Geri Dön

Comprehension of evidentiality in spoken Turkish: Comparing monolingual and bilingual speakers

Konuşulan Türkçede kanıtsallığın anlaşılması: Tek dilli ve çift dilli konuşmacıların karşılaştırması

  1. Tez No: 955348
  2. Yazar: FİGEN KARACA UZ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. JUHANİ JäRVİKİVİ, DOÇ. DR. EVANGELİA DASKALAKİ
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Dilbilim, Linguistics
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2018
  8. Dil: İngilizce
  9. Üniversite: Unıversıty Of Alberta
  10. Enstitü: Yurtdışı Enstitü
  11. Ana Bilim Dalı: Dilbilim Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Dil Bilimi Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Bu tez, Türkçe'nin kanıtsallık yapılarının anlaşılırlığını, miras dil konuşucuları ve birinci nesil göçmenler ile tek dilli konuşucular arasında karşılaştırmalı olarak, kendi hızlarında dinleme yöntemiyle incelemiştir. Konuşucuların yeterlilik düzeyi ve içinde bulundukları dil ortamı gibi bireysel farklılıkların bu işlemsel süreci nasıl etkileyebileceği sorusu da ele alınmıştır. Kanıtsallık, bilginin kaynağının dilde nasıl kodlandığını ifade eder ve Türkçede geçmiş zaman ekleri –DI ve –mIş yoluyla iletilir. Daha spesifik olarak, üçüncü şahıs anlatımı veya kanıta dayalı çıkarım gibi dolaylı deneyime dayalı bilgilerin aktarımında –mIş eki 'dolaylı deneyim' kullanılırken, doğrudan deneyimlenen olayların aktarımında –DI eki 'doğrudan deneyim' kullanılmaktadır. Bununla birlikte, –DI ekinin Türkçede her zaman doğrudan deneyimi ifade ettiği yönündeki iddianın yanıltıcı olduğu, Johanson (2003, 2018) tarafından öne sürülmüştür. Ona göre, –mIş eki 'dolaylı deneyim' kanıtsallık alanında işaretli biçimken, –DI eki 'doğrudan deneyim' bu yapının işaretsiz karşılığıdır. Bu eklerin karmaşık söylem-bağımlılıklarının hem miras dil konuşucuları hem de birinci nesil göçmenler için sorunlara yol açtığı öne sürülmüştür (Arslan, Bastiaanse ve Felser, 2015; Arslan, De Kok ve Bastiaanse, 2017). Ancak, bireysel farklılıkların kanıtsallığın işlenişini nasıl etkilediği şimdiye kadar incelenmemiştir. Bu doğrultuda, bu tezde tek dilli konuşucuların, miras dil konuşucularının ve birinci nesil göçmenlerin kanıtsallık ihlallerine olan duyarlılıkları incelenmiştir. Ayrıca, katılımcıların dil yeterlilik düzeylerinin ve bulundukları dil ortamının kanıtsallığı işleme sürecindeki rolü de araştırılmıştır. Bu tezin bulguları, konuyla ilgili anlayışımıza katkı sağlamaktadır. Bu tezin bulguları, Türkçedeki kanıtsallığı anlama biçimimize katkı sağlamaktadır; zira –DI 'doğrudan deneyim' ve –mIş 'dolaylı deneyim' ekleri eşdeğer düzeyde değildir. –mIş 'dolaylı deneyim' ekinin bağlama uyumsuzluğu, tek dilli konuşucular için erken ve daha yüksek düzeyde işlemleme zorluğu yaratırken, –DI 'doğrudan deneyim' ekinin uyumsuzluğu daha geç ve daha düşük yoğunlukta bir işlemleme zorluğuna neden olmuştur. Birinci nesil göçmenler, tek dilli konuşuculara kıyasla daha yavaş işlemleme sergilemiş, ancak –mIş 'dolaylı deneyim' ekinin bağlama uyumsuzluğunda nihayetinde tek dilli konuşucularla paralel bir performans göstermişlerdir. –DI 'doğrudan deneyim' eki söz konusu olduğunda ise böyle bir etki gözlemlenmemiştir; bu durum yavaş işlemleme ya da dil kaybı ile açıklanabilir. Son olarak, miras dil konuşucuları her iki ekin bağlama uyumsuzluğuna karşı da herhangi bir duyarlılık göstermemiştir. Bireysel değişkenler açısından değerlendirildiğinde, birinci nesil göçmenlerin her iki eki nasıl işlediğini Türkçe'nin konuşulduğu ortamın zenginliği belirlerken, miras dil konuşucularının –mIş 'dolaylı deneyim' ekini nasıl işlediğini erken çocuklukta Türkçe kullanımı etkilemiştir. Özetle, bu tez –DI 'doğrudan deneyim' ve –mIş 'dolaylı deneyim' eklerinin eşit derecede ihlal edilebilir olmadığını öne sürmektedir. Ayrıca kanıtsallığın , Türkçenin bir miras dili olarak kullanıldığı bağlamda savunmasız bir alan olduğunu, ancak birinci nesil göçmenler söz konusu olduğunda mutlaka bir dil kaybı yaşanmadığını, benzer fakat daha yavaş bir işlemleme olasılığının da göz önünde bulundurulması gerektiğini savunmaktadır. Bireysel farklılıkların –DI 'doğrudan deneyim' ve –mIş 'dolaylı deneyim' eklerinin bağlama aykırı kullanımlarına karşı duyarlılığı nasıl etkilediği sorusu, bu çalışmada yer alan birinci nesil göçmen ve miras dil konuşucularının sayısının sınırlı olması nedeniyle yanıtsız kalmıştır. Yine de, Türkçenin konuşulduğu çevresel zenginlik ve erken çocuklukta Türkçe kullanımı, bu eklerin bağlama uygun olup olmamasından bağımsız olarak nasıl işlendiğinin anlamlı yordayıcıları olarak bulunmuştur.

