Geri Dön

Dijital çağda sinemanın ontolojik kırılımı ve genişleyen sinematografi: Sanal prodüksiyon ve sinematik gerçekliğin inşası üzerine etnografik bir alan araştırması

The ontological rupture and expanding cinematography in the digital age: An ethnographic field study on world-building of cinematic verisimilitude and virtual production

  1. Tez No: 955390
  2. Yazar: İBRAHİM EREN
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. CEM ÇINAR
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Felsefe, Radyo-Televizyon, Sahne ve Görüntü Sanatları, Philosophy, Radio and Television, Performing and Visual Arts
  6. Anahtar Kelimeler: sinema ontolojisi, genişletilmiş sinematografi, sanal prodüksiyon, sanal sinematografi, olası dünyalar teorisi, film yapım endüstrisi, sinematik gerçeklik, oyun motoru, 3D sanal dünyalar, Etkileşimli sinema, Film endüstrisi, Genişletilmiş gerçeklik, Görüntü yönetmeni, Haptik, Ontoloji, Sanal gerçeklik, Sayısal sinema, Sinematografi, ontology of cinema, expanded cinematography, virtual production, virtual cinematography, film production industry, possible worlds theory, cinematic verisimilitude, game engine, 3D virtual worlds, Interactive Cinema, Film industry, Extented reality, Director of cinematography, Haptic, Ontology, Virtual reality, Digital cinema, Cinematography
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Maltepe Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Radyo Televizyon ve Sinema Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Radyo-Televizyon ve Sinema Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Dijitalleşme ve XR tabanlı sanal prodüksiyon teknolojileri, sinemanın yalnızca üretim araçlarını değil, anlam üretim süreçlerini, temsil rejimlerini ve yaratıcı öznelerin rollerini de yeniden tanımlamakta; sinemanın geleneksel ontolojik tanımında yapısal bir kırılma yaratmaktadır. Bu araştırma, söz konusu teknolojik dönüşümün sinemanın ontolojik, estetik ve üretimsel boyutlarında ne tür kırılmalar yarattığını, film yapım endüstrisinde farklı rollerde yer alan profesyonellerin deneyimleri üzerinden etnografik bir çerçevede analiz etmeyi hedeflemiştir. Nitel araştırma yaklaşımıyla yapılandırılan çalışmada, Refleksif Tematik Analiz (RTA), betimsel ve yorumlayıcı fenomenolojik analiz birlikte kullanılmıştır. Yönetmen, görüntü yönetmeni, sanal prodüksiyon direktörü ve VFX süpervizörlerinden oluşan 14 film yapım profesyoneliyle yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş; ayrıca sanal prodüksiyon stüdyolarında etnografik gözlemler yapılmıştır. Araştırma bulguları, geleneksel prodüksiyon iş akışlarının değiştiği, görüntü üzerindeki tek otoritenin artık görüntü yönetmeninin olmadığı yeni bir üretim mantığına işaret etmektedir. Çalışma, interaktif ve VR (sanal gerçeklik) deneyimlerin sinemanın geleneksel tanımına uymadığını, bu deneyimlerin bir tür oyun simülasyonundan öteye geçmeyeceğini; hipergerçekçi teknolojilerin yaygınlaşmasıyla birlikte, görsel gösteri ile anlatı derinliği arasındaki dengenin bozulduğunu, duyusal etkileşim artsa bile anlatı ile kurulan duygusal bağın zayıfladığını göstermektedir. Sonuçlar, teknolojik şovların (3D, 4D vb.); duyu odaklı ama duygusal olmayan bir sinema deneyimine yol açtığını ortaya koymaktadır. Öte yandan katılımcılar, sinematik evrenlerin inandırıcılığının temel koşulunun iç tutarlılık olduğu ve sinematik evrenin kendi mantığına ya da fizik kurallarına aykırı unsurların“inançsızlığı askıya alma”durumunu bozduğunu belirtmiştir. Olası Dünyalar Teorisi çerçevesinde incelenen katılımcı ifadeleri sinematik gerçeklik ve sinematik evren kurgusunda inandırıcılığın ancak kurmaca dünyanın iç tutarlılığı ve duygusal etkisiyle sağlanabileceğini göstermektedir. Dolayısıyla başarılı bir sinema evreni, ister hiper-gerçekçi ister stilize olsun, izleyicide anlamlı bir bağ yaratabilen ve kendi kural setine sadık bir bütünlük yakaladığında ortaya çıkar. Bu kavramsal çerçeve, yeni olası gerçeklikler sunan bilimkurgu veya fantastik filmlerde bile geçerli olup; izleyici kaynağını hissettiği duygusal ve bilişsel dinamizmle anlatıya dâhil olur.

