HIV ile mono-enfekte kişilerde tenofovir disoproksil ile tenofovir alafenamid içeren antiretroviral tedavi rejimlerinin kardiyometabolik riske etkisinin karşılaştırılması
Comparison of the effects of antiretroviral treatment regimens containing tenofovir disoproxil and tenofovir alafenamide on cardiometabolic risk in people mono-infected with HIV
- Tez No: 939092
- Danışmanlar: PROF. DR. ALPER ŞENER
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji, Infectious Diseases and Clinical Microbiology
- Anahtar Kelimeler: HIV Enfeksiyonu, Anti-retroviral Ajanlar, Tenofovir, Adipoz Doku, Epikardiyal Yağ, Metabolik Sendrom, Yağlı Karaciğer, Alkolik Olmayan Yağlı Karaciğer Hastlığı, Elastikiyet Görüntüleme Teknikleri, Ekokardiyografi, HIV Infections, Anti-retroviral Agents, Tenofovir, Adipose Tissue, Epicardial Fat, Metabolic Syndrome, Fatty Liver, Non-alcoholic Fatty Liver Disease, Elasticity Imaging Techniques, Echocardiography
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: İzmir Katip Çelebi Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: HIV enfeksiyonunun tedavisinde kullanılan antiretroviral tedavi (ART) rejimlerinde yaşanan gelişmeler ile HIV enfeksiyonu kronik bir hastalık haline gelmiştir. HIV ile yaşayan bireylerde geleneksel risk faktörlerinin yanında HIV enfeksiyonuna bağlı kronik inflamasyon, immün aktivasyon ile ART ilişkili uzun dönem toksisite metabolik komorbiditelerin gelişmesinden ve kardiyovasküler hastalık (KVH) riskinde artıştan sorumlu tutulmaktadır. Tenofovir ön ilaçlarından tenofovir alafenemid (TAF) kilo alımı ve dislipidemi ile ilişkilendirilmişken diğer ön ilaç tenofovir disoproksil fumaratın (TDF) kemik ve böbrek üzerine yan etkisi bilinmektedir. Epikardiyal yağ dokusu (EYD) kardiyometabolik riskin belirteci kabul edilen kalbe ait viseral yağ dokusudur. Metabolik sendrom (MetS) ve metabolik disfonksiyon ilişkili steatotik karaciğer hastalığı (MASLD) da artmış KVH riski ile ilişkilidir. Bu çalışmanın amacı TAF ve TDF içeren ART rejimlerinin kardiyometabolik risk ile ilişkisinin değerlendirilmesi ve invaziv olmayan yöntemlerden transtorasik ekokardiyografi (TTE) ile vibrasyon kontrollü transient elastografinin (VCTE) kardiyometabolik risk belirlemede yerini incelemektir. Yöntem: Çalışma tek merkezli, kesitsel ve gözlemsel olarak planlandı. 01.08.2024 ile 31.01.2025 tarihleri arasında polikliniğimize başvuran, bilinen KVH öyküsü olmayan, viral yükü baskılı ve en az 12 aydır düzenli olarak integraz inhibitörü (INSTI) ve emtrisitabin (FTC) ile kombine olarak TAF veya TDF içeren ART rejimi kullanan HIV ile yaşayan bireyler çalışmaya dahil edildi. HBV, HCV koenfeksiyonu olan, orta veya ciddi alkol tüketimi olanlar dışlandı. Tüm katılımcılara TTE ile EYD ölçümü, üç saat açlık sonrası VCTE ile controlled attenuation parameter (CAP) ve karaciğer sertlik ölçümü yapıldı. Tüm katılımcıların boy, kilo, bel çevresi, kan basıncı ölçümü yapılarak son üç aya ait en güncel laboratuvar tetkikleri hastane bilgi yönetim sisteminden alındı. TAF ve TDF bazlı ART kullananlar arasında EYD kalınlığı, MetS ve MASLD sıklıkları karşılaştırıldı. Daha kalın EYD, MetS ve MASLD tanıları ile ilişkili faktörler araştırıldı. Bulgular: Çalışmaya TAF/FTC/BIC kullanan 67, TDF/FTC + DTG kullanan 25 birey dahil edildi. Ortanca EYD kalınlığı TAF grubunda 4 [IQR:1,92] mm, TDF grubunda 3 [IQR:1] mm saptandı ve aradaki fark anlamlıydı (p=0,010). İki grup arasında MetS ve MASLD sıklığı açısından anlamlı fark yoktu (p=0,499 ve p=1,000). MetS ve MASLD tanısını öngörmek için 4,01 mm EYD kalınlığı eşik değer olarak belirlendiğinde her iki durum için %74 özgüllük elde edildi. Çok değişkenli lojistik regresyon analizlerinde MASLD tanısının bağımsız belirleyicileri ALT düzeyi (OR:1,13; %95 GA:1,06–1,22; p<0,001), yaş (OR:1,09; %95 GA:1,00–1,02; p=0,006), trombosit sayısı (OR:1,01; %95 GA:1,00–1,02; p=0,006) ve AIDS evresinde tanı almak (OR:6,23; %95 GA:1,75–26,6; p = 0,007) olarak belirlendi. MetS tanısı ile ilişkili bağımsız belirleyiciler iki ayrı modelde belirlendi. HIV ilişkili ve sosyal faktörleri içeren model A'da güncel ART rejiminin süresinin uzamasıyla (AOR:1,06, %95 