Özet (Çeviri)

This thesis investigated the comprehension of evidentiality in Turkish heritage speakers and first generation immigrants, in comparison to monolingual speakers using a self-paced listening task. The question of how individual differences such as the speakers' proficiency and language environment may modulate their processing was also addressed. Evidentiality refers to the encoding of the source of information, and in Turkish it is conveyed by means of the past tense suffixes –DI and –mIş. More precisely, the information gathered through indirect experience, such as third-party narration and inference based on evidence, requires the use of the suffix –mIş 'indirect experience', whereas directly experienced events require using the suffix –DI 'direct experience'. At the same time, the claim that the suffix –DI consistently conveys direct experience in Turkish is argued to be fallacious by Johanson (2003, 2018), according to whom the suffix –mIş 'indirect experience' is the marked form and the suffix –DI 'direct experience' is its unmarked counterpart in the evidentiality domain. The intricate discourse-dependencies of these suffixes have been argued to cause problems for both heritage speakers and first generation immigrants (Arslan, Bastiaanse, & Felser, 2015; Arslan, De Kok, & Bastiaanse, 2017). Yet, how individual differences modulate the processing of evidentiality has not been examined. Accordingly, in this thesis, the sensitivity of monolinguals, heritage speakers, and first generation immigrants to the violations of evidentiality was examined. In addition, the role of the proficiency level and the language environment of the participants in the processing of evidentiality was also investigated. The findings of this thesis inform our understanding of evidentiality in Turkish in that the suffixes –DI 'direct experience' and –mIş 'indirect experience' are not on equal footing. The incongruity of the suffix –mIş 'indirect experience' induced early and greater processing difficulty, whereas that of the suffix –DI 'direct experience' caused a late and less intense processing difficulty for monolingual speakers. First generation immigrants were slower than monolingual speakers but their performance eventually paralleled that of monolingual speakers in the incongruity of the suffix –mIş 'indirect experience'. In the case of the suffix –DI 'direct experience', no such effect was observed, which may be explained by either slow processing or attrition. Finally, heritage speakers did not show any sensitivity to the incongruity of either suffix. In terms, of individual variables, the richness of the Turkish environment modulated how first generation immigrants processed both suffixes, whereas Turkish use in early childhood modulated how heritage speakers processed one of the two suffixes, the suffix –mIş 'indirect experience'. To recapitulate, this thesis suggests that the suffixes –DI 'direct experience' and –mIş 'indirect experience' are not equally violable in the first place. It also argues that evidentiality is indeed a vulnerable domain in Turkish as a heritage language, whereas it does not necessarily undergo attrition in the case of first generation immigrants in that the possibility of similar, but slower processing should also be considered. The question of how individual differences modulate the sensitivity to incongruent uses of the suffixes –DI 'direct experience' and –mIş 'indirect experience' remained unanswered due to the limited number of first generation immigrants and heritage speakers in this study, though the Turkish richness and Turkish use in early childhood were significant predictors of how these suffixes were processed regardless of congruency.

Benzer Tezler

  1. Üniversitelerde okutulan güzel sanatlar müzik dersi programının incelenmesi

    Studying the fine arts music curriculum taught in universities

    FERDA GÜRGAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    MüzikGazi Üniversitesi

    SAADETTİN ÜNAL

  2. Çatışmacı toplum paradigması: Teorik ve meta-teorik düzeylerin ilişkisi

    Conflict paradigm of society

    ADNAN TÜREGİN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    SosyolojiCumhuriyet Üniversitesi

    Sosyoloji Ana Bilim Dalı

    DR. İNAN ÖZER

  3. Sincan'daki orta 1. sınıflarda okuduğunu anlama bakımından Türkçe öğretimi

    Başlık çevirisi yok

    KEVSER GÜNDÜZ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Eğitim ve ÖğretimGazi Üniversitesi

    Türkçe Eğitimi Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. AYŞEGÜL ATAMAN