Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesine başvuran 9-13 yaş arasındaki çocuklarda daimi birinci molar dişlerde taurodontizm görülme prevalansının retrospektif olarak değerlendirilmesi ve eşlik eden diğer dental anomalilerin incelenmesi
Retrospective evaluation of taurodontism prevalence in permanent first molar teeth and investigation of co-occurring dental anomalies in children aged 9-13 years applying to Ege University Faculty of Dentistry
- Tez No: 943862
- Danışmanlar: PROF. DR. RÜŞTÜ ÖZANT ÖNÇAĞ
- Tez Türü: Diş Hekimliği Uzmanlık
- Konular: Diş Hekimliği, Dentistry
- Anahtar Kelimeler: Taurodontizm, Diş anomalisi, Sendromlar, Taurodontism, Dental anomaly, Syndromes
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Ege Üniversitesi
- Enstitü: Diş Hekimliği Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Pedodonti Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Bu çalışmada Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesine başvuran çocuk hastalardaki daimi birinci molar dişlerde taurodontizm görülme prevalansı, tiplerinin görülme sıklığı, lokalizasyonu, cinsiyetler arası dağılımı ve taurondontizmin diğer dental anomalilerle birlikteliğinin araştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Anabilim Dalı kliniğine 2023 yılında başvuran 9-13 yaş arasındaki 6928 hastadan rastgele seçilen 1077 çocuğun dijital panoramik radyografileri değerlendirildi. Değerlendirme Shifman ve Chanannel tarafından geliştirilen taurodont indeks'e göre yapıldı. Çalışmaya dahil edilen hastaların radyografileri literatürdeki bilgiler ışığında belirlenen dental anomaliler açısından değerlendirildi ve kayıt altına alındı. Ayrıca bu hastaların tıbbi anamnezleri, yaş ve cinsiyet gibi demografik özellikleri de kaydedildi. Elde edilen verilerin istatistiksel analizinde Spss 25.0 programı kullanıldı. Tanımlayıcı veriler, sayı, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma şeklinde belirtildi. Bağımlı değişken ve bağımsız değişken arasındaki ilişki ki-kare testiyle belirlendi. P<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Bu çalışmaya dahil edilen toplam 1077 kişinin % 47,8'i kadın, % 52,2'si erkekti ve yaş ortalamaları 10,78±1,23 olarak tespit edildi. Bu çalışmada taurodontizmin görülme sıklığı % 3,7 olarak saptandı. Taurodontizmin, kızlarda görülme sıklığı oranı % 2,8 olarak bulunurken, erkeklerde bu oran % 4,7 olarak tespit edildi. Cinsiyetler arasında istatistiksel olarak önemli bir farklılık görülmedi. Üst çenede % 3,4 oranında, alt çenede % 1,9 oranında taurodontizm tespit edildi. Üst ve alt çenelerde taurodontizm bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu tespit edildi. Taurodontizm istatistiksel olarak anlamlı derecede üst çenede daha fazla saptandı (p<0,05). Taurodontizm görülen olguların %32,5'inde tek taraflı, %67,5'inde çift taraflı taurodontizm varlığı tespit edilmiş olup bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05). Her iki çenede de en çok hipotaurodont dişler bulunmuştur ve oranı % 78,49'dur. Mezotaurodontizm tanısı alan dişlerin oranı % 13,97 hipertaurodontizm ise % 7,52'dir. Dental anomalisi bulunan olguların % 8,3'ünde, dental anomalisi bulunmayan olguların % 3,1'inde taurodontizm tespit edilmiş olup dental anomali ile taurodontizm arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğu tespit edildi (p<0,05). Taurodontizm tanısı alan olguların % 10'unda hipodontiye, % 5'inde dilaserasyona, % 5'inde piramidal dişe rastlandı. Sistemik hastalığı olan olguların % 7,7'sinde, olmayan olguların V % 3,5'inde taurodontizm tespit edilmiş olup sistemik hastalık ile taurodontizm arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki olmadığı tespit edildi. Sonuç: Taurodontizm, dental işlemler sırasında özel yaklaşımlar gerektiren, dental anomalilerle beraber sık görülen ve bazı genetik sendromların da belirtisi olabilen bir dental anomalidir. Bu nedenle hem klinisyenlerin hem de erken teşhis açısından önemli rol oynayan çocuk diş hekimlerinin bu konuda yeterli bilgiye sahip olması gerekmektedir. Ayrıca, birden fazla dental anomalisi bulunan bireylerin belirlenmesi, eşlik eden sistemik hastalıkların ortaya konması ve genetik temelin anlaşılabilmesi için ileri düzey araştırmalar yapılmalıdır. Bununla birlikte, taurodont dişlerde tedavi başarısını artırmak ve doğru klinik yaklaşımları belirlemek amacıyla uzun takipli çalışmalara gereksinim vardır.
