Konjenital hemolitik anemilerde genomik ve fonksiyonel analizler
Genomic and functional analyses in congenital hemolytic anemias
- Tez No: 972396
- Danışmanlar: PROF. DR. MÜGE SAYİTOĞLU
- Tez Türü: Doktora
- Konular: Hematoloji, Genetik, Hematology, Genetics
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: İstanbul Üniversitesi
- Enstitü: Sağlık Bilimleri Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Genetik Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Genetik Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Konjenital hemolitik anemiler, klinik ve genetik heterojeniteye sahip nadir hastalıklardır. Eritrositlerde meydana gelen kusurlar hastalık fenotipine yol açar. Son yıllarda rutin uygulamada yer bulan genişletilmiş tanı panellerine rağmen çözümlenememiş olgular mevcuttur. Tüm ekzom dizileme ile konjenital hemolitik anemi gibi nadir hastalıklarda tanıya ulaşmak ve hastalıkla ilgili yeni genlerin ortaya çıkartılması mümkün olmaktadır. Bu tez çalışması kapsamında, klinik bulgular ve konvasiyonel testler ile tanısı koyulamamış ya da atipik bulgular ile seyreden konjenital hemolitik anemi olgularında genetik altyapının aydınlatılması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda toplam 14 indeks olgu ve 42 aile bireyi çalışmaya dahil edilmiştir. İndeks olguların periferik kan örneklerinden tüm ekzom dizilemesi yapılmıştır. Enformatik analiz yaklaşımları ile fenotiplerle ilişkili genler önceliklendirilmiş ve aile segregasyonları yapılmıştır. Indeks olgulardaki fenotiple ilişkisi bilinen genlerin (PKLR, SPTB, ABCB6, ALAS2, CDIN1) yanı sıra, daha önce literatürde hemolitik anemiye sahip hastalarda bildirilmeyen aday gen varyantları (TMCC2, SEC31A, VPS45) da tespit edilmiştir. İndeks olgularda önceliklendirilen birincil aday varyantları dışında, hemolitik anemi gelişiminde katkısı olabilecek genlerde de varyantlar tanımlanmıştır. İlave olarak, uzun süreli kültür ortamında fonksiyonel çalışmalarda kullanılacak CD34+ kök hücrelerden eritroid seri farklılaşma modeli oluşturulmuştur. Yeni aday gen olarak belirlenen TMCC2 genindeki varyant için hedefe yönelik mutagenez ile mutasyon modeli oluşturulmuştur. Bu çalışma, konvansiyonel tanı testleri ve klinik değerlendirme ile hemolitik anemi sınıflandırması yapılamamış olgularda tüm ekzom dizilmenin sağladığı avantajları ortaya koymuştur. Elde edilen verilerin, tanı süreçlerini iyileştirmesi ve kişiselleştirilmiş tanı ve tedavi protokollerine temel oluşturması beklenmektedir.
Özet (Çeviri)
Congenital hemolytic anemias are rare disorders characterized by both clinical and genetic heterogeneity. Defects arising in erythrocytes give rise to disease phenotypes. Despite the implementation of expanded diagnostic panels in routine practice, unresolved cases still remain. Whole-exome sequencing (WES) enables the identification of the underlying causes in such rare disorders and allows the discovery of novel genes implicated in disease pathogenesis. In this thesis, the aim was to elucidate the genetic basis of congenital hemolytic anemia cases that could not be diagnosed by conventional tests or that presented with atypical features. A total of 14 index cases and 42 family members were included in the study. Whole-exome sequencing was performed on peripheral blood samples from the index cases. Through bioinformatic analyses, genes associated with the phenotypes were prioritized, and family segregation analyses were conducted. In addition to variants in genes already known to be associated with the phenotype (PKLR, SPTB, ABCB6, ALAS2, CDIN1), candidate variants were also identified in genes not previously reported in patients with hemolytic anemia (TMCC2, SEC31A, VPS45). Beyond the primary prioritized variants in index cases, additional variants were detected in genes that may contribute to the development of hemolytic anemia. Furthermore, an erythroid differentiation model was established from CD34+ stem cells for functional studies in long-term culture systems. For the candidate gene TMCC2, site-directed mutagenesis was applied to generate a mutation model. This study highlights the advantages of whole-exome sequencing in cases of hemolytic anemia that cannot be classified by conventional diagnostic tests and clinical evaluation. The findings are expected to improve diagnostic pathways and provide a foundation for personalized diagnostic and therapeutic strategies.
Benzer Tezler
- Ülkemizde herediter sferositoz sorunu ve herediter Sferositoz'un kalıtımı (35 ailede elde edilen sonuçlar)
Başlık çevirisi yok
ABDULLAH KUTLAR
- Gestasyonel yaşı 35 haftanın üzerinde olan izoimmun hemolitik hastalık dışında neonatal indirekt hiperbilirubinemisi olan vakaların retrospektif olarak incelenmesi
A retrospective investigation of cases withneonatal indirect hyperbilirubinemia over 35weeks of gestational age other thanisoimmune hemolytic disease of the newborn
ELİF ÇOBAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2021
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıKaradeniz Teknik ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ ŞEBNEM KADER
- Maternal kandan fetal DNA izolasyonu ile rhesus D ve cinsiyet genotiplemesi
Rhesus d and sex genotyping with fetal DNA i̇solation from maternal blood
BÜŞRA YAŞA
Yüksek Lisans
Türkçe
2018
Genetikİstanbul ÜniversitesiGenetik Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ SELÇUK SÖZER TOKDEMİR