Özet (Çeviri)

Digitalization and XR-based virtual production technologies are not only redefining the technical apparatus of cinema, but also reshaping its processes of meaning-making, regimes of representation, and the creative roles of authorship—producing a structural rupture in the traditional ontological conception of cinema. This study aims to analyze the ontological, aesthetic, and productional ruptures caused by this technological transformation through an ethnographic framework, using the experiences of professionals occupying various roles within the film production industry. The research is structured through a qualitative methodology, combining Reflexive Thematic Analysis (RTA) with descriptive and interpretative phenomenological approaches. In-depth semi-structured interviews were conducted with 14 film professionals—including directors, cinematographers, virtual production specialists, and VFX supervisors—and supplemented by ethnographic observations in virtual production studios. The findings point to a shift in the logic of production, wherein traditional workflows are being reconfigured and the cinematographer is no longer the sole authority over the image. The study further reveals that interactive and VR-based cinematic experiences do not align with conventional definitions of cinema, and tend to function more as game-like simulations. With the rise of hyperrealist technologies, the balance between visual spectacle and narrative depth appears to be disrupted: although sensory engagement is heightened, the emotional bond with the narrative becomes attenuated. The results suggest that technologically driven spectacles (e.g., 3D, 4D) increasingly lead to a sensory-centered but emotionally detached cinematic experience. Participants emphasized that the plausibility of cinematic worlds depends fundamentally on internal coherence, and that elements violating either physical laws or the internal logic of the diegesis break the viewer's suspension of disbelief. Within the framework of Possible Worlds Theory, participants' accounts indicate that cinematic realism and world-building become persuasive only when the fictional universe maintains logical consistency and generates emotional resonance. Thus, a successful cinematic world—whether hyperrealist or stylized—emerges when it forms a meaningful bond with the viewer while remaining faithful to its own internally governed rule set. This conceptual framework remains valid even in science fiction and fantasy genres that construct alternative possible realities and the viewers becomes involved in the narrative through the emotional and cognitive dynamism they feel its source.

Benzer Tezler

  1. An Experimental and analytical investigation of cam follower jump phenomenon

    Başlık çevirisi yok

    ŞÖLEN ŞEN

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    1987

    Makine MühendisliğiOrta Doğu Teknik Üniversitesi

    Makine Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MEHMET ÇALIŞKAN

  2. A-D, D-A çeviricileri ve -40 derece ile 100 derece arasında çalışan bir dijital termometre tasarım ve yapımı

    Başlık çevirisi yok

    N.GÜLER FENER

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    Fizik ve Fizik MühendisliğiGazi Üniversitesi

    Fizik Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ATİLLA ÖZMEN

  3. Digital alan kalp hastalarının ilaç kullanımına uyumu ve uyumu etkileyen faktörler

    The Drug adaptability of heart patients taking digitalis and factors affecting the adaptability

    MÜYESSER ERDEM

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    HemşirelikCumhuriyet Üniversitesi

    Hemşirelik Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. YUSUF SARIOĞLU

  4. Dört zamanlı türbaşarj direk püskürtmeli bir dizel motorunun bilgisayar ile sümülasyonu

    Computer aided simulation of a fourstroke turbocharged direct-anjection diesel engine

    MUSTAFA BALCI

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    Makine MühendisliğiGazi Üniversitesi

    PROF. DR. OĞUZ BORAT