GA:1,00–1,12; p=0,031), CD4+ T lenfosit sayısının artmasıyla (AOR:1,01, %95 GA:1,00–1,03; p=0,039) ve yaşın ilerlemesiyle (AOR:1,10, %95 GA:1,04–1,17; p=0,001) MetS tanısı olasılığı arttı. Karaciğer ilişkili ve metabolik faktörlerin dahil edildiği model B'de CAP değeri (AOR:1,02, %95 GA:1,00–1,03; p=0,006) MetS tanısı ile pozitif ilişki gösterdi. Belirlenen eşik değer olan > 4,01 mm EYD kalınlığı için, karaciğer sertlik ölçümü (OR:1,87; %95 GA:1,15–3,19; p=0,015) ve toplam ART kullanma süresi (OR=1,02; %95 GA:1,01–1,03; p<0,001) bağımsız belirleyiciler olarak belirlendi. Sonuçlar: Çalışmamızda, TAF içeren rejim kullanan bireylerde TDF içerenlere göre ortanca EYD kalınlığının daha yüksek bulunması, TAF'ın viseral yağlanmayı artırabileceği hipotezini desteklemektedir. EYD kalınlığı açısından iki grup arasında anlamlı fark saptanmışken MetS ve MASLD sıklığının etkilenmemiş olması EYD kalınlığının kardiyometabolik hastalıklar açısından daha erken bir biyobelirteç olabileceğini desteklemektedir. Bu hipotezin test edilmesi için prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır. EYD kalınlığı, MetS ve MASLD'ın hem geleneksel metabolik parametrelerle hem de HIV enfeksiyonu ve ART ilişkili özelliklerle ilişkili bulunması, ART deneyimli HIV ile yaşayan bireylerde kardiyometabolik riskin çok faktörlü doğasını doğrulamaktadır. HIV ile yaşayan bireylerde kardiyometabolik risk değerlendirmesinde, geleneksel parametrelerin yanı sıra TTE ile EYD kalınlığı ve VCTE ile hepatosteatoz ve karaciğer sertliği ölçümlerinin de değerlendirme algoritmalarına mümkün olduğunda dahil edilmesi, risk takibinin hassasiyetini artırabilir.
Özet (Çeviri)
Aim: With the developments in antiretroviral therapy (ART) regimens used in the treatment of HIV infection, HIV infection has become a chronic disease. In addition to traditional risk factors in individuals living with HIV, chronic inflammation, immune activation and long-term toxicity associated with ART are responsible for the development of metabolic comorbidities and increased risk of cardiovascular disease (CVD). Tenofovir alafenemide (TAF), one of the prodrugs of tenofovir, has been associated with weight gain and dyslipidaemia, while the other prodrug tenofovir disoproxil fumarate (TDF) has known side effects on bone and kidney. Epicardial adipose tissue (EAT) is visceral adipose tissue of the heart that is considered as a marker of cardiometabolic risk. Metabolic syndrome (MetS) and metabolic dysfunction associated steatotic liver disease (MASLD) are also associated with increased CVD risk. The aim of this study was to evaluate the association of ART regimens containing TAF and TDF with cardiometabolic risk and to examine the role of transthoracic echocardiography (TTE) and vibration-controlled transient elastography (VCTE), which are non-invasive methods, in cardiometabolic risk assessment. Methods: The study was designed as a single-centre, cross-sectional and observational study. Individuals living with HIV who visited our outpatient clinic between 01.08.2024 and 31.01.2025, had no known history of CVD, had a suppressed viral load and had been regularly using an ART regimen containing TAF or TDF in combination with integrase inhibitor (INSTI) and emtricitabine (FTC) for at least 12 months were included in the study. Individuals with HBV, HCV co-infection, moderate or heavy alcohol consumption were excluded. All participants underwent EAT measurement by TTE, controlled attenuation parameter (CAP) and liver stiffness measurement by VCTE after three hours of fasting. Height, weight, waist circumference, blood pressure and the most recent laboratory tests from the last three months were obtained from the hospital information management system. EAT thickness, MetS and MASLD frequencies were compared between TAF and TDF-based ART users. Factors associated with thicker EAT, MetS and MASLD diagnoses were evaluated. Results: A total of 67 individuals receiving TAF/FTC/BIC and 25 individuals receiving TDF/FTC plus DTG were included in the study. The median epicardial adipose tissue (EAT) thickness was 4 mm [IQR: 1.92] in the TAF group and 3 mm [IQR: 