Geri Dön

Eozinofilik bronşektazi: Eski bir hastalığın yeni yüzü

Eosinophilic bronchiectasis: A new face of an old disease

  1. Tez No: 957512
  2. Yazar: AYŞE ZEYNEP PEHLİVAN
  3. Danışmanlar: PROF. DR. İLKNUR BAŞYİĞİT
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Göğüs Hastalıkları, Chest Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Kocaeli Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Bu çalışmanın amacı, periferik kan eozinofil düzeyine göre tanımlanan eozinofilik fenotipin, bronşektazi hastalarının demografik, klinik, radyolojik ve laboratuvar özellikleri üzerine etkilerini araştırmak; eozinofili varlığı ile hastane yatışları, acil servis başvuruları, solunum fonksiyonları, enfeksiyon sıklığı arasındaki ilişkileri değerlendirmek ve bu doğrultuda eozinofilik bronşektazi fenotipinin klinik önemine dair literatüre katkı sunmaktır. Yöntem: Çalışmaya, Ocak 2024 – Ocak 2025 tarihleri arasında Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Kliniği'nde takip edilen, yüksek çözünürlüklü toraks BT ile bronşektazi tanısı doğrulanmış toplam 141 erişkin hasta dahil edilmiştir. Hastalar periferik kan eozinofil düzeyine göre eozinofilik grup (≥300 hücre/μL) ve non-eozinofilik grup (<300 hücre/μL) olarak ikiye ayrılmıştır. Hastaların demografik verileri, komorbiditeleri, SFT parametreleri, balgam kültür sonuçları, laboratuvar bulguları, hastaneye yatış ve acil servis başvuru öyküleri geriye dönük olarak incelenmiştir. Ayrıca, bronşektazi ile ilişkili bağımsız risk faktörlerini belirlemek amacıyla çok değişkenli lojistik regresyon analizi yapılmıştır. Bulgular: Çalışma popülasyonunun yaş ortalaması 53,5 ± 15,5 yıl olup, hastaların %44,7'si erkekti. Hastaların %58,9'u hiç sigara içmemişti. En sık etiyolojik neden çocukluk çağı enfeksiyonu (%53,8) olarak saptanırken, en yaygın komorbidite astım (%49,6) idi. Gruplar arasında demografik ve klinik parametreler açısından anlamlı fark saptanmadı. Eozinofilik grupta nötrofil düzeyleri anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p=0,035). Radyolojik olarak bronşektazinin yaygınlığı, solunum fonksiyon testleri, mikrobiyolojik değerlendirme sonuçları ve antibiyotik kullanım sıklığı açısından gruplar arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmedi. FVC değeri düşük olan hastalarda klinik kötüleşme olasılığı regresyon analizine göre 5,5 kat daha yüksek tespit edildi (p=0,049). Hastane yatış ve acil başvuru sayıları açısından eozinofilik ve non-eozinofilik gruplar arasında anlamlı farklılık gözlenmedi. Sonuç: Çalışmamızda, eozinofilik ve non-eozinofilik bronşektazi grupları arasında radyolojik, fonksiyonel ve klinik bulgular ile hastaneye yatış ve acil başvurusu gibi prognostik belirteçler açısından anlamlı bir farklılık izlenmemiştir. Bu bulgular, bronşektazi hastalarının klinik seyrinin sadece eozinofilik olup olmama durumu ile belirlenemeyeceğini, başka klinik özellikleri de içeren alt fenotiplendirmeye ihtiyaç olduğunu düşündürmektedir. Bu amaçla yapılacak daha geniş örneklemli ve prospektif tasarımlı çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır.

Özet (Çeviri)

Introduction: The aim of this study was to investigate the impact of the eosinophilic phenotype, defined according to peripheral blood eosinophil levels, on the demographic, clinical, radiological, and laboratory characteristics of patients with bronchiectasis; to evaluate the relationship between eosinophilia and hospitalization rates, emergency department visits, pulmonary function, and infection frequency; and to contribute to the literature regarding the clinical significance of the eosinophilic bronchiectasis phenotype. Methods and Material: A total of 141 adult patients who were followed at the Department of Pulmonology, Kocaeli University Faculty of Medicine, between January 2024, and January 2025, and whose diagnosis of bronchiectasis was confirmed by high- resolution thoracic computed tomography (HRCT), were included in the study. Patients were divided into two groups based on peripheral blood eosinophil counts: eosinophilic (≥300 cells/μL) and non-eosinophilic (<300 cells/μL). Demographic data, comorbidities, spirometry parameters, sputum culture results, laboratory findings, and histories of hospitalization and emergency department visits were retrospectively reviewed. Additionally, multivariate logistic regression analysis was performed to identify independent risk factors associated with bronchiectasis. Results: The mean age of the study population was 53.5 ± 15.5 years, and 44.7% were male. Never-smokers comprised 58.9% of the patients. The most common etiological factor was childhood infections (53.8%), and the most prevalent comorbidity was asthma (49.6%). No significant differences were observed between the groups in terms of demographic or clinical parameters. Notably, neutrophil counts were significantly higher in the eosinophilic group (p=0.035). There were no significant differences between the groups regarding radiological extent, pulmonary function test results, microbiological findings, or frequency of antibiotic use. Regression analysis revealed that patients with reduced FVC had a 5.5-fold higher risk of clinical deterioration (p=0.049). No significant differences were observed between the eosinophilic and non-eosinophilic groups regarding hospitalization or emergency department visit frequencies. Conclusion: Our study demonstrated no significant differences between eosinophilic and non-eosinophilic bronchiectasis groups in terms of radiologic involvement, functional, and clinical outcomes, or prognostic markers such as hospitalization and emergency admissions. These findings suggest that the clinical course of bronchiectasis cannot be determined solely by eosinophilic status, and highlight the need for further clustering approaches incorporating additional clinical features. Further large-scale, prospective studies are warranted to elucidate these subphenotypes and their clinical implications.

Benzer Tezler

  1. Kistik fibrozis dışı bronşiektazi hastalarında TH2 inflamasyonun ve alarminlerin hastalık ağırlığı ile ilişkisinin incelenmesi

    The association of TH2 inflammation and alarmins with disease severity in patients with non-cystic fibrosis bronchiectasis

    OKAN GÜRBÜZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Göğüs HastalıklarıÇukurova Üniversitesi

    Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. OYA BAYDAR TOPRAK

  2. ANCA ilişkili vaskülitlerde akciğer görüntüleme bulgularının değerlendirilmesi

    Evaluation of chest imaging findings in anca associated vasculitis

    HALE GÜLÇİN YILDIRIM DOĞAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    İç HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. CEMAL BES

  3. Farklı göğüs hastalıklarında C-reaktif protein ve nötrofil lenfosit oranı korelasyonu araştırması

    C-reactive protein and neutrophyl lymphocyte ratio correlation research in different chest diseases

    ASLI ÇALIŞKAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Sağlık EğitimiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ZÜHAL KARAKURT