Geri Dön

Term ve preterm yenidoğan bebeklerde D vitamini ile D vitamini bağlayıcı protein düzeyleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

The evaluation of the relationship between vitamin D and vitamin D binding protein levels in term and preterm neonates

  1. Tez No: 934131
  2. Yazar: EMİN ARVAS
  3. Danışmanlar: PROF. DR. DERYA BÜYÜKKAYHAN, DR. ÖĞR. ÜYESİ BURCU CEBECİ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Besin takviyesi, D vitamini, D vitamini bağlayıcı protein, D vitamini yetersizliği, yenidoğan, Dietary Supplements, vitamin D, vitamin D binding protein, vitamin D deficiency, newborn
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Yaşamın ilk sekiz haftasında, bebekler 25(OH)D3'ü öncelikle gebelik sırasında aktarılan maternal D vitamininden alırlar. Yenidoğanlarda endojen üretim sınırlı olduğundan, bu transfer yenidoğan D vitamini durumunda kritik bir rol oynar. D vitamini bağlayıcı protein (DBP) plasentayı geçmediğinden, doğum sonrası yenidoğanların DBP düzeyleri D vitamini takviyesi ihtiyacını daha iyi yansıtabilir ve yaşamın erken dönemlerinde D vitamini metabolizmasının dinamikleri hakkında bilgi sağlayabilir. Bu çalışmanın amacı 25(OH)D3 ve DBP düzeyleri arasındaki ilişkiyi değerlendirmek ve D vitamini eksikliği/yetersizliği olan term ve preterm bebeklerde D vitamini takviyesinin etkinliğini belirlemedeki rollerini araştırmaktır. Gereç ve Yöntemler: Tek merkezli, prospektif çalışmamıza D vitamini eksikliği/yetersizliği olan 30 term ve 29 preterm yenidoğan ile yeterli D vitamini düzeyine sahip 21 term ve 21 preterm yenidoğandan oluşan kontrol grupları dahil edilmiştir. 25(OH)D3 ve DBP düzeyleri doğumda ve günlük 800 IU D vitamini takviyesini takiben 8. haftada tekrar ölçülmüştür. Bulgular: Term ve preterm çalışma grubu annelerinin gebelikte D vitamini takviyesi alma oranı kontrol gruplarına göre daha düşüktü (p=0,001). Hem çalışma hem de kontrol grubunda term grubu katılımcıların 25(OH)D3 düzeyi preterm bebeklerden daha düşükken, DBP düzeyleri benzerdi. Çalışma grubunda yer alan term ve preterm yenidoğanların 25(OH)D3 düzeyi kontrol gruplarından düşükken, DBP düzeyleri benzerdi. Çalışma grubunda yer alan term ve preterm yenidoğanların vitamin D tedavisi sonrası hem 25(OH)D3 düzeyleri hem de DBP düzeyleri artmaktaydı ve tedavi sonrası artış düzeyleri term ve preterm bebeklerde benzerdi. Doğum anı D vitamini düzeyi ile D vitamini artış miktarı arasında negatif korelasyon saptandı (r=-0,281; p=0,031). D vitamini düzeyindeki artışa etki eden bağımsız faktörlerin regresyon modelinde doğum anı 25(OH)D3 (β=-0,243, p=0,021), albümin (β=- 0,587, p<0,001) ve lökosit (β=0,317, p=0,003) düzeyi olduğu saptandı. Sonuç: Çalışmamız D vitamini eksikliği/yetersizliği olan term ve preterm bebeklerde D vitamini takviyesi stratejilerini optimize etmek için başlangıçtaki 25(OH)D3 düzeylerini değerlendirmenin önemini vurgulamaktadır. DBP düzeyleri doğum anında kontrol grubuna benzer olması ve tedavi yanıtını öngörmedeki sınırlı rolü nedeniyle, doğum anı 25(OH)D3 düzeylerinin DBP'den daha güvenilir bir biyobelirteç olduğunu düşündürmektedir. Özellikle anne takviyesinin düşük olduğu toplumlarda D vitamini eksikliğinin erken tespiti ve tedavisi yenidoğan sonuçlarını önemli ölçüde iyileştirebilir.