Özet (Çeviri)
Objective: This study aimed to investigate the prevalence of taurodontism in permanent first molars of pediatric patients applying to Ege University Faculty of Dentistry, the frequency of different taurodontism types, their localization, distribution by gender, and the association of taurodontism with other dental anomalies. Materials and Methods: Digital panoramic radiographs of 1,077 randomly selected children aged 9-13 years, among 6,928 patients who applied to the Department of Pediatric Dentistry at Ege University Faculty of Dentistry in 2023, were evaluated. The assessment was performed according to the taurodont index developed by Shifman and Chanannel. The radiographs of the included patients were analyzed for dental anomalies determined based on information from the literature and recorded accordingly. Additionally, the medical history, age, and gender of the patients were documented. The statistical analysis of the obtained data was conducted using SPSS 25.0 software. Descriptive data were presented as numbers, percentages, arithmetic means, and standard deviations. The relationship between dependent and independent variables was determined using the chi-square test. A p-value of <0.05 was considered statistically significant. Results: Among the 1,077 patients included in the study, 47.8% were female, and 52.2% were male, with a mean age of 10.78±1.23 years. The prevalence of taurodontism in this study was found to be 3.7%. The prevalence in females was 2.8%, while in males, it was 4.7%, with no statistically significant difference between genders. Taurodontism was detected in 3.4% of the maxilla and 1.9% of the mandible, with a statistically significant difference in taurodontism prevalence between the upper and lower jaws. Taurodontism was significantly more common in the maxilla (p<0.05). Unilateral taurodontism was observed in 32.5% of cases, while bilateral taurodontism was found in 67.5%, with this difference being statistically significant. The most common type of taurodontism was hypotaurodontism, with a prevalence of 78.49%. The prevalence of mesotaurodontism was 13.97%, and hypertaurodontism was 7.52%. Taurodontism was detected in 8.3% of cases with dental anomalies and in 3.1% of cases without dental anomalies, indicating a statistically significant relationship between taurodontism and dental anomalies. Among patients diagnosed with taurodontism, 10% had hypodontia, 5% had dilaceration, and 5% had pyramidal teeth. Taurodontism was found in 7.7% of patients with systemic diseases and 3.5% of those without systemic VII diseases, with no statistically significant relationship between systemic disease and taurodontism. Conclusion: Taurodontism is a dental anomaly that requires special approaches during dental procedures, is frequently associated with other dental anomalies, and can be an indicator of certain genetic syndromes. Therefore, both clinicians and pediatric dentists, who play a crucial role in early diagnosis, should have sufficient knowledge on this topic. Furthermore, advanced studies are needed to identify individuals with multiple dental anomalies, reveal associated systemic diseases, and understand the genetic basis of taurodontism. Additionally, long-term follow-up studies are required to improve treatment success in taurodontic teeth and establish appropriate clinical approaches.
Benzer Tezler
- Çocuklarda 25-hidroksivitamin D düzeyleri ve VDR gen varyantları ile diş çürükleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Evaluation of the relationship between 25-hydroxyvitamin D levels and VDR gene variants and dental caries in children
ECE ŞENGÜN BERBER
- Ortodontik tedavi gereksinimi ile ağız sağlığına bağlı yaşam kalitesi ilişkisi: Sosyal ve duygusal alt küme ve birimler seviyesinde karşılaştırma
The relationship between orthodontic treatment need and oral health-related quality of life: Comparison at social and emotional domains and units
HAZAL SOYSAL
- Yüzey örtücü ile kaplanmış kompomer ve cam iyonomer simanın in-vivo ve in-vitro koşullarda karşılaştırmalı olarak incelenmesi
Comparative evaluation of surface coated compomer and glass ionomer cement in vivo and in vitro
İLHAN UZEL
- Pandemi döneminde 0-13 yaş grubundaki çocuklarda ağız ve diş sağlığı hizmetlerine erişim düzeyinin ve belirleyicilerinin saptanması
Establishing the level and determinants of access to oral health care for 0-13 year-old children during pandemic
SEVGİ ARABULAN
- Çocuklarda üst orta keser dişlerin mine dentin kırıklarının restorasyonunda iki farklı kompozit materyalin uzun dönem estetik ve fonksiyonel klinik başarısının araştırılması
Long term esthetic and functional clinical success of two different composite materials in the restorations of enamel-dentine fractures of upper middle incisor teeth in children
MENİJE MENDERES