Posterior serebral arter ve posterior komünikan arter varyasyonları ile baziler tepe anevrizması varlığı arasındaki ilişkinin bilgisayarlı tomografi anjiyografi ile değerlendirilmesi
Evaluation of the relationship between variations of the posterior cerebral artery and posterior communicating artery and the presence of basilar tip aneurysm using computed tomography angiography
- Tez No: 929911
- Danışmanlar: DOÇ. DR. HATİCE KAPLANOĞLU
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Radyoloji ve Nükleer Tıp, Radiology and Nuclear Medicine
- Anahtar Kelimeler: Baziler tepe anevrizması, posterior komünikan arter, varyasyon, hipoplazi, aplazi, Bilgisayarlı tomografi, İntrakraniyal anevrizma, Basilar tip aneurysm, posterior communicating artery, variation, hypoplasia, aplasia, Computed tomography, Intracranial aneurysm
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bakanlığı
- Enstitü: Ankara Etlik Şehir Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Radyoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Baziler tepe anevrizmaları, baziler bifurkasyonda meydana gelen anormal damar duvarı genişlemeleridir ve vertebrobaziler sistem anevrizmalarının önemli bir kısmını oluşturur. Bu anevrizmalar, yüksek rüptür riski, yüksek morbidite ve mortalite oranları ile tedavi zorlukları nedeniyle klinik olarak önemlidir. Bu çalışmanın amacı, posterior serebral arter(PSA) ve/veya posterior komünikan arter(PKoA) varyasyonlarının baziler tepe anevrizması gelişimi ile ilişkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmada 1 Kasım 2022- 31 Ağustos 2024 tarihleri arasında Ankara Etlik Şehir Hastanesi Radyoloji Kliniği'nde beyin bilgisayarlı tomografi anjiyografi(BTA) çekimi yapılmış ve baziler tepe anevrizması saptanmış 22 hasta ile baziler tepe anevrizması saptanmamış 204 hasta retrospektif olarak incelendi. Hastaların yaş ve cinsiyet verileri, PSA P1 ve P2 segmenti morfometrisi ile PKoA morfometrisi verileri, PSA P1 segmenti ve PKoA varyasyon verileri, baziler bifurkasyon verileri ve Willis halkası posterior kesimi anatomik konfigürasyonu tipi verileri karşılaştırıldı. Bulgular: Baziler tepe anevrizması saptanan hasta grubunun yaş ortalaması anlamlı yüksekti. Baziler tepe anevrizmaları kadınlarda daha sık gözlenmesine rağmen bu bulgu istatistiksel olarak anlamlı değildi. Anevrizmaların ortalama çapı 7,5 mm idi. Baziler tepe anevrizması gelişimi ile PKoA hipoplazisi veya aplazisi varlığı arasında anlamlı ilişki saptandı. Baziler tepe anevrizması gelişimi ile PSA varyasyonu varlığı ve baziler bifurkasyon tipi arasında ilişki saptanmadı. Baziler tepe anevrizması gelişimi ile H tipi, I tipi ve J tipi anatomik konfigürasyon arasında anlamlı ilişki saptandı. Sonuç: Çalışmamızda baziler tepe anevrizmasına, PSA ve PKoA varyasyonlarına ait tanımlayıcı istatistikler elde edilmiş, baziler tepe anevrizması gelişimi ile PKoA varyasyonlarının ilişkisi tanımlanmıştır. PKoA hipoplazisi veya aplazisinin baziler tepe anevrizması gelişimi riskini arttırdığı saptanmıştır.
Özet (Çeviri)
Aim: Basilar tip aneurysms, occurring at the basilar bifurcation, represent a significant portion of vertebrobasilar system aneurysms. These aneurysms are clinically important due to their high rupture risk, associated morbidity and mortality, as well as the challenges in treatment. This study aims to explore the relationship between variations in the posterior cerebral artery (PCA) and/or posterior communicating artery (PCoA) and the development of basilar tip aneurysms. Materials and Methods: The study retrospectively analyzed 22 patients diagnosed with basilar tip aneurysms and 204 controls, all of whom underwent brain computed tomography angiography (CTA) at Ankara Etlik City Hospital's Radiology Department from November 1, 2022, to August 31, 2024. The comparison included age, gender, PCA P1 and P2 segment morphometry, PCoA morphometry, PCA and PCoA variations, basilar bifurcation data, and the anatomical configuration of the posterior Willis circle segment. Results: The mean age of patients with basilar tip aneurysms was significantly higher. Although these aneurysms were more frequent in women, this was not statistically significant. The average diameter of the aneurysms was 7.5 mm. A significant relationship was found between PCoA variations (hypoplasia and aplasia) and the development of basilar tip aneurysms. No significant relationship was observed between PCA variations or basilar bifurcation type and aneurysm development. A strong association was found between basilar tip aneurysms and H-type, I-type, and J-type anatomical configurations. Conclusion: In our study, descriptive statistics for basilar tip aneurysms, PCA, and PCoA variations were obtained, and the relationship between basilar tip aneurysm development and PCoA variations was defined. It was determined that PCoA hypoplasia or aplasia increases the risk of developing basilar tip aneurysms.
Benzer Tezler
- Edgewise ve Begg teknik yöntemleri ile tedavi edilen vakalarda yüzün dik yön boyutlarında görülen değişiklikler
Başlık çevirisi yok
HAKAN GÖGEN
- Diyabetiklerde transuretral uyarımla elde edilen serebral potansiyeller, bulbokavernöz refleks ve sistometri
Başlık çevirisi yok
MEHMET KARATAŞ
- Dejeneratif lomber spinal stenozlu hastalarda ve fikse kadavralarda redundant sinir kökleri
Başlık çevirisi yok
ALİ KALKAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1988
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyonİstanbul ÜniversitesiFiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı
- Serebellum ve 4. ventrikül tümörlerinin bilgisayarlı tomografi bulguları ile histopatolojilerinin karşılaştırılması
Başlık çevirisi yok
KAYA KANBEROĞLU
- Kliniğimizde silier sulkusa fikse edilen arka kamara lens implantasyonunda elde ettiğimiz ilk sonuçlar
Başlık çevirisi yok
MEHMET AYDIN