1] in the TDF group, and the difference was statistically significant (p=0.010). There was no significant difference in the prevalence of MetS and MASLD between the two groups (p=0.499 and p=1.000, respectively). When an EAT thickness of 4.01 mm was used as the cutoff value to predict the presence of MetS and MASLD, a specificity of 74% was achieved for both conditions. In multivariable logistic regression analyses, the independent determinants of MASLD diagnosis were ALT level (OR: 1.13; 95% CI: 1.06–1.22; p<0.001), age (OR: 1.09; 95% CI: 1.00–1.02; p=0.006), platelet count (OR: 1.01; 95% CI: 1.00–1.02; p=0.006), and being diagnosed at the AIDS stage (OR: 6.23; 95% CI: 1.75–26.6; p=0.007). Independent predictors for MetS diagnosis were identified in two separate models. In Model A, which included HIV-related and social factors, longer duration of the current ART regimen (AOR: 1.06; 95% CI: 1.00–1.12; p=0.031), higher CD4+ T cell count (AOR: 1.01; 95% CI: 1.00–1.03; p=0.039), and older age (AOR: 1.10; 95% CI: 1.04–1.17; p=0.001) were associated with increased likelihood of MetS. In Model B, which included liver-related and metabolic parameters, CAP value (AOR: 1.02; 95% CI: 1.00–1.03; p=0.006) was positively associated with MetS diagnosis. Regarding the identified threshold of >4.01 mm for EAT thickness, liver stiffness measurement (OR: 1.87; 95% CI: 1.15–3.19; p=0.015) and total duration of ART use (OR: 1.02; 95% CI: 1.01–1.03; p<0.001) were found to be independent determinants. Conclusion: In our study, the finding that the median EAT thickness was higher among individuals on TAF-containing regimens compared to those on TDF-containing regimens supports the hypothesis that TAF may increase visceral adiposity. While there was a significant difference between the two groups in terms of EAT thickness, the fact that the frequency of MetS and MASLD was not affected supports the hypothesis that EAT thickness may be an earlier biomarker for cardiometabolic diseases. Prospective studies are needed to test this hypothesis. The finding that EAT thickness, MetS and MASLD were associated with both traditional metabolic parameters and HIV infection and ART-related characteristics confirms the multifactorial nature of cardiometabolic risk in ART-experienced individuals living with HIV. In cardiometabolic risk assessment in individuals living with HIV, the inclusion of traditional parameters as well as measurements of EAT thickness by TTE and hepatosteatosis and liver stiffness by VCTE in assessment algorithms, where possible, may improve the sensitivity of risk monitoring.
Benzer Tezler
- HIV enfeksiyonu olan hastalarda hbsag ve anti-hcv seroprevalansının araştırılması
HIV enfeksi̇yonu olan hastalarda hbsag ve anti̇-HVC seroprevalansinin araştirilmasi
MEYHA ŞAHİN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2017
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik MikrobiyolojiSağlık Bilimleri ÜniversitesiEnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Bakteriyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MUSTAFA YILDIRIM
- Heteroatom içeren çok halkalı siklik sistemlerin türevlerinin sentezi ve karakterizasyonları
Synthesis and characterizations of derivatives of multi-ring cycle systems containing heteroatoms
SÜMEYYE ÇOL
- Synthesis of quaternary poly(4-vinyl pyridine) based submicron particles for preparing biocidal dispersions and permanent antibacterial cotton fabrics
Biyosidal dispersiyonların ve kalıcı antibakteriyel kumaşların hazırlanması için kuaterner poli(4-vinil piridin) esaslı mikronaltı taneciklerin sentezi
BERKAY DEMİRALP
Yüksek Lisans
İngilizce
2017
Polimer Bilim ve Teknolojisiİstanbul Teknik ÜniversitesiKimya Ana Bilim Dalı
PROF. DR. NİYAZİ BIÇAK
- 2014-2019 yılları arasında Diyarbakır ili Mycobacterium tuberculosis suşlarında primer antitüberküloz ilaçlara direncin araştırılması
Investigation of primer antituberculosis drug resistance at Diyarbakır between 2014-2019 years
BERNAN YOKUŞ EM
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2021
MikrobiyolojiDicle ÜniversitesiTıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MAHMUT METE