Meme kanserinde karaciğer yağlanması ve hepatit prevelansının prognoza etkisi
The impact of hepatic steatosis and hepatitis prevalence on prognosis in breast cancer
- Tez No: 934975
- Danışmanlar: PROF. DR. MUTLU DOĞAN, DOÇ. DR. MURAT BÜLENT KÜÇÜKAY
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Ankara Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Bu çalışma meme kanserli kadın hastalarda karaciğer yağlanması ve hepatit B prevelansının, eşlik eden komorbiditelerin, metabolik parametrelerin, tümör belirteçleri ve laboratuvar bulgularının birbirleri ile ilişkisini ve genel sağkalım (OS) üzerindeki etkilerini değerlendirmek, potansiyel prognostik belirteçleri ortaya koymak amacıyla yapıldı. Materyal ve Metod: Bu retrospektif çalışmaya, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Dr. Abdurrahman Yurtaslan Ankara Onkoloji Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde, 2015–2022 yılları arasında meme kanserli 299 kadın hasta dahil edildi. Hastaların demografik özellikleri, komorbiditeleri, laboratuvar parametreleri, gamma glutamil transferaz/trombosit oranı (GPR), aspartat aminotransferaz/trombosit endeksi (APRI), fibrozis-4 Endeksi (FIB-4), nötrofil lenfosit oranı (NLR), karaciğer yağlanması dereceleri, tümör belirteçleri, tanı ve üçüncü ay kontrolündeki laboratuvar değerleri değerlendirildi. Karaciğer yağlanması, ultrasonografi ve bilgisayarlı tomografi ile OS süreleri Kaplan-Meier yöntemi ile analiz edildi. Mortalite ile ilişkili değişkenler Cox regresyon analizi ile değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 299 hastanın tanı anında %59,3'ünde (n=159) karaciğer yağlanması varken, tedavi sonrasında %70,7'sinde (n=140) karaciğer yağlanması izlendi. Tedavi sonrasında karaciğer yağlanması şiddetinde artış olduğu gözlendi (p<0,001). Ancak karaciğer yağlanmasının sağkalım üzerinde anlamlı etkisi bulunmadı (p=0,978). Meme kanseri hastalarında karaciğer yağlanmasının varlığının; ileri yaş, yüksek beden kitle indeksi, postmenopozal dönemde olma ve diyabetes mellitus (DM) varlığı ile anlamlı ilişkisi olduğu gösterildi (sırasıyla p=0,010, p=0,014, p=0,008, p=0,013). Hastaların tanıda %19,1'inde (n=57) hepatit B enfeksiyonu saptandı, tedavi sonrasında ise hiçbir hastada yeni bir hepatit B enfeksiyonu gelişimi gözlenmedi. Hepatit B enfeksiyonu olan bireylerde direkt bilirubin düzeyinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olması dışında anlamlı bulgu saptanmadı (p=0,022). Hastaların %43,1'inde (n=129) en az bir komorbidite saptanmış olup, en sık eşlik eden hastalıklar hipertansiyon (HT) ve DM idi. Eşlik eden hastalık varlığı ile sağkalım arasında anlamlı bir fark saptanmadı (p=0,322). Ortalama yaş 59,35±11,46 yıl, ortalama beden kitle indeksi 29,69 kg/m² olarak bulundu. Gamma glutamil transferaz/trombosit oranı (GPR), APRI, FIB-4 ve NLR skorlarından sadece GPR anlamlı prognostik faktör olarak saptandı (p=0,864, p=0,878, p=0,490, p=0,030). Çalışmamızda, lökosit, nötrofil, GGT, total kolesterol düzeyleri, tümör belirteçleri (CEA, CA15-3) ve GPR, sağkalım açısından anlamlı prognostik faktörler olarak gösterildi (sırasıyla p=0,011, p=0,029, p= 0,016, p=0,042, p=0,005, p<0,001, p=0,030). Hastalık evresi, sağkalım üzerinde en etkili değişken olarak saptandı (p<0,001). Sonuç: Meme kanserli hastalarda komorbid hastalıklar ve metabolik bozukluklar, sağkalım ile ilişkilidir. Çalışmamızda GGT, total kolesterol ve GPR oranının prognostik önemi olduğu izlendi. Ancak, bu konuda çok sayıda hasta içeren prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır. Karaciğer yağlanması, DM ve obezite gibi metabolik bozuklukların kanser gelişiminin yanı sıra kanserli hastaların prognozu açısından da önemli olabileceği göz önünde bulundurularak kanserli hastalarda metabolik kontrol hedeflenmelidir. Yine erken evrede tanı alan meme kanserli hastaların prognozunun daha iyi olması tarama ve erken tanının önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Özet (Çeviri)
Objective: The aim of this study was to evaluate the prevalence of hepatic steatosis and hepatitis B infection in female patients diagnosed with breast cancer and the relationship among comorbidities, metabolic parameters, tumor markers and laboratory findings. We also aimed to evaluate the prognostic significance of these parameters. Materials and Methods: This retrospective study included 299 female patients who were diagnosed with breast cancer at University of Health Sciences Dr. Abdurrahman Yurtaslan Ankara Oncology Training and Research Hospital between 2015 and 2022. Demographic data, comorbidities, biochemical and hematological parameters, degrees of hepatic steatosis, tumor markers, gamma-glutamyl transferase to platelet ratio (GPR), aspartate aminotransferase to platelet ratio index (APRI), fibrosis-4 index (FIB-4), neutrophil-to-lymphocyte ratio (NLR) and laboratory values at diagnosis and at the third-month of follow-up were assessed. Hepatic