Kendini susturmanın yordayıcıları olarak sıkıntıya toleranssızlık ve bağlanma stillerinin incelenmesi
Examining distress intolerence and attachment styles as predictors of self-silencing
- Tez No: 956717
- Danışmanlar: DOÇ. DR. SÜLEYMAN KAHRAMAN
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Psikoloji, Psychology
- Anahtar Kelimeler: Kendini susturma davranışı, Silencing the self behavior
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Bahçeşehir Üniversitesi
- Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Psikoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Klinik Psikoloji Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Bu araştırmada, yetişkin bireylerde kendini susturma davranışının yordayıcıları olarak sıkıntıya toleranssızlık ve bağlanma stilleri (güvenli, kaçınan ve kaygılı-kararsız bağlanma) incelenmiştir. Kendini susturmanın sadece toplam puanının değil; dışsallaştırılmış benlik algısı, fedakarlık, kendini susturma ve bölünmüş benlik alt boyutlarının yordayıcıları da incelenmiştir. Ayrıca araştırmanın değişkenlerinin; cinsiyet, yaş, eğitim durumu gibi sosyodemografik değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığı da araştırılmıştır. Çalışma, 18-65 yaş arası 259'u kadın, 142'si erkek toplam 401 yetişkinle gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanması aşamasında katılımcılara Kendini Susturma Ölçeği (KSÖ), Sıkıntıya Toleranssızlık Ölçeği (STÖ) ve Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği (ÜBBSÖ) uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar kendini susturmanın toplam puanının ve bütün alt boyutlarının, sıkıntıya toleranssızlık ve kaygılı-kararsız bağlanma ile pozitif; güvenli bağlanma ile negatif ilişkilendiğini göstermektedir. Kaçınan bağlanmanın ise ilişkili bulunduğu tek değişken fedakarlık alt boyutu olmuştur. Yapılan Çoklu Regresyon Analizi sonucunda katılımcıların kaygılı-kararsız bağlanma, sıkıntıya toleranssızlık ve güvenli bağlanma düzeylerinin kendini susturma davranışlarını yordadığı görülmüştür. Ayrıca kendini susturmayı daha çok kadınlarla ilişkilendiren çoğu araştırmanın aksine, mevcut çalışma erkeklerin kendini susturma düzeylerini daha yüksek buldu. Araştırma bulguları, kendini susturmanın yalnızca kadınlara özgü bir deneyim olmadığını, ancak cinsiyete bağlı olarak farklı motivasyonel temellere dayanabileceğini göstermiştir. Ayrıca kendini susturmanın sadece ilişkisel bir fenomen değil, bir tür başa çıkma stratejisi olarak da işlev görebileceğini düşündürmüştür. Ulaşılan bu bulgular alanyazındaki bilgilerle tartışılmış, gelecekteki araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur. Araştırma klinik ortamlarda kendini susturmayı etkileyen örüntüleri fark etme ve müdahale yöntemleri açısından önemli ipuçları sunmaktadır.
Özet (Çeviri)
In this study, distress intolerence and attachment styles (secure, avoidant, and anxious-ambivalent) were examined as predictors of self-silencing behavior in adults. Not only the predictors of the total self-silencing score were examined, but also the predictors of its subscales such as externalized self-perception, self-sacrifice, self-silencing, and divided self. Additionally, the study investigated whether the variables of the study differed according to sociodemographic variables such as gender, age, educational status. The study was conducted with 401 adults aged 18–65, including 259 women and 142 men. Data were collected using the Silencing The Self Scale (STSS), the Distress Intolerance Index (DII) and the Three-Dimensional Attachment Styles Scale (TDASS). Results showed that the total score and all subscales of self-silencing are positively associated with distress intolerance and anxious-ambivalent attachment, and negatively associated with secure attachment. The only scale associated with avoidant attachment was self-sacrifice. Multiple Regression Analysis revealed that anxious-ambivalent attachment, distress intolerance, and secure attachment significantly predicted self-silencing. In addition, contrary to previous findings linking self-silencing more strongly to women, the current study found higher self-silencing scores among men. This suggests that self-silencing is not solely a female experience, but can be based on different motivational foundations depending on gender. Findings also highlight that self-silencing may function not only as a relational phenomenon but also as a coping strategy. These findings were discussed in light of literature and suggestions were made for future research. The study offers important insights for understanding the patterns affecting self-silencing in clinical contexts and intervention methods.
Benzer Tezler
- Türkiye'de aile planlaması çalışmalarında erkeklerin önemi, hastane personeli ile fabrika işçilerinin doğum kontrol yöntemlerine karşı tutum ve davranranışlarında farklılığın araştırılması
Başlık çevirisi yok
KAMİL MALKOÇLU
Yüksek Lisans
Türkçe
1987
Demografiİstanbul ÜniversitesiAile Sağlığı Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. DERİN KÖSEBAY
- 1985-1986 yıllarında Polatlı Devlet Hastanesine kaza nedeniyle başvuranların incelenmesi
Başlık çevirisi yok
FERHAN ŞENOL
Yüksek Lisans
Türkçe
1986
İlk ve Acil YardımGazi ÜniversitesiKazaların Çevresel ve Teknik Araştırması Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)
DOÇ. DR. HİKMET PEKCAN
- Sürücülerde kandaki alkol miktarı ile trafik kazası arası ilişki
Başlık çevirisi yok
Z.SEMRA GÜMRÜKÇÜ
Yüksek Lisans
Türkçe
1986
UlaşımGazi ÜniversitesiKazaların Çevresel ve Teknik Araştırması Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)
PROF. DR. RIDVAN EGE