Özet (Çeviri)

Aim: During the first eight weeks of life, infants primarily obtain 25(OH)D3 from maternal vitamin D transferred during pregnancy. This transfer plays a critical role in neonatal vitamin D status, as endogenous production in newborns is limited. Since vitamin D binding protein (DBP) does not cross the placenta, postnatal DBP levels may better reflect the need for vitamin D supplementation and provide insights into the dynamics of vitamin D metabolism in early life. This study aimed to evaluate the relationship between 25(OH)D3 and DBP levels and to investigate their roles in determining the efficacy of vitamin D supplementation in term and preterm infants with vitamin D deficiency/insufficiency. Materials and Methods: This single-center, prospective study included 30 term and 29 preterm newborns with vitamin D deficiency/insufficiency, alongside control groups of 21 term and 21 preterm newborns with adequate vitamin D levels. 25(OH)D3 and DBP levels were measured at birth and at 8 weeks following daily supplementation with 800 IU of vitamin D. Results: The rate of vitamin D supplementation during pregnancy was lower in the term and preterm study group mothers compared to the control group (p=0.001). In both the study and control groups, 25(OH)D3 levels were lower in term participants than preterm infants, whereas DBP levels were similar. The 25(OH)D3 levels of term and preterm newborns in the study group were lower than those in the control group, while their DBP levels were similar. Both 25(OH)D3 levels and DBP levels of term and preterm newborns in the study group increased after vitamin D treatment and the levels of increase after treatment were similar in term and preterm infants. There was a negative correlation between vitamin D level at birth and the amount of vitamin D increase (r=-0.281; p=0.031). The independent factors affecting the increase in vitamin D level were found to be 25(OH)D3 levels (β=-0.243, p=0.021) and albumin (β=-0.587, p<0.001) and leucocyte (β=0.317, p=0.003) levels at birth in the regression model. Conclusion: Our study highlights the importance of assessing baseline 25(OH)D3 levels to optimize vitamin D supplementation strategies in term and preterm infants with vitamin D deficiency/insufficiency. While DBP levels similar between study and control group at birth, their limited role in predicting treatment response suggests that 25(OH)D3 levels are a more reliable biomarker. Early identification and treatment of vitamin D deficiency, particularly in populations with low maternal supplementation, can significantly improve neonatal outcomes.

Benzer Tezler

  1. Türkiye'de serebral hareket bozukluklarının etiyolojisi epidemiyolojisi ve bazı klinik özellikleri

    Başlık çevirisi yok

    AŞER BENSUSAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

  2. Gebelik ve doğum olgularında prolaktin düzeylerinin değerlendirilmesi

    The Evaluation of prolactin values during pregnancy labour and in deliveries

    TÜLİN AKAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Kadın Hastalıkları ve DoğumGazi Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DOÇ.DR. MÜLAZIM YILDIRIM

  3. Valsli kurutucuda patates püresi eldesi üzerine çalışmalar

    Başlık çevirisi yok

    ÜNAL RIZA YAMAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    Gıda MühendisliğiEge Üniversitesi

    Gıda Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. COŞKAN ILICALI

  4. KY-89 zeolitinde asitlik dağılımının ve bazı hidrokarbonların etkin difüzyon katsayılarının gaz kromatografi ile tayini

    Başlık çevirisi yok

    SEZAİ ERDEM

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Kimya MühendisliğiEge Üniversitesi

    Kimya Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. GÖNÜL GÜNDÜZ

  5. Katı-hal lazerleri

    Solid-state lasers

    BURHAN DAVARCIOĞLU

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Fizik ve Fizik MühendisliğiGazi Üniversitesi

    Fizik Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ATİLLA ÖZMEN

  6. Tütün yastıklarında değişik ekimlerin fide kalitesine etkileri ve bu fidelerin tarla koşullarında verim ve kaliteleri

    Başlık çevirisi yok

    GÜN DÖRTERLER

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    ZiraatEge Üniversitesi

    Tarla Bitkileri Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SEVAL SEKİN