullarda serebral kan akımı değişimlerinin ventilasyon parametrelerine etkisi

    Başlık çevirisi yok

    NAZAN FIRAT

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1988

    Fizyolojiİstanbul Üniversitesi

    Fizyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MELİHA TERZİOĞLU

  3. Dopaminin normal sıçanlarda renin granülleri üzerine etkisi

    Başlık çevirisi yok

    RIFKİYE SARICA (KÜÇÜKOĞLU)

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1988

    Morfolojiİstanbul Üniversitesi

    Histoloji ve Embriyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. İSMAİL PETORAK

  4. 99 m.Tc-Rifampisin taşıyan mikrokürelerin formülasyonu, in vitro salıverilmesi ve in vivo biyoyararlanımı üzerinde çalışmalar

    Başlık çevirisi yok

    ELVAN İŞERİ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1989

    Eczacılık ve FarmakolojiHacettepe Üniversitesi

    Farmasötik Teknoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. A. ATİLLA HINCAL