Examining cognitive adaptive flexibility in individuals with high and low worry
Yüksek ve düşük kaygıya sahip bireylerde bilişsel uyumsal esnekliğin incelenmesi
- Tez No: 917250
- Danışmanlar: PROF. DR. COLETTE HIRSCH
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Psikiyatri, Psychiatry
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2018
- Dil: İngilizce
- Üniversite: Kıng S College London England
- Enstitü: Yurtdışı Enstitü
- Ana Bilim Dalı: Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Arka Plan ve Amaç: Kaygı, gelecek hakkında, tekrarlayan, kontrol edilemeyen olumsuz düşünceler olarak ortaya çıkar ve duygusal bilgiye ilişkin aşağıdan-yukarıya işlemlenen bilişsel önyargılar, dikkati kontrol kaynaklarını bastırdığında meydana gelir. Kaygı sırasında, duygusal uyarıcıları esnek bir şekilde işlemlemek, özellikle yüksek kaygı yaşayan bireyler için zorlaşır. Kaygıdaki esnek kontrolü azaltan başlıca aşağıdan-yukarıya bilişsel süreç yorumlama yanlılığıdır. Bu çalışma, kaygının altında yatan mekanizmaların bütüncül bir temsilini sağlamak amacıyla, kilit bir yukarıdan-aşağıya işleme yetisi olarak duygusal esnekliği ve aşağıdan-yukarıya işleme süreci olarak yorumlama yanlılığını yüksek ve düşük kaygı yaşayan bireylerde incelemeyi hedeflemiştir. Yöntemler: On sekiz düşük kaygı yaşayan ve yirmi dört yüksek kaygı yaşayan birey, Penn State Kaygı Ölçeği puanlarına dayanarak belirlenmiştir. Her iki grup da bir kaygı indüksiyonu süreci öncesinde ve sonrasında Duygusal Esneklik Görevi (AFT; Affective Flexibility Task) ve Leksikal Karar Görevi (LDT; Lexical Decision Task) ölçümlerini tamamlamıştır. Ayrıca, AFT ve LDT'den elde edilen sonuçların istemsiz olumsuz düşünce sayısı ile ilişkili olup olmadığını görmek için bir kaygı durumu nefes egzersizi görevi de uygulanmıştır. Bulgular: Karışık desen ANOVA sonuçları, iki grubun başlangıç seviyesindeki duygusal esneklik ve yorumlama yanlılığı düzeyleri arasında anlamlı bir fark olmadığını ortaya koymuştur. Bununla birlikte, kaygı indüksiyonu herhangi bir farklılık yaratmamıştır ve sonuçlar, hipotez edilen kaygı indüksiyonu sonrası grup farklarının bulunmadığını göstermiştir. Ayrıca, AFT veya LDT ile nefes odaklanması sırasındaki istemsiz olumsuz düşünceler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Sonuç: Bu çalışma, sınırlılıkları nedeniyle birçok soru cevapsız kalsa da, kaygı ile bilişsel esneklik mekanizmaları arasındaki hipotez edilen ilişkilerin benzersiz bir ön araştırması olarak kabul edilmelidir. İleriki çalışmalarda duygusal esneklik ve kaygı ilişkisinin yanı sıra bilişsel yanlılık etkileşimleri de araştırılmalıdır. Gelecek çalışmalarda, bu amaçla, daha büyük örneklemler kullanılmalı ve yeni görev paradigmaları tasarlanmalıdır. Klinik olarak tanı konmuş yüksek kaygı yaşayanlarla benzer çalışmaların yapılması da olası farkları görmek için faydalı olacaktır.
Özet (Çeviri)
Background & Aims: Worry occurs as repetitive, uncontrollable negative thoughts about the future and arises when the bottom-up cognitive biases regarding emotional information suppress attentional control resources. During worry, flexible processing of affective stimuli gets difficult especially for highly worried individuals. A major bottom-up process that diminishes the flexible control of emotional information in worry is interpretation bias. This study aimed to provide a holistic representation of the underlying mechanisms in worry by examining affective flexibility as a key top-down ability and interpretation bias as a bottom-up cognitive process; in high and low worriers. Methods: Eighteen low worriers and twenty-four high worriers were identified based on their Penn State Worry Questionnaire scores. Both groups completed Affective Flexibility Task (AFT) and Lexical Decision Task (LDT) before and after a worry induction period. To see whether the results from AFT and LDT are associated with the number of negative thought intrusions, a worry breathing focus task was also completed. Results: Mixed ANOVA results revealed that there was no significant difference between the affective flexibility and interpretation bias levels of two groups at baseline as expected. However, the worry induction did not cause any difference either, and results showed that the hypothesised post worry induction group differences were absent. Furthermore, there was not any statistically significant correlation between AFT or LDT and the number of negative thought intrusions during breathing focus. Conclusions: Even if several questions remained unanswered due to the limitations of the present study, it should be considered as a unique preliminary investigation of the hypothesised associations between worry and these cognitive flexibility mechanisms. Further research should be undertaken to investigate the affective flexibility and worry association along with the cognitive bias interactions. Future studies should use larger samples and consider designing novel task paradigms for this purpose. Similar studies with clinically diagnosed high worriers would also be helpful to see any possible difference.
Benzer Tezler
- İstatistiksel veri analizinde temel bileşenlerin yeri
The Role of principal components in the statistical data analysis
REŞAT KASAP
- Pamuk ipliklerinde istatiksel bir hata analiz yönteminin geliştirilmesi üzerinde araştırmalar
Başlık çevirisi yok
AYŞE KARAKOR
Yüksek Lisans
Türkçe
1986
Tekstil ve Tekstil MühendisliğiEge ÜniversitesiTekstil Mühendisliği Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. GÜNGÖR BAŞER
- Temel boyutlarıyla müziksel işitmenin incelenmesi
Research in musical audibility with it's basic dimensions
MEHLİKA DÜNDAR
- Kemalpaşa etlik piliç işletmelerinin teknik ve ekonomik yönden incelenmesi
Başlık çevirisi yok
HAYRİ TUNA YÜKSELEN
- Kemalpaşa ilçesi Yukarıkızılca köyünde seçilmiş bir grup bağcılık işletmesinin ekonomik analizi
Başlık çevirisi yok
M. METİN ARTUKOĞLU