steatosis was evaluated via ultrasonography and computed tomography, and survival analysis was performed by using the Kaplan–Meier method. Variables associated with mortality were identified through Cox regression analysis. Results: Hepatic steatosis was present in 59.3% (n=159) of patients at diagnosis, but increased to rate of 70.7% (n=140) after treatment. A significant progression in the severity of hepatic steatosis was observed after treatment (p<0.001); however, hepatic steatosis did not have a significant impact on survival (p=0.978). The presence of hepatic steatosis was significantly associated with older age, higher body mass index (BMI), postmenopausal status and the presence of diabetes mellitus (DM) (p=0.010, p=0.014, p=0.008, p=0.013). Hepatitis B infection was detected in 19.1% (n=57) of patients at diagnosis, but no new infections were observed after treatment. Only, direct bilirubin levels were higher in patients with hepatitis B (p=0.022). At least one comorbidity was identified in 43.1% (n=129) of patients, with hypertension and DM being the most common ones. The presence of comorbidities was not significantly associated with survival (p=0.022). Mean age was 59.35±11.46 years and the mean BMI was 29.69 kg/m². Among the gamma-glutamyl transferase to platelet ratio (GPR), aspartate aminotransferase to platelet ratio index (APRI), fibrosis-4 index (FIB-4), and neutrophil-to-lymphocyte ratio (NLR) scores, only GPR was identified as a significant prognostic factor (p=0.864, p=0.878, p=0.490, p=0.030). In our study, leukocyte count, neutrophil count, gamma glutamyl transferase (GGT) levels, total cholesterol levels, tumour markers (CEA, CA15-3) and GPR were found to be significant prognostic factors for survival (p=0.011, p=0.029, p=0.016, p=0.042, p=0.005, p< 0.001, p=0.030, respectively). Stage was the most significant prognostic factor for survival (p<0,001). Conclusion: Comorbidities and metabolic disturbances have been increasingly recognized as important determinants of survival outcomes in patients with breast cancer. In the present study, elevated GGT levels, higher total cholesterol concentrations, and an increased GPR were identified as prognostically significant parameters. Nevertheless, these observations warrant validation through larger, well-designed prospective studies. Given that metabolic abnormalities such as hepatic steatosis, DM and obesity may not only predispose individuals to cancer development but also adversely impact prognosis following diagnosis, comprehensive metabolic control should be considered a critical component of cancer management strategies. Moreover, the improved survival outcomes observed in patients diagnosed at earlier stages further highlight the essential role of effective screening programs and early detection efforts in breast cancer care.
Benzer Tezler
- Tamoksifen ve aromataz inhibitörü hepatotoksisitesinin fibroscan ile incelenmesi
Evaluation of hepatotoxicity of tamoxifen and aromatase inhibitors using fibroscan
SEMRA ORHAN DZHEMAL
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
OnkolojiKocaeli Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ YASEMİN BAKKAL TEMİ
PROF. DR. DEVRİM ÇABUK
- Meme kanserinde karaciğer yağlanması kontrollü prospektif çalışma
Hepatitic steatosis assoiated with breast cancer:prospective-controled study
AHMET BİLİCİ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2002
Gastroenterolojiİstanbul Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ.DR. MUSTAFA ÖZGÜROĞLU
- Assessment of the effects of melatonin on the funtional deficits induced by cellular stress in obese donor derived mesenchymal STEM cells
Melatonin'in obez donor mezenkimal kök hücrelerinde hücresel strese bağlı olarak oluşan fonksiyon bozuklukları üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi
ECE GİZEM POLAT
Yüksek Lisans
İngilizce
2024
BiyolojiHacettepe ÜniversitesiKök Hücre Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. FATİMA SUSANNA FAUSTINA AERTS KAYA
- Meme kanserinde hormonal tedavi sonrası hepatosteatoz sıklığı ve metabolik hastalıkların (diyabetes mellitus ve obezite) meme kanserinde prognozla ilişkisi
Incidence of hepatosteatosis after hormone therapy and association of metabolic disorders with prognosis in breast cancer patients
METİN YAMAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2016
OnkolojiDicle Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MEHMET KÜÇÜKÖNER
- Tamoksifen kullanan meme kanseri tanılı hastalardaki hepatosteatozun NAFLD fibrozis skorlaması ve fibrozis-4 (FIB-4) ile retrospektif değerlendirilmesi
Retrospective evaluation of hepatostasis with NAFLD fibrosis scoring and fibrosis-4 scoring systems in patients diagnosed with breast cancer using tamoxifen
MÜNEVVER İREM KÖK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
OnkolojiBursa Uludağ Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ERDEM ÇUBUKÇU